Hipnozun Garip Tarihi
hipnozun bilinen tarihçesi kısadır. fakat asıl şaşırtıcı olan bu kısa dönemde bilim dünyasının hizmetine girebilmesidir.
ilk hipnoz deneyimi, 1784 yılında fransa daki lyon tıp birliği nin eski başkanı chastenet de puysegur tarafından yapıldı. puysegur, modern fiziğe, özellikle manyetizma ve elektriğe ilgi duyuyordu. bu ilgi, onu mesmer in hayvani manyetizmasını incelemeye yöneltti. deneyleri için bir denek buldu. adı victor du. victor kolaylıkla transa girebiliyordu. mesmer in diğer hastaları genellikle titremeye tutulurlar ya da acayip bir sesle konuşurlardı. fakat victor yalnızca bir uyurgezer gibi yarı uyanık haldeydi. hareketlerini kontrol edebiliyordu. puysegur ne derse onu yapıyordu. daha da önemlisi puysegur neyi hayal etmişse, onu yerine getiriyordu.
bu tür bir trans halindeki denek üzerinde, telkinde bulunmak kanıtlanması kolay birşey olmalıydı. gerçekten de sonraki 200 yıl süresince bu durum sayısız bir kez ortaya kondu. fakat bir engel vardı. hipnotize edilen deneğin davranışlarının gerçekliğini kanıtlamak zordu. izleyenleri kandırmak için numara yapıyor olabilirlerdi.
hayvani manyetizma:
puysegur, victor la deneylerini yürütürken fransız bilim ve tıp akademileri de 16. louis nin isteği üzerine hayvani manyetizma ile ilgili araştırma yapıyorlardı. araştırmacılar mesmerizmin geçerli olduğu sonucuna vardılar. hastalar gerçekten transa giriyorlardı. daha sonra bunu kendi çıkarları için de kullandılar. ilgililere göre hastalar hayal güçlerinin kuvvetli olarak uyarılmasıyla transa giriyorlardı. jean-sylvain bailly ve antoine laurent lavosier oldukça titiz denemeler yaptılar. onlara göre bunun ne elektrikle ne de manyetizma ile ilişkisi vardı. dolayısıyla mesmer in ileri sürdüğü "manyetik akışkanın" var olmadığını kanıtladıklarını iddia ettiler.
gizli emirler:
eğer victor daha az yetenekli bir denek olsaydı, puypsegur un akademi nin açıklamasını kabul etmesi işten bile değildi. bunun bilinmeyen bir akışkanın değil de, bir hayal gücünün eseri olduğunu kabul edebilirdi. victor u nasıl trans hale getirdiği ve uyurgezer yaptığını gösterebilirdi. fakat victor, puysegur un "açığa vurulmamış" emirlerini de yerine getiriyordu. bu da puysegur u araştırmacıların yanıldığı sonucuna götürdü. zaten bundan araştırmacılardan biri de kuşkulanıyordu.
ünlü botanikçi laurent de jussieu, hipnotizma ile ilgili deneyleri izlerken meslektaşlarının görmediği ya da görmezlikten geldiği bir şeye dikkat etti. hipnotizör (ya da o dönemdeki adıyla mesmerist), parmağını trans hale girmiş hastaya yönelttiğinde, bazen hasta arkası dönükken bile tepki gösteriyordu. buna rağmen jussieu bunun, hayvani manyetizmayı kanıtlayabileceğini kabul edemiyordu. bir insanın diğer bir insana aktarabileceği bu tür bir gücün olabileceği ihtimalini göz önüne alıyordu. bununla birlikte jussieu daha sonraları bu düşüncesinden vazgeçti. daha sonra "uyarılmış uyurgezerlik" ayrı bir konu olarak mesmerizme girdi.
bilimin önyargıları:
dr. e. j. dingwall, 1967 yılında "abnormal hypnotic phenomena: a survey of 19th-century cases" adlı dört ciltlik bir kitap yayımladı. dingwall kitapta o yüzyılda hayvani manyetizmada olan gelişmeleri ele aldı. bu kitap kendilerini akıllı bir rasyonel sanan, sözde bilim adamlarının nasıl çocukça önyargılarla dolu olduklarını ortaya seren çok iyi bir örnekti. ihanetle karşılaşan engizisyon mahkemesi üyeleri bile, uyarılmış trans durumu ile karşı karşıya gelen bilim adamları kadar şiddetli tepki göstermemişlerdi. hipnoz tekrar tekrar sergilendi. fakat her seferinde de gösteriler "palavra" olarak nitelendirildi.
parlak bir cisim kullanarak:
1840 larda james braid scot adında iyi niyetli iskoçyalı bir göz doktoru, kuşkucuları ikna etmek için mebmerizme yeni bir açıklama getirdi. "hipnotizma" sözcüğünü bilimsel düzeyde ilk kullanan kişi dr. braid oldu. braid, hayvani manyetizmaya ya da herhangi bir psikolojik güce başvurmadan trans durumunu oluşturabileceğini öne sürdü. bunu hastanın göz hizasında parlak bir cisim tutarak yapacaktı. braid şöyle diyordu: "bu bize transın fiziksel bir tepki olduğunu gösterir."
fakat bu da ardından cevaplandırılması gereken birçok soru getirdi. braid tartışmalarda sıkıştıkça müthiş bahanelere başvuruyordu. bu da onun gizli güçlere inandığı suçlamasıyla karşılaşmasına neden oldu. örneğin, arkalarında tutulan cisimleri tarif edebilen denekler buldu. trans durumundaki aşırı duyarlılığın, cisimleri hissetmelerine yol açtığını söyledi. bu, radikal bilim adamları için biraz fanteziydi. sonraları hipnotizma çok az sayıda araştırmacı tarafından ele alındı. bu kişiler, hipnotizmayla ilgilenenlerin itirazlarını ortadan kaldırmak için yeni bir yol arıyorlardı.
manyetizörler:
ama, ara sıra bazı ünlü kişiler ikna edilebiliyordu. bunun en çarpıcı örneğini, 1870 lerin sonunda meşhur alman fizyoloğu ve cerrahı rudolf heidenhain verdi. avrupa da genellikle hipnotizörlere "manyetizör" deniyordu. halkın huzuruna çıkıp onları eğlendirirlerdi. bunlar aynen bugünkü sahne hipnotizörleri gibiydiler. insanları uyutur ve onlara komik şeyler yaptırırlardı. bazı şüpheci doktorlar, manyetizörlerin birer sahtekar olduklarını kanıtlamak için kendilerini onların ellerine güvenle bırakırlardı. bazen bunlar da manyetizörün etkisi altına girerlerdi.
mürekkebi içti:
heidenhain, saygın, ciddi meslektaşlarının derin hipnotik trans altında köpek gibi havlayışlarını, hatta hayali bir tabaktan kedi gibi süt içişlerini gördü. ona göre onların, kendilerini manyetize eden kişi ile işbirliği yapmaları olanaksızdı. fakat bundan kesinlikle emin olmak için bir manyetizörü genç kardeşini hipnotizma etmesi için evine davet etti. heidenhain, kardeşinin biradan çok hoşlandığını ve favorileriyle müthiş övündüğünü biliyordu. kardeşi favorilerinin kesilmesine kesinlikle razı olmazdı. buna rağmen hipnoz altındayken bira olduğu söylenen mürekkebi büyük bir keyifle içti. daha sonra da makasla bütün bir yıl özenle uzattığı favorilerini merhametsizce kesti. kardeşi uyandığında küplere bindi. heidenhain, trans durumuna ve manyetizörün denek üzerindeki gücüne inanmak zorunda kaldı.
bir nöroloğun başarısı:
heidenhain ın başkalarını ikna edip edemeyeceği kuşkulu olabilir. ama ub iş jean martin charcot tarafından mükemmel bir şekilde başarılacaktı. charcot, paris teki salpetriére hastanesi nde nörologtu. trans halinin gerçekliğine de inanıyordu. çünkü isteri nöbetine tutulan hastalarını kolaylıkla transa sokabiliyordu. sonuçta bu ona bir fikir verdi. tıp akademisi üyelerine neler yapabileceğini gösterecekti.
isteri olabilir mi?
hemen hemen 1930 lu yıllarda fransız tıp akademisi bu konuyla daha fazla ilgilenmek üzere karar almıştı. charcot, bu kararın değiştirilmesini önermekle bir riski göz önüne alıyordu. yapacağı şeyin hayvani manyetizmanın gerçekliğini göstereceğini öne sürdü. bunun yalnızca sinirsel bir düzensizlik -uyarılmış isteri- olduğunu ve ancak isteriklerin buna maruz kalabileceğini belirtti.
bu basit açıklama, uzun süre geçerli olmadı. nancy de profesör bernheim, bölge hastanesinde hastaları tedavi için hipnozla ilgili deneyler yapıyordu. trans durumuna yalnızca isteriklerin gelmediğini gösterdi. bunlar hipnozun tedavi edebileceği sıradan rahatsızlıkları olan insanlardı.
charcot un la havre deki genç öğrencilerinden birinin araştırması, gizli güçlerle ilgili söylentileri yeniden canlandırdı. madam b., isterikti. deneyler için çok uygundu..
fakat deneylerde puysegur un victor u ve daha önce rapor edilen birçok denek gibi madam b. de bir fizik medyumdu. hipnotizör aynı odada olmadığı zaman bile onu kolaylıkla hipnotize edebiliyordu. hatta hipnotizör bazen kilometrelerce uzakta bir evde bile olabiliyordu.
araştırmacılar, bu fiziksel yeteneğe yalnızca madam b. nin sahip olmadığını buldular. başkaları da trans durumundayken durugörü ve telepatik tezahürler ortaya koyabiliyorlardı. 1880 ve 1890 lı yıllarda avrupa da yapılan birçok deney aynı sonucu verdi. bu yalnızca radikal bilim adamlarını uzaklaştırdı. meydan bir kere daha profesyonel manyetizörlere ve onların haleflerine kaldı.
bilim kayıtsız kalıyor:
bilim çevresi hipnozun varlığını kabul ettiği için ne yeniden onu inkar edebiliyor ne de charcot un havada kalan açıklamalarını kabul edebiliyordu. yaptıkları alışılagelmiş bir şeydi, hipnozu bilmezlikten geldiler. olayın gerçekliğini kabul ettiler, fakat değerini dikkate almadılar. hipnotizma uzun bir dönem uğursuzluk getirici bir şey olarak görüldü. buna aklı kontrol etme yöntemi denildi. yavaş yavaş bu düşünce değişti. hipnotizmanın asıl yerine oturtulabilmesi ancak 20.yüzyılan ikinci yarısında gerçekleşebildi.
geçmiş yaşamlara dönmek:
1976 yılında bbc televizyonunda magnus magnusson un sunduğu bir program büyük ilgi topladı. programda gene doğmak konusuyla ilgili araştırmalarıyla tanınan arnall bloxham ın görüşlerine yer verildi. hipnotize edilenlerin beşinci yaş günlerini bile hatırlayabilecekleri uzun zamandan beri biliniyordu. trans durumunda akıllarından silinen, yaşamlarınının en küçük ayrıntılarını dahi hatırlayabilecekleri de biliniyordu. ancak, arnall bloxham bazı denekleri bir önceki yaşamlarına döndürebileceğini söyledi. bu deneklerin geçmiş yaşamlarıyla ilgili olarak anlattıkları, tarihsel açıdan araştırıldığında doğru oldukları ortaya çıktı.
12.yüzyılda yaşamış:
böyle bir hafızanın doğruluğu ile ilgili bilinen en önemli delil jane evans vakası nda görülür. evans geçmiş yaşamlarından birinde, 12.yüzyılda ingiltere nin york kentinde bir yahudi kadını olarak yaşamıştı. anlattığı yahudi katliamı gerçeklere tamamen uyuyordu. evans ayrıca yeraltıkemeri bulunan bir kiliseden de söz etti. tanıma uyularak kilise bulundu. kilise ne yazık ki, kemersizdi. ancak birkaç ay sonra kilisenin onarımı sırasında ibr işçi, evans ın tanımına tıpatıp uyan bir kemer buldu.
one (birden fazla yaşam) adlı kitabını 1976 da yayımladı. ıverson, bloxhom ın çalışmalarından çok etkilenmişti. hipnoz altında geçmişe dönüş olaylarına yer verilen diğer bir kitap da peter moss un encounters with the past adlı kitabıdır. bu kitapta hipnoterapist joe keeton ın konuyla ilgili çalışmalarından söz ediliyor. fakat kuşkucular, geçmişe dönen deneklerin daha önceden birtakım kitapları okuyarak bu bilgileri edindiklerini iddia ediyorlar. fakat bugün bir sürü inandırıcı kanıt vardır. bunlar böyle bir kuşkuyu ısrarla sürdürmenin anlamsız olduğunu gösteriyor.
polisin hizmetinde:
diğer bir şaşırtıcı gelişmede, geriye dönüşün polisin yararına kullanılmasıdır. bu ilk kez california da denendi. bu yolla kazalara ya da suçlara tanık olanlardan daha fazla ya da daha kesin bilgi edinilmesi öngörülüyor. nitekim, bir keresinde, bir kaza yaparak kaçan bir otomobilin plakasını hatırlayamayan bir tanık, o yer ve zamana dönüş yaptığında otomobilin plaka numarasını tam olarak hatırladı.
fakat polis böyle çok "şüpheli" bir yöntemin kullanılmasına pek ilgi göstermiyor. bu da hipnotizmadan tam olarak yararlanılmasını engelliyor. bu başarılı sonuçlardan biri, soyulan ve tecavüze uğrayan bir israilli kız olayında alındı. kız, saldırganı hatırlayamıyordu. ama hipnoz altında polisin saldırganı teşhis etmesine yetecek kadar ayrıntıları hatırlamayı başardı.
daha fazla açıklama gerekiyor:
psikolog dr. keith hearne, denekleri hipnotize etmeden "uyutma" olayını meydana getirebileceğini ileri sürüyor. deneklere sadece telkin yoluyla istediklerini yaptırabiliyor. bunu başarırsa ne olur? uyurken rüya gördüğümüzü inkar edemeyiz. çünkü bazen insan güpegündüz hayaller görebilir. hipnotize etme yöntemi üzerine daha fazla açıklama yapılmalıdır. çünkü bütün bildiğimiz emirlerin beş duyunun ötesinde bir duyu aracılığıyla başkasına aktarılabileceğidir.
hipnozun işevi ne?
hipnotizmada ruhsal bir halin söz konusu olduğu su götürmez bir gerçek gibi görünüyor. bu belirli tekniklerle uyarılabilinir. bazıları bu uyarılma halinde birtakım yetenekler ve hünerler gösterirler. bazı deneklerin oldukça kolay etki altında kalarak normalde istemedikleri şeyleri yaptıkları bir gerçektir. ancak, bu hipnozun sadece bir yönüdür ve en önemlisi de değildir.
hipnotizmanın diğer bir yararı da yeteneği artırmasıdır. laboratuvarda hipnotize edilmiş deneklerle çalışmalar yapıldı. hipnotize altındaki kişinin fiziksel ve zihinsel faaliyetlerde normal zamankinden daha becerikli olduğu saptandı. sporcular da bundan yararlanabileceklerini anladılar. ingiliz profesyonel golf oyuncusu ve ünlü golf öğretmeni s.l. king, "golfte başarının sırrı" adında bir kitap yazdı. bu kitapta king, başından geçen bir deneyi anlatıyordu.
bir gazeteci hipnotize edilmişti. bu seansta king gazeteciye golf dersi verdi. dersten sonra dışarı çıkması ve king in gösterdiği gibi golf oynaması telkin edildi. gazeteci hipnozdan sonra mükemmel golf oynadı. yalnız gazeteciden habersiz, derin trans halindeyken son dokuz delikten dördünde her zamanki gibi oynaması söylenmişti. tabii o da öyle yaptı. her şeyi karıştırdı.
sporcular uyguluyor:
ondan sonra birçok sporcu hipnoz seanslarına katıldı. bu seanslarda hipnoz-sonrası telkin veriliyordu. şimdi hipnozdan çıkacakları, fakat oyuna başladıklarında tekrar hipnoza girecekleri telkin ediliyordu. ingiliz bovlingci bob wills, bu yöntemden yararlanan biriydi. hoş, son yıllardaki kariyeri hipnozdan fazla uzun süre yararlanılamayacağını gösterdi. 1970 li yılların yüksek atlama şampiyonu roslaine few ve abd tenis şampiyonu arthur ashe in de hipnozdan yararlandıkları biliniyor.
sürekli bir etki:
1904 te fransa da reims te bir pandomim gösterisi sırasında garip bir sahne hipnotizması örneği oldu. oyunculardan biri, hiçbir iddiası olmadan oyun içinde hipnotizör rolü yaptı.sahnedeki arkadaşlarından biri sahte manyetik paslar uyguladı. oyuncular ve seyirciler eğlenirlerken genç oyuncu marie chatel öğleden sonra 3 te herkesin gözünün önünde kendiliğinden uyandı. böyle kolaylıkla tesir altına girme oyanının oldukça nadir olduğu belirtiliyor.
hala karşı çıkanlar var:
bununla beraber, psikologlar hala hipnoz üzerine sistematik ve geniş kapsamlı bir araştırma yapmaktan kaçınıyorlar. çok azı bu konuda araştırma yapıyor. büyük çoğunluğu araştırma yapmaktan çekiniyor. hatta kimisi onun varlığını inkar ediyor.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
|
|
Tugay Küren / 31.05.2008
Kardeşim oku oku bıtıremedım...Paylesımın için teşekkurler.
|