kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Hayat ve Cennet (vıı)

19 / 4 / 2008  Cumartesi tarihinde Ersin Başeğmez tarafından eklendi, 194 kez okundu...

“Sayın okuyucu, ansızın mı desem yoksa aniden mi yada birdenbire mi hiç anlamadım, ben cennetimi kaybetmenin üzüntüsünü, tasasını yaşarken, ellilik gözlerim yetmişlere yol alıp babamı yakalamışken, O’nun gökyüzünde şiirler açan sesiyle şaşakaldım, bakakaldım. Gülümsüyordu, yoo bana gülümsüyordu, o bakışlarda güneş usul usul dolaşıyor, aydı...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Ersin Başeğmez

Ersin Başeğmez







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Hayat ve Cennet (vıı)


Sayın okuyucu, ansızın mı desem yoksa aniden mi yada birdenbire mi hiç anlamadım, ben cennetimi kaybetmenin üzüntüsünü, tasasını yaşarken, ellilik gözlerim yetmişlere yol alıp babamı yakalamışken, O’nun gökyüzünde şiirler açan sesiyle şaşakaldım, bakakaldım. Gülümsüyordu, yoo bana gülümsüyordu, o bakışlarda güneş usul usul dolaşıyor, aydınlatıyor, yangınlar çıkartıyor, o yangınlar O’ndan bana doğru akıyor, yüreğimi yakıyordu. Yerlerde sürünen bakışlarımı toplayıp yukarı doğru kaldırmaya başladıkça bakışlarım önce yetmişlerden ellilere, daha sonra da otuzlara iniyordu ve ben neredeyse yeğenimin yaşını yakalıyor, bedenim ise sırtından tüm yüklerini atarak Karaköy yokuşu gibi dikleşiyordu. Allahım tüm dualarımı kabul etmiş, cennet karşımda bitivermişti, yoo karşıma gelmişti. Acaba ben kendi kaderimin vazgeçilmezliğini mi yaşıyordum, yoksa toplumsal kaderin başlangıçlarında mı dolaşıyordum. Gözbebeklerini ürkekçe öpen güneş, onun bal rengini usta bir ressam gibi önce yosuna, iri zeytin yeşiline, gökyüzünde çocuklar gibi kahkaha atan bulutların yanaklarından süzülen maviliğe dönüştürüyor, ardından dağların zirvesine kurulan Ay’ın hüzünlü kırmızılığını yerleştiriyordu. Siyah uzun kirpiklerin her açılışında ben içine doğru firar ediyor, her kapanışında ise hayalkırıklıkları yaşıyor, tekrar açılmasını ümit ederek bekliyordum. Gönül çek şunu kendine, öp dudaklarından diyordu, o usta bir heykeltıraşın sanatının doruğunda çizdiği kalem dudaklarını ki o dudakların girintilerinde, dalda olgun bir incir gibi sallanan ufak beyaz tüylerin düşen gölgeleri, gecenin karanlığında dolaşan davetiyeler gibiydi. Derken genzimize denizden iyot kokularını taşıyan hafif rüzgarın kafamda yıllara inat kalan birkaç tel saçımı uçurmasıyla aklıma olmazlar geliyor, keşkeler doluyor, yüzüme yayılan acı bir gülümsemeyle ağzımda kalan on beş diş kendini hatırlatıyor ve ben tekrar çökmeye başlıyordum. Derken O cennetliğin bakışlarında, yüzünde bana gönderdiği gizli çiçekleri görünce tekrar yüreğimde iri güller açıyordu kırmızı kırmızı. Bir şeyler söylemek istiyordum, fakat tüm sesler beni terk etmişti yirmi yıl önce beni terk eden O kız gibi. Ne yapacağımı bilemez halde şaşkın duran görüntüm, sakar heyecanım, saf ve masum duruşum kızı güldürdü, nerdeyse bahar kahkahaları atacaktı, bakışlarından çıkan halat beni kendine doğru gittikçe sımsıkı bağlıyor, sanki bir kedinin fare ile oynaması gibi oynuyordu. Allahım ben ona da kabuldüm, Cennet yanımdaydı ya, cennetin bakışları avuçlarımda. Acaba cennetlik ülkemde benim gibi masum halkım da bir gün cenneti görecek miydi cennetlik yöneticilerin! iktidarda olduğu Türkiye’mde. Denizin üzerinde martılar uçuşuyor, hissediyordum. Ben şaşkın gözlerimin sürüklediği bakışlarımla öylece baka kalmışken cennete, O, tanrıçalar gibi durmuşken karşımda öyle, gökyüzünden çakan bir yıldırımın yüreğimin tam ortasına düştüğünü, orayı yangın yerine çevirdiğini ve O’na aşık olduğumu söylesem acaba der mi arkadaş sen ne diyorsun yahu. Bir kendine bak, buruşuk ellerinde dolaşan geçmişine, bir de bana. İyiki size bir Üsküdar’ı sordum, kalkıp da Üsküdar evlendirme dairesini sorsam ne yapacaktınız Allah bilir. Ya, yine kaçırırsam kaderi, yine pişmanlıklarda dolu zamanların yalnızlığına yuvarlanırsam, yine …. Ben ne yapacağımı bilmez halde gökyüzünde dolaşan bulutların sıcaklığını ve düşlerini hayal ederken dudaklarımı araladım, o düşen alevin kuruttuğu dudaklarımı. Yutkunamıyordum, dudaklarımı aralıyor, söyleyecek sözcükleri bulamıyordum, bulsam da söylemiyordum, söyleyemiyordum.

- Eeeevet Ooo Beeendim dediğimde cennetimin bakışlarından doğan beyaz kahkahalar önce yanaklarına yayıldı, sonra da kıvrımlı, insanı kendine mimleyen dudaklarına, o ince, heyecanımın nedenlerini dişice anladığını gösteren bir kahkaha, baktım yıldızlar dolu dolu vermişti gözlerine.

Bu esnada aynı zaman diliminde farklı bir mekanda:

Her gün bu kadar güzel mi bu deniz ?
Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?
Her zaman güzel mi bu kadar,
Bu eşya, bu pencere?
Değil,
Vallahi değil;
Bir iş var bu işin içinde.

Orhan veli Kanık

Baharcan.. Bir günde ne kadar da çok özledim diye düşündü Çağatay. Çatalkarasıyla buluşmak amacıyla karşıya geçmek için bindiği vapurun güvertesinde oturup bahar havasını ciğerlerine bol bol çekerken. Bahar; tazeliği, yeniden doğuşu, canlılığı, güneşi, sabahı, kavuşmayı, birleşmeyi, sevinci, mutluluğu anlatıyordu.. Can ise doğumu, nefes almayı, hayatın kendisini, yaşamayı. Baharcan… Aşkım benim dedi gözlerini Sultanahmet Camis’inin minarelerinde gezdirirken. Nasıl da çok seviyordu onu. Etli alt dudağı, insanı içine içine davet eden hülyalı bakışları, yıldız gibi parlayan gözbebekleri, aklı, görgüsü, sokulganlığı, şefkati, sevecenliği, sohbeti, hayatı ciddiye almayışı, sevimliliği, sıcaklığı. Derken denizin canlılığına baktı, geminin geride bıraktığı beyaz köpüklerin oynayışına. İskelede aldığı Milliyet, Cumhuriyet, Hürriyet gazetelerine okumaya başladı. Zaman değiştikçe değer yargıları da değişiyordu. Cumhuriyetimiz nasıl da gelişmişti, hatta yetmemiş şimdi ikinci cumhuriyetçiler çıkmış, hatta dinazorları bile türemişti. Özgürdü ülkem özgür, isteyen istediği kıyafetle dolaşıyordu, bir o kadar da yardımseverdi ki halkım parasızlıktan her tarafını kapatamayanların kapanmasına bile yardımcı oluyordu. Geçenlerde gelinlikle dolaşan turistin koca ihtiyacı bile karşılanmıştı! Baharcan’ı annem nasıl bulacak, babaannem kesin beğenmeyecek, halen mesleğini bile öğrenmedi, mrafiker diyor. Ha ona yazdığım şiiri bir okuyayım bakayım.

Dün gece seni
Benle gördüm de
Çok
Kıskandım kendimden
Çatalkaram
İri gözlüm
Kal gecenin karanlığında
Çıkma rüyalarımdan
Bana gelsen bile

Elbette, ben usta şair değilim. Ama olsun O çak alçakgönüllü, yazdıklarımı seviyor.


Bu esnada aynı zaman diliminde farklı bir mekanda:

Beni öyle bir yalana inandır ki,
Ömrümce sürsün doğruluğu.

Özdemir Asaf

- Allahım ne güzel de bakıyor, içimi ısıtıyor, nasıl da güven verici. Keşke O’nunla tanışsam. Babam ne der acaba, evli mi, bekar mı. Yüzünden nasıl da masumiyet, güzellik, asalet akıyor. Olamaz ya. Gönül diyor, sokul koynuna, kucağında yat, sabaha kadar sıcak bedeninde uyu, bir kedinin sobanın kenarında kıvrılması gibi. Nasıl da heyecanlandı ben konuşunca, gözlerinin içine ta içine bakınca. Onun bakışlarında yaşanmamış, kaybedilmiş aşk var da, yanındayken mi kaybedilmiş, yoksa gitmiş de mi kaybedilmiş. Yarabbim nasıl da saf saf duruyor, şu uçuşan saç telleri nasıl da bana doğru koşuyor. Dur kızım kendine gel. Peki bu ahmak burada ne arıyor. Neler düşünüyor acaba. Bu adam okyanus gibi ya, şu yanakları tutup tutup sıkacaksın. Bir kedinin fareyle oynadığı gibi oynayacaksın, tam sana küsecekken O`na sığını vereceksin dingin bir liman gibi, sarılı vereceksin, öpü öpü vereceksin. İçim gitti. Kız C…., kendine gel, ama ayaklarımdan ta saçlarıma kadar nasıl da vurgun yemiş gibi baktı. Yok anacığım bunun bakışları hayra alamet değil. Benim de yüreğim. İçim kıpır kıpır oldu, bir alevin kavurucu sıcaklığı tenimi yaladı geçti. Nasıl da güven verici.

-Devam edebilir,

- Etmeyebilir de.

Not: Sayın okuyucu, devam etsin/etmesin sorusunun cevabını zaten yazar biliyordur, daha doğrusu yazarın yüreği. Hepimiz biliriz ilham perisi yanımızda olduğu müddetçe yazar, olmadığı müddetçe bekleriz onun sol omzumuza konmasını. Şimdilik peri sol omzumda ve yaz diyor. Hikayeyi okuyan, yorumlayan, beğenen, düşüncelerini mesajla bildiren ve beğenmeyen ve de beğenmeyip anlamsız bulan, okumaya fırsat bulamayan/değer bulmayan tüm okurlara gösterdikleri yakın ilgi ve alaka için teşekkür eder, saygılarımı sunarım. Bu arada iki okuyucunun yorumları üslup açısından uygun olmadığından silmek zorunda kaldığım için kendilerinden özür dilerim.

Saygılarımla

Ersin Başeğmez
19 nisan 2008 12:15 - İzmir
çaysız- şekersiz ve bademsiz



Telif Hakkı Uyarısı Hayat ve Cennet (vıı) isimli yazı, Ersin Başeğmez tarafından 19.04.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...

Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Çiğdem Bekar Abilov yazıyı tebrik etti...
Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 22.04.2008
Gözlem güzel, ruhsal dekor hoş!..Sanki kişiler makro çekim alanımda...Tebrikler...Emeğinize sağlık...

Cemal Çelik
Cemal Çelik / 22.04.2008
"parasızlıktan her tarafını kapatamayanların kapanmasına bile yardımcı oluyordu." yazının tamamına bedeldi...üstat. Tebrikler.

Fatma Çetin Kabadayı
Fatma Çetin Kabadayı / 21.04.2008
Güzel... Devam...

Çiğdem Ercan
Çiğdem Ercan / 21.04.2008
Necla Hanım`a ben de katılıyorum. "Çaysız şekersiz ve bademsiz" Yeni bir hikayeye yeni bir konu gibi...

Firdevs Bozkurt
Firdevs Bozkurt / 20.04.2008
mırafiker değil grafiker...

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 19.04.2008
perin gitsin ve bitsin

Ersin Başeğmez
Ersin Başeğmez / 19.04.2008
evet doğru, baharcan torunun sevgilisi.

Çiğdem Bekar Abilov
Çiğdem Bekar Abilov / 19.04.2008
Ben mi yanlış anladım, Baharcan ufaklığın sevgilisi değil miydi?Hani şu grafiker,mimarifiker miydi neydi? :)Sanırım yanlış anladım.

Selcan Aktaş
Selcan Aktaş / 19.04.2008
ARTIK BİR İSMİ VAR EVET BAHARCAN... BAHAR NE GÜZEL İSİM. İNŞALLAH BİR KIZIM OLURSA HEP HAYALİNİ KURMUŞTUM AYNI BAHSETTİĞİNİZ GİBİ. BAHAR OLSUN BAHAR OLSUN GİTTİĞİ HER YER,ELİNİN DEĞDİĞİ HER ŞEY...DİYE..

Firdevs Bozkurt
Firdevs Bozkurt / 19.04.2008
baharcan güzel isim...o ilhamınıza söyleyin lütfen hep orda kalsın heyecanla bekliyorum devamını..çaylı şekerli ve bademli günler dilerim..d.kalın...

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 19.04.2008
fevkıladenin fevkinde bir hikaye

Ziyaretçi Yorumu
Ziyaretçi Yorumu / 19.04.2008
çok güzel gidiyor. isim bulundu mu acaba.. sanırım C ile başlıyor.

Sevil Nizamoğulları
Sevil Nizamoğulları / 19.04.2008
bademi bilmem ama çay ve şekersiz hele hele şekersiz çay olmaz...:) hikaye güzel gidiyor değişik uslubuyla ve evey devamını ancak yazar bilir... tebrikler

Necla Alptekin
Necla Alptekin / 19.04.2008
"çaysız- şekersiz ve bademsiz" Bu söz beni vuruyor Sevgili Ersin. Kıtlıkta geliyor ilham belki de. En çok da sevgi kıtlığında... Beğeni ile takiptekim. Hikaye şablonunu aşalı çok oldu; eminim farkındasındır. Emin adımlarla roman olma yolunda... Hadi hayırlısı bakalım... Sevgiler.


Eylül
8
"sen Benim Gözyaşlarımın Oğlusun"
Ahmet CaniklioğluYaşamdan Hikayeler • 11 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
8
Kayıp Yazar 17
Lutuf VeliYaşamdan Hikayeler • 27 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Eylül
7
Başını Öne Eğme Babacığım
Selma NasYaşamdan Hikayeler • 68 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Eylül
7
Zaman Kutusu 3
Necip KoçoğluYaşamdan Hikayeler • 48 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
7
İçimdeki Karanlık 4
Mustafa ÇetinYaşamdan Hikayeler • 78 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Ağustos
29
Ümitler Beklenir mi Gelecek Diye
Ersin BaşeğmezSoyut Şiirler • 49 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Ağustos
26
Reenkarnasyon
Ersin BaşeğmezHayata Dair Denemeler • 62 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Ağustos
26
Yosma
Ersin BaşeğmezModern Şiirler • 76 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Ağustos
19
İşaretler
Ersin BaşeğmezSoyut Şiirler • 71 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Ağustos
19
Öylesine
Ersin BaşeğmezDeneme / Karalamalar • 62 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Kasım
11
Yalnız Aşk
Ersin BaşeğmezModern Şiirler • 1301 kez okundu. • 16 kez yorumlandı.
Ekim
15
Hınzır Kız (ı)
Ersin BaşeğmezYaşamdan Hikayeler • 829 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.
Ekim
15
Seni Seviyorum
Ersin BaşeğmezModern Şiirler • 753 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Temmuz
10
Edepsiz
Ersin BaşeğmezModern Şiirler • 749 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
11
Sev Beni
Ersin BaşeğmezModern Şiirler • 684 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Hayat ve Cennet (vıı), Hayat ve Cennet (vıı) hikayesi, Hayat ve Cennet (vıı) hikaye, Hayat ve Cennet (vıı) nedir?, Hayat ve Cennet (vıı) hakkında bilgi, Hayat ve Cennet (vıı) hikayeleri, Ersin Başeğmez hikayeleri, Hayat nedir, Hayat hikayesi, Hayat hikayeleri, Cennet nedir, Cennet hikayesi, Cennet hikayeleri, (vıı) nedir, (vıı) hikayesi, (vıı) hikayeleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Eğitimde Reform
Erol Sunat
Taş Helvası

Sezer Nişancı
Coğrafyam Karıştı

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Free Credit Reports | Nursing Jobs | Credit Cards | Mortgage Calculator | Cheap Loan | Video | Arkadaş | Saat