Görüngü ve DünüGörüngü ve DünüArtık yeter demek istiyorum! Son haddine ulaştı işkencem. Bulantıda hayatım. Kaderim düz bir yolda ve iki yanı bariyerlerle çevrili. Durmak istiyorum. Hatta an geliyor duruyorum, nihayetinde yine olan oluyor, arkadakiler ittiriyor, zorluyor seni ilerletmeye. Etrafa bakmak istiyorum bu yolda ilerlerken, ama doğa tek boyutlu bir resim! Gören mi görüyor, yoksa gösteren mi? Düşünüyorum. Zorda olsa Bir parantez açıyor, kurguluyorum benim yolu ama bu yoldan ziyade beni asıl kudurtan neden yolların kesiştiği fenomeni oluyor!Neden? Neden tren vagonları gibi yaşamlar? Neye mahkum etmiş bu makinist bizi? Su isteriz... Vermez, verse de boğar. Yemek isteriz... Vermez, acı çektirir, verince de cezalandırır. Görünmez kırbacıyla kör bir bebeği andırıyor bence! 5 gün ilah olup hafta sonları yaramaz bir iblis olan bir bebeği! Yola dikenler koyuyor, ama ayakkabı vermiyor. Ayakkabı buluyorsun ama bir bakmışsın yol bitmiş. Tek çözüm bariyerleri parçalamak teoride. Fakat ne mümkün... Bariyerdeki hızlı tavşancık sana bağlı iple çekiyor seni. Durmaya kalksan bile pimi çekilebilecek bu ip sana tehlike! Duran çukura düşüyor bu yüzden. Kader yalanı da burada ortaya çıkıyor işte. Boyu uzayan budanıyor, iffetsiz bir gül dalı gibi. Zarlar atılmış, bahis açılmış çoktan. Bizler koşan, terleyen, yalanan bit çuvalı itleriz anlaşılan. Ama hayır kazık kafa seni! Bebek ağzına biberonu böyle sokacağım. Böyle! Dinle bakalım beni. Tavşanı yeni görsem de ipi boğazına nasıl geçireceğimi biliyorum. Sanırım arkamdakileri geçmişim sanmamdan dolayı çıkmaza düşüyorum. Oysa ki onlar geleceğim. Öyleyse! Neden kulvar değiştirmeyeyim. Bu ne güzel oluşum! Bu döngü! Kutsal döngü! Ah ne ulu! Canım tembelim! Yüce Koca Göbek! Bir çemberin basında yaratmış belli, gerisi zaten öyle böyle gelivermiş, geliyor. Çünkü bir! Salıver gelsin... Ooh! Tavşanı boğdum! Hızlı yasayarak, ipi kestim ve pimi attım. Arkamdakilere anlatacak vaktim yok. Şaka! Tembel seni! İpleri yola koyup birdirbir oynuyorum. Atlıyorum üzerlerinden onlar düşüyor, kimisinin perdesi açılıyor kimi hala kalkmaya uğraşıp emekliyor. Sonra hepsi kararıyor. Yalnız öğrendiğim bir şey var bu hususta. Asla arkama bakmamak... Ölüm ensemde diye değil işte. Evet ölüm beni kovalayacak, çünkü kutsallıktan kıvranıyor burası. Yapacak bir şeyi yok ki ölümün. Neyse arkama bakıyorum. Boşluk! Karanlık boşluk! Önüme bakmaya çekmiyorum. Ama mecburum buna. Atlaya atlaya, hoplaya zıplaya gidiyorum. Özgürüm nasılsa. Kıh kıh kıh! Kızma bebe! Karanlığın en derinine gidiyorum. Düşünceden sıyrılıp koşmaya başlıyorum. Ama dur! Ben bir At mıyım ki hipodromun düz yolunda deli gibi gidiyim? Derken uyanıyorum. Yine düz bir yol, ha ileri ha geri.Yooo! Hayat çizgimi yönetiyorum! Ama yine de çizgi! Neden tek boyutlu? Yeter! Bende istiyorum tam evrenimi! Aman! Bebiş olmadan istiyorum ama. Tembel değil sakar gibi... Derken! Derken bir gürültü kopuyor. Sanırım geciken pimimin sesi. Hah hah ha! Sana gülüyorum sana! Gürültü sonrası birden çevremde bir görünüm farklılaşması oluyor ve artık bir sahildeyim her mutlu sonun boktan sonu gibi, ama bu kez değil! Çünkü ne mutluyum, ne de bu bir son! Kırdığım ceviz kabuğu parçaları girerken bebeye, “Sefam olsun!” diyorum. Çünkü anladım ki işte bu benim evrenim, benim! Yinede sevinme senin yolundan gidicem, sırf dostlarım yalnız kalmasın diye… Seni tezeklerin tanrısı Medulla boku! Tanrı katili diye anılan, ama benim asla yemediğim katıksız, süzme salak! Bir gün gelecek karşılaşacağız. Emin ol! Ben unutsam bunu okuyanlar ve “Bu!”, bu yazı unutmayacak! Şimdi zamanı gelen sona gidiyorum bu yazımın. Ama! Ama sevinme hemen bebişim… Boşluğa değil, çişe gidiyorum, çişe… Ve unutma ki bu arada seninle uğraşan birisi var!.. SÖRABAL!
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Görüngü ve Dünü isimli yazı, Umut Uyan tarafından 25.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
4
Maskeli Rulet (6)
• Çiğdem Bekar Abilov • Başkaldırı Hikayeleri • 38 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Aralık
3
Maskeli Rulet (5)
• Çiğdem Bekar Abilov • Başkaldırı Hikayeleri • 52 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Aralık
1
Maskeli Rulet (4)
• Çiğdem Bekar Abilov • Başkaldırı Hikayeleri • 70 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Aralık
1
Küçük Kıvılcımı Beklemek
• Gürhan Ongun • Başkaldırı Hikayeleri • 78 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
27
Maskeli Rulet (3)
• Çiğdem Bekar Abilov • Başkaldırı Hikayeleri • 87 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Kasım
9
Kasım
6
Kasım
6
Bitmeyen Hikaye 7_baronların Savaşı 1
• Umut Uyan • Fantazi Hikayeleri • 155 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
6
Bitmeyen Hikaye 7_baronların Savaşı 0
• Umut Uyan • Fantazi Hikayeleri • 89 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
6
Ağustos
11
Mart
24
Haziran
27
Ekim
30
Mart
24 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||