İki Hücrelinin Hayalleri
bir yer vardı. burada iki hücreliler yaşardı.
bir gün bir iki hücreli bir yol ayrımına gelmişti. burada hangi tarafa gideceğini bir türlü kestiremiyordu. orada oturan başka bir iki hücreli vardı, gelen iki hücreliye sordu:
"ne oldu evlat, niye karar veremiyorsun?"
"ikihücre amca, iki yolun da devamını az çok görüyorum. önce şu taraftaki yoldan gidersem nasıl olur diye kafamdaki bir hücreye yerleştiriyorum. o yolu hayal ediyorum. oradan gidersem nasıl olur, mutlu mu olurum mutsuz mu onu düşünüyorum."
"seni dinliyorum evlat"
"sonra o hayali o hücremden çıkarıp, öbür yolun hayalini o hücreme yerleştiriyorum, o yoldan gidersem nasıl olur, güzel mi olur, kötü mü."
"çok güzel, peki sorun nedir?"
"sorun da şu ikihücre amca, bir hayali öbürünün yerine koyunca, öncekini tamamen unutuveriyorum. bu yüzden aralarında bir kıyaslama yapamıyorum. sadece en son koyduğum yolun hayali kalıyor aklımda" demişti. ikihücre amca, artık çok yol dolaşmış, görmüş, geçirmiş bir amcaydı. bir süre sakallarını okşadı ve sordu:
"peki senin iki hücren var, niye sadece bir hücreni kullanıyorsun bu hayalleri kıyaslarken? öbür hücreni de kullansan ya?" dedi.
iki hücreli genç üzülerek cevapladı "olmaz. öbür hücremde anılarım, hatıralarım var. en önemlisi de öç alacaklarımın listesini var. eğer onları unutursam, onlardan öcümü kim alır?"
bunu duyan yaşlı amca bir süre düşündü...
"seni anlıyorum evlat. kolay değildir sana yapılan kötülükleri unutmak. gönül isterdi ki, üç hücremiz olsun, ama iki tane var. eğer hemen unutamazsan, ki sana öğüdüm onları unutmandır, en azından hayal ettiğin bir yolu diğerine kıyaslamadan, senin için mutlu bir yolsa onu seç. diğeri daha mutlu muydu onu şimdilik düşünme. belki gün gelir, iki hücreni de tam olarak kazanırsın, ve seçimlerini daha rahat yaparsın"
bunu duyan genç iki hücreli pek sevindi. bir yolun hayalini aklına yerleştirdi. sonra yüzü güldü. bu yol mutsuz bir yol değildi, o yoldan devam etti.