Hissiyatları Terketmek (1)
-Hissediyor musun?
-Hayır, hissetmiyorum!
Ve sert bir tokat daha çarptı dudağının kenarına. Ağzının yanından sıcak bir şey akıyordu. Hissediyordu. Tabi ki hissediyordu. Saniyesi saniyesine hissetti çektiği işkenceyi. Ama delikanlı kızdı ya o. Erkek gibi güçlüydü ya... Ağlamazdı! Canı yanmazdı onun! Ela gözleri ıslak kıvrımlar oluşturuyordu melek gibi yüzünde. Ama ağlamıyordu! Hiç gıkı çıkmadı. Onu mutlu edemezdi bu saatten sonra! Karşısındaki insandan tiksiniyordu. Ama korkmuyordu ondan!
-Hissediyor musun?
-Hissetmiyoruz dedik ya!
Bir tokat daha. Sonra bir tane daha. Şimdi gülüyordu artık. Yediği tokatlar ya da kan kaybı yüzünden sarhoş gibi bir şeydi şimdi. Sağ elmacık kemiğinde hafif bir morluk ve bembeyaz tenini keskin kırmızıya bulayan, dudağından boynuna kadar inmiş kan şelalesi... Kim bilir ne kadar da güzel görünüyordu şimdi. Kanın rengi dudaklarıyla aynı olmalıydı. Kanı dudaklarına sürdüğü ruj gibi olmalıydı. Sadece gülüyordu. Karşısındaki pisliğe lanetler okuyup, ne kadar güzel olduğunu düşünüp kafası güzel olduğu için gülüyordu!Ve hala hissediyordu her şeyi. Üstündeki piçi de akan kanın sıcaklığını da hissediyordu!
-Hissediyor musun?
-Hissetmiyorum!
Bu sefer tokattan daha ağır gelen bir şeyler vardı. Burnundan da boşalıyordu o sıcak şey. Baygınlığa ya da ölüme biraz daha yakındı şimdi. Gülemiyordu da artık. Yüzü uyuşmuş gibiydi. Sanki en ufak bir mimiğinde paramparça olacakmış gibiydi o yüz. Kafası iyice uçmuş, görüntü kaymıştı. Düşünceleri kaybolmuştu birden. Duvardaki saati görmeye çalıştı. Yaklaşık yarım saattir filan devam ediyor olmalıydı bu. Tahmini bu kadar olurdu bu kafayla. Ne sayıları ne kadranı seçebiliyordu.
-Bir daha hissediyormusun diye sorarsan üstüne kusarım. Yemin ediyorum kusarım!
Sert bir tokat daha yedi yüzünde bir yerlere. Kısık bir çığlık atıp ufak bir sarsıntı yaşadı adam. Önünde ağzı yüzü kan ,içinde kalan yarı baygın bu kızdan uzaklaştı ve ağlamaya başladı. Kız kadar güçlü olamadı. Onun kadar iyi değildi adamın hali!
-Ben seni seviyorum! Çok seviyorum seni!
Kız dinlemedi. Duymadı hiç bir şeyi. İşkencenin bitip bitmediğini bile anlamadı. Kafasındaki tiz çığlıkların, şeytanın sesinin susmasını umuyordu sadece. Biraz sessizlik ve huzur umuyordu. Bir an önce ölmeyi ya da ona benzer bir şey olmasını bekliyordu. En azından kendi yatağı ya da yastığı olmalıydı. Orda ölmeyi tercih ederdi. Şu anda ayık kalmak ya da yaşamak, daha fazla hissetmek olabilecek en kötü şeydi. Ama olmadı. Ölmedi. Güçlü kadındı o. Ölmezdi. Adam ağladı, kız uyudu. Kendini pembe rüyalara saldı geleceği umursamadan. Ateşböceklerini gördü. Acılarını umursamadı. Sadece ateşböcekleri vardı. Hissetmiyordu artık. Çığlıklar birden susuverdi.