Hayat Bu
Hayatı durduramazsınız. O yaşanır ve ona herkes boyun eğer. O ise hep akar bilinmezlere, her şeyi peşinden sürükleyerek…
Geçmişe mazi dense de insanlar geçmişlerinde, hayatlarından atamayacakları, atsalar da kendilerinden de bir şeyler götürecek olan anıları bir ömür boyu taşırlar. Unuttum derler, unutamazlar aslında. Bir kenarda bekletirler sessizce. Ya yavaş yavaş kemirerek yürekleri büyür sinsice ve bir gün devleşir hayatın gizeminde, ya da sessizce bekler gününü; bir gün bir şekilde hatırlanacaktır nasılsa sızım sızım… O yaşanmıştır bir kere ve yaşananlar asla unutulamazlar. Hayat inkar edilemez ki…
Hayatı durduramazsınız. O yaşanır. Acı, hüzün, mutluluk, keder… Ne varsa hepsini yükler insana. Ona herkes boyun eğer. O ise hep akar bilinmezlere…
Deli dolu aşık eder kendine de, koşmaz kimsenin ardından. Süründürür aşkıyla yakarak yıllarca. Çok zaman acı verir de bir yandan da gönül alır küçük mutluluklarla. Büyütüverir onları gözümüzde. Aşık etmiştir bir kere. Cilveleriyle sürükler insanı bilinmezlere, kendi bildiğince akar sonsuzluğa hesapsızca.
Durduramazsınız hayatı. Zamanın içinde bir yoldur o kıvrım kıvrım. An içinde zaman, zaman içinde an’lar yaşatır her sürükleyişte bir tadımlık. Herkes, her şey kendi romanını yazar hayatın sayfalarına. Ve bir gün roman biter. Devam eden boş sayfalara, bırakılan anılar yazılır geride kalanlarca…
Hayatı durduramazsınız. Her şey onun cazibesinin içindedir. Umut ve hayal gemisiyle, gelecek girdabına çeker insanı fark ettirmeden. Zamanı gelince de her şeyi yutar pervasızca.
Çatlayan dudaklara bir yudum su misali ferahlatırken bazen, bazen de en acımasız haliyle yakar canları, parçalar yürekleri.
Hayat bu. Bir oyun ki, kuralları ezelde konmuş ve kimse bozamıyor. O ise kuralları çok iyi uyguluyor. O kurallara uymazsanız eğer önce sobeliyor, sonra oyun dışı. O akıp gidiyor yine bilinmezlere hesapsızca, umursamadan…
09 Haziran 2008 Erol Güldiken