Hızır’ın Tuğla OcağıHızır’ın Tuğla OcağıYıl 1949’du. İkinci el bir Bisikletin 9-10 lira olduğu zamanlar. 12-13 yaşındaki çocuk, Hızır Ustanın tuğla ocağında çalışmak için geldi. Bu iş çok yorucu bir işti. Ancak gündelik 50 kuruştu.Çocuk, Hızır Ustanın yanında bir ay çalışacak, kazanacağı 15 lirayla da, rahatça bir bisiklet alacaktı. Ve başladı çalışmaya.. Sırtına “L” şeklinde bir askılık taktılar. Ot tuğlası denilen yığma tuğla yapılıyordu bu ocakta. Arkalığa her seferde 8-10 adet tuğla diziliyordu. Çocuk bu tuğlaları dizilmek üzere ustalara götürüyordu. Dizilen tuğlalar yükseldikçe, çıkılan yükseklikte artar, götürülen tuğla sayısı da, 5-6’ya düşerdi. O gün iyi sıcaktı. Çocuk kendine göre de bayağı bir yukarı çıktı. Ustanın yanına varmadan aşağıya doğru şöyle bir baktı. - Offf…dedi ne kadar yüksekmiş burası… Birden gözü ocağın çevresinde bisikletle dolaşan çocuklara ilişti. Aşağıda arkadaşları, kısa kollu gömlekleri üzerlerinde, bisiklete biniyorlardı. Bir kendi haline, üstüne-başına, birde aşağıda neşe içinde dolaşan arkadaşlarına baktı. Yüzünü gökyüzüne kaldırdı ve kendi kendine mırıldanmaya başladı; - Nasıl bir günahım var Allahım dedi, arkadaşlarım bisikletleriyle dolaşıyorlar, bende bir bisiklet parası için burada kan-ter içinde çalışıyorum… Tuğlaları ustaya teslim etti. Tekrar tuğla getirmek için, ağaç merdivenden ağır ağır inmeye başladı. Hızır’ın Tuğla Ocağında bir ay çalıştı. İkinci elde olsa bir bisikleti vardı artık. Vardı ama yine de mutlu olduğu söylenemezdi. Aradan yıllar geçti. Hızır’ın Tuğla Ocağında, bir bisiklet için yorucu şartlarda çalışan çocuk iş hayatına atılmış. Sendika Başkanı olmuştu. İşçiler için işverenle iyi bir sözleşme yapmıştı. Dışarıya çıktığında işletmenin önü mahşer yeri gibiydi. Alkış tufan arasında, bütün müdahalelerine rağmen, işçiler onu omuzlarına alıverdiler. Bir baktı ki, çocukluk yıllarında en fazla imrendiği, en güzel bisikletin sahibi olan arkadaşının omuzlarında… Arkadaşı almış onu omzuna götürüyor… Bir yandan da , “ En büyük Başkan ” diye bağırıyordu. Bir anda o çocukluk günleri ve Hızır’ın Tuğla ocağından arkadaşlarına baktığı o an ve söyledikleri aklına geldi. Gözleri doldu. - Tövbe Yarabbi dedi, senin hikmetinden sual olunmaz. Pişmanlık gözyaşları, gözlerinden süzülürken, kalabalık alkışlarla “ En büyük Başkan” diye tezahürata devam ediyordu… ***** O yıllar yokluk yıllarıydı. İşsizlik had safhadaydı. İkinci dünya savaşının hemen sonrasında savaşa giren ülkelerin ve girmeyenlerin hali kelimenin tam anlamıyla berbattı. Yokluklar, kıtlıklar insanları bunaltmış, şaşırtmıştı. Bizim nesil o yılları, büyüklerinden dinledi. Şeker bulamayan, çayın içine bir çay kaşığı pekmez koyan, karnı tok tutsun diye, zeytinleri çekirdeği ile birlikte yutan bir nesildi o nesil. Babaları 6 lira salma parası bulamadı diye altı ay yol yapımında çalışan çocuklardı, bizim analarımız ve babalarımız. 1940’lı yılları hiç sevmiyor, anmak bile istemiyorlardı. 1950’li yılları anlatırken de gözleri parlıyor, Menderes’in dramından bahsederken gözleri doluyor, arkalarını dönüp ağlıyorlardı. Geldikleri her yere tırnaklarıyla kazıyarak geldiklerini anlatmaya lüzum bile yoktu. Kimileri dedemizdi, kimileri ninemiz, kimileri anamız ve babamızdı onların. Onların hayat hikayeleri, ayakta durmak isteyen, ayakta kalmak isteyen insanların yılmak bilmeyen bir hayat mücadelesiydi. Onların hikayelerinden ders çıkarabildiysek ne mutlu….
Telif Hakkı Uyarısı Hızır’ın Tuğla Ocağı isimli yazı, Erol Sunat tarafından 12.10.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Üye Kontrol Editör yazıyı tebrik etti...
Hülya Saatçi Önal yazıyı tebrik etti...
Elif Nur yazıyı tebrik etti...
Hayal Sun yazıyı tebrik etti...
Kasım
24
Kasım
13
Kasım
9
Koç Burcu Kadını ve Erkeği
• Zeynep Akıllı • Hayata Dair Makaleler • 179 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
6
Neden Bu Kadar Yorgunum?
• Zeynep Akıllı • Hayata Dair Makaleler • 216 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
4
Seni Seviyorum Önemli Bir Sözdür
• Zeynep Akıllı • Hayata Dair Makaleler • 289 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
30
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!
• Erol Sunat • Güncel Makaleler • 142 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
23
Öğretmen Sevgiden İbarettir
• Erol Sunat • Eleştiri Makaleleri • 222 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
16
Kasım
9
Kasım
2
Gözlere Bakmasını Bilmeyenler…
• Erol Sunat • Eleştiri Makaleleri • 322 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mart
20
Şubat
14
Mayıs
21
Şubat
14
Nisan
25 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||