HuzurHuzurfilmlerde, kitaplarda ve hiç bilmediğim hayatlarda insanlar böyle yerlere rehabilite olmaya gelirler. teknolojiden ve başka her şeyden uzak, sadece yeşilin olduğu, sessiz ve huzurlu yerler... peki ben niye huzurlu değilim?.. içimde esen fırtına etkisini her hücremde hissettiriyor sanki.. kocaman ağaçlara bakıyorum.. bildiğimi sandığım her şey yanlış çıkmamış gibi dinginliklerinin sırlarını öğrenmek istiyorum.. karşılarına geçip, yanlarında küçücük kalan bedenimle öylece duruyorum anlamaya çalışarak... çok uzun sürmüyor; düşünmeden, hissetmeden, "acımadan" durmayı beceremiyorum... belki de hep böyleydi, belki asla sahip olamayacağım bir şeyi istiyorum... gerçekten öyle mi? aklı her şeye eren biri nasıl olur da bu kadar basit bir şeyi -sakince durmayı- beceremez? başka türlü olsaydı daha kolay olurdu belki de... belki de empati yeteneğimden kurtulmalıyım önce! düşünüyorum da kaç kişinin hatalarının yükü var omzumda? kaç kişinin zaaflarını anlamaya ve acılarıyla yaşamaya çalışıyorum? ne gerek var buna, neden yapıyorum, belli değil... insanlar kendi kararlarının ve hatta hiç düşünmeden attığı adımların yükünden kurtulmaya çalışıyor oysa.. yolda yürürken usulca parmaklarını gevşetip, avuçlarındaki ayıpları bırakıyorlar boşluğa... ve düştüğünü hiç farketmemiş gibi yapıyorlar... benimse eteklerimde etrafımda olup biten, bir şekilde benim hayatıma, ruhuma değmiş binlerce hata! her adımımda biraz daha aşağı çekiliyorum..rüzgar esince istemediğim yerlere gidiyorum... saçlarımda bana dokunmayı haketmemiş parmaklar... unutmayı, hiç tanımamış olmayı dilediğim kokular getiriyor burnuma rüzgar... ağaçlar sallanmaya başlıyor... belki de hiçbir şey göründüğü gibi değil.. insanların evlerine girmeden çöplerini görmüyorsun çünkü... elini ruhlarına daldırmadan içsel yaralarını hissedemiyorsun.. sadece aynı masada oturduğun insanlar hep pürüzsüz, yara almamış senin için.. sadece bazen, bazı insanların gözleri açık veriyor... açık yaralar hissediyorsun bazen, ve bazılarında da kurtlanmış kötü düşünceler.. her ikisinde de kurumuş kan kokusu geliyor burnuna... ve her ikisinde de ben uzaklaşmak istiyorum bulunduğum yerden... insanların acılarını eklemek istemiyorum beni aşağıya çeken acılarıma... ve elbette çürümüş düşünceler midemi bulunduruyor... gittiğim her yere götürüyorum pişmanlıklarımı... bırakmaya çalıştıklarımı da rüzgar peşimden getiriyor.. kafamda binlerce düşünce var her an; çoğu anlamsız... ve hiçbiri iyi gelmiyor! durup dururken madeni bir parayla çocukluğuma gidebiliyorum mesela... onlar olmadan asla daire çizemediğimi hatırlıyorum.. hayatıma dair başarısızlıklarım geliyor sonra aklıma.. hiçbir daireyi düzgün bir şekilde tamamlayamadığım.. kocaman bir madeni para hayal ediyorum, hayatımı şekillendirmeme yardım edecek... bazen güzel şeyler de oluyor elbette...bir saksının içinde açmış kırmızı çiçekler görüyorum... ya da turkuaz bir suyun kenarına oturup, plastik bir bardakta alabildiğim şarabımı içiyorum keyifle... uçağın camından karanlığa bakarken bir yıldız kayıyor uzun uzun.. kaç insan göz hizasında bir ışığın parçalanışına şahit olmuştur ki! özenle bir dilek seçiyorum kendimi şanslı hissederek... huzur diliyorum.. el yordamıyla uzandığım mutluluklarla yorulmak istemiyorum artık... sürekli bir huzur istiyorum... dairemin doğru eğime sahip olmasını ve başladığım yerde bitmesini istiyorum.. ve o dairenin içinde hiç hızlanmadan dönüp durmak... belki de bu sandalyede oturup, sonsuza kadar yazmak istiyorum, kelimelerin bir yerinde etrafımdaki dinginliğin bana da bulaşacağını hissediyorum sanki.. büyük bir ağacın karşısında saatlerce hareketsiz durup, huzurumla ona meydan okuyabileceğimi... ben yazarken pencereden beni izleyen kimse olmasın istiyorum! huzurum için tehdit oluşturacak kimse kabulüm değil artık! haketmeyen insanlara huzur verirken eşdeğer bir hüzün kaplıyor çünkü içimi... ve çok iyi biliyorum; hiçbir şey karşılıksız değil hayatta... aldığın her şey için bir şeyler veriyorsun, ya da senin yerine seni seven insanlar ödüyor bedelleri! bu yüzden de yaşlı bir ağacın huzuru özendiğim.. dallarıyla gök yüzüne yaklaştıkça, kökleriyle toprağın derinliklerinde kaybolduğu hayatındaki huzur.. bedeli ödenmiş... kaldığın yerden memnun olduktan sonra ne önemi var ki tutsaklığın... evet.. inanılmaz şarkılar söylüyor kuşlar.. sadece benim için! ayaklarımın üstünde durabilmem için... olduğum yerde kök salmam ve köklerimden gurur duymam için... kendimi sevebilmem için... yeniden ve her şeye rağmen...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Bayramınız Kutlu Olsun Dostlar
• Abdurrahman Tümer • Kişisel Denemeler • 17 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Aralık
5
Aralık
5
Sizce Bu Mektup Cennete Gider Mi?
• Aydan Özdemir • Kişisel Denemeler • 16 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Aralık
5
Aralık
4
Son Sözden Önce ve Sonra (sonra 4)
• Gülden Kara • Kişisel Denemeler • 15 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
23
Temmuz
15
Temmuz
1
Temmuz
1
Mayıs
20
Mart
22
Mart
22
Mart
25
Nisan
1
Mart
13 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||