“aralık ayıydı sanırım.bileciğe gidiyordum.trenle seyahat ederdim.çeşit çeşit insanlarla karşılaşır bir daha hiç hatırlamazsınız.yalnız bazıları aklınızda önemli yerler tutabilir.sadun adında orta yaşları hafif geçmiş biri oturuyordu yanımda.sürekli yolculuk yapanlar bilir.eğer konuşmazsanız o yol bitmezdi.bizde sohbet etmeye başlamıştık.kıbrıs ç...”
aralık ayıydı sanırım.bileciğe gidiyordum.trenle seyahat ederdim.çeşit çeşit insanlarla karşılaşır bir daha hiç hatırlamazsınız.yalnız bazıları aklınızda önemli yerler tutabilir.
sadun adında orta yaşları hafif geçmiş biri oturuyordu yanımda.sürekli yolculuk yapanlar bilir.eğer konuşmazsanız o yol bitmezdi.bizde sohbet etmeye başlamıştık.kıbrıs çıkarmasında gazi olmuş.protez bacak taktırmış.2 oğlu ve karısını 99 depreminde yitirmiş.hayat silindiri onunda üzerinden bir kaç kere geçmişti anlıcağınız.böyle adamlar boş değildir.konuşmayı severim.bana katıcakları şeyler vardır.
nacizane olaylarımla hayattan şikayet ederken bir anda benim yaşamaya değişik bakmamı sağlıcak sözlerini etmeye başladı;
``hayat herkesin tabağına bir kere gelen yenmesi gereken yemektir.sonunda kusanlarda olur karnını şişirenlerde.ama herkesin önüne eşit konulur hayat.yemesini bilmek gerek.daha önce yemediğinden bitirmeye yaklaşan insanların öğütlerini dinlemek doğru olandır.toysun çocuğum inan bana.baharatlar katarak yemeği enfeste yapabilirsin zehirde.öğütleri kullanmak en iyisidir.herkesin lezzet anlayışı farklıdır.bu yüzden biraz değişik tatlar katman en doğrusu.şartlayarak yaşama kendini.başkalarının yemeğine uzanman imkansız.sadece yemeğini bölüşebilirsin.güzel yemeği bölüşmek isteyen çok olacaktır.haz aldığını duyanlar meraklarından yemeğini bölüşmek istiyebilir.hatta o kadar karışırki o karmaşada bir kaç çatal girebilir tabağına iznin olmadan.
ama asıl ne yersen ye şükretmeyi bilmen gerekir.bu sofrada önüne bi tabak konduğu için.ve unutmaki nolursa olsun herkesle eşittin.bu yemeği bu hale sen getirdin.!!``