İçimdeki Karanlık 5İçimdeki Karanlık 5Karanlığın içinde kaybolurken; gözümün önünde çilli kızın ağlak gözleri, kulağımda geberttiğim babasının gırtlağından gelen o muhteşem ezgi... Aklımda milyonlarca cevapsız soru ve arkamda/içimde beni sürekli ittiren bir güç…İçimde ki… O lanet olasıca… Dürtükleyip duruyor… Şeytan mı azapta? Azap mı şeytanını arıyor bedenimde? Bilmiyorum… Tek bildiğim var… Bu karanlığı artık içimde tutamadığım… Yavaş yavaş beni alt ettiğini düşünüyordum. Meğer içimde karanlık diye bir şey kalmamış… Çünkü karanlık; beni çoktan almış içine… En çıkmaz sokaklarında dolaştırıp duruyor. Ne bir haritam var, ne bir pusula… Ne bir uyarı işareti, ne bir yol gösterici… Tek bir şey var artık… Beni kana susatan o lanet karanlık… Kanın olduğu yöne doğru ittirip duruyor… Kan, leş, kimi zaman bir cenin… Evet, bir cenin bile cezp ediyor artık kana susayan ruhumu ve bedenimi… Artık nasıl bu hale geldiğimin bir önemi yok. Bu haldeyim ve böyle olmak bana tarifsiz bir haz veriyor… Evet, artık karanlığın içindeyim. Karanlık benim! Haykırıyorum çıkmaz sokakların kaldırımlarını bile kana bürüyen, en alçak kahkahamla bezediğim sesimle… Karanlık benim! Susadım! Hem de çok!.. Avare dolaşıp, kendi kendimi çıldırasıya dehşetle güdülerken; fark edememişim havanın da içim gibi kapkara olduğunu… İlk gördüğüm adama soruyorum saatin kaç olduğunu… Karşımda adım atmaktan aciz, kendi hırkasının içinde bile çula bürünmüş bir zenci gibi duran otuzlu yaşlarında cılız bir gece feneri var… Gırtlağını süzerken buluyorum kendimi. Hani şu âdem elması dedikleri şey… Fazla değil, tek darbeyle hallederim diyorum kendi kendime… Sonra tiksiniyorum o halinden… Komik… Kurban beğenmez olmuşum… Karşımda daha kanlı canlı, güçlü kudretli kurbanlar görmek ister olmuşum… Şu çilli kızın babası… Hayvan! Nasılda güçlü hissediyordu kızını kulağını kesmekle tehdit ederken… Oysa ben ondan daha güçlüyüm! İçimde ki kuvvet ondan daha büyük… Geberirken nasılda mezbahada ki öküzler gibi sesler çıkarmıştı gırtlağı… Yüzümde yine o tehditvari ve bir o kadar da aşağılık gülümseme belirmiş olacak ki; Korkuyla karışık bir tıslama duyar gibi oldum… Dalıp gittiğim gırtlaktan ayırdığım gözlerimi; cılız herifin gözlerine diktim! Bir cevap beklercesine… 21.45 dedim ya arkadaşım. Ayağını kaldırsan ayağımın üstünden… Keskinleşen bakışlarım, bıçak misali saplanmışken cılızın gözlerine, ‘‘gitsem…’’ dedi fal taşı gibi açılmış gözlerini düşürerek… İğrenç olduğu kadar ürkütücü bir bakışla süslediğim, koca bir tükürük fırlattım ayakkabısının önüne… Arkasına bile bakmadan, ceylan gibi sekerek bir kaçışı var… Bu kaçışı seyrederken kendimi bile tiksindirecek kadar salyalı gülüyor, kahkahalarla ara sokağı inletiyorum. Bu esnada bir şeylerin harekete geçtiğini hissetmeye başlıyorum… İçimde bir yerlerde… Bir hareketlilik… Bir dürtü var… Adamın peşinden koşmalı mıyım ne… Adım atmaya takati yok. Koşuşu bile bir çocuğun hızına ulaşamıyor bu acizin… 8-9 saniyede varırım yanına diye geçiriyorum içimden… Hayır… Bu bana haz vermiyor… O iğrenç bir mahlûkat… Öldürülmeyi bile hak etmiyor… Peki, ne bu dürtü? Öldürecek birini mi arıyorum… Kısa süre sonra garip sesler duymaya başlıyorum karın boşluğumdan… Ha ha ha… Acıkmışım… Aman ne güzel… Zilliğimden gelen bu salak gurultular ve diğer iç gıcıklayan sesle birlikte ilerlemeye başlıyorum şehrin ara sokaklarında… Kafamda kırkı aşkın tilki… Deniz kenarında bir şehir burası… Adını duyduğum ama ilk defa gördüğüm bir yer. Çoğu tatile gelmiş yabancılardan oluşan bir kalabalığın içinde buluyorum kendimi. Bana bakan kimse dört cinayet işlediğimi aklına bile getiremez. Çocukluktan çıkmaya çalışan bir genç, hatta çoğu insana göre çocuğum… Elimi cebime atıyorum. Aile resmimiz… Doğru ya kulakların yanında bıraktım onu… Boşver gitsin… Engel olup duruyordu zaten bana… Fotoğrafı orda bıraktığıma pişman değilim ama bu peşime polislerin takılmasına sebep olmuştur. Eski cinayetlerimi de takip ederek beni bulmaya çalışacaklardır. Elimi kolumu sallaya sallaya gezemem artık. Bunu bilerek mi yaptım? Hiçbir fikrim yok. Neyse salla gitsin... Şimdi bunu düşünecek halde değilim… Karnım fena halde acıktı… Hatta içimden geçiriyorum acaba şu kestiğim kulaklardan birini yanıma almış olsa mıydım diye… Bilmem… Belki yerdim… Her neyse… Sahile yakın bir yerde pizza türü yiyecekler satan bir lokantaya giriyorum. Son cinayeti işlediğim yerdeki otobüs istasyonunda bulunan emanet bürosundan çaldığım küçük bir el çantasından çıkan birkaç kuruş para ile bir hafta kadar geçinebilirim. Bu kadar az bir para uğruna birilerini öldürmediğim için mutluyum. Büro çalışanı şanslıymış ki sadece çalınan çantanın hesabını vermek zorunda; Daha fazlasının değil. İstediğim pizzaları getiren bayan çalışana alıcı gözle bakıyorum. Bu tür durumlara alışkın olmalı ki bundan hiç rahatsızlık duymuyor hatta farkına bile varmadığını düşünüyorum. Aile baskısı olmamasının ya da yaşadıklarımın etkisinden mi bilinmez içimden yaramazlık yapmak geliyor. Onunla ben. Başka kimsenin olmadığı bir mekânda hayal ediyorum ikimizi. NOT:Bu hikaye Dürdane Koç ve Mustafa Çetin ortak yazımıdır. Dürdane kardeşime verdiği fikirler, yaptığı düzenlemeler, yazdığı bölümler ve ayırdığı zaman için çok teşekkür ederim. Eylül 2008
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı İçimdeki Karanlık 5 isimli yazı, Mustafa Çetin tarafından 08.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Adem Efiloğlu yazıyı tebrik etti...
Yasin Şahin yazıyı tebrik etti...
Kadir Bıyıklı yazıyı tebrik etti...
Hüseyin Durmuş yazıyı tebrik etti...
Birgül Erdoğan yazıyı tebrik etti...
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
4
Kasım
25
Kasım
19
Ah Yaşanamamış Öğrenci Aşkları
• Mustafa Çetin • Aşk Hikayeleri • 189 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Kasım
17
Bir Katilin Durduğu Nokta
• Mustafa Çetin • Deneme / Karalamalar • 72 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Kasım
13
Haziran
8
Haziran
9
Mart
1
Ocak
16
Ağustos
13 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||