Hala Aldatıyor Musunuz?
Aldatıyoruz! Arkadaşlarımızı, dostlarımızı, sevdiğimizi söylediğimiz insanları, bilmediğimiz, tanımadığımız herkesi... Onlar kendi dostlarını, arkadaşlarını ve sizi inanılmaz bir yetenekle aldatıyorlar.
Evet, çok aldatıyoruz ve epey aldatılıyoruz.
Eşini, sevdiğini aldatanlara ne demeli! Hepimiz aldatıyoruz ve karşılığında her birimiz aldatılıyoruz. Cinnet geçirenlerimiz oluyor ara sıra soluğu ya tımarhanede ya kodeste ya da kayıplarda alan.
Birbirimize ne kadar da çok benziyoruz!
Her birimiz bize sadık kalmasını istediklerimizi, bizi sevenleri her nedense kırmak, azarlamak, yıpratmak istiyoruz ve aldatıyoruz.
Aldatmak bir ihtiyaç mı acaba? Aldatmadan dayanamaz mıyız? Tıpkı ekmek gibi, su gibi temel bir ihtiyaç olmadığı kesin ama bu kadar çok aldatan olduğuna göre aldatmak da şarap gibi bir ihtiyaç olsa gerek.
Aldatmadan dayanamayanlar var. Aldatmanın hazzını, o heyecanı tatmadan duramayan ve sık sık aldatılanlar var aramızda.
Aldatanlara hep sormak isterim:
Niçin aldatıyorsun?
Muhtemelen vereceği cevap küçük ve uçarı bir gülümseme olacaktır. O gülümsemenin ardındaki sırlı anlamları, tecrübeli hoyratlıkları ve çekilen acıları sezerim. O küçük ve uçarı gülümseyiş bize sadece aldatılanın değil aynı zamanda aldatanların acılarını ve o acıların hemen yanı başındaki hazzı fısıldar.
Nasıl oluyor da insan hazzın yanı başındaki acılara rağmen kendisine söz geçiremiyor.
Biliyorum. Kendisine söz geçiremeyene iradesiz diyeceğiz. Onu hor görenlerimiz olacak, hatta bazılarımız aşağılayacak o iradesiz ve haz düşkününü. Sokakta görenlerimiz yolunu değiştirecek belki.
Ya çekilen acılar! Hiç birimiz bunu asla bilemeyeceğiz. Çünkü biz haz düşkünü ve iradesiz değiliz.
Birbirimizi ne kadar da çok aldatıyoruz!...