kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Homunculus


Homunculus



İncelik göstereyim derken
Gençlik gitti elden.

ARTHUR RIMBAUD


Şeyda evi terk etti. Bu rezil, yağmurlu, İstanbul güzünde. Hem de doktora tezimi teslim etmeden hemen önce. On yılı tuzlu sulara gömerek bir kalemde silip gitti. Direnmedim. Sessizce karşısına dikilip, yüzüne tükürdüm. Çabuk atlatırım sandım. Yanıldım.
Şimdi hep istediğim şey tüm evi sarmış durumda. Sessizlik.
Tezim kapalı vaziyette önümde. Başlığında kocaman harflerle “HOMUNCULUS”
Birden sertçe masaya koyduğum şarap bardağından damlalar sıçrıyor üzerine. Yavaşça kızaran kapak kahkahalarla güldürüyor beni. Durduramıyorum kendimi. “Be hey spermle kandan minicik insanlar yaratan Paracelsus! Bak sana şarap ve kâğıttan ne belalar yaratıyorum.
Kendi söküğümü bile dikemezken”
Gözlerimden yaşlar geliyor. Katıla katıla gülerken ağlıyorum. Aslında öyle aptal bir durum ki bu; terk edildiğime değil aldatıldığıma inanamıyorum. İki yıldır en ufak bir şey bile sezinlemeden…
Bir de ruh hekimi olacağım hah ha ha! Dün tükürükler içinde seviştiğimiz Ayça hemşire bile çözmüş meseleyi “hayatım öyle çok güveniyordun ki kendine duyuların yok olmuştu” diyor.
“Hadi oradan şıllık. Kendine güvenmeyen birisine karısı evini terk eder etmez etini verir miydin?”
Elim bir türlü teze gitmiyor yine sarhoş olmak üzereyim. Telefonlarımı kapamalıyım. Bu halimle arayanlara yakalanmamalıyım.
Sarhoş oluyorum. Sarhoşluktan da, sarhoşlardan da nefret ediyorum. Allah kahretsin. Kontrolümü kaybetmemeliyim. Yirmi yılımı çöpe atamam tezim…
“Duyusal Homunculus: vücudumuzun hangi bölgelerinin ne kadar duyarlı olduğunu ve beyin korteksinde kapladıkları alanın birbirine oranını gösteriyor. Bir organın duyarlılığı, onun gelişmesinde ve aşırılığında büyük rol oynuyor”

Yapamıyorum. Alkol geçmiyor artık gırtlağımdan, yıllardır hastalara verdiğimiz ilaçlarda mı teselliyi bulacağım. İlaçsa ilaç! Devam etmeliyim.

“Hareket Homunculusu: beyin korteksinde hareketle ilgili, hangi organın ne büyüklükte bir alanı kapladığını simgeliyor. Vücudumuzun hacimsel alanını belirliyor. Kolumuzun ya da bacağımızın ne kadar uzun olduğunu bize bildiren hareket homunculusudur.”

Paracelsus’un küçük adamları gibi kaçışmaya başlıyor gözümde harfler. Alkol üzerine bu kadar güçlü ilaçlar almamalıydım. Kahretsin, kahretsin Şeyda…
Işıklar… ışıklar kırılarak dans ediyor. Nefes alamıyorum. Kusmalıyım. Böyle olmamalıydı ben böyle bir sonu hak etmiyorum. Buzdolabının sesi traktör gürültüsü gibi geliyor. Fişi çekmeliyim. Çekersem her şey düzelir belki ama sessizlikle baş edemem. Müzik evet müzik… Hepsi Şeyda’nın diskleri. Alelacele kapağında piyano resmi olan biri geçiyor elime Arvo Part, Alina. Müzik aletleriyle kısa bir boğuşma sonrasında ilk notalar duyuluyor.
Ayağa zor kalkıyorum sanki sallanan bir teknedeymişçesine dengede durmaya çalışıyorum. Tanrım bu rezillik…
Zemin sanki benden çok uzakta, ayaklarımı kontrol edemiyorum. Eşyalar erimeye başladı halıya doluşmuş ıslak renk çorbası. Çalışma koltuğuma döndüğümde sanki çöller aşmış gibi sevinip bir an mutlu oluyorum sonrası yine Şeyda. Kahpe!
Vücudum zangır zangır titriyor. Kan şekerim düşmüş olmalı. Düpedüz üşüyorum. Başımı saran uğultu kulaklarımdan dışarı fırlayıp tüm salonu dolduruyor. Komşuların duyup kapıya dikilmesinden korkuyorum. Biraz gayret etmeliyim. Tezim…
“ Kesik kol sendromu dediğimiz olay homunculusu açıklamamıza temiz bir örnektir. Kolunu kaybeden kişi önceleri eski homunculus haritasından dolayı kolunun eksikliğini fark etmez. Bir bardağa uzandığında kolunun yokluğunu idrak eder. Bir süre sonra homunculus bu yeni duruma uyum sağlamak için vücudun yeni haritasını çıkarır ve kişinin gayri ihtiyari davranışları içinde bulunduğu fiziksel durumla uyum içine girer.”

Satırlar birbirine giriyor neredeyse harfleri seçemiyorum ama sanki gizli bir güç yazdığım her şeyi beynimin derinliklerinden çıkarıp bana ezberden okutuyor. Yüzlerce şeyi aklımda nasıl tutabildiğimin şaşkınlığı bana içinde bulunduğum durumu bile unutturuyor. İlaçlar diyorum kendi kendime onlar bana bunu yaptırıyor. Masa üstündeki tabletten bir tane daha çıkarıp ağzıma atıyorum. Yaşadığım korkular birden kayboluyor. Öbür sayfayı çevirip koltuğa iyice gömülerek gözlerimi kapatıyorum. Yüksek sesle zihnimdeki kelimeleri okuyorum.
“ Yeni homunculus haritasıyla hayatına devam eden kişiye bir süre sonra protez takılırsa, homunculus haritası tekrar değiştiğinden hareketlerinde anormallikler başlayacaktır. Bir süre sonra homunculus tekrar devreye girerek yapay organı vücut haritasına dahil edecek ve kişi protezi kendi kolu gibi idare etmeye başlayacaktır.”

Gözlerimi açtığımda, karşımdaki sayfada ezberden okuduğum kelimeler aynen duruyor. İçimdeki gizli gücü fark etmenin sevinciyle aniden ayağa fırlayıp isterik kahkahalar atıyorum. Eşyalar tekrar beliriyor odada hem de tüm ayrıntılarıyla. Ağzımdan akan salyalar gömleğime bulaşıyor. Elimdeki sıcak ve kaygan ıslaklık rahatsız ediyor birden. Karşımdaki vitrinde loş ışıkta beliren silik siluetimle göz göze geliyoruz. Ödüm patlıyor. Yavaşça yakınına sokuluyorum. Hayır! O ben olamam. Başka biri o yaşlanmış yıkılmış biri. Suratı kırış kırış. Elimle yüzümü sağa sola çekiştirip, gerdiriyorum. Yüzümü, gözümü, kulaklarımı çekiştirip duruyorum ta ki acı içinde ve kıpkırmızı bir suratla baş başa kaldığımı fark edene kadar. Gömleğimin ter içinde kaldığını fark ediyorum. Korkuyla elimi gözümün hizasına kaldırarak yavaşça hareket ettirip tüm detaylarını büyülenmiş gibi inceliyorum. Ne kadar kocaman, bildiğimden ne kadar farklı. Bir yerde kopsa da önüme koysalar benim olduğuna karar veremem. Kendi elimi tutkuyla öpmeye başlıyorum salya sümük. Şeyda diye mırıldandığımı duyuyorum. Ağzımda elim yerde yüzer gibi debelenirken.
“Kolum diyorum birden dizlerimin üzerine dikilerek bilekten yakalamışım. Bana yapışmış kirli bir şeymiş gibi fırlatmaya çalışıyorum. Düşünceler bir mili saniyeye sıkışmış gibi müthiş bir süratle şerit şerit geçiyorlar zihnimden.
“Koluma bile kolum demeyeceğim.” Diye haykırıyorum hıçkırıklara boğularak. “O bile kopup gidebilir bir gün benden. Karıma karım demeyeceğim. Benden söküldüğünde beni öldürmeyen şeye benim demeyeceğim. Demeyeceğim. Demeyeceğim. Demeyeceğim.”
Koşarak masada duran son iki tableti de ağzıma atıyorum. Şarap kadehi zor zar ağzımı buluyor. Gömleğime sıçrayıp yayılmaya başlıyor kırmızı damlalar. Tüm gömleği şarap rengine boyuyor.
“ Şeyda yol kenarında yaptığı seramikleri satan çulsuz bir adamın evine gitti. Evimin kolu koptu. Şarap kan gibi fışkırdı. Yaşamımın bir yanı eksildi. Hemşire Ayça Kaptan Hook’un kancası gibi durdu kopuk yerimde. Lanet olası kibirim öyle bir protezi taşımaktansa kopmuş kolla görünmeye razı. Evimin kolu koptu. Tuz bastı her yanı. Vücudum acı içinde. Hadi homunculus gel de tamamla şu eksik haritayı. Protez falan istemez. Ben soktum onu giyotinin altına. Protez falan istemez. Kibirim lanet olası kibirim. Nereden geldiğini unutup akraba düğünlerinde çiftetelli oynamayı ayıp sayan kibirim. Haşlanmış mısırı karısının elinden alıp çöp bidonuna atan kibirim. Şövalye gibi kutsanıp eline diploma tutuşturulunca kendini sürüden ayırmış sanan kibirim. Yıllardır karısının yazdığı bir şiiri bile okumaya tenezzül etmeyip, kendini CERN’de atom parçalayan bilim insanı sanan kibirim. Sokaktaki doğuluya İstanbul’u mahvediyorlar diye öykünen, tüten dumanların ardında kervan kervan göçleri görmezden gelen kibirim. Ufacık bir statü kazanınca memleketin tapusunu almış gibi takım elbiselerini çekip diğerlerini olduğu gibi kabul etmeyi hiçbir zaman anlamayan ve utanmadan o insanların ruh hallerini çözümleyip dertlerine çare olmayı düşünen ve sırtlarından kazandığı parayla saray soylusu gibi yaşamayı düşleyen, bunun birlikte yaşadığı insanı mutlu edip etmeyeceğini sorgulama zahmetinde bile bulunmayan aptal kibirim. Gündelik yaşamın gerçekliklerini göremeyecek kadar kör ve taze balığın nasıl seçileceğini bilemeyen cahil kibirim. Benim aptal, benim budala, benim şapşal kibirim.
Ne demişti Haluk bana. Üniversiteyi bırakıp barmenlik yaptığı için bayram mesajı atmayı bile esirgeyip adamdan saymadığım Haluk.
“Biz kadınlarımızı konuşturmuyoruz ahbap. Doğal olarak ta onları hak etmiyoruz.”
Oysa herkese karşı ne kadar inceydi Şeyda. Bunun yüzünden kendi hayatının bir gün batağa saplanacağına inanır ama olacaklardan korkmazdı. Değer vermediğim arkadaşlarımın doğum günlerini ise ilgilenmeyeceğimi bildiği halde hatırlatırdı.
Şeyda gitti. Artık kocalarını aldatan kadınların dolapta sakladıkları çıplak adam esprilerine gülemeyeceğim. Taş gibi kanepeye düşmüşüm. Önümdeki sehpada Şeyda’nın satın aldığı elişi seramik çanak içinde ‘Homunculus’ başlıklı tezim. Şeyda gitti. “ Körün derisini nasıl göz haline getirdiğini anlamıyor musun? O sadece bizim gözlerimize göre kurduğumuz dünyada yaşamak zorunda olduğu için zorlanıyor. O sadece bize göre kör” diyen sesi kulaklarımda. Kanepeye yayılıyor kusmuğum. Umursamıyorum. Kolonya… Biraz yüzüme, biraz tezime. Bırakması için ısrar ettiğim ucuz sigarası… Ağzımda. Ateş… biraz tütüne, biraz tezime. Sehpanın üzerinde el yazısıyla yazdığı kağıt.

HAIKU – Başo
“O kadar da çabuk nasıl anlaşılsın öleceği
Ağustos böceğinin sesinden
Bu yol hiçbir yere çıkmaz bu güz akşamı”

Yükselen alevlerin ucunda parıldayıp yok olan ateş böcekleri ve minik yarasalar gibi uçuşan kâğıt külleri… Biraz yüzüme, biraz evime…
Gözlerim kapanıyor. Dayanamıyorum.





Homunculus
Yazı Sahibi
Emir Acar
Emir Acar tarafından 18.8.2008 tarihinde eklendi 148 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Eda Öztürk yazıyı tebrik etti...
tebrik Fazıl Sözkesen yazıyı tebrik etti...
değişik!


28.08.2008 tarihinde yorumlandı.


Aralık
5
Cehennemlik Eşekler
Cengizhan MenevşeYaşamdan Hikayeler • 28 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
5
Cehennemlik Eşekler
Cengizhan MenevşeYaşamdan Hikayeler • 16 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
5
Cehennemlik Eşekler
Cengizhan MenevşeYaşamdan Hikayeler • 11 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
5
Cehennemlik Eşekler
Cengizhan MenevşeYaşamdan Hikayeler • 10 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
5
Adak (10 Bölüm Son)
Aylin BaşdemirYaşamdan Hikayeler • 12 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ağustos
26
Yarım Kalan
Emir AcarYaşamdan Hikayeler • 103 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
18
Homunculus
Emir AcarYaşamdan Hikayeler • 149 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
18
Homunculus
Emir AcarYaşamdan Hikayeler • 149 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
26
Yarım Kalan
Emir AcarYaşamdan Hikayeler • 103 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Homunculus, Homunculus hikayesi, Homunculus hikaye, Homunculus nedir?, Homunculus hakkında bilgi, Homunculus hikayeleri, Emir Acar hikayeleri, Homunculus nedir, Homunculus hikayesi, Homunculus hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi




ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Credit Cards | Loans | Fish Tank Help | Credit Cards | Loans | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul