Hırsız
Reun şehrinde Su henüz doğmaktaydı. Şehrin bilginleri tarafından `Su` adı verilen son derece parlak yıldız, bir diğer parlak yıldıza; gezegeni mavi ışığıyla aydınlatan Taru`ya; ben de burdayım dercesine kırmızı ışıklarını saçıyordu. Oluşan renk cümbüşü sırasında Reun şehrinin neresinde olursanız olun, şehir muazzam bir manzara cenneti oluyordu. Gökyüzüne hakim olan eflatun rengin yanısıra, yeşil ve sarı ışık demetleri birbirleriyle çarpışıyor görünümü veriyordu. Reun gezegende görülmesi gereken bir yerdi.
Timom hergün bu vakti Reun`un meşhur tepesi Kzardu`da meditasyon yaparak geçiriyordu. Şehrin en ünlü hırsızı bütün becerisini bu meditasyonlarda zihnini boşaltarak geliştiriyordu. Yalnızdı ve kimseye güvenmemesi gerektiğini öğrenmişti yaşamında. Yaşının genç olmasına rağmen eşsiz becerileriyle diğer yaşlı, deneyimli ve güçlü hırsızlar içinde sivrilmişti. Sessiz ve gözleri kapalı bir şekilde yerde oturuyordu. Gözleri kapalı olmasına rağmen şehrin bütün güzelliğini görüyormuşcasına mutlu ve huzurlu görünüyordu. 100 metre öteden gelen bir kalp atışı sesi Timom`u rahatsız etti. Saçlarını eliyle geriye doğru atarken diğer eliyle de hançerini çekti. Hislerine bakılırsa bu gelen tanıdık değildi.
Şehir yine bir bahar ticaret bayramı ertesi gününe uyanmaktaydı. Ticaret gemileri havada usul usul sallanırken yere bağlı olan halatlardan gelen gacır gucur sesler son derece rahatsız ediciydi.
Tacir kaptanlar bütün mallarını günler öncesinden taşımıştı gemilerine ve şimdi son hazırlıklar yapılıyordu. Doria gemisinin kaptanı da heyecanlıydı tıpkı diğer kaptanlar gibi...Kaptan Consec bu senede görkemli gemisi Doria`yı diyarlardan diyarlara götürecek ve mallarını diyarlardaki halklara güzel bir fiyata satacaktı. Bu sene üretim beklediğinden de fazlaydı ve savaş araçları da çok kaliteliydi. Tılsımlı kılıçlar, efsunlu savaş zırhları ve daha niceleri geminin deposunda alıcılarını bekliyordu. Maceracı kaptan, tayfalarına seslendi.
-Bugün büyük gün! Uzun bir süredir bu gün için hazırlandık ve şimdi yol alma zamanı!
Tayfalardan sevinç çığlıkları yükseliyordu.
Timom gelen yabancıyı büyük bir soğukkanlılıkla bekledi. Hiç yerinden kıpırdamadı. Gelen yabancının bir kadın olduğunu anlıyordu, zayıf bir kadındı bu. Duyduğu seslere göre kadında bir kısa kılıç, bir kaç parşömen, biraz altın, altından daha az gümüş ve bir de değerli taşların olduğu kesecik bulunuyordu.Başka şeyler de vardı tabi ki fakat Timom için önemsiz şeylerdi. Dudaklarına hafifçe bir gülümseme yayıldı. Kadın yavaşlamıştı, Timom`a çok yakındı. Timom kendine güvenir bi şekilde konuştu.
-O elindeki silahı kaç değişik biçimde sana saplayacağımı öğrenmek istermisin?
-Böyle bir şeyin imkansız olması yüzünden bu soruya cevap vermiyorum bile.
Timom dahada gülümsedi, gözlerini açtı, hafifçe oturduğu yerden kalktı ve sordu:
-Kimsin sen ve benden ne istiyorsun?
-Size sadece şunu söylemem emredildi -emredildi derken yüzünü buruşturmuştu- güzeller güzeli Doria gemisinin saygı değer kaptanı Consec, sizi büyük yolculuk için gemisine davet etti ve sizinle diyarlarda dolaşmak istediğini söyledi.
Düşünmesi 2 saniye bile sürmeyen Timom cevabını verirken sesini yükseltmişti.
-Söyle ona onunla asla gelmeyeceğim. Ona hiç bir zaman güvenmem ve onun gemisine hiç bir zaman binmem.
Kadın tehditkar bir sesle;
-Son kararınız mı? diye sorunca Timom karşı koyulamayacak bir hızla elini kadının boğazına yapıştırdı.
-Git ve ona söyle bu tehditleri ona kendi ellerimle yediririm.
-Timom kadını itti, kadın düşecek gibi oldu ama toparladı ve Timom`dan, bu ünlü hırsızdan uzaklaşmaya başladı.
-Timom hislerine güvenmeyi öğrenmişti. Sol elini açtığında keseciği gördü ve içinden gelen seslere göre bu, çok değerli taşların olduğu bir kesecikti. Keseciği açmaya davrandı ama tedbirli davranmalıydı, önce cebinden bir taş çıkardı. Siyah taş keseciğe doğru yaklaştığında, rengi kırmızıya döndü. Timom büyülü sözleri söyleyerek keseciğin sihir kilidini açtı. Eğer keseciği açsaydı zehirlenip ölecekti. Sihir bu işe yarıyordu. Sihirli sözleri söyledikten sonra taşı yine keseciğe yaklaştırdı. Taş bu tip şeylerde çok işine yarıyordu. Keselerin, sandıkların, kapıların ve gizli geçitlerin üzerinde sihirli kilitlerin olup olmadığını gösteriyordu. Taş yine kırmızıya döndü. Timom ardarda iki Zio-kilit-büyüsü yapılmış olduğunu anladı ki bu beklediği bir şeydi, böyle değerli şeylerin sihirlerle korunması gerekirdi. Güçlü sihirlerle. Sonra taşı 3 defa daha yaklaştırdı, üçünde de sihir yapılmış olduğunu gördü ve hepsinde de sihir kilidini bozmayı başardı. Kesecik Timom`un siniri bozmaya başlamıştı. Sonrasında taşı yaklaştırdığında taş maviye döndü, artık kilit yoktu. Timom hemen keseciği açtı ve açmasıyla gözlerinin kararması aynı zamanda yere düşmesi bir oldu. Bir sihir daha vardı ve bu sihir, bu taşla görünmüyordu. Bu çok farklıydı, Timom gerçekten güçlü bir hırsızdı ama onu bile şaşırtacak bu sihri merak etti. Vücudu felç olmuştu ama gözlerini oynatabiliyordu. Sonrasında kadını gördü. Kadın Timom`un elindeki keseciği aldı ve ucunu bağladı. Kararlı ve alaycı bir ses tonuyla;
-`Son kararın mı demiştim` dedi.
Gemiler yavaşça halatlarını çözdüler ve usulca gökyüzüne doğru süzüldüler. Kurallarla belirlenmiş olan yüksekliğe varınca hepsi bir ağızdan marşlar söyleyerek dağılmaya başladılar. Doria`nın kaptanı gülümsüyordu, bir yolculuk ve macera daha başlıyordu.
Gözlerini açtığında karanlık bir yerdeyde olduğunu farketti Timom, başı dönüyordu ve vücudunu hala kıpırdatamıyordu. Yukarlarda bir yerde, bir kapı açıldı ve açılan kapaktan dışarısını gördü, ünlü hırsız. Mor ve yeşil gökyüzü onu selamlarken bir adamın yemek getirmek için aşağıya indiğini anladı.
Bir çok sesten şu an uçmakta olan bir gemide olduğunu farketti....
---devam edecek---