İbni Fadlan`dan 13savaşçı Filmine2İbni Fadlan`dan 13savaşçı Filmine2Şimdi de İbn-i Fadlan’ın değişik notlarını aktararak seyahatnameden yaptığımız alıntıları bitirelim.“..Gayetle çok yılan vardı. Hatta öyle ki bir ağaç dalında bazen on ve daha fazla, yılanın sarktığı görülür. Yılanı öldürmezler, yılan da onlara dokunmaz….” .”..Zeki ve bilgili bir insan görürlerse: “ Bu adam rabbimizin hizmetine daha çok yaraşır” derler. Onu tutarlar boynuna bir ip bağlayarak bir ağaca asarlar, nihayet insanın nefesi kesilir ve ölür….” “…Kim olursa olsun, zina ederse, dört kazık çakarlar, zaninin el ve ayaklarını bunlara bağlarlar ve boynundan beline kadar balta ile keserler, kadına da aynı muameleyi yaparlar…” Teslimiyetin bozulduğu sadakatın sarsıldığı şu günümüz dünyasında Kralın halifeye ve İslam’a bağlılığını gösteren bir ayrıntı daha; (İbn-i Fadlan) Bir gün krala “Memleketin gayet geniş, malların fazla ve aldığın haraç çok, niçin sultandan, onun sayıya gelmeyen emvalinden, bu istihkamın yapılmasını istedin?” diye sordum. O da “ Emirin (halifenin) iktidarının saadet getirdiğini ve mallarının helalinden olduğunu gördüm; ben de bunun için istedim. Müminlerin emirinin mallarını ben teberrüken kullanmak istiyorum, yoksa kendi emvalimden gümüş ve ya altın bir istihkam yapmak istesem, bir güçlükle karşılaşmam” cevabını verdi. Seyahatnameyi okuyup bitirdiğinizde insanlığın nereden nereye geldiğini düşünüyorsunuz. Tam bir cehalet batağına saplanmış, çirkin adetlere sahip milletlerin İslamiyet’le şereflendikten sonra kat ettiği mesafeyi daha iyi anlıyorsunuz. Seyahatnamenin günümüzdeki macerasına gelecek olursak ilk başlayacağımız nokta Jurassic Park gibi kült filmlerin hem romanını yazmış hemde senaristliğini yapmış olan Michael Crichton’un 1976’da Amerikada yayınladığı “Eaters of the Dead” (Türkiyede ‘13. Savaşçı’ adıyla 2000 yılında yayınlandı) adlı romanıdır. Bu romanın ilham kaynağı İbn-i Fadlan’ın seyahatnamesidir. Bu roman ne hikmetse yayınlandığı yıllarda değil de çok sonra, 1999 yılında John McTiernan’ın yönetmenliğinde çekildi. John McTiernan, Zor Ölüm 1 (Die Hard 1988) ve Zor Ölüm-3 filmlerinin (Die Hard 3- 1995) filmlerinin yönetmenidir. 13.savaşçı filminin künyesine bakıldığında Michael Crichton yapımcı olarak yer alır. Başrolde Antonio Banderas vardır ve İbn-i Fadlan’ı canlandırır. Filmle ilgili sadece doğal ışıkla (Gece vandalların yaktığı meşaleler yada sadece güneş ışığı gibi) çekildiği, çekimden sonra 18 ay gibi uzun bir süre bekletildiği gibi bir çok ilginç malumatda var. Filmin hikayesine gelince İbn- Fadlan’ın seyahatnamesinden izler bulmak mümkün ama neredeyse bambaşka bir hikaye oluşturulmuş. Filmin konusu kısaca şöyle; Bir aşk macerası yüzünden bulunduğu Bağdat`dan sürülen ve Vikinglere elçi olarak gönderilen Ibn Fadlan yolculuğu sırasında bir grup savaşçı ile karşılaşır. Bu sırada kuzeyden, İskandinavya`dan gelen bir grupta siste ve karanlıkta ortaya çıkan korkunç yaratıklardan bahseder. Tanımlanamayan ve ne olduğunu bilinmeyen yaratıklar her tarafta dehşet saçmaktadırlar. Önlerine çıkan her şeyi yok eden bu canavarların aynı zamanda insanları yediği de söylenmektedir. Ne yapacaklarını bilemeyen bu savaşçılar bir falcıya danışırlar. Falcı on ikisi kuzeyli ve biri kuzeyli olmamak üzere on üç savaşçının bu dehşet saçan tehlikeye karşı savaşması gerektiğini söyler. Vikingli savaşçılar Ibn Fadlan`ı bu yaratıklara karşı savaşmak için birlikte gelmesi yolunda zorlarlar. Savaşçılar gittikleri köyde ilk çarpışmada bu yaratıklarla tanışırlar. Birçoğunu öldürmelerine rağmen hiçbirinin cesedi yoktur. Ölülerini götürmüşler, öldürdüklerinin kafalarını almışlardır. . Köylülerin ateş kurdu, ateş yılanı, ejderha dedikleri bu şeylerle tekrar savaştıklarında artlarında bıraktıkları bir izle onları inlerinde vurmaya karar verirler. Yolda anlarlar ki bu yaratıklar ayı postu giyen, büyücüye tapan, insanüstü olmayan putperestlerdir. Ve olaylar böylece devam eder. Neticede internet ortamında verilen bilgilere göre 160 milyon dolar,DVD`sinde yer alan yapım notlarına göre ise 80 milyon dolarlık bütçeye sahip bu film gösterime çıktıktan sonra tüm dünyada 61,698,899 dolarlık bir hasılat yapabilmiş. Gişedeki başarısızlığın sebebi ne olabilir? O yıllarda Hollywood filmlerinde doğru düzgün bir Müslüman karakter bile yokken başrolün bir Müslüman karaktere verilmesi olabilir mi acaba? Çünkü filmde İbn-i Fadlan’ı canlandıran Antonio Banderas, medeni, okuma-yazmayı bilen, akıllı bir Müslüman karakter olarak verilmektedir ki bu batı dünyası için pek kabul edilebilecek bir durum değil herhalde. Bir film düşünün, bir çok karakterin arasında tek bir Hristiyan var ve o da başrolde olsun. Cahil ve geri kalmış bir topluluğa gönderilmiş olan bu Hristiyan karakterin hikayesi ne kadar ilginizi çekerse bir müslüman karakterin hikayesi de batı dünyasının ilgisini o kadar çeker. Öğreten ve üstün olan İbn-i Fadlan’dır filmde. İbn-i Fadlan’la bir Viking arasında şöyle bir diyalog geçer örneğin ; “ Sen seslerin resmini yapmayı biliyormusun?” (Başka tercümelerde; “ -Sesleri çizebilir misin? -Sesleri çizmek mi? Evet sesleri çizebilirim.) Seslerin resminden kasıt bildiğimiz yazıdır. Birde Banderas’ın İbn-i Fadlan karakteri olarak canavarlarla savaşa girmeden önce binbir türlü telaş ve ölüm endişesiyle o anda yaptığı bir dua vardır ki filme ilgi duyanlar tarafından unutulmayacak sahnelerden birisidir herhalde. Sahnenin tek eleştirilen yönü ise duasında Allah yerine İslam inancına aykırı bir şekilde ‘ Father’ yani ‘Baba’ diyerek dua ettirilmesidir. Dua mealen şöyledir ; Allahım; düşünmem gerekip de düşünmediklerim,söylemem gerekip de söyleyemediklerim, yapmam gerekip de yapamadıklarım için beni bağışla... Günümüz dünyasına kadar uzanan etkilerini gözler önüne serdiğimiz İbn-i Fadlan’ın Seyahatnamesi aslında sahip olduğumuz geleneksel mirasın, kültürel değerlerin ne kadar zengin ve bakir bir alan olduğunu bizlere hatırlatıyor. Doğunun maddi zenginliklerini sömüren Batı için artık sırada manevi zenginlikler var diyebiliriz. Anlatılmayı bekleyen, hikâyelerimiz çok. Tabiat boşluk kabul etmez demişler. Kültürel mirasımızı ve zenginliğimizi sinema, roman ve resim gibi değişik formlarda bizler anlatmazsak işin özünden bihaber, bizim ruh iklimimizden uzak insanların bunları kullanabileceği ve bunun sonucunda da bir bilinç şekillendirmesine maruz kalacağımız aşikar. Bu sözleri yazarken aklıma birden İbn-i Fadlan’ın savaşa girmeden önce yaptığı duası geldi. Bu manidar duayla bitirelim yazımızı; “Merhametli Allahım...Günlerimi pek çok şey planlayarak geçirmiştim.Bu planladıklarımdan biri değil.Ama şu anda...Son anlarımın iyi geçmesi için sana yalvarıyorum. Vakit geldiğinde onu almalarına izin verme. Düşünmemiz gerektiği halde düşünmediklerimiz için...Bütün söylememiz gerekenlerden söylemediklerimiz için...Bütün yapmamız gerekenlerden yapmadıklarımız için...Beni bağışlamanı istiyorum.”
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
17
Kasım
14
Kasım
13
Piri Reis Gökbilimci mi? Falcı mı?
• Zeynep Akıllı • Tarihsel Makaleler • 131 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
8
Atatürk Ün Vasiyeti (türk Dili ve Eğitiminde)
• Zeynep Akıllı • Tarihsel Makaleler • 184 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
7
Johannes Brahms ve İncelik
• Zeynep Akıllı • Tarihsel Makaleler • 86 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
21
Müfettiş Yardımcılığı Sınavı9
• İbrahim Demirkan • Yaşamdan Hikayeler • 30 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
21
Müfettiş Yardımcılığı Sınavı (son)
• İbrahim Demirkan • Yaşamdan Hikayeler • 27 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Kasım
21
Müfettiş Yardımcılığı Sınavı8
• İbrahim Demirkan • Komik Hikayeler • 90 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
21
Müfettiş Yardımcılığı Sınavı7
• İbrahim Demirkan • Yaşamdan Hikayeler • 24 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
21
Müfettiş Yardımcılığı Sınavı6
• İbrahim Demirkan • Yaşamdan Hikayeler • 27 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mayıs
7
Mayıs
31
Asrın Evliyası 16 (son)
• İbrahim Demirkan • Toplumsal Hikayeler • 403 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Nisan
24
Mayıs
29
Mayıs
13 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||