Hayat Sürprizlerle Doludur
21 / 7 / 2008 Pazartesi tarihinde Deniz Yaşar tarafından eklendi, 139 kez okundu...
“Can: Hayat sürprizlerle doludur!Canan: Bunun üzerine yemin edebilirim.Can: Belki sürprizler hayatın ta kendisidir…Canan: O zaman ben sürpriz değil, hayatta değil gerçeği istiyorum.Can: Belki üçü de aynı şeydir.Canan: Ayrımına varamadım üçlünün.Can: Hayat, gerçek ve rüyalar.Canan: Yine rüyandan bahsetmeyeceksin değil mi?Can: Yok bu kez gerçeklerd...” Okuyucu Puanı ;
Hayat Sürprizlerle DoludurCan: Hayat sürprizlerle doludur! Canan: Bunun üzerine yemin edebilirim. Can: Belki sürprizler hayatın ta kendisidir… Canan: O zaman ben sürpriz değil, hayatta değil gerçeği istiyorum. Can: Belki üçü de aynı şeydir. Canan: Ayrımına varamadım üçlünün. Can: Hayat, gerçek ve rüyalar. Canan: Yine rüyandan bahsetmeyeceksin değil mi? Can: Yok bu kez gerçeklerden dem vuracağım. Canan: Dalgaları birikmiş deniz gibisin. Can: Pijamalarımı giyip geliyorum. Rahat konuşalım. Canan: Hadi bende çay suyunu koyuyorum. *** Can: Bir kitaba rasgeldim, içinde bir sayfası kıvrılmıştı. Merak edip açtım okudum. Diyor ki “Pandaların çok ilginç bir özelliği vardır. Şimdi kendi elinize bakın. 5 parmağınız var. Ama pandaların fazladan bir tane parmağı daha var. Her işi kolaylaştıran Rabbimiz, pandalara altı parmak vererek yiyeceklerini sıkıca kavramalarını ve kolayca yemelerini sağlamıştır.” Bir panda olsam benimde altı parmağım olur muydu aklıma gelmişken sorayım dedim. Canan: Pandaların yalnızca bambu yediğini sanırdım. Sorunun cevabı ne yemek istediğinle alakalı. Can: Yoğurtlu makarna çekiyor canım. Bambuyu ancak kürdan niyetine kullanabilirim. Canan: O halde seni bir pandadan farklı kılan şeyler olması lazım. Sinir etme beni, ne demek istiyorsan açık söyle. Metaforlara boğacaksın yine. Can: Tamam kızma hemen. Aynaya baktım dün yine. Normal bir pandadan farklı olduğumu gördüm. Deforme olmuş gibiyim. Altı parmağım yok, hem bambu da yemiyorum. Gözün kesiyor mu? Beni eğitebilecek misin? Canan: Kafa karıştırmakta üstüne yok Can. Söylediklerinden bir şey anladıysam Arap olayım. Can: Arap olma, panda ol! Böylesi daha iyi. Tamam, panda bahsini geçiyorum. Bir daha ki oturuma kalsın o. Fasulyenin faydalarına geçeyim ben müsaadenle. Canan: Lafı geveleme ağzında. Çıkar bakayım dilinin altındaki baklavayı. Can: Dilimin altında baklava ne gezer. Benim sözlerim kelimenin ilk anlamına en yakın olanıdır hep. Geline oyna demişler yerim dar demiş. Sözüm meclisten dışarı devekuşlarına benzetirim hep oynamayan gelinleri. Bahanelerin bini bir para. Oynayacak gelin yerin dibinde de olsa oynar. Zamane gelinleri böyle hep. Canan: Taş mı atıyoruz beyefendi? Bu sözü ne tarafa çeksem acaba? Can: Alınmayınız hanımefendi. Gelin olsam başımı yerden dışarı çıkarmazdım bu devirde. Sitemim develere! Ah yarı yolda bırakır hep bu develer insanı. Canan: Şimdi anlaşıldı. Kurtlanmışsın sen besbelli. Eee, hele anlat bakalım şu develer ne iş yaparlar. Ne yer ne içerler. Can: Hiç Cananım, ne bulsa onu yerler. Ayda bir iki kova su içseler kafidir. Arabalar çıktı mertlik bozuldu, nerde o eski develer. Nazı niyazı olurdu eski develerin, hem kin tutardık eskiden. Şimdi başına vur ağzından lokmasını al develerin. Hem hiç deveye bindin mi bilmem. Hörgücü geniş devenin binimi kolaydır. Ayıptır söylemesi benim hörgücüm Ayder Yaylası gibidir. Çıktı mı insanın inesi gelmez. Canan: Ben anlamam hörgüç mörgüç. Bineceğim deve her hendekten atlayabilmeli. Uğraşamam ben öyle sözümü dinlemeyen uyuşuk develerle. Can: Atletik bir deve istiyorsun yani? Kusura bakma ama miadını doldurmuş bir deveyim ben. Tıngır mıngır gider bu deve. İşine geliyorsa. Canan: Pandadır devedir kaptırdın gidiyorsun. Bakalım sırada ne var. Can: Çay suyu kaynamıştır, lafa daldın unuttun. Sen demleyedur ben de sıradaki hayvanı kaşağılayayım. *** Canan: Öt bakalım. Can: Ötemem, kişnerim. Canan: Ne, şimdide at mı oldun? Can: Beğenemedin mi? Ne olsaydım yani. Sevmez misin atları? Sempatik hayvanlar. Canan: Su kaplumbağasını tercih ederim. İşim olmaz atlarla, ne öyle kıllı mıllı! Can: Atlar hakkında bilgi eksikliğin olduğunu düşünüyorum. Hem atalarımız attan inmemişler. Oku bakalım ansiklopedi ne diyor atlar hakkında: “At, cesur ve atılgan olduğu gibi sahibine son derece itaatkardır. Sahibi dilerse dolu dizgin, dörtnala koşar, isterse aheste yürür, isterse durur. Her durumda sahibini memnun etmeye dikkat eder. Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder. Bugün Amerikan bozkırlarında yaşayan Mustang adıyle anılan vahşi atlar, İspanyolların Amerika’ya götürdükleri ehli atlardan kaçanlardan yabanileşenlerdir. Az yiyecekle yetinip, her türlü iklim şartlarına dayanırlar.” Bizim köyde bana Mustang Can derler. Canan: Çitmeleri de cabası değil mi? Korkarım ben atlardan. Daha cici bir şey lazım bana. Can: Nalını düzgün çakar, arada bir bitlenmeden kaşağılarsan sıkıntı olmaz. Hem Arap atının halinden Arap jokey anlar. Anladın sen. Canan: İyi madem öyle, dinle sen de öğren: "Atın biri bir gün berbere gitmiş. Berber ata sormuş, ‘saç mı, sakal mı?’ diye. Bu arada berberin kapısından da kırmızı bir Ferrari geçiyormuş. At önce berbere bakmış sonra Ferrari’ye. Sonra tekrar berbere bakmış ‘saç’ demiş". Anladın sen. Can: Biraz karışık ama yine de Ferrari’yle karşılaştırman hoş değil. Gıpta damarım tahrik oluyor. Atı alırsan Üsküdar’ı geçersin, Ferrari’yi alırsan Üsküdar’da trafiğe takılırsın. Hem ne demişler. İyilik yap at denize. Söyleyenin bir bildiği vardır muhakkak. Canan: Huylandım Can. Geç at bahsini de. Daha romantik bir hayvan olsaydın keşke. Can: Bukalemunu romantik bulmuşumdur hep. Rengarenk, bahar aylarında sağanak yağmur sonrası gökkuşağı gibi. Hem ısırmaz da. Canan: Ne öyle pabuç gibi dili var. Çok uzun dili olmasın mümkünse. Can: Kral Kobra olayım diyeceğim ama ona da bulursun bir bahane. Canan: Sürüngenlerden nefret ederim. Mümkünse yerden kesilsin ayakları. Can: At sineği? Canan: Atlardan uzak dur! Can: Albatros? Canan: Çok havalı duruyor, seni aşar o. Yüksekten uçma. Can: Parmağa konan bir kelebek? Canan: Bu parmağa konma olayı takıntı oldu sende. Soğuttun kelebeklerden iki de bir bahsederek. Can: Arı kuşu? Canan: Deve kuşu gibi ne öyle. Ya arı olursun ya kuş. Çok kararsız. Beğenmedim. Sen anlamadın galiba beni. Hem suda yüzecek, hem karada yürüyecek hem de havada uçacak bir şey lazım bana. Can: Tamam buldum. Süper bir hayvan. Bayılacaksın. Canan: Bu son şansın. Söyle bakalım neymiş. Can: Kanatlı bir kurbağa olayım. Suyla bir problemi yok. Karada da oldukça iyi. Seni de kanatlarına aldı mı uçarsınız birlikte. Zıplaması da ekstrası. Canan: Senin beynin sulanmış iyice anlaşılan. Can: Çayları soğutma hadi doldur bir bardak içimiz ısınsın. Canan: Emredersiniz beyim! *** Can: Düşüncelerin sonu yok. İşin kimyası gereği yokuşlar dik. Zirvenin manzarasını görmek için yokuşu tırmanmak gerek. Yorulduğunu hissettiğinde dinlenmek için mola istemelisin. Canan: Biliyorum ama zorlanıyorum. Hem zirvede görülmeye değer bir şey bulamamak endişesi var. Hayal kırıklığı yaşamak istemiyorum. Sırtına alıp taşısan beni? Can: Gücüm yettiğince taşırım Canan, ancak masallarda yaşayan Herkül değilim ben. Zirvede ne varsa birlikte göreceğiz. Oraya ulaşmadan bilemeyiz. Canan: Risk almayı sevmiyorum. Can: İstersen sen dur burada, ben bir çıkıp geleyim. Ne var ne yok anlatırım sana. Canan: Anlıyorum. Risk almayı öğreneceksin diyorsun. Can: Şuan için aklıma bir şey gelmiyor. Ama seni rahatlatayım. Hayat sürprizlerle doludur. Bakarsın zirve ayaklarının altına serilir. Canan: Can çıkmadan huy çıkmazmış. Giderayak yine sinir ettin beni. Can: Eline sağlık, çay çok güzel olmuş. Hadi bana müsaade. Canan. Kanatlarınızı indirip lütfederseniz karaya yine bekleriz efendim.
Ekim
8
Ekim
3
Seyyar Atıfla Paranın Notu (gözü)
• Enver Sülük • Mizah Denemeleri • 42 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Eylül
29
Eylül
27
Eylül
27
Ekim
10
Ekim
10
Ekim
6
Ekim
1
Ekim
1
Mayıs
12
Mart
1
Ağustos
25
Soğuk Sözlü İlık Yüzlü Sıcak Japon
• Deniz Yaşar • Dostluk Hikayeleri • 290 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
9
Haziran
17 |
![]() |
|
||||||