Hayat ve Cennet (ıı)
Ben yerlerde sürünen bakışlarımı toplarken gözlerime takılan burunlu, yarım topuk, 36-37 numara olduğunu tahmin ettiğim siyah bir çift ayakkabı, o zarif ayakkabılardan yükselen ince bir bilek ve ayakları bir anne şefkatiyle saran siyah çoraplar, o siyah çorapların içinde güvercin gibi sessizce duran baldırlar ve yuvarlak diz kapağı, hemen diz kapağının üstünden başlayan yandan hafif yırtmaçlı siyah bir etek ve eteğin oturduğu güzelim o dar belden yükselen krem rengi bir gömlekti. Gömleğin düğmeleri göğüs çatalına kadar açık ve boynunda içinde mavi bir gözün yerleştiği altın bir kolye. Ben bakışlarımı toplamaya devam edemiyordum artık.
- Kusura bakmayın, rahatsız ettim, Üsküdar`a nasıl gidebilirim acaba diye sorduğunda ben yıldızlara doğru şöyle bir uzandım, bakışları gözlerimin ta içine içine bakıyordu, acaba iletişim fakültesinden mi mezundu, o gözlerde, aman allahım o bakışlarda hüzün, mutluluk, insana her şeyi unutturacak güzellik, sevgi, deniz, okyanus, başak tarlaları, bulutlar, geçmiş ve geçmişine, özlem, hasret ve o sesin, konuşmanın yüreğimin atışını şehir içi vapurlarının hızından deniz otobüslerinin hızına çıkarması… Bu arada ya O bankın etrafında tur atıyordu ya da benim başımda yıldızlar turluyordu, kesin olan bir şey varsa ben cennete erken girmiştim.
- Oğlum, hani camiye gidecektik diyen bir sesle de cennetten dünyaya ansızın yuvarlanıverdim. Karşımda, cennetten çıkan ve beni bu yaşta ilkbahar gibi çarpan şu güzelin yanında ne zaman bittiğini bilmediğim, anlamadığım babam yetmiş yaşına rağmen tüm dinçliğinle karşımda bastonuna dayanmış bana bakıyordu. Ben O’nun nerden çıktığını kara kara düşünüyordum. Ne vardı Allah adına şu kızı alıp Üsküdar’a götürseydim acaba daha fazla sevap işlemez miydim. Hem kızı da daha iki gün önce İtalyan kızın başına gelenlerden korurdum. Ne vahşet bir olaydı o öyle. Adam, kızı arabasına almış, arkasından tecavüz etmiş ve öldürmüş. Kızın masum ve idealist davranışını düşününce o hayvanlar kategorisine bile girmeyecek katilin yaptığı hareketin nasıl da insanlık dığı olduğu daha net ortaya çıkıyor. Elbette, ferdin yaptığı olay bütün topluma yansıtılamaz ama insan yine de şunu düşünmeden de geçemiyor. Bu tür bir olayın olma ihtimali on yıl, yirmi yıl önce acaba ne kadardı. Toplumumuz gittikçe içine kapanıyor, dışarıdan kopuyor. Karşılıklı hoşgörü, anlayış, saygının yerine birbirine kin biliyor, kendisinden olmayanı dışlıyor. Ve zaman geçtikçe bileniyor, bileniyor. Allah’tan katil şöyle bir açıklamada bulunmadı. Ben başbakanın üç çocuk yapın kampanyasına katılmak için o işi yaptım, daha sonra da korktum, öldürdüm. Antalya’daki olaylar da çok ilginç. Silah çeken adam o kadar bilinen biri olmasına rağmen üç günde zor yakalanıyor ve basına verdiği açıklamada vatan sağ olsun diyor, katil de vatan sağ olsun derse şaşmayın.
- Şey! Şuu! Şuradan düz gidin, solda iskeleyi görüyorsunuz ya. Hemen onun biraz ilerisinde Üsküdar’a dolmuş taksiler var. Şey, Üüü Üsküdar’da ne yapacaksınız? diye de soramadan edemedim. Demek sesim çıkmadı ki kız sorumu cevapsız bıraktı yada duymamazlıktan geldi. Babamın şaşkın bakışları benim üzerimde, gözlüğünün gerisinden hayran bakışları ise kızın üzerinde dolaşıyordu. Biz baba-oğul bankta öylece kalakalmışken, kız o nağmeli sesiyle teşekkür ederek arkasını döndü ve tarif ettiğim yöne doğru yürümeye başladı. Teşekkür ederken de sanki bir şeyler anlatmak isteyen gizli bir bakışı da ihtiyarlamaya yüz tutmuş avuçlarıma bırakmayı ihmal etmedi. Yürüyüşü, endamı çok güzel gözüküyordu. Rüzgar saçlarını uçuşturuyor, birkaç telini gömleğin arkasına bırakıyor, hem adım atışında hem de rüzgarın esişinde saçlar yavaşça sırtından havalanıyordu. Bir an o güzel ensesini hayal ettim, de iyi halt ettim.
On yaş daha ihtiyarlamış olarak banka oturdum. Babam da yanıma. Denizi seyre daldım. Geçmişimi bir kuş gibi gagalamaya, toprağın altından çıkanları güneşte kurutmaya başladım. Baksanıza denize nazır verdiği pozla suların maviliklerinde hayallerini arayan editörümüz bile bir Deli Murat serisi ile geçmişini deşe deşe onikinci bölüme geldi ama ben halen Nazım`ın yeşil gözlü ile olan muhabbetini anlayamadım.
- Devam edebilir-
Not : Her devam da Senem Hanım’ın haklılığını ortaya çıkardığı için etmeyebilir de.
Ersin Başeğmez
13 nisan 2008 20:41 - İzmir
çaysız- şekersiz ve bademsiz