Hırsız (bölüm 10)
-Timom karakürenin yerini de Koarus`un izini de buldum. Fakat şöyle bir şey var ki....
Suon cümlelerini henüz tamamlayamamıştı ki; Timom ve Suon`un az ilerisinde, havada, özel işlenmiş, büyülü ve zehirli bir hançer, kanatlı bir yarı devin elinin biraz ötesinde, taklalar atarak ikiliye doğru hızla gelmekteydi......
(Bölüm 10)
RUH SAVAŞINA DOĞRU
Suon yıllar önce yaşlı bir büyücünün ona verdiği mavi taş kolyenin büyüsünü hissetti. Bunun şöyle bir açıklaması olabilirdi. Bir silah; bu hançer, ok yada savaş baltası olabilirdi; ona doğru gelmekteydi. Çok zamanının olmadığını farkederek ellerini Timom`un kulağına tekrar yaklaştırdı ve pek hazırlıksız yakalanan Timom`la bir yolculuğa çıktılar.
Timom çok acı duyarak büyücünün ne yaptığına bir anlam vermeye çalıştı fakat sonra gözleri karardı ve bilincinin kaybolduğunu anladı. Herşey aydınlanmaya başladığında artık büyücünün yanında olmadığını ve ne zamandır gitmediği bir yerde olduğunu farketti. Kendi astral mekanındaydı...
Etrafına baktı, ünlü hırsız, her yer beyazdı ve tek bir ağaç uzaklarda görünmekteydi. Timom ağaca doğru yürümeye başladı ve 3 saat yürüdükten sonra ağaca ulaşabildi. Ağaca baktı. Son derece yaşlı ve yorgun bir görünüme sahip olan ağaca yaklaştı ve parmaklarını üzerinde gezdirmek için uzandı.
-Yapma! dedi bir ses.
-Şimdi zamanı değil.
Timom ağacın arka tarafına doğru baktığında ağacın üzerinde yüze benzer bir şeklin olduğunu gördü. Yüksek sesle:
-Galiba aklımı kaçırıyorum neredeyse bu ağacın benimle konuştuğuna inanacağım.
-İnansan iyi olur ve de bunu çabuk kabullen çünkü vaktimiz az, Timom.
Timom sesi duyduğunda Suon`un dönüşüm geçirerek bir ağaca dönüştüğünü anlamıştı. Timom sordu:
-Neden ağaç şeklindesin Suon, ayrıca neden burdayız?
-Seninle konuşurken arkamdan bir hançerin bize doğru yaklaşmakta olduğunu hissettim ve bu yüzden aniden zihin yolculuğuna çıkmam gerekti ve büyü tam yerine oturmadığından ağaç şeklinde bir büyücüyüm şu an. Bu şekilden kurtulmam çok zaman alacak. Sadece sana şunu söylemeliyim ki karaküreyi senin ele geçirmen gerekli.
Konuşurken dallarını hareretle sallıyordu. Büyücü, Timom`a Yuoom şehrine en kısa ve güvenli olarak nasıl gideceğini anlattı. Timom`un astral mekanından Kaos`a açılan kapıyı ve korkutucu Fwrat şehrinin güney batısında bulunan Yuoom şehrini cehennemde düz bir patika gibi gözüken fakat lanetlenmiş bin yüz iskelet adam tarafından son derece tehlikeli bir yer haline getirilmiş bir yoldan nasıl gitmesi gerektiğini anlattı. Ve Timom`a bir adet büyü kaynağı içeceği verdi. Timom sıvıyı aldı ve isteksizce içti. Gözlerinden mavi bir alev çıktı ve sonra her şey normale döndü. Suon Timom`a bu sıvının insana, bir tür kolay yoldan büyü yapma özelliği verdiğini açıkladı. Timom`un sadece insan haliyle iblislere karşı daha fazla silahı olmalıydı...
Timom`un işi zora benziyordu...
KAOS, YUOOM
Suon`un anlattıkları şeylerle hemen yola çıkan Timom, türlü şeytani yaratıklardan ve kötülükten saklanarak Yuoom şehrine gelmişti. Hatta yolculuk fazlasıyla ve korkutucu bir şekilde kolay geçmişti, ne iskelet adamlar, ne de iblisler tarafından rahatsız edilmişti. Zaten cehennem gibi bir dünyada, soluduğu havanın bile zehirli olduğu bir dünyada yolculuk etmekteydi kendisi ve bu bile onu çok zorlamaktaydı.
Yuoom şehri aynı Fwrat gibi -havada kuru bir sıcaklık vardı- terkedilmişe benziyordu. Timom şehirdeki binalar arasında gezinirken bir bina içinden gelen gürültüyü duydu. Ve merak ederek içeri girdi. İçerde onlarca yaratık masaları birbirine fırlatmakta ve herkes birbiriyle dövüşmekteydi. Kocaman bir iblis cüssesine nazaran daha küçük boyuttaki bir iblisi kılıç gibi savurarak etrafındaki diğer yaratıklara vurmaktaydı. Diğer bir iblis, elindeki ölü bir iblis başını diğerine atmaktaydı. Binanın yapısından burasının bir han olduğunu anladı Timom. Siyah gözlü bir iblis Timom`a baktı ve bağırmaya başladı. Küçücük bedeninden muazzam bir ses çıkıverdi:
-Hey! Bakın burada bir insan var!
Dövüşmekte olan herkes aniden durdu ve susarak Timom`a doğru baktı. Normalde Timom kara küreye sahip olsaydı hepsiyle dövüşebilirdi ve asla korkmazdı. Fakat şimdi sadece bir insandı ve korku beynini ısırmaya çoktan başlamıştı. Yinede gücünü topladı ve bağırdı:
-Koarus`u arıyorum!
Bütün han sessizce durdular önce. Sonrasında ise handa bulunan tüm yaratıkların bağıra bağıra gülmesiyle, neredeyse han yerle bir olacaktı.
Gri gözlü ve iki metre boyundaki iblis, Timom`a yaklaşıp sordu:
-Ne yapacaksın peki Koarus`a?
-Onunla bir işim var ve bu iş seni ilgilendirmez. Şimdi onun nerede olduğunu biliyorsan konuş;
bilmiyorsan toz ol!
İlerlerde bir yaratığın yok olduğunu gördü Timom ve sonra yaratık geri geldi.
-Koarus senin gibi zavallıları ancak dişini karıştırmada kullanır. dedi Timom`un yakınındaki bir diğer küçük iblis.
Sonra herkes sustu aniden ve de geriye doğru çekildiler. Hanın ortamına bir anda korku düştü. Küçük iblisler çığlıklar atarak karanlıklara doğru çekildiler. Ortada bir yerde siyah bir duman oluştu ve duman bir bedene dönüştü.
-Demek beni görmek istedin? Kara küre koruyucu ünlü Timom! diye korkunç bir ses çıktı karanlık dumansı bedenden.
-Sadece kara küreyi bana ver yoksa..
-Yoksa ne yaparsın? Et ve kemiklerinle bana zarar verebileceğini sanıyorsan yanılıyorsun, zavallı insan bozuntusu!
Ve cümlesi bittiğinde Koraus kendini bir vadide buldu. Timom`dan bunu beklemiyordu. Suon adındaki zavallı büyücüyü anımsadı aniden ve gülümsedi. Karşısında Timom`u gördü.
-Açıkçası salak bir büyücüden yardım almış olman, boşu boşuna olmuş. dedi dumansı yaratık. Ve sonra küre şeklinde bir nesne siyah ellerinde beliriverdi.
-Bu küreyi ne kadar istiyorsun, bir görelim hele!
DEVAM EDECEK...