Huzur SokakHuzur SokakBir sokağın kısa hikâyesi.Sokakları oluştururken adlandırıp, o sokaklarda yaşayanlar insanlar. Sokaklar bütün bunlardan habersiz, yaşayanlarıyla iç içe, yaşananlar arasında varlıklarını sürdürüyor. Huzur Sokak, bunlardan yalnızca biri… Kentte kaç huzur sokak olduğunu bilmiyorum. Adı huzur olan, cadde ya da sokakların huzurlu olup olmadığı konusunda yeterli bilgim de yok. Yeterli olması için onları tanımam gerekiyor. Ancak, genel bilgilerden yola çıkarak, çoğunun günler geçtikçe huzurlu olmaktan uzaklaştığını düşünebiliyorum. Düşünebilmemin nedeni yaşananlardır, doğal olarak. Bu düşünce, yine de eksik ya da fazla olmaktan izler taşıyabilir. Çünkü söz konusu olan sokak bile olsa, tek örnek ve örneklerden yola çıkıp genelleme yapmak, genel olarak yanıltabilir, yapanı. İnsanlar benzeri, sokaklar da farklıdır. İnsanlarla iç içe, yaşamlarını sürdüren sokaklar. İnsanlar benzeri, sokakların da ilk bakıştaki benzerlikleri yanıltıcı olabilir. Söz konusu olan somut, biçimsel özellikler değil, soyut özellikler olunca yanılma payı da artar, doğal olarak. Çünkü soyut olan, bakan kadar bakış açısı, yorumlayan kadar yorum sayısına neden olabilir, yapısı gereği ve yaklaşımlara bağlı olarak. Ama bir Huzur Sokak var ki, artık yakından tanıyorum… Sokağa adını verenler, şakacı insanlar olmalı! Ya da adını koydukları günlerde, bu günleri düşünememişlerdi. Belki de; insanların bugünlerdeki yaygın huzursuzluklarını, o uzak günlerde öngörmüşlerdi. Görmüşlerdi de, bir türlü anlatamamışlardı gördüklerini… Onlar da farklı bir anlatım biçimini yeğlemişlerdi… Ya da çok düşünmeden konmuştu sokağın adı. O günlerdeki huzur anlayışına uygun bir sokak olduğunu düşünmüş de olabilirlerdi, kim bilir… Bunu en iyi o insanlar bilir. Ama ara ki bulasın, kırk beş-elli yıl önce yaşamış, tanımadığın insanları. Mahalledeki yaşıtları bile tanımazken, o insanları bulmak boş bir arayış olarak görünüyor. Hoş bazılarına ulaşabiliyorsunuz! Çoğu, bir sokak aşağıdaki mezarlıkta. Huzur içinde yatsınlar. Kalabalık caddeye dikey bağlanan binlerce, belki de yüz binlerce sokaktan biriydi. Yer yer kaldırımlı, yer yer de kaldırımsız, ilk bakışta sıradan bir sokak. Apartmanların sınırlarını belirleyen duvarların, ya da kaldırımların sona erdiği yerlerin hemen dibinde sıralanmış, her marka ve türden motorlu araçlarla bir açık hava otoparkını andırıyordu artık. Bu görünümüyle, iki aracın karşılıklı geçemeyeceği, iki yönlü, büyük bölümü kaldırımsız sokakta, yayalar ortasından yürümek zorunda kalırken; karşı yönden gelen araçla karşılaşanlar en küçük boşluğu değerlendirip, birbirlerini geçmeye çalışıyordu. Bazen, “önce ben girdim sokağa, sen caddeye daha yakınsın, yol ver” diyen sürücüler; önce tartışmaya başlıyor, zaman zaman ağız dalaşına giriyordu. Havada uçuşan küfürleşmeler, sık sık kavgalara neden oluyordu. Dört-beş katlı bahçeli apartmanların yerine, sekiz-on katlı apartmanlar yapılırken büyükler kadar çocuk sayısı da artmıştı ve artıyordu. Sokak boyu farklı oyunların ardından koşturmaların ve iç içe maçların gürültüsü yankılanıyordu artık, gün boyu. Gecelerin kendine özgü yankılanmaları da ekleniyordu gündüzlere. Çok geçmeden farklı maç kadrolarındaki çocukların tartışmaları kavgalara dönüşmeye başladı. Çocuğuna sahip çıkma adına büyükler de eklendikçe kavgalar büyümeye başladı; eski komşuların anlamaya çalışan şaşkın bakışları arasında. Bazılarının şaşkınlıklarının artmasının nedeni de kendi çocuklarıydı. Oyun oynamak isteyen çocuklar birbirlerinden uzak durmuyor, çoğu kez bir araya geliyorlardı. Bir araya gelişler, en küçük farklı düşünce tartışmalara, hatta kavgalara dönüşüyordu. Bu kez çocukları adına, eski komşular da uzak kalamıyordu, kavgalara uzayan tartışmalardan. Yıllar önce park olarak ayrılmış geniş yeşil alanın apartmanlarla dolması, çoğunu ilgilendirmemiş, birkaç sokak sakininin uğraşısı da yeterli olmamıştı. O insanların çoğu da kentin farklı sokaklarında yaşıyordu artık. Hafif rüzgârlarla küçüklü-büyüklü, farklı renk ve biçimlerdeki poşetler, ambalajlar, kimileri buruşturulmadan atılmış sigara paketleri uçuşuyordu sokak boyu. Bahçeler de payını alıyordu uçuşanlardan, gizlice atılan çöpler ve benzerlerinden; sokak boyu apartmanların önünde konteynerler sıralanmışken. Sokakta iki ve daha çok bölünmeler olmadı, görünürde. Ama yaşamlar bölünmüştü bir kez. Karşı çıkanların çabaları da yeterli olmuyordu. Hemen her konudaki tartışmalar uzadıkça uzuyor, başladığı konuların uzaklarında; “biz buraya nereden geldik?” şaşkınlıklarına karışıyordu. Sokağın yeni sakinleri arasında, “hepsini biz mi yapıyoruz?” diyerek, karşı çıkanlar da vardı. Karşı çıkışlara, karşı çıkanlar, onlara da “üzüm üzüme baka baka kararır” ve benzeri sözleri sıralayanlar ekleniyordu. Üzüm insanlarla ilgilenmeyip üzümlüğünü sürdürürken, insanlar bu kez de yaptıklarından üzümü sorumlu tutuyordu bir anlamda. Üzümle insan birbirine karışıyordu, yaptıkları ve yapmadıklarıyla. Kararma akıllara sayısız örnekleri getirirken, aydınlanma, ayrılmaz bir bütünün diğer yanı unutulmuş görünüyordu; sonu gelmez haklılık tartışmalarında. Uzun çağların bazı insanları getirdiği yer burası, sorumlusu üzüm ya da nice benzerleriydi. Nedense? Haklı olmak her insan için önemliyken; haklının hakkını teslim etmek, her anlamda koşulsuz teslim olarak düşünülüyordu, belki de! Kim bilir? Herkes çok haklıydı! Kimse haklarından vazgeçmeyi düşünmüyor, bazı karşılaşmalar olmamış gibi davranılırken, “komşuluk kalmadı” şikâyetleri duyuluyordu karşılıklı. Ancak nedense, aynı şikâyetler karşılıklı değil, arkada konuşuluyordu çoğu kez. Yaşam sürüp giderken, yaşananlar bunlarla da sınırlı kalmadı. Ne de olsa sokağın huzuru kaçmıştı bir kez. Kaçan huzur, tüm aramalara rağmen bulunup, geri getirilemiyordu. Huzursuzluk nedenleriyle ilgili bir görüş birliği de sağlanamıyordu. Derken bir gün, bazı sakinlere göre otuz, hatta kırk yıl sonra, sokakta ilk kez polisler göründü. Gürültücü yeni komşularla, onlardan şikâyet edenleri, “komşuluk hatırına yapmayın” diyerek, barıştırmaya çalışan polisler doldurdu, ana caddeye paralel, iki bina uzak Huzur Sokağı. Huzur arıyordu insanlar, kısacık yaşamlarında. Bu arayışı başarabilmek istiyordu, her şeyi topraktan başlayarak biçimlendiren, amaç doğrultusunda insanlığın hizmetine sunan insanlığın temsilcileri. Çevresinden başlayarak dünyayı biçimlendiren insan, yaşadığı gezegenin en zeki canlısıydı. Yaşadığı gezegenin dışına çıkıp tablo benzeri izleyebilecek düzeye gelmiş insanlığın temsilcileri, bir sokağın huzursuzluklarıyla mı başa çıkamayacaktı? Üstelik yapan da insan, bozan da insanken başa çıkabilir, bir çözüm bulabilirdi elbette. “Onu mu, yoksa bunu mu yapalım?” tartışmaları uzun sürmedi. Sonunda sokağı değiştiremeyeceğini düşünen sakinleri, adını değiştirmeye karar verip, belediyeye başvurdular. Çok geçmeden belediyeye, etkin yeni taşınanların da ısrarıyla -ki komşularıyla aralarını düzeltmek istiyorlardı- başvuruyu kabul ettirdiler. Karşı çıkanlar da oldu, ama azınlıktaydılar. Ayrıca gerçek ortadaydı, huzur bir türlü sokağa geri getirilemiyordu. Sokağın adı bile huzuru barındıramamış, artık Yeni Sokak adıyla; her yeniliğin yaşama yansıyan sonuçlarına açıktı. Sokak, bir yanda “yeni yerlere yeni adlar gerekir” diyenlerle, diğer yanda “sokak yeni değil” diyenlerden habersizken; yeni kavramı da, tartışılmaz biçimde çoğunluğun hoşuna gitmişti. Böylece adı, Yeni Sokak oldu. Huzur adının huzurundan da vazgeçemediler. Mezarlığın kuzeyinden uzanıp sokağı batı yönünde kesen, çoğu insanın zorunlu olmadıkça uzak durduğu sakin sokağa verdiler adını. Sokak huzurlu günlerini geride bırakırken, huzur bulamaz olmuştu eski ve yeni yaşayanlarınca. Ancak Huzur adı, yeni yerinde huzur bulmuş görünüyordu. Yaklaşık on yıldır, güneyinde mezarlık duvarı uzayıp giderken, kuzeyinde evlerin arka bahçeleriyle komşu sokakta, tek bir huzursuzluk ne duyuldu, ne de yaşandı. Yeni Sokak huzuru kovalarken yine huzursuz; eski sokak görece huzurla iç içe, sessiz, ama yaşamsız…
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Ekim
30
Ekim
22
Ağustos
25
Sarı Yaprak > Kırmızı Yaprak
• Ayse Tahmaz • Çevresel Hikayeler • 410 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
10
Ağustos
5
Aralık
17
Aralık
11
Kasım
10
Eylül
19
Ağustos
26
Aralık
11
Temmuz
15
Eylül
7
Kasım
8
Haziran
7 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||