“........Bir insanın yaşamından iki taht vardır. Bu iki tahtta oturmak, gülmek eğlenmek, koşmak, nazını yapmak. Doyasıya güven içinde yüzmek... .......Bu iki tahtın tadını hiç bir şey vermez. Bu iki tahtın birisi bile diğerinin yerini doldurmaz. Çocuğun yaşamında tahtın biri yoksa,hayat çocuk için eksiktir. ......Sözü şuraya getireceğim. İki insa...”
........Bir insanın yaşamından iki taht vardır. Bu iki tahtta oturmak, gülmek eğlenmek, koşmak, nazını yapmak. Doyasıya güven içinde yüzmek...
.......Bu iki tahtın tadını hiç bir şey vermez. Bu iki tahtın birisi bile diğerinin yerini doldurmaz. Çocuğun yaşamında tahtın biri yoksa,hayat çocuk için eksiktir.
......Sözü şuraya getireceğim. İki insan evliliklerini asla rastlantıya getirmemeli. Eğer bir insan yavrusunun,bir canlının önemini kavramışsa bu böyle... Yoksaki cahilin cesareti misali evlenip de çocukların önemini anlamamak,basite almak kimsenin hakkı değildir.
......Çok basit bir örnek vermeliyim. Hepimiz birer çift ayakkabı giyiyoruz. Bu ayakkabıların birini giymeyelim ömür boyu tek ayakkabı ile dolaşalım. Yapabilir misiniz? Ara sıra sağdakini çıkarayım da sola giyeyim biraz deseniz sağdaki soldakine uyar mı? Uymaz. Çok kısa bir süre sonra çıkarmak zorunda ve aksayarak yürümek zorunda kalırsınız ve diğer ayakkabının gerekliliğini,yerinin doldurulamayacağını anlarsınız.
......Hani bazan baba, anne ayrılmıştır. Anlatımlarda derlerki hem anne oldum hem baba. Yok öyle bir şey.Yukarıdaki örnekteki ayakkabı diğerine oldu mu olmadı o halde? Anne babanın kazandığı parayı ve sosyal imkanları çocuğuna sağlayabilir. Ama çocuğun babasının kucağını,kucaktaki güveni her öpüşünde:
``Ama baba bıyıkların batıyor kessene, demesini asla yaşatamazsınız çocuğunuza. O muhabbeti veremezsiniz. Sevseniz de,öpseniz de kucaklasanız da nafile. Yapsanız yapsanız işin yüzde ellisini yaparsınız. Yani siz bardağın yarısını doldurursunuz diğer yarısının sıvısı sizde yok ki doldurasınız.
......10 yaşındaki bir erkek çocuğu arkadaşları ile birlikteyken sohbet ediyorduk. Çocuk bana,benim annem,babam ayrılar. Annemle kalıyorum. Babam istanbul`da 15 günde bir babamla görüşüyorum. Babamın yanına varınca babamdan hiç bir şey istemiyorum,ne oyuncak ne para. Ama anlayamıyorum. Annemin yanındayken durmadan oyuncak, para,yemek vs istiyorum. Neden acaba? ........Ben bir psikolog ya da psikiyatr değilim. Onların sahasına girmek benim haddime değil. Fakat bir tahminde bulunacağım lütfen sadece tahmin olarak kabul edin gerçekliği muallaktır bilemem. Kanaatim şudur:
Çocuk babasını istiyor.Anne bana babamı al,al getir babamı. Babamı getirebilecek, beni babama kavuşturabilecek tek kişi sensin. Ama bunu anlatamayan kimbilir zaman zaman anlatsa bile sonuca ulaşamadığı için baba modeli yerine oyuncakları elde etmeyi koyuyor. Her oyuncak aldığında,her istediği yemeği yerken baba avuntusunu gidermek için kendi kendini kandırıyor. Kavrukluk yaşıyor çocuk. Onulmaz bir ayrılık.Nihayet çocuk babasına kavuştuğu zaman beyin zaten ereğine ulaşmıştır. Annesine aldırdığı şeyler aslında oyuncak,yemek vs değildi. O babanın hayal ya da oyuncak modelleriydi. Babaya kavuşan çocuk sahte baba modellerini neylesinki...
.....Bazan derler ki anne baba kavga ediyor çocukların suçu ne? Çocuklar anne ve babanın arasında kalıyorlar. Ben de diyorum ki kalacaksa anne ve babalarının arasında kalsın. Eğer birisi yoksa onun yerini kim doldurur ki... Hatta evlenince üvey anne ya da üvey baba mı doldurur...Ayrıca doldurmaya çalışsa bile çocuk yine kendi babasının batan bıyıklarını ister.
.....Hem sonra ayrılsın diye söyleyenlere bir sözüm daha var iyi de siz anneye yeni ve rahat bir yaşam,babaya yeni ve rahat bir yaşam planlıyorsunuz; yani kavga yok gürültü yok gibi yeni yaşantıları seçiyorsunuz. Haydi çocuğa da bir yaşam seçin, öyle bir yaşam seçin ki annede, babada yaşamının yüzde ellisinde olacak.Evet yüzde ellisinde. Bir baba ne kadar ne kadar iyi olsa ya da anne çocuğunun yaşamındaki aile güveninin yüzde ellisini verirsiniz. Tek ayakkabısınız unutmayın. YÜZDE ELLİSİNİZ unutmayın. Yani limitiniz o,aşamazsınız fazlası yok...
....O zaman ne demek istiyorsun,diyeceksiniz. Madde 1 evlilik çocuk oyuncağı değil. Evliliği oluşturmayan şartlar olmadıktan sonra asla evlenmeyin.Tek nedenle evlenilmez. Mesela aşıksanız aşıklık evliliğe yetmiyor. Aşıksınız eşinize eş olurken anneliğe ya da babalığa hazır mısınız? Burada bilim devreye girecek. 20 yaş kadın ve erkek metebolizmasının evliliğe biyolojik olgunluğudur. Onun öncesinde evlilik olamaz. Bedensel ve ruhsal olgunluğun alt limiti bu, bu düşünceye karşı çıkanlar gitsin yüz tane 20 yaş altı evliliği derinlemesine incelesinler,yüz tane de 20 yaş ve üzeri evlilik başlangıçlarını... Sonra konuşsunlar. Yüzde kaçı mutlu diye... Kolaydan yaşama üflemek, kulaktan dolmalarla yaşama anlam vermek olmaz. Alt sınır 20 yaşı bilim diyor, bilim insanları araştırmış,ölçmüş,incelemiş,gözlemiş ona göre peki siz neye göre konuşuyorsunuz sözüm ona karşı çıkanlara...
....... Başkasından duyduysanız duyduğunuz kişinin patenti yetkisi nedir? Şu an elinizin altında klavye,maos,karşınızda monitör vs bilimin aradığı teknolojinin ürettiği araçlar var. Çok eskiden evlilik kuralı koyanlara bunları anlatsaydınız acaba inanacaklar mıydı? Bunları değil anlatmak,hayal...İşte kullanıyorsunuz eğer bunlar gerçekse, varsa inkar edemiyorsanız 20 yaş evlilik yaşıdır kabul etmelisiniz.
.......Japonya örneğini daha önce vermiştim. Evlenecek bayan 24 tane kursa giderek 24 sertifikayı alır evlenmeye hazır olur,erkeklerde 18 kurstan geçerek sertifikasını alır ve evlenmeye hak kazanır. Bu ne demek evli çiftlerin aile ekonomisi, iletişim, çocuk yetiştirme,beslenme,eğitim her şey için önceden bilimsel bilgi ile donatılması. Japonya nasıl mükemmel TV,araba vs üretmek istiyorsa mükemmel çocuk ve tabiiki devamında mükemmel donanımlı birey,vatandaş yetiştirmiş oluyor. Ya biz?
......Ninem kızını 16-17 yaşlarında evlendirmiş kızını. 21-22 yaşında üçüncü çocuğu daha 20-30 günlükken hastalanıyor halam. Ninem de kocakarı tavsiyesine göre demir pası yapıp içiriyor kızına... Ne hazin değil mi? Rahmetli ninem çok ama çok iyi bir insandı. Sevgi dolu, çalışkan, fedakar, ama hastalık konusundaki cahil(Üzgünüm yazmak zorundayım) cesaretine bakın!
........Peki ne diyorum, sözümün özü ne? öncelikle bilimi yaşamınızın merkezine alın. Yaşamınızın bütün kararlarında bilim rehberiniz olsun.
Evleniyorsanız eşinize şu sözü veriyorsunuz:
``Seni mutlu edeceğim.Beraber mutlu olacağız.Yaşamı beraber omuzlayacağız. Bencil olmayacağız,fedakar olacağız. İyi günde, kötü günde destekleyeceğiz. Bu söz konuşulmasa bile ilk sözde, ilk anlaşmada verilmiştir. Bu anlaşmanın adını ben SESSİZ ANLAŞMA koymuşum.
........... Diğer taraftan evli çift çocuk doğurmaya karar vermişler ise çocuğa seslendirilmeyen sessiz söz(SESSİZ ANLAŞMA) çoktan verilmiştir.Seni annesiz,babasız koymayacağız.Velevki ölüm ayırmasa. Seni bir yetişkin edip evlendirene,ayaklarının üzerine durabilene kadar kadar bize ayrılmak yoktur.
.....Demek ki ayrılmaya kalkışan ebeveynlerin çocuklarını evlendirip mutlu yuvaya kavuşturuncaya kadar ayrılma hakları yok. Anlaşamıyoruz bahanesi var mı, hayır olamaz. Hiç bir şey çaresiz değil başınızı taştan taşa vurup, bencilliğinizi sıfırlayıp eşim de, ben de çocuğum da eşit haklara sahibiz deyip başbaşa verip evliliği kurtarmaya, yaşatmaya çalışmak gerekiyor.
............Olur mu öyle şey biz anlaşamıyoruz der gibi kulağıma sesleriniz geliyor. Hiç kımıldamayın ve sesinizi çıkarmayın.Siz baştan çocuğunuzu yapmadan önce SESSİZ SÖZ vermiştiniz çocuğunuza, seni besleyip, büyütüp, ayakların üzerinde durman için her türlü fedakarlığa katlanacağız, demiştiniz, bu söz benim değil,çocuğunuzun değil sizin sözünüzdür, kaçamazsınız.
.......Gelelim ayrılmış olanlara eğer hala ümidiniz varsa birleşin. Eğer birleşemiyorsanız çocuğunuza anneyi ya da babayı göstermeme diye bir hakkınız yok. O sizin anneniz ya da sizin babanız değil ki o çocuğunuzun annesi ve çocuğunuzun babası. Onun olan bir şeyi yasaklamaya, göremezsin demeye kimin hakkı vardır. Ayrıca asla ayrı olan anne ya da baba hakkında olumsuz sözler konuşma, onu kötüleme hakkı sizde değildir. Çocuğunuzun oyuncağını bile kötülerseniz onun morali bozuluyor da babasını ya da annnesini kötüleyince mi üzülmeyecek?
......Tüm çocukların gönüllerindeki iki taht (Anne ve baba) mutluluk bahçesi olsun.
Ayten Dirier / 09.06.2008Gönüllerdeki iki taht.. ne güel benzetme, ne güzel anlatım. Yeni evlenenlere Nikah Memurları tarafından verilmesi gereken bir belge. Sizin gibi düşünenler çoğaldıkça, bu görüşleri yaydıkça tolumumuzu daha güzel günlerin bekleyeceğini, boynu büküklerin azalacağına inanıyorum. Sağolun.
Derya Akçakaya / 06.06.2008Sayın Halit bey okudum okudum okudum...O kadar bilindik doğru bir yazı ki kulağımıza küpe olan cinsinden bütün entellektüellerin düşündüğü gibi..Ama çok halkın içinden ve doğru tespitler.Bu ülkede çocuğu yapmaya teşvik var başbakanımız bunun hesabını bile tutmuş durumda.Ama gel gelelimki sadece politikasında doğan her bireyi işçi yetiştirme güdüsünde bir yaklaşım içinde.önce eğitimle bu bakışı değiştireceğiz sonra evliliğin içini anlamını çözeceğizruhun önemini anlamazsak her doğan ızdırap çekmek zorunda.mesuliyetle yapılmış evlilik ve çocuklar olması dileğiyle saygılar.
Haluk Namdar / 03.06.2008Sayın Mehdigil,
Kesinlikle doğru yazmışsınız. HAyatımızı bilim merkezli sürdürmeliyiz. Ve çocuğa verilebilecek en güzel hediye anne ve babadır... Gerisi hikaye... Sağlıklı ve mutlu bireyler sağlıklı, bilgili ailelerde yetişir... Tebrikler...
Tuğba Çetiner / 02.06.2008Ne güzel adlandırmışsınız anne ve babayı. Yazınızın içeriği harika ama bırakın evlenip çocuklara sahip çıkmayı, insanlar seviyeli!!! birliktelikten yana. Gençliğimizin önünde böyle seviyesiz! örnekler oldukça böyle yazıları daha çok okuyacağız gibime geliyor. Çocuksuz evliliği yürütemeyen, fedakarlığı göze alamayan eşler, çocukları için de fedakarlık yapmaya pek niyetli görünmüyor.
Gösterdiğiniz duyarlılık için tebrik ederim.
Refik Recep Pelit / 02.06.2008Yazdıklarınız hakkında baştan sona hemfikirim ,tespitleriniz ne kadar da doğru ... Evlilik çocuk oyuncağı değildir .Çocuklarını bile yaşayamamış insanları ise çocuk yaşta evlendirerek çocuk sahibi olmalarını sağlamak ,Türkiyenin gerçeklerinden biri ..Eğitim Şart ,hatta en önemli vazgeçilmezlerden .Teşekkür ediyorum bu bilinçli ve bilinçlendirici yazınız için ..
Özlem Özkan / 02.06.2008Yazınıza katılıyorum. Ancak, tüm bunları önceden bilmek için kahin olmak gerek. NE yazıkki(bir çok evli arkadaşımdan biliyorum) evlilik öncesi en uygun çiftler bile, yıllar içerisinde değişmeye engel olamıyorlar.Umarım kimse boşanmaz da çocuklar yuvasız kalmaz.
Ziyaretçi Yorumu / 01.06.2008"....O zaman ne demek istiyorsun,diyeceksiniz. Madde 1 evlilik çocuk oyuncağı değil. Evliliği oluşturmayan şartlar olmadıktan sonra asla evlenmeyin.Tek nedenle evlenilmez. Mesela aşıksanız aşıklık evliliğe yetmiyor. Aşıksınız eşinize eş olurken anneliğe ya da babalığa hazır mısınız?.."...Değerli usta kalem Halit Bey`in her sözcüğüne katılmamak elde mi?..Çocuklarımızı kendi "egomuzu cilalama" adına doğur ve bırak sokağa...Olur mu , Allah aşkına!?.Bu nasıl cehalettir?..Ve bu çocuklarımızı sakat ruhlar gibi başı boş, avare topluma salacağız, öyle mi?..Yok efendim öyle şey...Ana-baba okulundan diploma almadan doğurmak yok...Doğuranlarda alsınlar evlatlarını, hanelerine sahip çıksınlar sevgiyle...Toplumun düzenini kimsenin bozmaya hakkı yok...Sizce var mı?...Teşekkürler Hait Bey...Böyle bir toplumsal sancımızı, özellikle BAŞBAKANIMIZIN kürsülerden ,"en az Üç çocuk yapın!" fetvalarına, çok yerinde bir yazı ile yanıt verdiniz...Saygılarımla(-Emine Pişiren/Akçay-)