kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Kişisel Hikayeler

Hangi Hayatı Seçiyorsunuz?

1 / 2 / 2008  Cuma tarihinde Ayça Mutlucan tarafından eklendi, 247 kez okundu...

“Kadın ön bahçeye bakan mutfaktan belli aralıklarla bahçeye bakıyor sonra yeniden yemek pişirme işine geri dönüyordu. Martın sonlarında olmalarına rağmen hava yeterince sıcak değildi en azından kendi ülkesi ile kıyasladığında. Buraya alışması fazla zamanını almamıştı özellikle sevdiği eşi ile birlikte iken ama her defasından kendi ülkesinin ve ai...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Ayça Mutlucan

Ayça Mutlucan







Hangi Hayatı Seçiyorsunuz?


Kadın ön bahçeye bakan mutfaktan belli aralıklarla bahçeye bakıyor sonra yeniden yemek pişirme işine geri dönüyordu. Martın sonlarında olmalarına rağmen hava yeterince sıcak değildi en azından kendi ülkesi ile kıyasladığında. Buraya alışması fazla zamanını almamıştı özellikle sevdiği eşi ile birlikte iken ama her defasından kendi ülkesinin ve ailesinin özlemini çekiyordu. Her ne kadar kocası her fırsatta -ki istese hemen hafta sonu- onu, ülkesine ve ailesinin yanına götürse de yaz ve bayram tatillerinin dışında olan 2-3 günlük ziyaretler özlemini gidermeye yetmiyordu ama en azından katlanmasını sağlıyordu.

Bir çift güçlü, sıcak el şişmekte olan karnını sıkıca ama fazla sıkıca olmadan doladı. Yanağında sıcak ve sevgi dolu bir öpücüğün gölgesini hissetti. Başını yarım döndürdüğünde her zaman zevkle baktığı o mavi gözleri ardından her zaman gülümsemesine yol açan o gamzeli sıcak gülümsemesini gördü kocasının.

"Eee bebeğim nasılmış bakalım?"

"İyi.Yalnız kurt gibi acıktım. Şimdi işime engel olma yakışıklı ve al eline bir bıçak salata yap ki bebeğini hemen yedireyim."

"Yani sırf bebek için demi."

"Aaaa tabiî ki de valla kendim içinse namerdim."

Ewan gülümseyerek, sırıtan karısının elinde ki bıçağı aldı ve tezgah da hazır bekleyen salata malzemeleri ile Ayça nın sevdiği salatayı yapmaya başladı.

"Aferin be Ewan. Çözdün sen bu salata işini. Bak kimseye öğretmek yok ha bana has bir şey."

"Öğretsem ne olur. Sanki senin yaptığın tada ulaşabilecekler."

"HAPŞUUUUUUUU!"

"Çok yaşa bebeğim ve sağlıklı yaşa"

Ayça hemen yüzünün şeklini değiştirip eşine öfke ile baktı.Ewan bakışları görünce "ne var" dercesine baktı.

"Yani hep bebeğim hep bebeğim. Hamileyiz ama cebelisini ben çekiyorum biraz bana özen göstersen?"

"Ben.. ya valla seni kast etmiştim bebeğim derken."

"Tabi canım dön bakalım dansöz"

Ayça yemeğin kapağını kapatıp, ateşini kıstı. Gelen okul servisini görünce dışarı çıkmak için sokak kapısına yöneldi ama Ewan mutfaktan çıkmadan kolunu kavradı.

"Ayça? sen ciddi değilsin demi?"

"Bırak ve salataya dön İskoçyalı. Pis Avrupalı hep böylesiniz zaten" Ayça ağlamaklı bir ses ve yüz ifadesi ile mutaftan çıktı. Ewan gülüp işinin başına geri döndü. Bir an önce salatayı bitirmezse Ayça nın bu bıçak ile kendisini doğrayacağını gayet iyi biliyordu. Yalnız eşinin bu numaralarına da hep kanıyordu. Defalarca bu şekilde tufaya düşürmüştü kendisini. Hamile kalınca da artış göstermişti. Oyun oynamayı seviyordu ve iyi rol yapıyordu. Kendisi de bir oyuncuydu ama yinede yutuyordu işte. İyi rol yapmasından mı yoksa her an incinmesinden korktuğundan mı kendiside bilmiyordu.Çok duygusal bir yapıya sahipti aslında bu hali hoşuna gitmiyor değildi.Çocuksu halleri, çılgın, dengesiz hareketleri,davranışlar, durmadan değişen ruh hali, en önemlisi de çift karakteri. Çoğu zaman neşeli,çocuksu ve merhametliydi ki aşırı düşünceli ve merhametli bir yapısı vardı. Lakin bazen öyle anlar geliyordu ki bir anda kadınsı, acımasız ve öfkeli hatta ürkütücü olabiliyordu. Herkesten sakladığı karanlık tarafı sinirlendiğinde ortaya çıkıyor ve terör estiriyordu. Damarına basmadığın sürece gayet eğlenceli, komik ve kişiye mutluluk veren biriydi. Aslında bazen onu kızdırmayı sevmiyor değildi.

Ayça gülümseyerek sokak kapısını açtığında üç kızın okul çantaları ile "selam" vererek içeri girmesi eş zamanlı oldu. En büyükleri koca bir genç kızdı, ortancaları ve küçük olan ilkokula gidiyordu. En küçükleri ile ortancaları arasından fazla bir yaş farkı yoktu. İki ya da üç. Küçük olan esmer tenliydi ve evlatlıktı. Diğerleri ise Ewan in ilk eşindendi. Ortanca olan Rose, annesinin yanında kalırken büyük olan Clara babası ile kalıyordu. Üçü de çok sevimli ve iyi huylu kızlardı. Babalarının sempatisi almışlardı. Küçük olan bile etkilenmişti bundan. Her ne kadar evlatlıkta olsa Ewan e benzer tarafları vardı.

"Eee okul nasıl geçti?"

"İyi. Yalnız Rose birini dövmeye kalktı"

"Ya offf!"

"Sütlü çikolatam doğrumu söylüyor Rose?"

"Doğru doğru. Ben açım Ayça?"

"Yemek pişmek üzere canım . Babanda inşallah salatayı pişene kadar bitirecek. Siz de sofrayı kurun."

"ooo ama gelir gelmez iş yaptırıyorsun sende. Misafir sayılırım yahu 2-3 gün kalıcağız şurada."

"Allah Allah bak doğrucam şimdi şurada."

"hehehehehehe tamam tamam biz kurarız. Elimize mi yapışacak demi ama"

"aslında geçen sefer gösterdiğiniz başarıdan sonra Clara sizi mutfağa yakaştırmamam lazım ama böylede olmaz. Öğretmez isem ileride koca zor bulursunuz."

"Niye? erkekler hizmetçimi alıyor yoksa eş mi anlamadım ben?"

"Rose söyler misin bana diğer kadınlardan bir farkın olmaz ise seni ilginç ve cazip kılan ne olur? Güzelsin ama rakibinde güzel olacak, yeteneklisin ama rakibinde öyle olacak ve iyi huylusun o da öyle olacak. Hem ayaklarının üzerinde durmanın ilk yolu kendi işini kendin yapabilmendir."

"Sen babamı böyle iş yaparak mı tavladın yani?"

"HAHAHAHAH"

"Ne gülüyorsunuz be!"

"Şişş Clara, Rose kardeşinize gülmeyin. Soruna gelince canım tavlama değil ama evlenme konusunda sanırsam büyük bir payı olmuştur. İşin sırrı nedir biliyor musunuz kızlar?" Ayça sanki önemli bir sır verecekmiş gibi kimse duymasın diye kızlara doğru eğildi. Kızlar merak ve ciddiyetle aynı şeyi yaptılar. Kadın çok ciddi bir yüz ifadesi ile baktı.

"Yemek."

"Yemek mi?" dedi hepsi birden.

"Evet. erkekler oburdur. Yemek yemeği severler özelliklede güzel yemek yapan bir kadın onlar için bulunmaz Hint kumaşıdır. Şu sözü sakın unutmayın. Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer."

"Hehehe vay be kolay iş o zaman."

"Tabi canım. Önce yemek yapmayı öğrencen sonra o yemek güzel de olacak haa birde önce erkeği bulacaksın... oooooooo işimiz var ya"

"Clara merak etme canım eminim ki bu konuda yeteneklisinizdir. Yemek yapmanın püf noktaları..."

"...Özen ve sevgi." Ewan kızlarına yaklaşıp hepsini tek tek öptü.

“Sanırım bugün düşündüğümden daha yorucu oldu.”

“Bütün gün ayaktaydın. Senin gibi biri fazla yorulmamalı.”
Kadın sıcak yatağının içine girip, eşine sıkıca sarıldı. Onun yanında kendini hep huzurlu ve mutlu hissediyordu. Sıcaklığını ve atan kalp atışları heyecanlanmasına neden oluyordu. Ewan e karşı hep bir zaafı vardı. Ona dokunduğunda, gülümseyen yüzüne baktığında içi kıpırdanıyordu ve sanki hayatında ilk defa onu görmüş gibi doyamadan bakıyordu. Evleneli fazla zaman olmamıştı 2 yıl olmuştu ama yinede bazı şeylere alışmak için yeterli bir süre idi. Lakin Ewan söz konusu oldu mu işler değişiyordu. Ewan dokunuşları utanmasına ve kızarmasına sebep oluyordu hala. Hala ilk günkü utangaçlığını ve heyecanını görünce Ewan inanamıyordu ama bu hoşuna gitmiyor değildi.

“ Niye öyle bakıyorsun sen şimdi?” dedi Ayça, aklındakini okumasına rağmen. Ewan sadece gülümsedi.

“Hiç heveslenme Avrupalı, ben istemedikçe asla. Haddini bil bakayım.”

“Haddimi mi? Sömürge altındaki ülke miyim ben?”

“Bilmiyor musun?” dedi Ayça ciddi ve şaşkın bir halde. Ewan ciddileşerek merakla karısına baktı.
“Seni çoktan işgal ettim ben İskoçyalı.”

“Hahahaha bende bir şey diyeceksin sandım. Demek işgal ettin bile hiç fark etmemişim.”

“İngiliz egemenliğinde kalmaktansa, Türk egemenliğinde kalman daha iyi aşkım.”

“Eh işgal eden ve yöneten sen olduğun sürece bu ülke önünde diz çöker.” Dedi Ewan ve Ayça’ nın yanağını okşamaya başladı. Daha sonra ciddileşerek karısını öptü. Ayça bunun anlamını gayet iyi biliyordu.

Ayça artık Türkiye de ailesinin yanında idi. İngiltere de geçirdiği günler güzel geçiyordu ama topraklarına ayak basar basmaz kokunun değiştiğini fark etmiş, daha bir mutlu olmuştu. Birde ailesini görünce mutluluğu artmıştı. Eve geleli 1 ay olmuştu. Artık yakın zaman da ikizlerini doğuracaktı ama korkuyordu. Daha önce hiç deneyim edinmediği ama merakla beklediği bir olaydı bu. Ewan kesinlikle doğumhaneye kendisi ile birlikte girmeliydi yoksa hastaneyi ayağa kaldırırdı.

Birkaç gün sonra bir an da sancısı tuttu, gözlerini acıdan kapadı ve açtığın da evinde yatakta uzanmış, yanında ki beşikte uyuyan iki bebek vardı. Kadın bebeklerine bakıp gülümsedi, her şey ne kadar çabuk olmuştu. Zaman sanki ışık hızında hareket ediyordu. Daha iki sene evvel evlenmişti, şimdi ise iki bebeği olmuştu. Taze anne, aynı babalarının çehresini taşıyan oğullarına baktı. Daha küçüktüler, göz renkleri belli değil ve saçları yoktu ama kadın oğullarının aynı babalarına benzemesini istiyordu. Onun gibi mavi gözlere, onun gibi buğday sarısı saçlara ve onun gibi tatlı gülümsemeye sahip olmalarını arzuluyordu. Ve elbette babalarının güzel sesine de sahip olmalıydılar. Ewan şarkı söyleyerek onları ve kendisini uyutuyordu. Daha sonra da karısına sarılarak kendi de uykuya dalıyordu.

Zaman yeniden oyununu oynamış ve hızlıca akıp gitmişti. Bebeklerin 40 ı çıktıktan sonra İngiltere ye geri dönmüşlerdi. Şimdi taze anne, hızla büyüyen ve git gide babalarına benzeyen oğullarını izliyor, bir yandan da akşam yemeği hazırlıyordu. Büyük ablaları şu an da okuldaydılar. Kardeşlerini çok sevmişler, onlar ile oyuncak gibi oynuyorlardı. Ayça ise bir köşeye geçiyor, onların bu evcilik oyunlarını izliyordular. Baya hoşuna gidiyordu bu, ilk başta yeni b,r kardeş fikri onları rahatsız eder diye düşünmüştü, hatta doğdukları vakit rahatsızlıkları artar diye ama böyle bir şey olmadı. Aynı küçük anneler gibi hareket ediyor, ihtiyaçlarını karşılamak için evin her yanında dört koşuyordular. Zaten okulların kapanmasında az bir zaman kalmıştı. Hepsinin de son 2-3 sınavı vardı sonra okul bitiyordu. Bu yüzden Ayça onlara fazla karışmıyor ama belli bir çalışma programına sahip olmaları için de onları teşvik ediyordu. Kızlar da üvey annelerinin sözünü severek dinliyorlardı.

“Ahhh!” Kadın acı içinde yüzünü buruşturdu. Eli ile kalbinin yakınlarına bastırdı. Son zamanlar da bu çok sık olmaya hatta acısı da artmaya başlamıştı. Her geçen gün daha fazla hissediyordu bu acıyı. Ewan karısının bu halini görünce endişelendi.

“Yeter artık! Doktora gidiceğiz.”

“Hayır!”

“Ayça…”

“İstemiyorum.”

“Neden? Sağlığın için…”

“Bilmiyorum ama sanki gidersem hoşuma gitmeyen bir şey olacak.”

Ewan karısına yaklaşıp, onu kolları arasına aldı.” Tatlım, herkes hastanelere giderken böyle hisseder. Hem ayrıca hastaneler iyileşmek için var, ölmek için değil.”

“….”

“Yarın gidiyoruz küçük hanım anlaştık mı?”

“Tamam.” Kadın pes ederek yüzünü bir çocuk gibi eğdi. Kocası bu halini her zaman sevmişti, elini çenesine tutup, yüzünü kaldırdı ve gülümseyerek dudaklarına bir buse kondurdu.

hastaneler normalde Ayça yı hiç korkutmaz hatta endişelendirmezdi sadece gitmeye üşenirdi. Çünkü sıra beklemek, sonra tedavi süreci..vs onun gözünde çok büyürdü. En azından Türkiye de. O bitmek bilmez kuyruklar onun canını çok sıkardı. Günün çoğunu hatta hepsini hastanelerde geçirmek zorunda kalabilirdin. Tabi artık Türkiye de bile böyle kuyruklar kalmadı daha doğrusu en aza indi ama yine de hala üşeniyordu. Ewan doktor ile konuşuyordu, ne olduğunu anlamamışlardı. Sorun gözükmüyordu. Büyük olasılıkla gaz problemi vardı bu yüzden kalbine baskı yapıyordu. Bunu 18 yaşında iken başka bir doktorda söylemişti zaten. Kalbini kontrol ettirdiklerinde sorun yoktu sadece gazdan sıkışma yapıyordu. Ewan ı izlerken etraf bulanıklaşmaya ve kalbindeki acı da artmaya başladı. Gözleri bir anda karardı. Duyduğu tek ses “Ayça?” oldu.

“ Doktor?”

“Sabırlı olmalısınız hanım efendi. Allah tan ümit kesilmez. Ne mucizeler gerçekleşiyor.”

“Anne tamam sakin ol. Kaç gündür yıpratıyorsun kendini.”

Doktor yoğun bakım ünitesinde, makinelere bağlanmış kıza eğildi. Kalbinin yakınında olan yaraya baktı, sonra tekrar kapadı. Kızın ailesine döndüğünde yüzünde keder vardı.

“Yara kötülemiş. Son birkaç gündür iç kanama oluyor. Kanamaları her defasında durdurduk ama bir daha kalp krizi geçirse kalbi durur. Bu yüzden böyle bir şey olmaması için Allah a dua edin.”

“Ah! Nereden geldi başımıza o kaza!” Bir hafta önce Ayça, okula giderken kaza geçirmişti. Bir arabanın benzin deposu delinmişti. Kendini bilmez biri de yanan sigarasını fark etmeden arabaya atınca araba patlamış ve param parça olmuştu. Araba parçalarından biride karşıya geçmekte olan Ayça nın kalbi ile akciğerleri arasına saplanmıştı. Kalbi tamamen zarar görmese de bir yırtılma olmuştu. O zamandan beri hastanede yoğun bakımda, bitkisel hayat da yatıyordu.
***
Ayça birden gözlerini açtı. Hastane de idi ve yanında Ewan vardı. Her zaman ki sevgi dolu gülümsemesini takınmıştı ama bir fark ile. Gözleri endişe ile bakıyordu. Ewan karısı için korkuyordu, çocuklarının annesi için korkuyordu, en iyi dostu için korkuyordu.

“İyi misin canım?”

“Sanırım… ama şuram çok acıyor. Ne oldu?” kadın, kalbinin olduğu yeri gösterdi. Ewan elini eşinin elinin üzerine koydu ve gülümsedi.

“Doktorlar daha incelemesine araştırıyorlar. Görünürde bir sorun diyorlar. Bir an da bayılman da tansiyon düşmesinden kaynaklanıyormuş.”

“Ewan…”

“Evet?”

“Uyumak istemiyorum… ve daha fazla burada kalmak da istemiyorum. Haaa!”
***
Ayça gözlerini sıkıca kapadı. Acı artmaya başlamıştı. Sanki uzaklardan bir ses geliyordu. Birkaç saniye sonra ise ses biraz daha yakından gelmeye başladı ama bir türlü gözlerini açamıyordu. Sanki gözlerini kontrol etme yetisini kaybetmişti.

“Çabuk olun! Yeniden kanama başladı.” Dedi bir erkek sesi

“Doktor, kalp ritimleri hızlanmaya başlıyor!

“Kalp ritmini yavaşlatmalıyız!” dedi aynı erkek sesi. Sonra bir an da yeniden aynı sesler uzaklaşmaya başladı. Sanki uzun bir boşluktaydı. Ses yok, görüntü yok. Her şey karmaşık olmaya başlamıştı. Ayça anlam veremiyordu ama kalbinde sanki olmasından korktuğu bir şey gerçek oluyormuş gibi heyecan duyuyordu. Lakin buna anlam veremiyordu. Ne olabilirdi ki diye düşünürken sesler geri geldi.

“Durumu kontrol altına aldık merak etmeyin. Bu arada kızınızda çok dayanıklıymış. Bu kadar dayanıklı birini görmemiştim hiç.”

“Teşekkür ederiz doktor “ dedi ikinci bir erkek sesi.

“Ferruz…” dedi ağlamaklı bir sesle kadın.

“Yok bir şey tamam iyi olacak.”

Ayça bu sesleri tanıyordu. Anne ve babasına aitti. Gözlerini açmak için uğraştı durdu ama bir türlü açamadı. En sonunda parlak bir ışık süzmesi gördü. Ardından bulanık şekiller ve daha sonrasında ise o bulanık şekiller mükemmel olmasa da düzeldi. Bir yatakta yatıyor ve hemşireler de cihazların başında bir şeyler yapıyorlardı. Babası, annesine sarılmış güçlü olmasını istiyordu. O sırada iki ağabeyi de içeri girdi. Hepsini de tanımakta zorlanmıştı çünkü saçları ve yüzleri maskeler ile kapalı, üstlerinde ise yeşil önlükler vardı.

“Anne?”

“AYÇA?!” diye bağırdı kadın.

“Kızım! İyi misin?” dedi babası.

“Kız uyandın mı en sonunda!” dedi ağabeyleri.

“Doktor hasta uyandı!” diye bağırdı hemşirelerden biri. Ailesi kızın başına üşüştüler, hepside umutla, sevinçle gülümsüyorlardı.

“Anne?”

“Evet söyle kızım?”

“Ewan nerede?”

“Ewan mi? O kim?”

“Ya anne var ya sevdiği aktör oğlan.” Dedi küçük ağabey.

“Ay kızım ne işi var onun burada?

“ kocam…”

Ne?” dedi babası. Arkadan doktor çıktı. Kızın yanına yaklaştı ve elinde ki küçük fener ile gözlerine ışık tuttu.

“Şimdi kocan var canım senin?” dedi babacan bir tavırla doktor.

“E-evet ve çocuklarım” dedi kız.

“Anlıyorum.”

“Neredeler?”

“Canım çok üzgünüm ama sanırım sadece bir rüya görmüşsün. Bir hafta önce bir trafik kazası geçirdin ve seni buraya getirdiler. O zamandan beride yoğun bakımdasın. Uyku ve ilaçlar yüzünden rüya görmen de çok doğal tabi.”

“Rüya değil” dedi sesi titreyerek. Doktor üzgün bir ifade ile baktı ve başını olumsuz anlamda kıza salladı. Ayçanın yüreği acımaya başladı ama yaradan dolayı değil üzüntüden, içinde büyük bir hayal kırıklığı ve özlem oluştu. Gözlerinden göz yaşı aktı.

“Ewan….”Ewan…Ewan….” diye tekrar etmeye başladı kısık ses ile.

“Ne oluyor?” dedi büyük ağabey.

“Gördüğü rüyasını gerçek zannetmiş. Bu normal sanırım uzun süre uykuda kalmasının sebebi de rüyasını çok sevmesi.” Kıza dönerek” şimdi yavrum sakin ol, bunda üzülecek bir şey yok. Rüyalar ile yaşayamazsın.”
***
Ayça bir an gözlerini öfke ile doktora dikti. Gözlerini hiç kırpmadan ona bakıyordu. Bir zaman sonra doktor rahatsız olmaya başladı ama belli etmedi. Kız gözlerini kapadı ve tüm olağanca gücü ile içinden tek bir isim bağırdı.

“EWAN!!!!!!!!!” Gözlerini birden açtığından başka bir hastanede buldu kendini. Akşam olmuştu ve yanında Ewan uyukluyordu. Az önceki neydi? Hangisi rüyaydı? Bu u yoksa o mu? Ewan irkilerek kendine geldi ve karısına baktı.

“Bana mı seslendin?” Kadın o anda tek bir şey düşündü. Ne olursa olsun kalmak istediği yer sevdiği adamın yanıydı. Bir rüya ya da değil, fark etmez. Aşk böyle bir şey değimli zaten? Nerede olursan olsun sevdiğinin yanında olmak istersin.

“Evet sana seslendim. Beni sakın bırakma Ewan.” Dedi kadın ağlamaklı bir ifade ile.” Gitmek istemiyorum.” Dedikten sonra daha fazla göz yaşlarını tutamadı. Ewan hemen karısını kollarını aldı. Yüzünde her şeyi bilen bir ifade vardı. Gülümsedi.

“Sen istemediğin sürece burayı terk edemezsin. Kimsenin gücü buna yetmez.” Dedi Ewan. Ayça gülümsedi ve kocasına sarıldı.

“Seçimim sensin ve gitmek istemiyorum. Ne olursa olsun…”




Cihazlar alarm veriyor, hemşireler ve doktor koşturuyordu. Aile odanın dışına çıkartılmıştı. Doktor bir an kızın gülümsemeye başladığını fark etti ve ağzının kıpırdadığını. Kulağını kıza yaklaştırdığında tek bir kelime duydu.

“Yaşayabilirim”

Aile dışarıda ürkerek beklerken doktor çıktı. Yüzündeki ifade her şeyi anlatıyordu aslında.
“Üzgünüm, ikinci kalp krizini atlatamadı.”

Aile yıkılmış bir şekilde feryat etmeye başlarken arkı bir zaman ve yerde Ayça hala yaşıyordu. Anne, babası, kocası, çocukları, ağabeyler, kuzen ve arkadaşları hatta çok sevdiği hayvan dostları ile birlikte her zaman istediği gibi, mutlu mesut yaşıyordu.

Şimdi… Yaşamak sadece gerçek hayata mahsus mu? İnsan kafasında yaşayamaz mı? Peki ya gerçek hayat sandığımız bu acıklı hayat bir rüya ise ve her gece yattığımızda gördüğümüz rüyalar gerçek hayat ise? Seçiminiz ne olurdu?



Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Ekim
8
Yurt Sevgisi
İlayda SevinçKişisel Hikayeler • 40 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
5
Altın Yumurtlayan Tavuk
Bahadır MesciKişisel Hikayeler • 31 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
5
İlham Meleğim
İclal AksoyluKişisel Hikayeler • 33 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
22
Özlüyorum
Hatice EnginKişisel Hikayeler • 232 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Eylül
20
Düşünmek İstemiyorum!
İclal AksoyluKişisel Hikayeler • 105 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Şubat
15
Kraliçe Acantie
Ayça MutlucanYaşamdan Hikayeler • 108 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
15
Zorlu Savaş
Ayça MutlucanKişisel Hikayeler • 351 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
1
Hangi Hayatı Seçiyorsunuz?
Ayça MutlucanKişisel Hikayeler • 248 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
13
Acantie Nawe(yarışma Versiyonu)
Ayça MutlucanKişisel Hikayeler • 216 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Ocak
12
Ayrılık
Ayça MutlucanHayata Dair Şiirler • 194 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Kasım
23
Rüyalar Alemi
Ayça MutlucanDüş Hikayeleri • 690 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Şubat
15
Zorlu Savaş
Ayça MutlucanKişisel Hikayeler • 351 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
23
Efsanevi Jedi`ın Doğumu
Ayça MutlucanKişisel Hikayeler • 258 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Şubat
1
Hangi Hayatı Seçiyorsunuz?
Ayça MutlucanKişisel Hikayeler • 248 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
13
Acantie Nawe(yarışma Versiyonu)
Ayça MutlucanKişisel Hikayeler • 216 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Hangi Hayatı Seçiyorsunuz?, Hangi Hayatı Seçiyorsunuz? hikayesi, Hangi Hayatı Seçiyorsunuz? hikaye, Hangi Hayatı Seçiyorsunuz? nedir?, Hangi Hayatı Seçiyorsunuz? hakkında bilgi, Hangi Hayatı Seçiyorsunuz? hikayeleri, Ayça Mutlucan hikayeleri, Hangi nedir, Hangi hikayesi, Hangi hikayeleri, Hayatı nedir, Hayatı hikayesi, Hayatı hikayeleri, Seçiyorsunuz? nedir, Seçiyorsunuz? hikayesi, Seçiyorsunuz? hikayeleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Armut Dersen Çıkmam!

Erol Sunat
Bu Paraya Bu Kadar Çalışılır!

Sezer Nişancı
Elmalarla Armutlar Karıştı

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Adverse Credit Remortgage | Pay Day Loans | Free Ringtones | Dune | Books | Gazlıgöl | Saat