kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Aşk Hikayeleri

Gönül Yarası


Gönül Yarası



Yıldızların güzelliğini borçlu olduğu hilal, bir başka güzel duruyordu yıldızlarla. Tuhaf ki hala güzel gördüğü bir şeyler vardı. Oysaki Yollar, yıllar ve ufuklar şeytanın lanetli üçgenine dönüşmüşlerdi hayatında. Onu çıkmazlara götüren yollarda yıllarını tüketmiş; hep karanlık ufuklarla karşılaşmıştı. Her yer geceydi. Her şey aydınlığa teğet geçmişti hayatında. Birinci baharının baş aşağı duran ağacı gazel yapraklarını dökmüştü. Ey hayat dedi senden nefret ediyorum. Sevdiğime kavuşmamı çok gördün ya bana. Yastığının altına yerleştirdiği paketinden bir sigara çıkarıp yaktı. Sigaradan da zevk alamaz olmuştu. “Ey hayat” dedi iğrençsin. “Ey hayat” dedi iğrençliğinden iğreniyorum. Bak nasıl da yere düşmeden kuruyan Sibellere döndüm. Bak nasıl da büzülüp kasılmaktan atmaktan aciz kaldı kalbim. İkinci sigarasını ilk sigaranın izmaritiyle yakıp banyoya yöneldi. Ruh gibi ortalıkta dolaşıyordu. Kar beyazı teni solgun renklerin gölgesinde kalmış; yaşamın canlılığı, zindeliğin belirtisi elmacık kemiklerinin pembeliğinden eser kalmamıştı. Gerildikçe yüzünü yıkar. Yıkadıkça kısa süreli güç kazanırdı. Sanki her yıkayışında yüzünü arıtmak istiyordu. Musibet diye gördüğü aşktan, aşk sanrısından peydahlanmış kısa süreli muhabbetten, yerini bıraktığı tutunamamanın yılgısından, muzdarip olduğu sevgiliden uzak kalma zorunluluğundan, sevgilinin buna sebep oluşundan... Gel dese koşar adım gideceği sevgilisinden, Hepsinden hepsinden arınıyordu. Arıtıyordu su. Yüzünün utançla burkulması daha önceki güzelliğini yitirmesine sebep olmuştu. Yüzü simli cama dargın duruyordu. Tanrım! Denizler kurusun. Gökyüzü kızıla bulansın. Tufan kopsun. Tufan kopsun. Tanrım! Ruhumu al. Yoksa aklımı yitireceğim. Annesinin birkaç kez seslenmesi daldığı düşlerden kopmasına yetmemiş; korkunç bir hayal buhranına kapılmıştı. Dayanamayıp kolundan dürtünce Sida annesine döndü.
— Anneee…
Kırılgandı Sida. Bulut gibi biraz dolunca hemencecik boşalırdı. Çaresizdi Sida. Öksüz çocuk gibi biraz dayanaksız kalınca hemencecik bir kucağa sığınırdı. Sida, annesine o denli sarıldı ki neredeyse yere yuvarlanacaklardı. Doluydu. Çok doluydu.

— Anne! Anne! Annem!
— Kızım! Sidam! Bak yüreğimin sana düşen tarafı sıkılınca nasıl da uyandım. Ana yüreği anlamaz mı sanırsın. Günler oldu midene bir lokma ekmek girmedi. Neden bizimle konuşmuyorsun? Hadi kızım anlat. Anlat ki çaren olayım.
— Anne! Banyo yapmam lazım. Yıkanınca rahatlıyorum. Bir de namaz kılınca, bir de dua edince, bir de sana sarılınca, bir de…

Kızının sustuğunu gören anne dışarı çıktı. Annesi çıktıktan sonra Sida küvetin kenarına oturarak bir sigara daha yaktı. Hiçbir şey düşünemez olmuştu. Sigarasını bitirdikten sonra sonuna kadar açtığı şofbenin altına girip öylece suyun arıtmasını bekledi. Bütün canlıların kendisinden yaratıldığı su, şimdi de parçası olduğu bir bedene canlılık vermeye hizmet ediyordu. Annesinin kızım ne oldu? Banyon bitmedi mi? demesiyle çıkmak zorunda kaldı. Giyinirken özellikle aynaya bakmamaya çalışıyordu. Ayna ayna söyle bana benden daha âşık biri var mı? Dese, sanki ayna dile gelecekte masal yeni şekliyle gerçekleşecekti. Ne yazık ki Sida sevda masalının kahramanı olamayacak kadar bedbahttı. Prenses olamamıştı ki beyaz atlı prensi onu kollarına alsındı. Sida banyodan çıktıktan hemen sonra vakit kaybetmeden kalplere huzur veren rabbinin huzuruna vardı. İki rekât namaz kılıp ellerini semaya kaldırarak: Sana kızgınım sevgili. Gözyaşlarım beden giymiş aşkımın dilidir sevgili. Ki aşkın mabedimdi. Seccademe yumruk ihanetinden Allaha sığındım sevgili. Ama sana beddua da edemem. İnsan sevdiğine beddua edebilir mi sanırsın. Sana dargınım sevgili sana olan sevgimi bilseydin ki leyle duysa kıskanırdı. Ölürdün sevgili. Ey yürekleri rahmetiyle kuşatan! Ey muzdarip gönüllere yüceliğiyle nur veren! Bir tek sana sığınırım. İnşirah. Al yanına ruhumu…


Nihayet duasını bitirdikten sonra seccadesini toplayıp odasına çekildi. Annesini odasında kendisini bekler buldu. Annesi Sidası’nın kırılganlığına dokunamamak için çoktan beri şüphelendiği kızının çektiği gönül yarasına bilinçli olarak değinmekten kaçınıyor; Özellikle konuyu kızının açmasını istiyordu. Nafile bekliyordu. Sidanın dili varmıyordu ki ‘Anne ben ince hastalıktan beter bir derde düşmüşüm ki çaresi hiçbir tabipte bulunmaz’ diyebilsin. Diyebilsin de içinde biriken sıkıntıdan kurtulabilsin. Diyemiyordu işte. Diyemiyordu. Gerçi annesi her şeyi anlamıştı. Nede olsa anne olmaktan önce kadındı. Kaç zamandır kızını gözlüyor, kaç kez Sida’nın uykusunda Murat Murat deyişine şahit olmuştu. Nihayet annesi dayanamayıp:
— Kızım gönül yarası değil mi? dedi.
— Adı murat mı kızım?

Annesi konuştukça Sida’nın yüzü kırmızının daha koyu tonuna bürünüyor, kan çanağına dönüyordu. Nerden biliyordu bütün bunları? Nerden? Allah’ım şimdi ne olacaktı hali? Ne olacaktı? Artık gizlemenin de bir anlamı yoktu. Her şeyi olduğu gibi anlatacaktı. Ama anlatmadan önce annesinin bu konuda ne kadar bilgi sahibi olduğunu anlamak istiyordu:

— Bunu nerden çıkardın anne?
— Uykunda sayıklamıştın.
— Babam da gördü mü?
— …
Anlatacaktı her şeyi. Her bir şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatacaktı. Neyin önemi vardı ki? Babası da öğrenmemiş miydi sanki. Gayrı onun yüzüne de bakamazdı. Bilmeye hakları vardı. Kızlarının başına neyin geldiğini, tam üç yıldır kızlarının neyin esiri olduğunu, ne acılar çektiğini… Anlatacaktı yiğit bellediği vefasızın sevdiği halde neden ondan ayrıldığını. Bütün bu acı çektirmesine rağmen karşı çıksalar bile bir kelimesiyle onları, yani ailesini bırakıp gidebilecek kadar gözü kara sevdiğini. Annesi dâhil hiç kimsenin onun gibi kendisine sarılamadığını, bakışlarında nasıl eridiğini, hepsini, hepsini anlatacaktı.

— Kızım! Bak biliyorsun. Yarın görücülerin gelecek. Ama sen ille de gelmesinler diyorsun. Bunu babana nasıl açıklarım. Geçen gün gelenlere de görünmedin. Beni zor durumda bıraktığının farkında mısın? Bizim bilmediğimiz biri varsa lütfen çekinmeden bizimle paylaş. Evlilik çağın geçti sayılır. Seni zorla evlendirecek değiliz; ancak yıllarca birilerini beklemen yüreğimizi paralar bilesin. Zaten suskunluğundan fenalık gelecek.

Annesi de gergindi. Bu karmaşanın içinde bir limana demirlenmesi isteniyordu. İlk kez demirlediği liman olmayacaktı bu. Öyle görünüyordu. Limanından kovmuştu sevdiği. Seyir defteri onu nereye götürecekti o da bunu bilmiyordu.

— Başkasıyla evlenemem anne.
— Neden? Neden? anlat artık. Vallahi baygınlık geçireceğim.
— Rüyalarıma girecek kadar bütün ruhumla birine bağlıyken kalkıp başkasıyla olamam. Murat bana evlilik teklif etmişti. Bütün benliğimle evet demiştim. Sen söyle ruhumu birine bedenimi bir başkasına teslim etmem evliliğe, aşka, sevgiye küfür olmaz mı? O halde murat dediğin kişi kimse gelip seni istesin diyeceksin. Ne yazık ki o da mümkün değil. Duyduğum kadarıyla murat üç ay önce Berdıl adlı bir kız arkadaşla mutsuz bir evlilik yapmış. Onun için de çok üzülüyorum. Beni seviyorken başkasıyla evlenme bedbahtlığını göstermesi mutluluğunun sonu oldu. Daha fazla konuşamam. Beni istemeye kimse gelmezsin. Yapamam anne. Yapamam. Anlamaya çalış. Bir ömür boyu belki bir gün buluşuruz ümidiyle bekleyeceğim. Hiç kimse, hiçbir şey beni bu kararımdan vazgeçiremez. Onu bir ömür boyu seveceğim.



Annesi Refika Hanım halden anlayan, gün görmüş, bilge bir kadındı. Kızını yalnız bırakması, üstelememsi gerektiğini biliyordu. Zaten elinden pek fazla bir şey gelmiyordu. Ne yapabilirdi ki? Sida yatağını hazırlarken refika hanım dışarı çıktı. İkisi de çok mahzundular. Çaresizlikten mustariptiler. Ateş düştüğü yeri yakıyordu. Günler günleri kovalıyordu. Sidanın durumunda bir düzelme olmadığı gibi zaruri ihtiyaçlarını gidermek dışında neredeyse hiç dışarı çıkmıyordu. Evlerine matem havası girmişti. Refika hanımın iki gözü iki çeşme her an ağlıyor; bütün gününü kızının kapısının önünde ses çıkarmadan beklemekle geçiriyordu. Bir akşam babası kahveden güler yüzle gelmiş:
— Hanım hanım! Diye heyecanla, yaygara koparırcasına refika hanımı çağırmıştı
— Efendim bey! Söyle. Yine ne oldu?
— Hanım sizden habersiz bir şey yaptım. Diyorum ki kızı Avrupa’ya abisinin yanına göndersek belki de o hayırsızı unutur hı ne dersin? Atalarımız dememişler mi “Gözden ırak olan gönülden de ırak olurmuş”
— Sidaya danışsak iyi olur.
—Hanım bu kararımı ona bildir. Hatta al sana uçak biletini. Akşam mesai bitiminde doğruca havaalanına gidip Almanya ya biletini kestim. Abisini de arayıp üstünkörü durumdan haberdar ettim. Sidayı çok sevdiğini unutma. İnan hanım! Abisi, sidayı Almanya’ya göndereceğimizi duyunca çocuk gibi sevindi. Ve göreceksin kızımız belki çabuk olmayacak ama mutlaka zamanla onu unutacaktır
— İnşallah bey inşallah
— Hadi git bu kararımı sidaya ilet. Ve hemen yolculuk hazırlığına başlayın.

Refika hanım kızının odasının kapısını açtığında Sida dua ediyordu. Annesinin yüzünde ki endişeli ifadeyi görünce yeni bir havanın estiğini sezdi. Duasını hemen bitirip annesine döndü. Annesi lafı dolandırmadan babasının konuşmalarını bir bir anlattı. Beklediğinin aksine Sida hiçbir olumsuz tepkide bulunmamış; hatta hemen kalkıp bavulunu hazırlama işine girişmişti. Her halükarda Sida onu fiziksel anlamda kaybetmemiş miydi? Yüreğinde taşıdıktan sonra neresi olursa Sida oraya gidecekti. Sevgisini yalnız yaşadığı gibi; acısını da yalnız çekmek istiyordu. Hem böylelikle yakın çevresini de üzmekten kurtulacaktı. O gece aile hiç uyumadı. Sabah dört sularında havaalanına vardılar. Uçağı on dakika sonra kalkacaktı. Refika hanımın gözyaşları dışında vedalaşma oldukça sakin geçti. Uçak havalanırken Sida: anneciğim babacığım sizleri ne kadar çok sevdiğimi bilemezsiniz. Gönlün dolup taştığı gözden ırak olsa ne fayda ki unutulmaz. Sevgilim ya sen sana ne demeli? Kilim oldu gönlüm dokundu senden. Bilemezsin ki gökkuşağı ipliğiyle dokuduğumsun. Bilemezsin ki külfet değil aşkın bana. Bilemezsin ki tek sevabımsın. Tek libasımsın. Mistik bağlanışımsın. Aşk bir başka güzel duruyordu üstünde sevgili. Beş haliyle sadece bir isimden ibaret değilsin. Ki ölüme gelinlik giyiniyorum. Tek korkum İlahi iltifatın kesilmesidir. O an beyni çöker duyguların…




Gönül Yarası
Yazı Sahibi
Serdar Serdar
Serdar Serdar tarafından 8.3.2007 tarihinde eklendi 371 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Aralık
2
Nesr(i) Şiir (son) (kadir Bıyıklı)
Necla Güney AlptekinAşk Hikayeleri • 129 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Aralık
2
Duygu Gemisi
Berna BaşabaşAşk Hikayeleri • 123 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
1
Olmayan Sevgiliye
Doğukan İçilAşk Hikayeleri • 167 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
1
Nesr(i) Şiir 2 (kadir Bıyıklı)
Necla Güney AlptekinAşk Hikayeleri • 112 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Kasım
30
Kadın ve Adam ( Kadın Öldü)
Hilmi NevruzpulAşk Hikayeleri • 90 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
23
Suretim Ol
Serdar SerdarAşk Şiirleri • 44 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ocak
24
Aşk
Serdar SerdarSevgi ve Aşk Şiirleri • 141 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
1
Kalp Dilsizlik Etme
Serdar SerdarSevgi ve Aşk Şiirleri • 129 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
25
Şehirlerin Gazabından Bana Yol Ver Gideyim
Serdar SerdarSevgi ve Aşk Şiirleri • 209 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
18
Beyaz Günah
Serdar SerdarSevgi ve Aşk Şiirleri • 132 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
6
Mayıs
31
Ahlaki Sorumluluk Üstüne
Serdar SerdarHayata Dair Denemeler • 439 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mart
8
Klinik Vaka
Serdar SerdarYaşamdan Hikayeler • 422 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Nisan
6
Züleyha Efsanesi/sudaki Prenses
Serdar SerdarSevgi ve Aşk Şiirleri • 395 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
8
Gönül Yarası
Serdar SerdarAşk Hikayeleri • 372 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Gönül Yarası, Gönül Yarası hikayesi, Gönül Yarası hikaye, Gönül Yarası nedir?, Gönül Yarası hakkında bilgi, Gönül Yarası hikayeleri, Serdar Serdar hikayeleri, Gönül nedir, Gönül hikayesi, Gönül hikayeleri, Yarası nedir, Yarası hikayesi, Yarası hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi




ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Free Ringtone | Credit Cards | Credit Card | Buy Anything On eBay | Remortgages | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul