İçimdeki Karanlık 3İçimdeki Karanlık 3Tren yolculuğum anneme benzeyen bayanın bana hissettirdiği sıcaklıkla, içimdeki soğukluğun çarpışmasıyla geçiyor. Uyurken bile düşünebiliyorum. Annemi özledim. Gözlerimi aralayıp vagondaki bayanı süzüyorum. İsmini öğrenmem için kendime yeni bir isim bulmam gerektiğini anlıyorum. Artık ben eski ben değilim. Ben neyim, kimim diye sorgulamıyorum. Ne gerek var ki? Kendime isim bulmam lazım. İzlediğim filmlerden havalı bir isim olabilir ya da içimdeki karanlığa yakışır bir tane bulabilirim. Gözlerimi aralıyorum. Konuşmama fırsat kalmadan içeri sorgusuz sualsiz bir yabancı giriyor.“Aşkım neredesin yahu? Ne zamandır seni arıyorum.” Bayanın yüzünün ekşimesinden bir terslik olduğunu anlıyorum. Adam beni fark ediyor. Vagonda başka birinin olması onu rahatsız ediyor galiba. Belki de muhtemel tartışmaya yabancı birinin şahit olacak olması huzursuz etmiş olabilir. Ben uyku numaramda ısrar ediyorum. Bayanın parmağındaki yüzüğü yeni fark ediyorum. Evli oldukları fikri beni rahatsız ediyor. Sanki annem başka bir adamın kollarındaymış da ben de bunu izlemek mecburiyetindeymişim gibi geliyor bana. Eskiden içimdeki karanlıkla savaşırdım. Artık hakimiyet tamamen onda. Yeni bir isim de alırsam eski benden hiçbir şey kalmayacakmış inancı oluşuyor içimde. Onun için isim bulma işini geciktiriyorum kendimce ve vagondaki çifti dinlemeye koyuluyorum. “Güzelim sen de kaldığı yeri gördün. Evdekinden çok daha fazla rahat eder.” Uyku numaramın sahici olması için sesli bir uyku soluğu aldım ve birkaç anlamsız kelime mırıldandım. Konuşmalarına ara verip dikkatleri bana yönelse de uyuduğuma inanıp tekrar tartışmalarına geri döndüler. Daha fazla dinlememe gerek yoktu. Bayanın annesini huzurevine bırakmışlar. Bunu kabul etmek istemeyen bayanı ikna etmeye çalışıyordu kocası. Saçlarıyla, gülüşüyle anneme benzeyen bayanı desteklemek istedim. Anneannemin neyi onlara yük oluyordu ki sanki? O yaşlı kadından bana ne ki? Anneannem de değil ama yine de sinirlenmeye başladım. Yattığım yerde hafifçe kıpırdandım. İçimdeki sıkıntı daha da büyüyünce hışımla yerimden fırlayıp daha önceden ellerimi yıkadığım lavaboya gittim. Onları ürküttüğümü düşünüyorum ama umurumda değil. Anneannemi boş bir çuval gibi huzurevine gönderemezler. İnanıyorum ki bayan kocasına kanmayıp annesini geri evlerine döndürecek. Tren gece karanlığını hızla yararak ilerlemeye devam ediyor. Vagona döndüğümde sakin bir ortamla karşılaşıyorum. Hiçbir şey söylemeden yerime geçip oturuyorum. Merakla bana bakıyorlar. Bayan bana sıcak bir gülümseme gönderiyor. Ben pek oralı değilim. Sonucu merak ediyorum. Trenin yavaşlamaya başladığını hissediyorum. Bayanın kocasının elini tutuşundan aralarındaki buzların eridiğini seziyorum. Adamın mutluluğunu gizlemeye bile tenezzül etmemesi beni rahatsız ediyor. Anlıyorum olan biteni. Anneannemin huzurevine alışması gerekecek onlara kalsa. Küçük valizlerini alıp ayaklanıyorlar. Hayır! Hayır! Bu karar size pahalıya mal olacak. “İyi geceler.” İlk defa sesimi duyan bayan bundan çok mutlu olduğunu belli eder bir halde gülümsüyor bana. “Sana da iyi geceler çocuk.” Adam tartışmalarını duymuş olmam ihtimalinden midir bilmem bana endişeli bir bakış atıyor. Hiçbir şey demeden valizi tutmadığı diğer eliyle karısının elini tutup vagondan ayrılıyorlar. Peşlerinden kararımı verip ben de çıkıyorum. Trenin bu durakta çok durmayacağını tahmin ediyorum. İşimi çabuk halletmem gerek; ilk cinayetimde olduğu gibi. Lavabonun önünden geçerken aynada kendime bir göz atıyorum. Bana, ona, yani yeni kendime bakıyorum. İç dalgalanmalarım iyice azaldı. Artık daha net hareket ediyorum. Şüphe duymuyorum kararlarımdan. Anneannemi huzurevine gönderen o adam ölecek; belki annemi andıran o kadın da. Vagona geri döndüğümde soluğu lavaboda alıyorum. Bu muslukta akan kaçıncı kişinin kanı bu gece? İki mi? Üç mü? Yoksa dört mü? Camın kestiği elimin kanı, ilk cinayetim gişedeki görevlinin kanı ve şimdi elimden akan kan. Yerime geçiyorum. Işık açık kalmış zaten. Dışarısı karanlık. Kendi yansımama bakıyorum. Bakışlarım gökyüzündeki aya kayıyor. “Anneanne, artık evine rahatça dönebilirsin. Seni kimse rahatsız edemeyecek; kendi kızın bile.” Tren, o duymaya alışmaya başladığım kendine has tıslamalar çıkartarak duraktan ayrılıyor. Eylül 2008
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı İçimdeki Karanlık 3 isimli yazı, Mustafa Çetin tarafından 03.09.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
5
Aralık
4
Kasım
25
Kasım
19
Ah Yaşanamamış Öğrenci Aşkları
• Mustafa Çetin • Aşk Hikayeleri • 189 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Kasım
17
Bir Katilin Durduğu Nokta
• Mustafa Çetin • Deneme / Karalamalar • 72 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Kasım
13
Haziran
8
Haziran
9
Mart
1
Ocak
16
Ağustos
13 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||