İki Hırsızın Kavgasıİki Hırsızın Kavgasıiki hırsız kavgaya tutuşmuş. ama kıyasıya. kavganın konusu, ortak yaptıkları bir soygunun ganimet paylaşımı imiş. ee, ikisi de hırsız ya, paylarına düşenle yetinmiyor ve daha fazlasını istiyorlarmış. tekme tokat birbirlerine girmişler. bunu gecenin bir vakti, lamba ışıklarının aydınlattığı bir sokağın ortasına yapıyorlarmış. bi biri vuruyor, bi öteki. ağız, göz kan içinde. oradan geçen vatandaşlar karışıp karışmamak konusunda teredüt etmişler. çünkü ikisi de iri kıyım bu adamlara yaklaşınca kendi başlarına bir şey gelmesinden korkmuşlar. genç bir çocuk kafasına göre bir hırsızı daha haklı bulmuş, ondan taraf olmuş. ama gel gör ki bi yumrukta bayılmış, oracıkta iki seksen yayılmış. başka bir genç karışmış, o da diğerini savunmuş, ama o da bir değil iki yumrukta bayılmış. yoldan geçen iki arkadaş olaya girer gibi olmuşlar, ayıralım, biri birini öbürü ötekini tutalım demişler, ama onların da akıbeti farklı olmamış, yerde bitmiş. kavga aynen böyle, uzun süre devam etmiş. artık iyice yorulan hırsızların, ayakta bile duracak halleri kalmamış. yere öylece oturuvermişler. sonra etraflarına bi bakmışlar ki ne görsünler? baygın bir sürü adam! cepleri şişkin mi şişkin! birbirlerine olan garezi unutup işe koyulmuşlar, ve baygın adamları donlarına kadar soymuşlar. bu kazandıklarının yanında, kavga ettikleri miktar gülünç sayılırmış! ikisi ayrı ayrı yollarına gitmiş...görenler anlatır: arada bir hala ortak soygun yapar, apartman dairesi, kuyumcu falan soyarlarmış...arada kavga ettikleri de elbet olurmuş. işte iki hırsız kavga ederken haklı veya haksız, onlara bulaşanlar, onlardan beter olurlar. kavganın büyümesi de aslında hırsızların işine gelir, çünkü kavga bittiğinde ne kadar çok katılan olursa ganimet de o kadar büyük olacaktır. kim kimin tarafındaymış, onlar için hiç önemli değildir, zorba bir hırsızın nerede görülmüş haklıya hakkını teslim ettiği? dost, düşman demezler, huylarından vaz geçmezler. neyse ki hırsızlar, tatminsizlikeri yüzünden, uzun birliktelikler, dayanışmalar kuramazlar. çünkü gözleri hep birbirlerinin malındadır, ve birbirlerine asla güvenemezler. bütün bu hikayeden, zorunlu kaldığı için soyanları çıkarmak gerekir. ekmek bile bulamayan birinin, lüks içinde yaşayan birisinden çalması farklı bir durumdur, ve bu hikayede o konu işlenmemiştir. not: isteyenler soğuk savaş yıllarında birbirlerine tek bomba dahi atmamış rusya ve abdnin bu hikayeyle bağlantılı olduğunu düşünmekte serbesttir. ya da birinci ve ikinci dünya savaşında savaşan avrupa ülkelerini düşünebilirler. hiç düşündünüz mü? neden savaş sonunda, hemen olmasa da kısa zamanda, savaşın baş aktörleri, yenseler de yenilseler de, zenginleşmişlerdir? tabi ki o ülkelerde ölen sivil insanlara, gencecik şehit olmuş askerlere, ve onların analarına saygımız sonsuz, ama asıl olan, kenarda, kıyıda, köşede kalan halklara, ülkelere, bu yangından kurtulamamış, yanmış kül olmuş topraklara olmamış mıdır?. bugün kamboçyanın dünyanın en fakir ülkelerinden birisi olmasının sebebi, havadan dost düşman ayırd etmeksizin yapılan bombardımanda bazı tahminlere göre 500 bin asker, sivil, çocuk ve kadının ölmesidir. bu kıyamet derecesindeki bombardıman sonucu, neredeyse taş devrine geri dönen ülke, çetelerin, zorba milislerin eline düşmüş, bir kıyamet de o zaman kopmuştur. o ülkeyi savaşa dahil edenler kimler? çok mu umurlarındaydı bir tropik ülkenin çiftçilerinin kapitalizm, veya marksizm? çok mu umurlarındaydı abd ya da rusya? onlar çok mu umurundaydı amerikalıların ya da rusların? filler tepişirken olan çimlere olur demişler ya, bugün kendi evinde değil de, sömürü hırsıyla dışarılarda savaşanların yarattığı, deştiği yaralardan hala oluk oluk kan akmakta. kendilerini bağımsızlığın, özgürlüğün gönderini taşımakla onurlandıranlar, masum, ve olayla hiçbir bağlantısı olmayan yerlere yangını sıçratarak, halkları bölmekte, kardeşi kardeşe düşman etmekte. bu yangına dur demenin vakti geldi artık! dur abd! dur rusya! dur ingiltere! dur! dur yerel halkları kendine benzetmeye çalışan, benzetemezse de kendine köle eden zihniyet! dur elindekiyle yetinemeyen, komşunun tavuğuna göz dikenler! dur mallarını öteki dünyaya götürücekmişçesine gözünü para hırsı bürümüş silah tüccarları! dur atmosferde sınırsız oksijen varmış gibi petrol yakan ve dünyayı zehirleyenler! dur hayvanların genetik kodlarıyla oynayan, onlara bir et parçası gibi davrananlar! dur!
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
26
Kasım
11
Ekim
22
Eylül
24
Nisan
23
Bir Zamanlar Bir Şehirde Ulu Bir Çınar Ağacına Tırmanan Bir Adam Var (idi)
• Vedat Özcan • Politik Hikayeler • 540 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
9
Haziran
18
Haziran
17
İkini Dünya Savaşı Sona Erdi
• Sıtkı Er • Başkaldırı Denemeleri • 217 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
5
Tepe 2 / Tamamlanmamış Bölümler
• Sıtkı Er • Fantazi Hikayeleri • 523 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
29
Haritadan Kaybolmuş Bir Kasaba
• Sıtkı Er • Başkaldırı Denemeleri • 216 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
13
Nisan
30
Şubat
26
Nisan
9
Mart
21 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||