Harmandan Harmana Bir Garip Ruhsat Baba
20 / 5 / 2008 Salı tarihinde Nazmi Güldeş tarafından eklendi, 238 kez okundu...
“Bir gün bindirirler ölüm atınaYarın iletirler Hakk’ın katınaTopraklar susamış adam etineHep ağzımı açmış hey deli gönülRuhsatî çorak toprakların yuttuğu bir aşığımızdır. Kendini bu diyardan alıp götüren topraklarda yıllarca kâh azaplık yapmış kâh inşaat ustalığı yapmıştır, bazen de türkülerine eşlik eden koyunlara çobanlık yapmıştır.Varlık ile y...” Okuyucu Puanı ;
Harmandan Harmana Bir Garip Ruhsat BabaBir gün bindirirler ölüm atına Yarın iletirler Hakk’ın katına Topraklar susamış adam etine Hep ağzımı açmış hey deli gönül Ruhsatî çorak toprakların yuttuğu bir aşığımızdır. Kendini bu diyardan alıp götüren topraklarda yıllarca kâh azaplık yapmış kâh inşaat ustalığı yapmıştır, bazen de türkülerine eşlik eden koyunlara çobanlık yapmıştır. Varlık ile yokluk arasında bir yolculuktur, Ruhsati’nin hayatı… Âşıklar elinden bade içene kadar, Tecer’in yalçın kayalarından çıkan soğuk suyuna boğulmuştur. Belki de usta aşığımıza sunulan bade Allah’ın bir lutfudur. Bir acımadır belki, ya da ufak bir tebessüm… Pir-i aşığımız Ruhsati, Tonus’tan göç eden bir ailenin çocuğudur. Gözlerini, ismini heybetli bir kayadan almış olan, Deliktaş adlı köyde açmıştır. Ruhsat’ım oldu bir âşık Amma her işim dolaşık Deliktaş’tan çıkmaz âşık Lakin bir tane geldim ben Dedem vilayeti gitsem Tonus’a Saklamaz sırrını sezegen olur Bu mısralarda, aşığımızın ata ocağının Tonus’ta yanmaya başladığını görüyoruz. Üstad Ruhsatî H:1251(M:1835)’te dünyaya gelmiştir. Daha kundaktayken bellidir badeler içinde yüzeceği… Semaya baktıkça gözleri dalga dalga kapanan aşığımıza, ilk türküyü kafiyeli ışıklarıyla ona oyun oynayan, Delik taş’tan bakınca büyük bir umman gibi görünen güneş yazdırmıştır. Şiirlerinde ki iç yakıcı haz gönlüne işleyen güneşin yansımasıdır. Aşığımızın asıl adı Mustafa’dır. Çevresinde “Hoca, Ruhsatî, Âşık, Cehdi” olarak tanınmasına rağmen şiirlerinde “Ruhsat, Ruhsat Baba, Âşık Ruhsat ve genellikle Ruhsatî mahlasını kullanmıştır. Bu mahlası ona Nakşibendî tarikatı şeyhi İbrahim Efendi vermiştir. Kimi Ruhsatî der kimisi koca Kimisi âşık der kimisi hoca Kimisi Cehdi der kimisi yüce Gazaya razı ol belaya sabur. Ben bilirim şeyh Mehmet’tir pederim Ruhsatî’ye eş ben oldum ağlarım Bu deyişinden, aşığımızın baba adının Mehmet olduğunu öğreniyoruz. Şiirlerinde ata örfünden gelse gerek ki annesinin adına rastlanmamıştır. Eflatun Cem Güney annesinin adının Safiye olduğunu söylemektedir. Şiirlerinde annesini yalnız bırakan Ruhsatî’yi on iki yaşında önce annesi kısa bir zaman sonra da babası yalnız bırakmıştır. Böylece hayat onu ırgat olmaya cenazelerle davet etmiştir. Çocuk yaşlar da ah u zor ile kavrulmuştur Ruhsatî Baba… On iki yaşımda sebevetimde Yitirdim pederi anamı vah vah Ruhsatî’nin tahsili yazdıklarında göz yummuştur kâğıda. Pederinin ona imkân sağlamasına rağmen on altı yaşından sonra hoca yüzü görmemiştir. Mektebe saldı peder mader nur olsun meskeni Bir defa hatmeyledim fetvayı gösterdi bana. Ruhsati’nin güçlü bir tahsil görmemesine rağmen, kelimeleri mısralara inci gibi dizdiğini ve kısmende olsa Arapça’ya vakıf olduğunu görüyoruz. Ben derim hoca uğruna diz kırıp oturmadım O da gelmiş Arabî’den ibaresin gösterir. Türküler piri Ruhsati’nin başından dört nikah geçmiş-tir. Bu evliliklerinden de yirmi üç çocuğu olmuştur. Eğer nikâhtan sorarsan dördü bitirdim tamam Eğer evlattan sorarsan yiğirmi üçtür heman Âşık Ruhsati ilk olarak Meryem dediği Mihri adlı bir hanımla izdivaç yapmıştır. Mihri, Elbistanlı bir Türkmen kızı olup Ruhsati’nin ırgatlık yaptığı Ali Ağa’nın konağında hizmetçilik yapmaktadır. Ağa, Ruhsati’nin Mihri ‘ye gönül verdiğini öğrenince, bu iki genci evlendirmiştir. Ancak Mihri H.1293 (M.1877)’te vefat etmiş, beş çocuğunu öksüz Ruhsatî’yi de yaralı bir âşık olarak bırakıp, dünyadan göçüp gitmiştir. Ruhsati’de Mihri’sinden derdinden Bulanmış da coşmuş deyi kınaman Eflatun Cem Güney, Mihri’nin ölümünden sonra Ruhsati’nin Ayşe adında bir kızla evlendiğini, ancak bu kızı da genç yaşında kara toprağa gömdüğünü söylemektedir. Ruhsati üçüncü evliliğini Fatma ile yapmıştır. Diğer eşlerinin acısını Fatma’da unutup, onda bahar seli gibi coşmuştur. Bahar seli gibi coştum bulandım Karıştıkça sellerine Fatma’nın. Altın gümüş idim pul aldım Düşe düşe fallarına Fatma ‘nın Fakat Fatma’dan çocuğu olmamıştır. Fatma’nın da ölmesiyle Ruhsati yalan dünyasının kırık dallarından kopmuş, al rengi ak görmeye başlamıştır. Son evliliğini ise Mühime adında bir kızla yapmıştır. Ancak Mühimme’ye ait, ruhsati’nin gönlündekinden fazla, bilgiye sahip değiliz. Söz bu ya aşığımızın dört karısından başka âşık olduğu güzellerde vardır. Karacaoğlan gibi saz çalmasa da, aşığımızın gönül gözünün gördüğü güzellere meyletmiş, onlara şiirlerinde yer ayırmıştır. Sevdiğim Hafik’in Gulam köyünde Bu yılda gidemek yaz olmayınca Ruhsati kırk yaşlarında gönül verdiği güzeli alamamıştır… Kırk yaşına değdim aklım döşürdüm Aşkın çerisini boydan aşırdım Bir taze civana gönül düşürdüm Yâri bana vermediler Ya Rabbi Ruhsati Sivas rüzgârıyla tırpanlanan yüreğini, aşk tohumlarıyla beslemeye çalışmıştır. Ancak her defasında rüzgâr ağır gelmiş Ruhsat Baba’yı harmandan harmana sürüklemiştir. Türküler piri Ruhsat Baba yokluk içinde kavrulmuştur. “Neyden etkilendin Ruhsati aşktan mı, naçarlıktan mı?”diye sorma ihtimalimiz olsaydı, Ruhsati’nin ağzından şu dizeler dökülürdü: Unut deli gönül kaymağı unut Yoğurda selam ver kaymağı kurut Çirinen pekmezde kaldı bir umut Göklere çekildi ayran bu sene Anlaşılıyor ki Ruhsatî Baba hayatını yoklukla geçirmiştir. Hayat onu her ne kadar naçar kılsa da, dinine teslimiyetçiliği, tevekkül ve kanaatiyle samimi bir Müslüman olması, onu bu kasvetten kurtarmıştır. Ne devletim vardır ne de bir atım Anadan öksüzüm babadan yetim Eam ile yoğrulmuş kemiğim etim Sabırdır her demim elhamdülillah Her yokluğa da elhamdülillah diyen Ruhsati aynı zamanda Nakşibendî tarikatına bağlıdır. Eğer tarikım sorarsan Nakşibendî itiyim Eğer mertlikten sorarsan cümlenizden kötüyüm Eğer mezhepten sorarsan çinpolattan katıyım Hem Muhammed çarıyarı sevdiğim beştir benim. Ruhsati aynı zamanda bade içmiş âşıklarımızdandır. Bir gün Kertme Köyü mezrasında uykuya dalmış ve uykusunda pirler elinden bade içmiştir. Genç yaşta âşıklığı elde etmesini de ünlü aşığımız bade içmesine bağlamaktadır: “Baktım bir bade sundular yatarken bir gece ben Anasından doğduğuna oldu pişman sanmasın” Türküler şahı Ruhsati’nin hayatı Osmanlı’nın son dönemlerine de rastlar. Mısralarından da anlaşılacağı üzere Ruhsat Baba, Sultan Mehmet Reşat devrini idrak etmiştir. Belki de ona dertli dertli türküler yazdıran, Tecer’in engin sularında göz alabildiğince mısralarla oynattıran bir dönemdir; Sultan Mehmet Reşat dönemi Sultan Mehmet şanı zat-ı alişan Erer maksuduna payına düşen Vehbi Cem Aşkun, aşığımızın cülustan iki yıl sonra yani 1911’devefat ettiğini söylüyor. Zaten aşığımız 70 yaşına geldiğini hatta geçtiğini defalarca tekrarlamıştır Yetmişe dayandı vaktimiz geçti Her zaman su deyi şarabı içti Gönül havalandı yüceden uçtu Ancamı engine indiremedin Ruhsati’den kes ümidi yatamam Yetmişine kadem bastı yaşım yar Eflatun Cem Güney ;”Ruhsati 1327(1911)’de yetmiş altı yaşında gözlerini kapamıştır.”diyerek Vehbi Cem Aşkun’u destekler. Bu bilgiler doğrultusunda Ruhsati’nin 1911 yılında öldüğünü tahmin etmekteyiz. Daha senden gayrı âşık mı yoktur Nedir bu telaşın ey deli gönül! Hele düşün devr-i Âdem’den beri Neler gelmiş geçmiş say deli gönül Günde bir yol duman çöker serime Elim ermez gidem kisb ü karime Kendi bildiğine doğrudur deme Gel iki adama uy deli gönül Şu yalan dünyadam üminidi üz İnanmazsan bak kitaba yüz be yüz Hanen mezaristan malın bir top bez Daha doymasan doy deli gönül Baktım iki kişi mezar eşiyor Gam kasavat geldi boydan aşıyor Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor De gel bu rüyayı yay deli gönül Bir gün bindiriler ölüm atına Yarın iletirler Hakk’ın katına Topraklar susamış adam etine Hep ağzımı açmış hey deli gönül Mevlam kanat vermiş uçamıyorsun Bu nefsin elinden kaçamıyorsun Ruhsati dünyadan geçemiyorsun Topraklar başına vay deli gönül!
Tavsiye Et :
Ekim
9
Ekim
9
Ekim
8
Ustanın İşine Karışmak mı ?
• Haluk Namdar • Hayata Dair Makaleler • 54 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Eylül
21
Eylül
16
Haziran
2
Mayıs
27
Mayıs
27
İkinci Bir Emre Kadar Bütün Hayaller Yasak
• Nazmi Güldeş • Başkaldırı Denemeleri • 285 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
22
Mayıs
22
Mayıs
27
İkinci Bir Emre Kadar Bütün Hayaller Yasak
• Nazmi Güldeş • Başkaldırı Denemeleri • 285 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
20
Harmandan Harmana Bir Garip Ruhsat Baba
• Nazmi Güldeş • Hayata Dair Makaleler • 239 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mayıs
27
Haziran
2
Mayıs
22 |
![]() |
|
||||||||||||