Günlüğüm
Anlamsız bir düşünce çevremde dolaşa durdu bugün. Kendimi heycanlı, aktif ve pozitif göstermeye çalıştım. Beynime iğneler saplanırcasına ağrı ve soğuk esintinin bıraktığı izler vardı burnumda. Peçeteler artık isyan etmişti "Hayır-Hayır!"
Her gün gibi, bu günde sanki yaşanmamış geçti. Unutkanlık var, aslında umursamamazlık. Umursanacak o kadar çok şey var ki... Önümden deste deste zulalanmış bir şekilde geçiyor O ve Şu - Şunlar. Bıraktım fakat olmuyor sanki biri teşvik ediyor o malum meleti.
Pişmanlık duygusuna hakim olan aklımdan geçen her söz; "Acaba günah mı?". Doğruyu ve yanlışı ayırt edemeyecek kadar az ve gereksiz çevre mi edindim? Maneviyatım elbette maddilikten fazla fakat maddi kuvvet olmadıktan sonra maneviyatın bir hükmü olmuyor. İnsanlar ah insanlar üzerime üzerime gelip sabrımı taşırıyorlar. Bende kendimi vuruyorum şarkılara-türkülere ne fayda. Acım bir kat daha derinleşiyor. Arkadaşımın aslında kardeşimin teyzesinin oğlunun ayağındaki yara, yanlış pansuman yapılmasının sonucu karalanıp çürüyen eti gibi.
Bana yakınlaşan her söz ve fiziki temas böbürlenmeme neden oluyor. Bu söz ve temas birden bire neden bana yakınlaştı bir arkadaş bir kardeş bazında? Şahsen ben öyle görüyorum fakat aklım değil. Benim şahsiyetim kalbim, başımdaki beyin değil. Dediğim ve savunduğum gibi. İnsanlarda iki beyin vardır. Birincisi; herkesin gördüğü ve hemen ona karşı yapılan yargı başımdaki akıl-beyin. İkincisi ise kimsenin çözemediği, hissetmek için çabalamadığı kalbimdeki akıl-beyin...
Neslimin bugünden itibaren tükendiğini fark ettim. Bugün mü? 4 dakika sonra bitecek. Ama o 4 dakika asır gibi geliyor. Ya dinlediğim şarkının derinden beni vurması ya da düşüncelerim. Ahmaklık. Kendimi bir serüvende bulmak istiyorum derdin, tasanın olmağı bir macerada. Hayallerden ibaret yaşamda mahsur kalmak istemiyorum. Çalışma azmi şırıngayla iliklerime haps olsun. Yumruğumu sıktığım vakit tınrak aralarımdan kan fışkırsın ve benim mürekkebim kan olsun. Zaman doldu. Bitmez dediğim bu 4 dakikada bitti geçen 18 yıl gibi.
Komik. Komiklik için neden uğraşıyorum?. Bana gülmeleri için neden çabalıyorum?. Ben kendim olayım yeter. İnsanlar kendileri olduklarında asıl komik duruma düşüyorlar. Yok edeplik yok güzel söz yok yok yok... Uzayıp süren terbiye aslında komik. Tatlı sözler bana o kadar yapmacık geliyor ki annemin bana kızdığı zaman fırlayan gözleri gibi soluk mor ve buğulu yüzü gibi komik. Bugünde komikti çünkü kendim olmaya çalıştım. Her zaman kendim olmaya çalışıyorum. Palavrada, yalanda dolanda adım geçmemesi için çabalıyorum. Fakat sanki 24 saat kapı eşiğinde durmuşum da bana günlerce iftira atıyorlar ve ben yaşa bakıp bazılarını adam yerine koyuyorum. Kendimi gülmekten alı koyamıyorum çünkü insan zatennettiğim kişiler meğerse hayvanmış...