Göze Geldik GüzelimGöze Geldik GüzelimGönül Gönensin: Güzel aynam, söyle bana en güzel ben değil miyim?Şükran Aydın: Senin güzelliğin Gönül sancısı, geçici yani:))) benimki ise “Mürekkep Acısı”. G.: Güzellik acıdır, başa beladır üstelik. Güzel’in tanımı yüzyıllardır tartışılırken, göreceliği de ortadayken, nerden başlayalım söze? Örneğin, güzellik çoook gerekli bir şey midir bizim için? Ne dersin? Ş.: Evet. Dostoyevski; “insan herşeysiz yapabilir, ama güzelsiz yapamaz” demiş. Peki ‘güzel’ nedir? Bilmek hangimizin harcı olacak, bence hiçbirimizin. Bununla birlikte güzeli betimlemeye, anlatmaya, somut hale getirme çabamızla çıkalım yola hele bir bakalım. G.: “Kendini sevimli bir biçimde örtmüş erdemden başka nedir ki güzellik.” İyi, hoş, yararlı, şirin vb.. niteliklere beden ve ruh özelliklerini de eklememiz gerekecek sanırım. Ş.: Evet. “Ruhun kendine dönüşünün bir aşamasında örtük olarak kendini hissettirmesidir, bununla birlikte temel özelliği yaratı olmasıdır, güzel yaratılan bir şeydir”, demiş Hegel. Bir konuşmamızda, güzel bilinen değil, sezilen bir şey demişti Şener Aksu. Çok doğru. G.: Güzel bizim için duyumsanan bir şeyse ‘güzel’ ne? diye sorduğumuzda, doğrudan değil, dolaylı yanıtlar alabileceğiz demek ki. Ş.: Herkes, herkesi ve herfleyi güzel buluyor mu? ya da neden farklı düşünüyor ve farklı algılıyor? Örneğin bu dergideki bir şiir kiminde güzel tadlar bırakırken, kimisi hiç sevmeyebilir, çirkin bulabilir. Sorsak ki bunlar nedendir, nasıldır, açıkla; bir türlü açıklayamaz. G.: Güzel gibi şiiri algılayışımız da toplumsal izler taşıyor. Görgü, bilgi, eğitim sürecimiz güzel ile çirkini algılama tarzımızı belirliyor. Güzellik, bazen kusurlar› gizleyen bir örtü. Çirkinlikleri örten bir bütünsellik var Güzel kavramında. fi.: Bir gazete haberiydi; dünyanın çok güzel olarak kabul görmüfl kad›nlar›n›n, en güzel bölgeleri bilgisayar ortamında birleştirilmiş. Bu kadar ayrı güzel parça biraraya getirildiğinde ortaya ucube bir kadın resmi çıkmış. İnsan ya da eşyanın güzelliği, salt mutlak somut varlığından değil, onu saran ruhunu, karakterini, duruşunu da içeren bir şey. G.: Evet, ayrı parçaların doğal ve uyumlu bir güzelliği yaratması olanaksız. Hepimizin çirkin yanları olduğu gibi. Bir insanı düşünelim; onu daha bütünsel algılamaya başlayınca eskiden çirkin bulduğumuz yanları bile gözümüzde güzelleşebiliyor. Senin başına geldi mi bu? Ş.: Evet. Karşımızdakinin her görünümü bizim bilgi ve algılarımıza bağlı, bu veriler his merkezlerimize gittiğinde ürün olarak ortaya ‘güzel’ veya ‘çirkin’ çıkıyor. Ona ait herşey hiçbir şekilde değiflmezken bizim bu süreci işleme şeklimizin değişmesi, sonucu değiştirebiliyor. Bu düşüncemi ‘ne hissettiysen o’sundur’ diye özetliyorum ben. G.: Altın parolan bu, biliyorum. “Ne hissedersen o’sundur”. Ama bu arada karşımızdaki kişi de biz de değişiyoruz bence. Diyalektik bir çekim süreci, bir benimseme duygusu yaşayabiliyoruz. Bunun tersi de mümkün tabii. Sonuçta, gönül kimi severse güzel odur, değil mi? Ş.: Evet, Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir, anlayışını onaylıyorum. “Ben güzele güzel demem...” yorumu gibi. Kuzguna yavrusu ‘anka’ görünürmüş bu yüzden. Okula git, okuldaki en güzel çocuğa şunu ver, denilen kimsenin, tüm çocuklara bakıp da kendi çocuğunu en güzel bulması gibi... G.: Güzel ile çirkin’in mitolojilerde simgesel öykülerini okuduk. Kraus’a göre, çirkin olamayan bir kadın güzel de değildir. Can Baba’nın şu üçlüğünü çok severim: “Aslında çirkin değilsin sen, / Çirkin görünmek istiyorsun, / Güzelliği tarif için..” Ama tüm dünyada kötülükler çirkinlikler özellikle son yıllarda giderek öyle yoğunlafltı ki... Bir gün, “Dünyayı güzellik kurtaracak” mı, kurtarabilecek mi sence? Ş.: Çirkinliklerin hızla artmasına çok uygun ortamlar oluşmuş durumda. Normal bir evde 30 kişinin yaflamasıyla, 4 kişinin yaşaması örneğin. Bence, kötülük ve çirkinlikler dünya nüfusuna koşut olarak artıyor. Vakitli, aşama aşama, içsellefltire-demlene gerçek tatmin olanaklarının yerini vakitsiz, zeminsiz, yapay ve hızlı tatminlerin, tüketimlerin alması tatminsizliği doğuruyor. Tatminsiz güç para hırsıyla da birleflince çirkinliğin kırkı bir para oluyor. G.: Freud ve Marks’ın temel görüşleri doğrulanıyor böylece. Peki onların getirdiği çözümlerin dışında bir önerin var mı Aydınım? Ş.: Çekici ya da itici güçlere ihtiyacımız var. Her şey zıddıyla var ve bilinebiliyor ve anlamlı. Kötü ve çirkin var olmadan güzeli keşfedemeyiz. Kötü ve çirkin’in yarattığı rahatsızlık duygusunu hissettikçe güzele, iyiye kaçma isteğimiz artar. Güzeli, iyiyi anlar, benimseriz. G.: Evet, mistik yanları, yorumları da içeriyor bu kavramlar insanlık tarihi boyunca. Güzeli bulmak için yeryüzünü alt üst etsek de, içimizde taşımadıkça bulamayız onu. Bu sayıda kapağımızdaki Dove’un “sahte güzellik” operasyonu gibi, yapay bir güzellik arayışı da tecimsel olarak sürekli artıyor. Reklamlarda “güzel” kadın bedenlerinin meta olarak sunulması öyle yaygınlaştı ki, modalar aracılığıyla kitlelerin algılarıyla oynamak da modalaştı. Yarı sömürgeleşen ülkemizde kozmetik tekellerine katkımızı(!) düşünebiliyor musun? Ben yalınlıktan yanayım bu konuda. Ya sen? Ş.: “Güzelden anlayan bilir yalın güzeli, Süslü ise yığınlara seslenir.” Yığınların beğenisi basit, yüzeysel, sığdır.. deyip geçmeli mi ne... G.: Kapitalizmin korkunç saldırısıyla karşı karşıyayız ama... Her şey yukardan körükleniyor. Çirkin ve korkunç bir dayatma bu. Ş.: “Korkunç” dedin de aklıma geldi: Feyza Hepçilingirler’in de dikkat çektiği, Türkçe’de yanlış bir kullanım var: “Korkunç güzel!” Güzel mi korkunç, korkunç mu güzel, güzeli ve beğeniyi anlatmak istiyorsak, ‘çok güzel’ neyimize yetmiyor. Konuya dönersek, ilacı zehirden ayıran şey dozuymuş. Makyajda bu ölçüyü, dengeyi sağlayamazsak, ‘korkunç çirkinlikler’le karşılaşabiliriz:)) G.: Peki, “çok güzel” diyelim. Güzel için yüzyıllar önce şöyle buyrulmuş: Güzelin üç yeri beyazdır: Teni, dişleri, elleri. Üç yeri karadır: Gözleri, kirpikleri, kaşları. Üç yeri kırmızıdır: Dudakları, yanakları, tırnakları. Üç yeri uzundur: Boyu, saçları, elleri. Üç yeri küçüktür: Kulakları, dişleri, çenesi. Üç yeri geniştir: Göğsü, gözlerinin arası, alnı. Üç yeri narindir: Beli, elleri, ayakları. Üç yeri incedir: Parmakları, ayak bilekleri, burun delikleri. Üç yeri tombuldur: Dudakları, kolları, kalçaları. Ş.: Eyvah! Bir tek yeni doğanların diyet yapmadığı dünyamızda bahsettiğin bu güzel ancak ameliyat masalarında yaratılabilir. O da tıbbi, plastik bir güzel(!) olur ancak. G.: Güzel Sanatlar’ın bir bölümü de ‘Plastik’. Yapay izlenimi veriyor. Kimilerimiz az önceki güzel tanımına göre ‘orta’ ile geçebilir sınıfı ancak. Bu kurallar, geçmiş çağ beğenisinin bir özeti. Ş.: Güzel olan hiçbir fley özetlenemez, diyor ama Paul Valery. Şiir için de “Musiki, her şeyden önce musiki,” diyen şair. G.: Şiir de özetlenemez. Güzel tanımı sonsuz. Cemal Bey’in “Fotoğraf”ından: “Adam hüzünlü / Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü / Kadın güzel / Güzel anılar gibi güzel / Çocuk/ Güzel anılar gibi hüzünlü / Hüzünlü şark›lar gibi güzel” Ş.: Çok güzel! işte bu!.. Ben de Şükrü Erbaş’tan ekleyeyim: “Güzel kadınlara kederli şarkılar söyletmeyin /Birbirini çoğalt›yor üç acı /Kadın, güzellik ve şarkı.../ Kederli şarkıları güzel kadınlara söyletin /Birbirini bütünlüyor üç acı / Kadın, güzellik ve şarkı...” G.: Bütün hüzünlü şarkılar bizim için söylenmiş. Hüznümüze ve hüsn’ümüze nazar değmesin canım. Bir beyit bana şiir yazdırdı geçen hafta: “Güzellik “göz”den gelir / Göze geldik güzelim.” Ş.: Güzellik hem göz’den hem öz’den gelir. Göz göz olur yaralar. Güzellik bir yoldur ya... gideyim, hoşçakal!.. G.: Haklısın.. Güzelliğin özü-özeti Sevgi’den başka nedir ki... Teşekkürler!..
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
4
Sevdanın Adı Lacivert Geçmişte Bildiğiniz Aslında Mavi`ydi Düşlediğiniz
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 29 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
4
Terk Edilen Sizsiniz!!!
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 39 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Kasım
12
Ekim
12
Kasım
28
Ekim
14
Ekim
14
Ekim
14
Ekim
13
Anadolu Bizim Köy ve Manilerimiz
• Gönül Gönensin • Kişisel Denemeler • 590 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Eylül
27
Ekim
14
Ekim
13 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||