Hele Bir Dur! Deyince Adam
gece geç vakit
ayaktayım, biraz durgun
biraz dargın ve dalgın
tanıdık muhit
işte komşunun eniği
tanır bilir beni
köşede sarmaşık
sarılmış asmaya aşık
sokak lambası nicedir patlak,
ortalık karanlık hep
nasip olmadı takmak
ev daraldı sanki
duvarlar bastı
sıcak da değil
hatta soğuk belki
lakin dışarıya atmak kendini
tek çare bu gibi
yürüdüm işte
ne bir amaç ne bir hedef
durulur muyum bir ümit?
açılır mıyım,
dağılır mı karanlıklarım?
karanlıkta ne ararsın aydınlığı?
diye sorsalar,
yoktur cevabım
böyle dalgın ne kadar sürdü,
ruhum kaç adım yürüdü?
değilken farkında,
garip bir ses duydum ardımda,
kedi desem iyi ama
yok hayvan işi değil
bu iş çetin değil
korkmadım desem yalan
dursana evinde be adam
kızdım şimdi uykuna
belli bu da bir adam,
uyku tutmamışsa onu da
anlaşırız bu konuda
içim biraz rahat etti gibi
hadi oradan, kandırdın kendini
epey yürümüşsün anlaşılan,
muhit değişmiş,
adam neredeyse yetişmiş,
hangi köşe nereye çıkar?
hangi sokak nereye çıkmaz?
tahmin edeyim derken
nasıl bir kıvırma
ve nasıl bir nara atayım
da sıyırayım düşünürken
bir cesaret tuttu içimden
sanki bir cengaver doğdu yeniden
kalbim artık bende değil,
ne de susadım, nereden çıktı anlamadım
tamam tırsıyorum yalan da değil
sıktım yumruğumu
kıstım gözümü,
aldım niyetimi
adam da yetişmiş mi?
nefesim dondu,
adam omzuma dokundu,
haydi kolay gelsin dedim,
bismillah çektim
döndüm, delikanlı kesildim,
zaman şaştı kaldı, bize baktı.
havada kaldı elim
adam ne de sakin,
durgun bir surat lakin,
ben öyle kaldım,
adam kendinden emin
“hele bir dur, dinle beyim,
susadın sanırım, su istersen
bir bardakta sana vereyim”