İhanet Cehennemi 3
Güneş yavaş yavaş apartmanların arkasına doğru kayıyordu. Denizden esen hafif rüzgâr havanın sıcaklığını yumuşatmaya başlamıştı. Evlerinden bunalan insanlar sahile doğru akın ediyorlardı. Tabi çalışmak zorunda olanlar klimaların yapay serinliğiyle sıcaktan korunmaya çalışıyorlardı.
Bilgisayarın başında oturan Süleyman, sevkleri işliyordu. Bu sırada cep telefonu çaldı. Telefona baktığında Biricik ismini gördü. Hemen işini bırakarak heyecanla telefona cevap verdi.
—Buyur Biricik ne var?
-…
—Bu akşam mı? Saat kaçta?
-…
—Tamam, seni ararım. Öptüm biriciğim.
Biricik’in rüzgârda dalgalanan saçı, ışıl ışıl parıldayan gözleri, tatlı tebessümü Süleyman’ın hayalinde canlandı. Sevgiyi, aşkı, mutluluğu onunla bulmuştu. Mersin’in sıcak Temmuz ayında, onun gönül okşayan sözleriyle serinliyordu.
—Hey Süleyman, Süleyman!
Kulağının derinliklerinde çınlayan ses daldığı güzel rüyadan onu uyandırmıştı.
—Hı buyur ne var? Ne diyorsun Hayri abi?
Elli yaşlarında, güler yüzlü, hafif tombul bir adamdı. Süleyman’a anlamlı bir şekilde baktı.
—Oğlum yine daldın ha! Bu iş böyle gitmez. Bak sana tekrar söylüyorum; Bu sevdayı bu yürek çekmez. Sen çekebilsen bile ailen, çocukların bunu anlamaz. Doğrusu anlamasını da beklemiyorum ya!
—Hayri abi bırak ya bunları. Ben hayatımda bu güzelliği ilk defa tattım. Dağlar yürüse üstüme, yüreğimi siper ederim. Bu sevdaya söz söyletmem. Size de saygım var. Bunun için kalbinizi kıracak sözlerden kaçınmaya özen gösteriyorum. Ancak böyle devam ederseniz size olan hürmetimde bir kırılma yaşanabilir. İlişkilerimizde yaşanacak depremin sorumlusu ben olmam.
—Hadi oradan lan, sevdaymış! Başlatma bu sevgi hikâyelerine. Senin aklın sadece şeyinde geziyor. Sayayım mı tek tek bundan öncekileri. Pazarlamacı Filiz ne kadar güzeldi. Eczacı Aylin tam tipindi. Muhasebeci Şermin’le mutluluğu yakalamıştın. Ne oldu onlara? Şimdi de yine bir eczacı ağına takıldı. Oğlum sen de şeytan tüyü mü var? Bir tane de bana ayarlasana seninle takılalım.
—Abi bu sefer bildiğin gibi değil. Gerçekten çok ciddiyiz. Birbirimizi seviyoruz. İkimizde bu güne kadar yaşamadığımız mutluluğu bulduk. Bunu da kaybetmeyi istemiyoruz.
—Sen bilirisin Süleyman. Benim işlerime zarar vermedikten sonra istediğini yapabilirsin. Özel hayatın beni ilgilendirmez.
—Şey bu akşam biraz erken çıkacaktım. İzin var mı?
—Senin çalışmana hastayım be! İşlerini hiç aksatmıyorsun. Bunun için de istediğin izinleri kolayca koparıyorsun. Tamam izinlisin.
Süleyman patrondan izin alınca aceleyle elindeki işleri bitirmeye koyuldu. Kısa bir müddet sonra bilgisayarı kapattı. İnternette sörf yapan Hayri beye doğru yöneldi.
—Abi ben çıkıyorum. Yarın görüşürüz.
—Peki, oğlum çık bakalım çık. Ama dikkatli ol.
—Tamam, abi sağol. İlginden dolayı teşekkürler. İyi akşamlar.
Süleyman kapının önünde duran kırmızı yamahasına binerek hızla oradan ayrıldı.