İki Martı 1
Modanın ara sokaklarından birinden geçiyordum konuşmalarını duyduğumda. Başımı sese doğru çevirdiğimde gördüğüm mü, yoksa onların konuşmalarımı daha garipti bilemiyorum.
"Anlamıyorum! Niye burada yürüyoruz? Denizin üzerinde uçmamız lazım" diyordu biri diğerine.
“Aman be sende! Buda zevkli işte. Hem zaten hep ordayız değişik bir şeyler yapalım diye düşündüm hem baksana şu sarı arabadaki kıza, nasıl şaşırdı bizi görünce" dedi diğeri.
Benim bakıp da gülümsememe kalmadan,
"Hadi zıpla!" Dedi biri ve uçarak pencereden girip arabamın sağ koltuğuna kuruldular.
O her zaman duyduğum ve gülmeye benzettiğim sesleri çıkarıyorlardı. Meğerse onlar gerçekten hep gülüyorlarmış.
"Emin misiniz?" diye sordum. Göklerin ve denizlerin maviliğinden gelen bu çifte. Trafiğin hiç hoşlarına gitmeyeceğini düşünerek.
"Hahhahayyy! Evvveeettt! Hem ne olacak ki? Biz sizler gibi bunu yapmak zorunda değiliz her zaman. Sadece keyfini çıkaracağız. Hadi gazla!" dedi yine o çok konuşan.
"Biliyor musunuz?" dedim "Sizi hep sevmişimdir."
Bakıştılar. "Bizi tanımadan nasıl seviyosun?" Diye sordu ve "Haaa eğer martı ırkı için bir genelleme yapıyorsan, hepimiz aynı değiliz. Çocukluğunu mutlu geçirenler bizim gibidir. Sen sen ol, her martıya güvenme!" diye ekledi.
"Tamam" dedim. Ve trafiğin içine dalıverdik üçümüz. Sürekli kahkahalar atıyorduk hep beraber.
"Hep İstanbul’da mıydınız?" diye sordum. "yookkk!" dedi. "Çok gezdik. Daha sakin yerleri denedik. Ama en çok yemek burada var. Herkes her şeyi denize atıyor... bazen kendimize ziyafet çektiğimiz bile oluyor. Hele birde şu vapurdan attıkları gevrek simite bayılıyorum. Niye sevmediğinizi anlamamışımdır hiç"
"Seviyoruz" dedim. "Biz yiyiyoruz, kalanını size atıyoruz, bazen de sizin için alıyoruz."
Şaşırdılar. "Almak? Nerden alıyorsunuz?"
"Evet vapurda satılıyor"
"Satılmak da ne demek?"
"para veriyoruz ve alıyoruz"
Hayretler içinde birbirlerine baktılar.
"Saçma!" dediler bir ağızdan.
"aahh!" dedim.. "Birde her şeyi bilseniz..."
Uzatmak istemedim lafı ve sustum. Bu kadar mutlu bir çiftin aklını saçma para hikayeleriyle bulandırmanın hiç alemi yoktu. Bir de onları dinlemek istedim doğrusu. Düşünsenize iki martı yanı başınızda...