Hayat ve Cennet (ııı)
14 / 4 / 2008 Pazartesi tarihinde Ersin Başeğmez tarafından eklendi, 271 kez okundu...
“Evet ben ve babam, ikimiz bankta birimiz elli, diğerimiz yetmişlik gözlerle otura kalmış yorgun düşüncelerin peşinde İstanbul`un insanı büyüleyen siluetini seyrediyorduk. Gökyüzünde çocukları andıran bulutlar salıncakta sallanır gibi uçuşuyorlar, arada bir o kızın bakışlarını, derin, insanın içine içine akan, yumuşak, samimi, bal bakışlarını f...” Okuyucu Puanı ;
Hayat ve Cennet (ııı)Evet ben ve babam, ikimiz bankta birimiz elli, diğerimiz yetmişlik gözlerle otura kalmış yorgun düşüncelerin peşinde İstanbul`un insanı büyüleyen siluetini seyrediyorduk. Gökyüzünde çocukları andıran bulutlar salıncakta sallanır gibi uçuşuyorlar, arada bir o kızın bakışlarını, derin, insanın içine içine akan, yumuşak, samimi, bal bakışlarını fırlatıyorlar, arkasından da nanik yaparak halen niye bankta oturduğumu soruyorlardı. Neydi o bakışlardaki beni kendine mıhlayan. İnsanın o derin gözbebeklerinin içine giresi ve zamanı unutarak yüzyıllarca uyuyası, sığınası, ısınası, hayattan kaybolası ve cennette kalası geliyordu. Yumuşacık bakıyordu, buğulu buğulu. Boğaz ise kendini yaşıyordu her zamanki sakinliğinle. O da dışardan göstermese de içten içe kaynıyor, karamsarlıklarını, mutluluklarını, hüzünlerini, yaşanmışlıklarının arasında serpişen yaşanmamışlıklarını üzerinden geçen yaşlı gemilere, balıkçı motorlarına, beyaz yatlara, dalgız kız kulesine, soluk uzun tankerlere bir meyhanede karşılıklı otururcasına anlatıyor, dertleşiyordu. Ah! On sekizlik gözlerle arkadaşlarla nasıl da çıkardık Karaköy’ün dik yokuşunu. Halbuki şimdi ellilik bakışlarla ancak seyredebiliyoruz İstanbul`u. Akçay`da olsak neyse. Sakin ve temiz havasında demlenirdik ve Sevil Hanım`ın Akçay`ın kışlarını anlatan duygusal, hüzünlü, karamsar ve insanın içine kasvetli anıları dolduran, tazeleten şiirlerini okurduk, halbuki burası İstanbul`du, yaşanırdı aşkların en güzeli, en şahanesi yaş yolun yarısını geçse de. Ara sokaklarda, iskelede kurulan küçük tezgahların üzerinde o ufacık dünyada, evin geçimini sağlamak için tükenmez mavi kalem, selpak, vapur ve telefon jetonu, telefon kartı, otobüs bileti, arko krem, cüzdan, çakmak, gözlük ve en önemlisi de tane ile açık sigara satan seyyar satıcılar. Onlardan aldığımız iki üç sigarayı tellendire tellendire içerdik dik Karaköy yokuşunda ve giderdik evdekilerden habersiz hamama. Sonra sağa bakınca Haydarpaşa garı yükseliyordu hani Nazım’ın Memleketimden İnsan Manzaraları adlı kitabınında şiirin başladığı yer. Haydarpaşa garında 1941 baharında saat on beş. Merdivenlerin üstünde güneş Yorgunluk Ve telaş. ….. Denizde balık kokusuyla Döşemelerde tahtakurularıyla gelir Haydarpaşa garında bahar. Dizeleriyle başlayan şiiri ve devam eder yaşanmışlara yüklenmiş hayallerle. - Dede, dede babannem deden namazdan sonra çarşıya uğrasın sesiyle irkildi yorgun iki bakış. Allahım, iyiki cennetten bir manzara gösterdin, arkasından bu cehennemlik vakaları bana nasıl yollarsın diye hayıflanmaya kalmadan cırtlak ses devam etti konuşmaya. Çarşıdan ıspanak alacakmışsın, fakat kumlu olmayacakmış , yaprakları da solgun olmayacakmış. Söyle dedi dedene kendisi gib pörsük olmasın. Ayrıca .. lahana …..yeşil … çıtır … cümleler gidiyor o cennetliğin yüzü geliyor, dudaklarıma bir tebessüm yayılıyor, derken et dediğini duyar gibi oluyorum, bulutlar grileşiyor, ensesinde dolaşan rüzgarın yaptığı ürpertiyle içimden ahlar geçiyor. Derken oğlan sonunda sustu, oğlan dediğime bakmayın, yirmi beşi devirdi. O dedesinin biricik torunudur. Dedesi O’na hayatın her türlü dersini verir. Delikanlı sonra bir şeyler daha söyledi herhalde ve gitti. Babam: - Bu veleti anlamıyorum ya, bir de o kadar da akıl veriyorum. Sen git bir grafiker mi mimariker mi bir kıza gönül ver. Neymiş efendim, çok güzelmiş, çok çok akıllıymış. İşini anlamadım ama şey neydi ha hani şu Galata Kulesi gibi yüksek binaların merdivenlerini mi ne çiziyormuş. Ne gerek var dedim çizerle uğraşacağına git bir tane mimar bul hiç olmazsa tam çizer, santim santimine, hiç hata yapmadan. Sen de o çizileni müteahhit olup inşa edersin. Galiba babamı namazsızlık vurdu diye düşündüm. Allahtan editörümüzün baba derdi yok, ne güzel kalem onda istediği gibi yazıyor da ama hiç on üç gibi uğursuz bir rakamda kızla abi kavuşturulur mu, ondört de olmaz, uğursuz sayıdan sonra olduğu için. Onbeş de bölünen bir sayı, on altı da, ha on yedi ardışık. O olabilirdi. Birden mi oldu yoksa ansızın mı hatırlamıyorum ama anidendi sanırım ben banktan kalktım ve arkama bakmadan, Senem Hanım’ın ciddi uyarılarını da kaale almadan Nazım’ın olmasa bile, O cennetin alıp verdiği o güzelim nefesinin bahar kokuları gibi dolaştığı Haydarpaşa istikametine yürümeye başladım. O’nu dolmuşa binmeden yakalayacağımı sanıyordum. Korkmayın sayın okuyucu, o oğlan dediğim hergele benim değil. O yeğen, inanın yeğenim. Yok bizde öyle geçmişte yaşanan ilişkilerden olan çocuk, yirmi üç yaşlarda meydana çıkacak, mutlu yuvayı gölgeleyecek. -Devam edebilir- Notlar : Her devam da Senem Hanım’ın haklılığını daha da çok ortaya çıkardığı için etmeyebilir de. (II) Baksanıza denize nazır verdiği pozla suların maviliklerinde hayallerini arayan editörümüz aradığını bulamamış olacak ki benim devam etsin mi buluşumu kendi sayfasına taşımış. (III) Ben de yeni buluşumu yazıyorum. Ve okuyucudan yardım istiyorum. Kızın ismi ne olsun. Ha ha haa! Bunu kesinlikle kullanamayacak. Her halde on üçüncü bölümden sonra Deli Murat`ın sevgilisi Sevim`in adını değiştirecek hali yok. Ama kendisi editör, ben yaptım, oldu der. İktidar O bu sitede. ((IV)) Beyoğlu serisinden sonra edebiyattan atıldım, hınzır kız ve sudenaz serisinden sonra da şiir yolculuğu sitesinden ayrılma noktasına geldim. Her halde bu seriyi Senem Hanım’ı dinlemeyip sürdürürsem bu siteden atılacağım. O zamanlar gidecek bakire Düşler Oteli vardı, şimdi dönemden dolayı orası da kapalı. Ersin Başeğmez 14 nisan 2008 21:58 - İzmir çaysız- şekersiz ve bademsiz
Tavsiye Et :
Eylül
5
Eylül
4
Eylül
4
Eylül
4
Eylül
4
Ağustos
29
Ümitler Beklenir mi Gelecek Diye
• Ersin Başeğmez • Soyut Şiirler • 46 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Ağustos
26
Ağustos
26
Ağustos
19
Ağustos
19
Kasım
11
Ekim
15
Ekim
15
Temmuz
10
Ağustos
11 |
![]() |
|
||||||||||||||||||||||||||||||