kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler





Haftanın Yazarı
Melek Öztürk
Melek Öztürk


Hasıraltı Çocuklar (9)

3 / 5 / 2008  Cumartesi tarihinde Çiğdem Bekar Abilov tarafından eklendi, 231 kez okundu...

“Hiçtir benim ifadem Biz olmadıktan sonra Yemekhanenin önü hıncahınç doluydu yine. Biraz sonra açılacak kapıdan içeri diğerlerinden önce girmek üzere birbirini kolluyordu deneyimli gözler. Müthiş bir uğultu vardı, herkes aynı konuyu konuşuyordu üçer beşerli gruplar halinde. Sabahki dayağın sebebini henüz hiçbiri bilmiyordu ve merak, diğer...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Çiğdem Bekar Abilov

Çiğdem Bekar Abilov







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Hasıraltı Çocuklar (9)


Hiçtir benim ifadem
Biz olmadıktan sonra

Yemekhanenin önü hıncahınç doluydu yine. Biraz sonra açılacak kapıdan içeri diğerlerinden önce girmek üzere birbirini kolluyordu deneyimli gözler. Müthiş bir uğultu vardı, herkes aynı konuyu konuşuyordu üçer beşerli gruplar halinde. Sabahki dayağın sebebini henüz hiçbiri bilmiyordu ve merak, diğer duyguların yerini alalı epey olmuştu.

Tam yedide kapılar açıldı ve içeriye doğru müthiş bir izdiham yaşandı. On iki saattir boğazlarından tek lokma inmemiş genç bedenler; kahvaltının içeriğine, kalitesine ya da miktarına bakmaksızın dolduruyordu tabildotları. Zaten, artık alışmış ve ne yediğinin değil; yiyip yemediğinin önemli olduğunu biliyorlardı. Yeniler içinse durum böyle değildi elbette. Teknelerin dibindeki haşlanmış patlak yumurtalara ve göbekleri küf bağlamış zeytinlere hayretle bakıyorlardı. Hemen arkalarında ise büyük bir kazan duruyor ve yanında da metal bardaklar… Çay almanız için kazanın musluğunu açmanız yeterliydi, ayrıca demlik kullanma zahmetine girmenize gerek yoktu. Zaten demlik de yoktu.

Hatice, kargaşa arasından kapabildiği kadar ekmeğin arasına birkaç zeytin atmış, bir yandan yiyor bir yandan da çıkışa doğru yürüyordu. İki taraflı boylu boyunca sıralanan masaların birinden ona seslenildiğini sandı. Emin olmak için başını çevirdiğinde, Ayten’in arkadaşlarının, elleriyle onu çağırdığını görüp yanlarına gitti.

“Yemek kalmamış mı sana?”
“Biraz yumurta kalmış, ama… Olsun, ben severim zeytin ekmeği. Gerçi, bu zeytin de insanda zevk bırakmıyor, ama alışacağız.”

Bu sözler üzerine masadakiler epey güldüler. İçlerinden biri kalktı ve Hatice’ye doğru:

“Otur hadi, fazla almıştık biz zaten.”
“Yok, teşekkür ederim. Size afiyet olsun.”
“Hatice! Öğlene kadar başka yemek yok, ölürsün açlıktan. Hadi ablam, otur da bir şeyler ye.”
“Sınıf arkadaşlarımın hepsi aynı durumdalar. Onlar açken, sizin masanıza oturup bir şeyler yememi benden nasıl beklersiniz?”

Kızlar, afallamış halde birbirlerine baktılar. Kırk yıl geçse, bir civcivden böyle bir cevap alacaklarını düşünemezlerdi. Sonra hepsi, Hatice’ye döndü. O ise sözleri için çoktan pişman olmuştu. Zamanı geriye almak, görünmez olmak ya da hızla oradan uzaklaşabilmek ve o insanlarla bir daha karşılaşmamak için neler vermezdi. Sessizliği bozan Burcu oldu:

“Altmış kişiye kahvaltı ayarlamamızı mı istiyorsun bizden?”

Korkusunu belli etmemeye çalışarak başıyla onayladı. “İşte, şimdi yandım!” diye geçirdi içinden.

“Gel benimle!”


Burcu’nun peşine takılıp kapının aksi yöne doğru yürümeye başladı. Teknelerin orda bir kapı daha olduğu, dikkatini çekmemişti daha önce. Kapıdan girdiler ve birkaç adım ötedeki merdivenlerden indiler. Yukarıdan çok daha büyüktü mutfak. Sağ tarafta sıralanmış bulaşık makineleri, her birinin yanında birer çeşme ve içlerinde bulaşıklar; ortada kesim ve doğrama tezgahı; biraz ileride ocaklar ve sağlı sollu çok sayıda odalar… Yukarıda, servisi öğrenciler yaptığı için bir yemekhane personeli olabileceğini düşünmemişti hiç. Oysa, yukarıya da aşağıya da rahatlıkla yetebilecek sayıda personel vardı burada. Hatice mutfağı incelerken Burcu’nun yanından ayrıldığını fark etmemişti. O derece dalmıştı ki kurulmuş saat gibi işleyen düzene, Burcu’nun onu çağırmasıyla kendine gelebildi ancak. Koşarak yanına gitti.

“ Hanife Abla, yukarıda ufak bir sorunumuz var. Civcivlere kahvaltı yetmedi, ne yapacağız?”
“Ah be kızanım, bilmez misin sayarlar hep malzemeleri? Nasıl hesap veririm sonra?”
“Bir telefon açsan idareye, olmaz mı?”
“Açayım açmasına da…”
“Hadi Hanife Abla, kırma bizi!”

Telefonun diğer ucundan öyle bir yankılandı ki ses, Hanife Hanım’ın yüzünden boncuk boncuk terler aktı bir anda.

“Ne demek kahvaltı yetmedi? Dalga mı geçiyorsun Hanife?”
“Yok Ayşe Hanım, vallahi…”

Hanife Hanım’ın sözünü bitirmesini beklemeden kapadı telefonu. Üçü de anlamsızca bakıyordu birbirine. Burcu, kendini toparladı ve Ayşe Hanım’ın yemekhaneye gelmekte olduğunu düşündü. Birkaç dakika sonra, üst kattaki uğultunun yerini topuk sesleri aldığında bu düşüncesinde yanılmadığını anladı. İki katta da sese ve harekete dair ne varsa durdu. Yalnızca, yaklaşmakta olan topuk sesleri… Tüm korkulara inat, her adımda daha da inletiyordu salonu. Az önceki telefon görüşmesinden habersiz öğrencilerin hiçbirinin, ona bakmaya cesareti yoktu. Teknelerin olduğu yere kadar yürüdü ve durdu.

......................(devam edecek...)



Telif Hakkı Uyarısı Hasıraltı Çocuklar (9) isimli yazı, Çiğdem Bekar Abilov tarafından 03.05.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...

Yazı İşlemleri


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Emine Pişiren yazıyı tebrik etti...
tebrik Hilâl Akın yazıyı tebrik etti...
tebrik Kadir Bıyıklı yazıyı tebrik etti...
tebrik Ersin Başeğmez yazıyı tebrik etti...
tebrik Emre Sertaç Yelden yazıyı tebrik etti...
tebrik Mozan Aras yazıyı tebrik etti...
tebrik Sevil Nizamoğulları yazıyı tebrik etti...
tebrik Selim Uyar yazıyı tebrik etti...
tebrik Aykut Karagülmez yazıyı tebrik etti...
tebrik Ayten Dirier yazıyı tebrik etti...
tebrik Dürdane Koç yazıyı tebrik etti...
Burcu Şener
Burcu Şener / 04.07.2008
Öyle bir hikaye ki insanı içine çekiyor, adeta sürüklüyor bir cümleyi okurken diğer cümleye gözünüz takılıyor ne diyebilirim ki, kutlarım.

Okan Çelik
Okan Çelik / 26.06.2008
hmm... bakalım ya öyle bi yerde bitiriyosun ki Çiğdem abla resmen gelde 10. yu oku der gibi :)) hemen okuycam

Cemal Çelik
Cemal Çelik / 08.05.2008
O eski anılarım bir bir tazelendi yine...Sonsuz saygılarımla...

Hayrettin Apaydın
Hayrettin Apaydın / 07.05.2008
Dedimya...Ben okumuyor adeta izliyorum. Hadi gece uyku vaktindeki topuk seslerinin duyulmasını anladık diyelim...Kahvaltı esnasındaki bu gürültü içinde yani hiç kimse konuşmasa bile tabak kaşık sesleri arasındaki Ayşe hanımın topuk seslerini ben duymamaya çalıştım. Bunlar elbetteki küçük ayrıntılar ama öyle b profosyonelce yazılmış bir yazı okuyoruz ki; bu ayrıntılarıda göz ardı etmemeliyiz diye düşünüyorum.Saygılarımla.

Gülnaz Eliaçık
Gülnaz Eliaçık / 04.05.2008
Özellikle hikayenin sonunu çok merak ediyorum , severek okuyorum çiğdem Hanım devamı kısa sürede gelir inşallah...

Ayşen Uslu
Ayşen Uslu / 04.05.2008
devamı kısa sürede gelir inşallah akıcı bir anlatım tebrikler

Sabahattin Çağatay
Sabahattin Çağatay / 04.05.2008
takipçinizim. Baki selamlar...

Selim Uyar
Selim Uyar / 03.05.2008
“Hadi ablam, otur da bir şeyler ye.” tebrikler çok güzel devam etmekte.

Erturan Elmas
Erturan Elmas / 03.05.2008
Zeytinin yanında yumurta... Bize sadece bir çorba kaşığı zeytin verirlerdi; on veya on bir adet... Biz de ekmeğe tuz serper öyle doyardık... Yine de Allah devlete millete zeval vermesin. O yatılı okullar olmasaydı okuyup öğretmen olamazdık.Çok güzel anlatıyorsunuz: Siz yazmaya biz okumaya devam...

Çiğdem Ercan
Çiğdem Ercan / 03.05.2008
Akıcı ve anlatımı güzel bir hikaye ile buluşturduğunuz için teşekkürler.

Lutuf Veli
Lutuf Veli / 03.05.2008
Okumak güzel bir duygu bu güzel hikayeyi...tebrikler.devam.

Ersin Başeğmez
Ersin Başeğmez / 03.05.2008
bir yatılı okulda geçen olayları bu kadar ayrıntılı olarak yazmak, hikayeyi dokumak kolay değil ve siz bunu rahatlıkla başarıyorsunuz. bazı yazarların kalem önde gider, yürek arkada, akıl ise daha da arkada, bazılarının tam tersi olur. Sizde ise kalem, yürek ve akıl üçü bir arada gidiyor. iki sonra anlatacağınızdan emin bir şekilde. Yalnız editörlerinize dikkat edin mayıs onları etkilemesin, yoksa yazıda hatalar çıkabilir bundan sonra. tebrikler. Saygılarımla

Aygül Karacan
Aygül Karacan / 03.05.2008
Harikasın ablacığım. Çok sürükleyici bir hikaye oldu. Siteye girer girmez yeni bölüm var mı diye bakıyorum. sevgi ve saygılarımla

Kadir Bıyıklı
Kadir Bıyıklı / 03.05.2008
gittikçe güzelleşiyor hikayen...

Ayten Dirier
Ayten Dirier / 03.05.2008
Otoritenin olmadığı yerde güçsüzlerin hakkı hep yenir. Topuk sesleri sağlayacak mı bakalım? Devam.

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 03.05.2008
Hasır altı çocukları okumak hüzün versede gönlüme, okumaya devam edeceğim Çiğdem Hanım...Tekrar teşekkürler...Sevgiler...


Temmuz
5
Hasıraltı Çocuklar(27)
Çiğdem Bekar AbilovYaşamdan Hikayeler • 42 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Temmuz
5
İçinizi Isıtıııııın
Tuba BulgurYaşamdan Hikayeler • 20 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Temmuz
5
Anne Olunca Ölmek De Zor
Zeliha OkanYaşamdan Hikayeler • 17 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Temmuz
5
Anne Olunca Ölmek De Zor
Zeliha OkanYaşamdan Hikayeler • 8 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Temmuz
5
Zifiri Yüreğim 2
Alaattin AydınYaşamdan Hikayeler • 6 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
5
Hasıraltı Çocuklar(27)
Çiğdem Bekar AbilovYaşamdan Hikayeler • 42 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Temmuz
3
Hasıraltı Çocuklar(26)
Çiğdem Bekar AbilovYaşamdan Hikayeler • 104 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Temmuz
1
Hasıraltı Çocuklar(25)
Çiğdem Bekar AbilovYaşamdan Hikayeler • 80 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Temmuz
1
Hasıraltı Çocuklar(24)
Çiğdem Bekar AbilovYaşamdan Hikayeler • 78 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Haziran
28
Hasıraltı Çocuklar(23)
Çiğdem Bekar AbilovYaşamdan Hikayeler • 118 kez okundu. • 20 kez yorumlandı.
Haziran
16
Hasıraltı Çocuklar (18)
Çiğdem Bekar AbilovYaşamdan Hikayeler • 713 kez okundu. • 16 kez yorumlandı.
Mart
20
Saygılar Öğretmenim!
Çiğdem Bekar AbilovMektup Hikayeleri • 693 kez okundu. • 16 kez yorumlandı.
Mart
19
Benden Şair Olmaz
Çiğdem Bekar AbilovBaşkaldırı Şiirleri • 658 kez okundu. • 46 kez yorumlandı.
Haziran
18
Hasıraltı Çocuklar (19) (şiddet +18)
Çiğdem Bekar AbilovYaşamdan Hikayeler • 583 kez okundu. • 16 kez yorumlandı.
Şubat
22
Selametle!
Çiğdem Bekar AbilovLirik Şiirler • 463 kez okundu. • 19 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Hasıraltı Çocuklar (9), Hasıraltı Çocuklar (9) hikayesi, Hasıraltı Çocuklar (9) hikaye, Hasıraltı Çocuklar (9) nedir?, Hasıraltı Çocuklar (9) hakkında bilgi, Hasıraltı Çocuklar (9) hikayeleri, Çiğdem Bekar Abilov hikayeleri, Hasıraltı nedir, Hasıraltı hikayesi, Hasıraltı hikayeleri, Çocuklar nedir, Çocuklar hikayesi, Çocuklar hikayeleri, (9) nedir, (9) hikayesi, (9) hikayeleri,






Okudunuz Mu?
BurakAkay
Burak Akay




Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Cheap Flights | 0 Credit Cards | Mobile Phones | Photo Gallery | Online Advertising | Video | Arkadaş