İki Martı 3
"Klimayı açabilir misiniz rica etsem?" oldu ilk cümlesi dilencinin. İki martı bir gagadan "Klimada ne? Klimada ne?" diye sorup duruyorlardı.
"Klima yok bu arabada. 97 model bu" dedim. Ve martılara dönüp,
"Yapay rüzgar gibi bir şey. Havayı serinletiyo." Açıklamasını yaptım.
Dilenci "O zaman camı açabilir misiniz?" diye sorduğunda içimden, evet o ellerinle yağladığın cam diye geçiriyordum ki;
"Kusura bakmayın kirlettim camınızı. Dengem bozuldu o sırada. Dikkat ederim bu konuda normalde" dedi.
Bir iç geçirdim. 2 martı ve bir dilenci etrafımdakilerden daha fazla okuyabiliyordu düşüncelerimi...
Neyse... Açtım pencereleri, sahil yolunda ilerliyoruz dördümüz. Haklarında her şeyi öğrenmek istiyorum ama nereden başlayacağımı bilmiyorum. Hayal gücüm kitlenivermiş ne yapayım, ne kadar yaşadıklarını sormuş bulundum. Ne garip, onca şey varken…
"en fazla otuz yıl”" dedi. Ama çok azı... Benim genlerimde uzun yaşam var. Mesela büyük babam Jonathan 30 yıl yaşadı. Tanırsınız belki kitabı okuduysanız. Richard diye bi adam yazmıştı.
"Richard Bach" diye bir ses geldi arkadan. Unutmuşum dilenciyi, döndüm baktım, devam etti konuşmaya.
"Tanırım kendisini. Aynı uçuş okuluna gitmiştik, demek sen o martının torunusun! Dedi ve sevinçle elini uzattı martıya" sonra "Hayallah!" Diyerek çekti, onun ayaklarına bakıp kendine gülerek.
Kahkahamı atsam, dilimimi yutsam. Muhabbet aldı yürüdü sonra. Onlara kitabı onaltı yaşında bir solukta okuduğumu anlattım. Dilenci Ricardh`la anılarını anlattı. Martılar Richard Bach`ın onların aleminde çok önemli olduğunu söyledi...Bizim için jonathan neyse onlar için oymuş meğer.
"E tabi" dedi dilenci "Özel bir insandı o"
"Sen ne yapıyorsun peki burada?" dedim.
"Bir proje üzerinde çalışıyorum. Günün sonunda anlatırım tam olarak ne olduğunu. Aslında bunu bile söylememem lazımdı. Ama sende hemfikirsindir ki güzel bir iletişim var aramızda ve yaşananlar çok olası şeyler değil. Asıl sen söyle bakalım neler yapıyorsun_" diye sordu.
Martılarda "Evet ya! Hep biz konuşuyoruz. Anlat bakalım!" dediler.
"Ben..." dedim "Ben bir duraklama dönemindeyim aslında. 4 senedir güneydeydim. Bir restoranım vardı. Orada yalnız hissettim, İstanbul`umu özledim geri geldim. Resim yapıyorum, beste yapıyorum, yazıyorum, dans ediyorum."
"Ammada duraklama ha!" dedi erkek martı.
"Bizim insanlar aleminde çok normal karşılanmıyo böyle şeyler... Sabah dokuz akşam beş çalışmadığında bi tuhaf karşılıyolar. Benimse tek amacım mutlu olmak ve mutlu yüzler görmek etrafımda. Huzur arıyorum ben..."
"Bulacaksın!" dedi dilenci. "Ne istediğini biliyorsan ve vazgeçmiyorsan bulacaksın."
Derken omzuma dokundu. Geleceğe gittim o anda. Bembeyaz bir kumsaldayım, dupduru bir deniz. Yüzümü gördüm. Gülümsüyordum. Huzurla gülümsüyordum...