26 / 4 / 2008 Cumartesi tarihinde
Dürdane Koç tarafından eklendi,
167 kez okundu...
“Dün gece gönlümün semalarında yüce bir mahkeme kuruldu.Duruşma salonunda öyle bir hava hakimdi ki; önce (beynimde) şimşekler çaktı.İyiye,kötüye,doğruya,eğriye,mutluluğa,yalnızlığa herşeye ama herşeye isyan ettim... Neye uğradığını şaşıran zavallı (yüreğim) esti, gürledi.Yeter dedi.Yeter istemiyorum hiçbirşeyi.Sevgiyi de,nefreti de, sadakati ...”
Okuyucu Puanı ;
İblis Yalanlarım ve Zavallı Doğrularım
Dün gece gönlümün semalarında yüce bir mahkeme kuruldu.Duruşma salonunda öyle bir hava hakimdi ki; önce (beynimde) şimşekler çaktı.İyiye,kötüye,doğruya,eğriye,mutluluğa,yalnızlığa herşeye ama herşeye isyan ettim...
Neye uğradığını şaşıran zavallı (yüreğim) esti, gürledi.Yeter dedi.Yeter istemiyorum hiçbirşeyi.Sevgiyi de,nefreti de, sadakati de,ihaneti de...Tek istediğim herşeyi unutup,sıfırdan başlamak hayata.İlk gün ki kadar masum ve ağlamasına rağmen gülmeye yeminli...
En son yaşanan herşeyin tek tanığı olan ve günlerdir için için yanmasına rağmen bir damla yaş dökmeyen zavallı gözlerim, içinde biriktirdiği tüm acıları damla damla yağdırdı kurak yanaklarıma.Çatlamış dudaklarıma bir avuç su olup dökülüverdi gözyaşlarım.Bu su dudaklarımı iyiden iyiye yakmaya başlamıştı.Yüreğimin en derinlerine kadar akıp giden bir sızı vardı artık dudağımda...
İşte ağlıyordum.Küçücük bir çocuk kadar savunmasız ve masum...
O sırada bir ses böldü, o çığlık çığlığa yaşanan iç hesaplaşmanın eseri olan sağanak yağışı...
İşte bu hakimin uyarı sesiydi."Evet başlıyoruz"diyordu."Başlıyoruz vicdanını ve en çokta seni sen yapan değerleri yargılamaya"Emin misin"diyordu."Bu hesaplaşmadan yorgun,yıpranmış,yaşlanmış,belki en dibe vurmuş şekilde çıkman mümkün.Belki de omuzlarına binecek yükü kaldıramaz da, olduğun yere yığılıverir hiç çıkamazsın bu mahkemeden.Çıkamazda ebediyen kendini yargılar durursun.İstersen yol yakınken dön, yalan hayatını yaşar gibi yapmaya devam et.O zaman burada yaşayacağın acılara,çekeceğin işkencelere katlanmak zorunda kalmazsın...
Git yaşa yalan hayatını.Senin gibiler taşıyamaz doğruları.Ağır gelir size doğruları omuzlayıp, herşeyi dosdoğru haliyle kabullenmek.Yalanlara bel bağlamış hayatınızın ipleri kopuverir de taşıyamaz artık ne sizi ne de hayatınızın yalanlardan örülü duvarlarını..."
"Hayır" dedim."Hayır bu mahkeme kuruldu, yargılayacak ve hüküm giydirecek.Ben yaşadığım mutlulukların;yaşattığım mutsuzlukların ve acıların, gerekirse aldığım her nefesin bedelini fazlasıyla ödeyeceğim...
Bugün tüm bu saçmalıklara bir son vereceğim.Yalanların istilasına uğramış zavallı doğrularımı belki hafif belki de ağır yaralı kurtaracak, yaşatamasam bile en azından savaş meydanından çıkaracağım.Yalanlar karşısında mağlup olup asaletini yitirmesine engel olacak, yalnız başıma dikileceğim düşmanım yalanların karşısına..."
"İşte" diyeceğim."İşte burdayım!Gelin de sizi hayatımdan sonsuza dek çıkarayım.Hepinizi yok edip, size mahkum olmuş hayatımı yalnızlığa esir edeyim.Esir edeyim ki, en azından asaleti kalsın kaybolmayan...En azından yalansız olsun, temiz olsun...
Şimdi mahkeme başlıyor...
SANIK:BEN
DAVACI:BEN
TANIK:BEN
YALANIN AVUKATI:BEN
DOĞRUNUN AVUKATI:BEN
SAVCI:BEN
HAKİM:BEN
CELLAT:BEN...
Hadi bir an önce başlayalım da bitsin artık bu işkence...
Hüküm giydirilsin de, yanayım artık bu günahların kefaretince...
Yanayım da bitsin bu her an daha da şiddetlenen işkence...