İki Martı 4
29 / 7 / 2008 Salı tarihinde Deniz Er tarafından eklendi, 360 kez okundu...
“Martıların kahkahalarıyla irkildim. Bana bakıp gülüyorlardı. Aynaya baktım, şimdiye kadar gördüğüm en mutlu surat. Geleceğe gitmişim, mutlu ifadeyle geri gelmişim. Ne tuhaftı şu dilenci… Hem hiç o kadar yaşlı göstermiyordu. Yani Bach’la aynı dönem okula gidecek kadar... Aman yaa! boşveerr, anlatacak gün sonunda nasıl olsa. Zaten sank...” Okuyucu Puanı ;
İki Martı 4Martıların kahkahalarıyla irkildim. Bana bakıp gülüyorlardı. Aynaya baktım, şimdiye kadar gördüğüm en mutlu surat. Geleceğe gitmişim, mutlu ifadeyle geri gelmişim. Ne tuhaftı şu dilenci… Hem hiç o kadar yaşlı göstermiyordu. Yani Bach’la aynı dönem okula gidecek kadar... Aman yaa! boşveerr, anlatacak gün sonunda nasıl olsa. Zaten sanki sabahtan beri olanlar çok normaldi de. Buna mı takılacaktım. O sırada martılar fısıldaşıyorlardı kendi aralarında, "Şşşşşşşt!" dedim. "Sizde bunu bilmelisiniz. Toplum içinde fısıldaşılmaz." "Mmm biz acıktık." dediler. "Şöyle bir sahile çeksende karnımızı doyurup gelsek?" "Olmaz" dedim. "Benim daha iyi bir fikrim var. Hem İstanbul`un en sevdiğim yerini göstericem size, hem bende acıktım." Geri dönüp, köprü yoluna saptım. Tam tahmin ettiğim gibi, trafik var. Olmalıydı zaten. Satıcıların ortaya çıkması için. 4 lira çıkardım cüzdanımdan, Simitçinin faltaşı gibi açılmış gözlerini anlatmıyorum bile, "Dört tane lütfen" dedim ve göz kırptım martılara. Sevinçten uçuyorlardı. Beş tane uzattı ve "Bir tanede benden hediye, onlara” dedi simitçi ikisini işaret ederek. "Çok severler bilirim." `yok yookk! Denizcim` dedim içimden. `normal bu normal...` Beş dakika kadar hiçbirimizden çıt çıkmadı. Ama durum içler acısıydı. 2 martının gagalarıyla, bir arabada simit yediğini canlandırsanıza gözünüzde. Her yer kırıntı dolmuştu. Ama hadi sorun, umurumda mıydı? Tabiî ki hayır! "İşte!" dedim. "Burası!" Boğaz köprüsünün tam ortasındaydık o sırada. Püfür püfür rüzgar esiyor. Güneş tepede, canlı İstanbul`umu daha da renklendiriyor. "Birde gece görmelisiniz." dedim. "Hıhhh!" dedi erkek martı. "Sen asıl bir de yukardan görmelisin. Ne sandın sen bizi, Öyle umursamadan aylak aylak uçuyor muyuz biz havada?" "Asıl" dedi dilenci, "Seneler önce görmeliydiniz. Daha az gri, daha çok yeşildi bu resim. Aaaah aaaah!" "Görmedim ama ilk geçenlerden biriyim ben bu köprüden" dedim şımarıkça. "Gerçi annemin karnındaydım o zamanlar ama…" O hep anlatır. 73 senesinde, bir aylık hamile bana, yürümüşler köprüde. Öyle bir sallanmış ki koca bir gurup insan bir yönden girince, midesi bulanmış, hatta düşük tehlikesi yaşayıp, 1 ay sırtüstü yatmış. Yani neredeyse hayatta olmayacaktım ben bu köprü yüzünden, şimdi ise en sevdiğim yer. Köprüyü geçtiğimizde gün batmak üzereydi. Emirgan’a doğru sürdüm arabamı. Ve daha önce defalarca gittiğim o yere parkettim. Tam denizin önündeydik. Dilenci durup dururken "Aslında ben, senin hakkında çok şey biliyorum." dedi. İçimi garip bir o kadarda tanıdık bir his kapladı o konuşmaya devam ederken. "Sana bazı şeyleri söyleyemem. Ama yerine getirmem gereken bir görevim var." Dedi ve bana beyaz bir zarf uzatıp ekledi. "Kim olduğunu açtığında öğreneceksin. Okumak için doğru zamanı bulacağını söyledi. Ve bu konuda sana güvendiğini..." Sus pus olmuştum. O an o an değildi, bir şekilde biliyordum. Gülümsedim, teşekkür ettim...
Tavsiye Et :
Ekim
11
Ekim
11
Ekim
8
" K! U! R! T! " (3)
• Çiğdem Bekar Abilov • Fantazi Hikayeleri • 139 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Ekim
6
Ekim
3
" K! U! R! T!" (2)
• Çiğdem Bekar Abilov • Fantazi Hikayeleri • 127 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Ekim
11
Ekim
11
Ekim
6
Eylül
30
Eylül
27
Nisan
22
Nisan
28
Mayıs
22
Nisan
23
Mayıs
11 |
![]() |
|
||||||||||