İçimdeki Karanlık 2(grotesk Öykü Denemesi)İçimdeki Karanlık 2(grotesk Öykü Denemesi)Bir anda derin uykudan fırladım. Geç akşamüstünün alaca aydınlığında başımın etrafında dönen sineği kovaladım. Kalp atışlarım yavaşlamaya başladı ve yattığım bu izbe evin kapısız odasının duvarına sırtımı yasladım. Koltukaltlarımdan ince bir ter sızıyor, tişörtümü ıslatıyordu. Evden ayrılalı daha bir gün bile olmadı. Yaptığıma pişman değilim. Bütün insanlığı içlerinde babamda olsa doğrayabilirim ama o kadına, anneme, zarar veremem. Şeytanın bile durduğu noktanın olması sevindirici. Aklıma annemin kanlar içindeki cesedinin yanı başında ellerim kanlı bir sahne getiriyorum. Düşünmemle kusmam bir oluyor. Hızla kalkıp uzaklaşıyorum. Bu saatte tren olsa iyi olur; bu yörenin iyiliği için.Görevli memur ikna olmazsa diye elime umumi tuvaletin aynasından bir cam parçası alıyorum. Bir elimde evden çıkmadan aldığım aile fotoğrafı, diğerinde cam parçası bilet gişesine yaklaşıyorum. Artık tamamen içimdeki karanlıkta boğulmuş durumdayım. Şeytanın bir esiriyim. Görevliyle aramdaki camı görünce biraz tedirgin oluyorum ama geri de dönemiyorum. “Buyurun, ne yöne?” Soruyu sorduktan sonra yüzüme bakıyor. Hemen yüz ifadesi değişiyor. Karşısında üstünde tişörtten başka bir şey olmayan bir oğlan çocuğu ve saçı başı dağınık halde duruyor. Cama asılı hat bilgilerinden bir şehir seçip söylüyorum. Aman tanrım! Bu ses benim sesim değil. Gitmeliyim buralardan. Memur olayın farkında değil. Şüpheli gözlerle beni süzüyor. O an aklıma geliyor, ailem polise haber vermişse diye. Yavaşça sırtımı dönüp hızlıca uzaklaşıyorum oradan. Arkamdan memurun bağırışları duyuluyor ama ben durmuyorum. Vagonların bulunduğu hangara girip saklanıyorum. Elimdeki sıcaklığı hissedip baktığımda fotoğraftaki annemin gülümseyen yüzüne sıvanmış kan görüyorum. Cam avucumu boydan boya kesmiş farkında değilim. Kendi kanımı görünce içim bir hoş oluyor. Farkında olmadan ayağa kalkıyorum. Görevli memurun yüzü gözümün önüne geliyor. Sanki fotoğrafa kanı o sıçratmış. Fotoğrafta bile olsa kimse anneme zarar veremez. Duyduğum anons beş dakika sonra bir trenin kalkacağını haber veriyor. Bu trene binmem gerek. Polisler gelmeden gitmeliyim. Yapacağım iş için fazla vaktim yok. Elim acımıyor. Bu normal değil. Hiç acı yok. Hangardan çıkan ben değilim. Görevli memur, polise haber vermek için olmalı dışarı çıkmış. Bilet gişesinde değil. Benim için iyi haber bu, hele gişenin kapısını açık unutması daha bir güzel. Kimseler görmeden giriyorum gişeye. Zaten çok kalabalık değil. İçerisi de hafif karanlık. Beni birilerinin görmesi içeri girmedikleri sürece imkansız. Bu yaptıklarımı okula gitmeye hazırlanan bir çocuğun çantasını hazırlaması rahatlığında ve tecrübesinde yapıyorum. Kendimden daha çok korkuyorum. Ama şu an bu korkum beni daha da cesurlaştırıyor. Elimden kan damladığını yeni fark ediyorum. Yerdeki kandamlalarını fark ediyorum. Kapının önünde duraklamış olmalıyım ki kan orada birikmiş. Görevlinin görmemesi gerek. Saklandığım dolabın arkasından çıkıyorum. O sırada memurun sesini duyuyorum. Kimle konuştuğunu göremiyorum ama o kapıya çok yakın. İçeri giriyor, konuştuğu kişi dışarıda ben ise gişenin içinde ayaktayım. Kafasını çevirmesi beni görmesi için yeterli. Kalp atışlarım normal. Hiç hızlanma yok. Kendime hayret edecek zamanım bile yok. Konuşmaları bitiyor ve kapıyı kapattı. Elimdeki camı daha bir sıkıyorum. Ani bir hamle ile bana doğru dönmekte olan memurun gırtlağını kesiyorum. Fışkıran kanın bir kısmı gişenin camına sıçrıyor. Çıkan ses sadece hırıltı; boğazlanan bir koyunun çıkardığı sese benziyor. İkinci bir hamleye gerek kalmıyor. Kendimden iki kat büyük birisini öldürüyorum. İşte bu biraz heyecanlandırdı. Dışarıdan bir ses duyuyorum. Damgalı biletlerden rastgele üç beş tane alıyorum. Sanırım camdaki kan dikkat çekti. Dışarıdaki güvenlik görevlisini uyarmaya gitmesini fırsat biliyorum. Kapıyı açıp kimseye görünmeden çıkıyorum. Trene yetişmem gerek. Boş bir vagon bulup ışığı bile açmadan hemen kendimi fırlatıyorum çiftli koltuğa. Yıkadığım ellerime bakıyorum. Kimin elleri bunlar? Benim mi? Hava karardı. Kapının orada biri var galiba. Işığı açıyor. Karaltıya başımı çeviriyorum. Saçları annemin saçlarına çok benziyor. Güzel bir bayan kapıda duruyor. “Burası boş mu?” diye soruyor yüzünde annemin tebessümü. Ağustos 2008
Telif Hakkı Uyarısı İçimdeki Karanlık 2(grotesk Öykü Denemesi) isimli yazı, Mustafa Çetin tarafından 19.08.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Hayal Sun yazıyı tebrik etti...
Aytül Pazar yazıyı tebrik etti...
Hüseyin Durmuş yazıyı tebrik etti...
Adem Efiloğlu yazıyı tebrik etti...
Metin Akar yazıyı tebrik etti...
Birgül Erdoğan yazıyı tebrik etti...
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
4
Kasım
25
Kasım
19
Ah Yaşanamamış Öğrenci Aşkları
• Mustafa Çetin • Aşk Hikayeleri • 189 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Kasım
17
Bir Katilin Durduğu Nokta
• Mustafa Çetin • Deneme / Karalamalar • 72 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Kasım
13
Haziran
8
Haziran
9
Mart
1
Ocak
16
Ağustos
13 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||