Hayallerim ve Gerçekler
20 / 3 / 2008 Perşembe tarihinde Haluk Namdar tarafından eklendi, 120 kez okundu...
“Güzel yurdumun tarihi bir şehrinde olduğumu düşünüyorum... Herbiri, ahşap ustalarının birbirleriyle yarıştığını düşündürecek kadar güzel işçilikle yapılmış, ahşap evleri seyrettiğimi hayal ediyorum...Evlerin kapılarındaki, pencerelerindeki oyma işçiliğini, kolonları, kirişleri, pencerelerdeki kafesleri, cumbaları, ahşap korkulukları hayranlıkla ...” Okuyucu Puanı ;
Hayallerim ve GerçeklerGüzel yurdumun tarihi bir şehrinde olduğumu düşünüyorum... Herbiri, ahşap ustalarının birbirleriyle yarıştığını düşündürecek kadar güzel işçilikle yapılmış, ahşap evleri seyrettiğimi hayal ediyorum... Evlerin kapılarındaki, pencerelerindeki oyma işçiliğini, kolonları, kirişleri, pencerelerdeki kafesleri, cumbaları, ahşap korkulukları hayranlıkla inceliyorum. Hepsi de özenli yapılmışlar... Pencere kenarlarındaki saksılardan sarkan sardunyalar, küpe çiçekleri.... Eve yaslanıp yukarıya tırmanan pembe-mor begonviller, hanımelleri, yaseminler.... Her evin önündeki minicik bahçelerde leylaklar, zambaklar, güller... Derin bir nefes alıp, mis kokularını içime dolduruyorum.... Nefisss... Evlerin merdivenlerine otumuş bir yandan örgü örerken diğer yandan sohbet edip, çaylarını yudumlayan kadınlara gözüm takılıyor. Yüzlerinde mutluluk okunuyor adeta . Sevgiyle paylaşılan zamanlar farkediliyor... Evlerden birisinin açık penceresinden dışarıya savrulmuş eteği dantelli tüller, beyaz işler arasından sokağa yayılan türküler, şarkılar hüzünlendiriyor beni... Kimbilir içeride asker yolu gözleyen bir gelin mi var, ana mı var diye düşünüyorum... Hangi ağaçta olduğunu kestiremediğim bir kuşun cıvıltısı, ona cevap veren bir başkasının şakıması fonda duyuluyor... Sokakta top koşturan oğlanlar, ip atlayan kızlar... Sokaktan geçen seyyar satıcılar, sütçüler, bohçacılar sesleriyle fonu dolduruyor.... Böyle kendi halinde bir sokakta yaşadığınızı siz de düşünün, lütfen... Her evin kendi yağında kavrulduğu, komşuların dertlerinin paylaşıldığı, sokakta yaşayanların birbirini tanıdığı, en azından göz aşinalığı olduğu eski mahallelerden birisinde yaşadığınızı hayal edin ... Bazı evlerin dış cepheleri boyalı, bahçeleri bakımlı, özenli, iç açan çiçeklerle dolu, bazılarını ise kahverengi çamur kaplamış, belli ki ihmal edilmiş halde olur ya hani ... Gelirine göre evini en mükemmel şekilde yaşatmaya çalışan, komşusunu unutmaksızın yaşayan mahalle sakinleri arasında olduğunuzu düşünün lütfen. Özenle, sevgiyle örülmüş bir hayat yaşadığınızı düşünün... İnsan elinden geldiği kadar evini güzelleştirir ya, hani... Boya zamanı gelince boyar veya boyatır, beğendiği çiçekleri bahçesine, saksısına diker, komşularına sevgi ve saygı duyguları besler, komşusunun acısını paylaşır, kendi derdini anlatır ya, hani... Bence, İnsanın yaşamaktan zevk alabildiği, hayatın farkına varabildiği, tadına doyamadığı bir sokakta yaşamak ne güzel olur... İşte ben böyle bir sokakta yaşamayı çok isterdim... Sonra düşünmeye devam ediyorum ... Gerçeklere dönüyorum ... Çevremdeki evler artık betondan... Bahçeler yine var ama eski güzel çiçekler yok, sanki. Evler zevksiz betonarme yapılar halinde... Belli ki para oldukça yapılmış üst katlar, birbirinden farklı pencereler gözüme çarpıyor... Kimi kubbeli, kimi köşeli, kimi fabrikasyon malzemeyle yapılmış pencereler... Her katta farklı renk boyanmış balkonlar... Balkonlarda her evin olmazsa olmazı eskiler, boş kutular... Eski eşya yığını üzerine ters konmuş sandalyeler, plastik leğenler, eski bisikletler ... Mutlaka uydu anteni çanakları .... Açık pencerelerden sokağa yayılan anlamsız gürültülü müzikler, evlerdeki kavga sesleri, pencereden dışarı gizlice bakıp sinirli şekilde perde kapatan genç kızlar ... Fonda araba sesleri... Sokakta selamlaşmayan, çünkü birbirini tanımayan komşular... Birbirinin derdinden, hastalığından habersiz zavallılar... Dedikoduyla mahvolmuş, perişan halde yaşayanlar... Ooff ! Bu gerçekler beni boğuyor işte... Belki en baştaki güzel hayallerimin yaşandığı sokaklar hala vardır. Ama gün geçtikçe adeta kanser gibi yayılan zevksizlik abidesi yapıların o güzellikleri işgal edeceği aklıma gelince üzülüyorum.İçim cız ediyor... Aynen insanların birbirini harcadığı, ezdiği, sevmediği toplulukların çoğaldığı gibi insanlıkla birlikte ahşap evler de kayboluyor sanki ... Duygularımı sizlerle paylaştım ... Sevgilerimle... 20.3.2008. Haluk Namdar
Tavsiye Et :
Eylül
5
Eylül
5
Sanıyorum Vedalaşacağız
• Bahattin Gülyuva • Hayata Dair Denemeler • 85 kez okundu. • 19 kez yorumlandı.
Eylül
5
Eylül
5
Eylül
4
Doğru Bilgiyi Bilmek ve Onu Kullanmak Hakkında
• Emre Sahin • Hayata Dair Denemeler • 29 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
2
Ağustos
13
Ağustos
7
Ağustos
6
Ağustos
2
Mart
6
Ağustos
29
Ağustos
16
Ağustos
24
Temmuz
29 |
![]() |
|
||||||||||||||