Gözlerine BakarkenGözlerine Bakarkenonunla ne zaman tanıştık hatırlamıyorum bile. çok zaman geçmesinden ötürü söylemiyorum bunu. bunu onun hep bana tanıdık gelen, tanıdığım gözlerini hayal ederken söylüyorum. herkesin yalanla ördüğü dünyasında bembeyaz pamuklar içine sarılmış bir sevda masalıydı bizim masalımız aslında. hani bir şairin dizeleri gibi: "tüm renkler sırayla kirleniyordu, önceliği beyaza verdiler." herkes eline bir tutam siyahlık almış, bizi hedef göstererek rastgele atışlar yapıyor, hiç acımaksızın, olmamalı diyordu. çoğunu görmezlikten geliyor, çoğundan kaçıyorduk. arada bir denk geliyordu üzerimize siyahlıklar. o zaman zafer kazanmış komutan edasıyla çığlıklar atıyor ve gülerek "ben demiştim" diyorlardı. her şeye rağmen ayakta kalıyor, her isabet alan siyahlığın ardından daha çok temizleniyor ve daha çok beyazlaşıyorduk. böylece üzerimize siyahlık atanlar daha çok hırslanıyor ve daha çok atış yapıyorlardı. birgün siyahlık atanlar yoruldu, "yeter artık, bıktık" dediler, dizlerinin üstüne oturup alınlarından akan terleri silerken gözaltından bize bakmaktan geri de kalmıyorlardı. dinlendik bizde, sevgimiz çok yara almış, çok kan kaybetmiş ama hala temizliğini koruyordu. birgün ansızın biri gelip elindeki pembe rengi uzattı, aldım "ne güzel birşey" dedim, bilemezdim o pamuk şekerine benzeyen rengin aşkı ifade ettiğini ve bilemezdim ki aslında elimde duran o pembe rengin, ellerimden çıkmayacak olan katran karası siyaha döneceğini. sonra o geldi, ellerime baktı ve ellerini gösterdi. meğer aynı oyunu ona da oynayıp, ona da benim kalbimdeki aşkı vermişler. ellerine yüreğime sürdü önce ürperdim, sonra kalbimde akan sıcak bir sıvının verdiği mutlulukla gülümsedim. sonra ben ellerimi onun yüreğine sürdüm o da önce ürperdi sonra gülümsedi. artık sevgimiz eskisi gibiydi derken kötü bir sürprizle kendimize geldik. ben onun yüreğindeki kendimi, o da benim yüreğimdeki kendini seviyordu artık. artık birbirimizi değil kendi kendimizi seviyor, kendimizi özlediğimizde aynaya bakmamız yetiyor, sesimizi duymak isteyince konuşmamız yetiyordu. karşılıklı görüşmek bir yana, birbirimizi görmek dahi istemiyorduk. onlar ise başarmışlardı. birgün yine ellerinde kırmızı renkle geldiler. aldık elimize bu renkleri ve yine sevgimiz zarar görmüş, ellerimiz yine siyah olmuştu. o geldi sonra. ellerini yine yüreğime sürmek istedi, geri çekildim. gözlerimle hayır dercesine ona baktım. gözleri dolmuştu, benim gözlerim ise çoktan yağmur kokmaya başlamıştı.başımı öne eğdim gözyaşlarım adeta yüreğimin üzerine düşüyordu. kalbim acıdı birden. yanmaya başladı. korktum. özlem duydum, başımı kaldırıp baktım. özlediğim karşımdaydı. sarıldım tüm gücümle kucakladım. o da bana sarıldı. meğer ihtiyacımız olan kalbimizi dinlemek iken, ayrı ayrı yollardan geriye dönüp hasret kaldığına sarılmayı seçmiştik. zor olanı seçmiştik. yorulmuştuk belki ama tüm yorgunluğa değecek kadar büyük sevmiştik.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
3
Akıl Hastanesi ve / veya Dinlenme Odası 4 (final)
• Zeynep Tümöz • Düş Hikayeleri • 58 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Aralık
3
Akıl Hastanesi ve / veya Dinlenme Odası 3
• Zeynep Tümöz • Düş Hikayeleri • 46 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Aralık
2
Akıl Hastanesi ve / veya Dinlenme Odası 2
• Zeynep Tümöz • Düş Hikayeleri • 67 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Aralık
1
Akıl Hastanesi ve / veya Dinlenme Odası 1
• Zeynep Tümöz • Düş Hikayeleri • 96 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Kasım
30
Eylül
30
Küçük Bir Kızın Büyüme Hikayesi
• Burcu Sönmez • Yaşamdan Hikayeler • 214 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Eylül
14
Eylül
8
Eylül
8
Eylül
8
Eylül
3
Eylül
4
Eylül
1
Eylül
1
Eylül
30
Küçük Bir Kızın Büyüme Hikayesi
• Burcu Sönmez • Yaşamdan Hikayeler • 214 kez okundu. • 3 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||