kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Düş Hikayeleri







Okudunuz Mu?
SedaYıldırım
Seda Yıldırım


İlahi Aşk

17 / 4 / 2008  Perşembe tarihinde Gürhan Gürses tarafından eklendi, 309 kez okundu...

““Seni sevdiğim için asla pişman olmadım bundan sonra da olmayacağım.” dedi ve bu sözlerin mahcubiyeti ve gururu ile rahatlamış olmanın verdiği dinginlikle başını öne eğip uzun bir iç yolculuğa çıktı yağız delikanlı. Kızcağız donakalmıştı bu bariz ifadelerin reh güzerinde dururken. Sevgilinin bahçeye çıkıp bahçeyi şad etmesi nasıl bir iltifatsa k...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Gürhan Gürses

Gürhan Gürses







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

İlahi Aşk



“Seni sevdiğim için asla pişman olmadım bundan sonra da olmayacağım.” dedi ve bu sözlerin mahcubiyeti ve gururu ile rahatlamış olmanın verdiği dinginlikle başını öne eğip uzun bir iç yolculuğa çıktı yağız delikanlı. Kızcağız donakalmıştı bu bariz ifadelerin reh güzerinde dururken. Sevgilinin bahçeye çıkıp bahçeyi şad etmesi nasıl bir iltifatsa kızın şu an için aşığının yanında durması da bir nevi iltifattı aşığa.Ama aşık mana denizlerine yelken açmış maddi alemin çok ama çok uzağında bin bir türlü alemin şahikalarında devrini tamamlamaya çalışıyordu büyük bir iştiyakla.Kız uzun uzun baktı kendi güzelliğinde Kaf Dağı’nın enginliğine dalan yağız mı yağız civan merdine. Sonra gözlerini yumdu delikanlısının alemine girmeye odaklandı.
Ruhlar aleminde cereyan eden her türlü gösterişli yaşayışın tesirli halleri genç adamın bedenini etkilemekte ve derinden derine inler gibi durmaktaydı.Kızcağız gizli nazarlar ile sevdiceğinin ruhunu takip etmekte idi. Gözler kapalı idi, bilinç yarı açık bir vecde düşmüş zahit ve zakir halinde idi. Terennümler usuldan usula duyulur gibi ancak ve ancak dudakların yarı hareketiyle anlaşılıyordu. Aşkın manevi boyutunda seyyareler aleminde kanatsız uçuyordu sevdiği. Bir kelebek hafifliğinde, bir melek kıvamında, bir tüy yumuşaklığında idi sevdiği.Aşkın has bahçesinde her türlü meyvenin ve sebzenin rayihalarla doldurduğu ve renklerle süslediği bir serinlikte ayaklarının altından akıp giden süt köpüğü ırmakların ve gökkuşağına nispet yapan canlıların çeşniliğinde; gönlü lebaleb varlığın kapsayıcı ve kutsayıcı varlığı ile dolmuş artık ruhundan ifrazatlar halinde taşıyordu.Gözleri oynuyordu, elleri titriyordu, soluğu kesiliyordu. Cismaniyeti var oluşa doğru yok oluyordu sanki. Zümrüd ü Anka gibi yok olup kendi küllerinden doğacak gibi duruyordu yavuklusu.Artık mutlak gücün onulmaz ve karşı konulmaz cazibe deryasında bir katre olmuş, o deryanın bir parçası olmak şerefine nail olmuşluğun tokluğuyla muzaffer bir gülümseme ile gülümsüyordu gaybe.Kız elini tuttu, ara sıra titreyen sevdiğinin.Ve onun her bir titremesi ile kızcağızda maneviyatın görünmez iklimlerine girmiş oldu. Muhteşemliğin zirvesinde, mutlak gücün deryasında oradan oraya sürüklenen bir kağıt parçası gibi hissetti ruhunu. Büyük fırtınaların ancak serinlettiği, ateşten denizlerin ancak ısıttığı zaman ötesi bir alemde idi. “Ya rabbi! Beni yalnız koyma asla!” dedi kızcağız; “Beni sensiz, beni renksiz, beni ahenksiz ve biçare koyma.” dedi dünya cehenneminde.
Bu alemi gören ruh başka aleme nasıl intisap eder, bu alemin nurunu alan göz başka alemde nasıl görür.Gül bahçelerinin ortasında durdu kızcağız.Mecnun’u orada idi.Ağlıyordu, mutluluğun en doruğuna çıkmış olmanın verdiği göz yaşları ıslatıyordu yanaklarını.Derin bir erinç haliydi yansıyan yüze. Kız salına salına yürümeye başladı.Tüm gülleri, kokusu ve güzelliği ile mest etti.Gül mahcup bir işve ile yerine buyur etti güzel kızı.Tahtını bir kalemde ona bırakacak kadar asildi hem de.Kızcağız ilerledi ve gülşenin ortasında durdu.Göz yaşları birer inci tanesi gibi gül yaprakların üstüne döküldü. Bereket ve liyakat hali idi. Düşen her damla anında inciye dönüşüyor ve kızcağızın gözlerinde sonsuz bir cevher derinliği ve etkileyiciliği ortaya çıkıyordu. Ruhu yıllarca peşinde koştuğu tamamını bulmuştu. Tamamın mekanında kendisini tamamlıyordu kızcağız.
Genç adam, Şeyh Galib’in Hüsn ü Aşk’ındaki bütün ateşler dünyasında yalınayak geçmiş, Kaf Dağı’nın Simurg’u olmuş, onu bulmaya çıkmış olan kuşlara Zümrüt ü Anka olmuş, yokluk aleminde yok olmuştu bedeni.Mecnun’un divaneliğinden ona da pay düşmüş Leyla’sının peşinden sürüklenen bir gazele benziyordu akıp giden zaman ırmağının üstünde. Çöllerde çöl olmuş yüreği bir nevi ferahlıyordu. Hayvanatlar ve nebatatlar onun geçtiği her yerde hemencecik zuhur ediyor onun varlığını kutsuyorlardı sanki. Kızcağız bu aşk adamının bir adım gerisinde idi hep.O Leyla idi, o gölge idi.
Hiçti şimdi, hiçliğin başladığı noktada idi. Kendi güzelliğine hürmeten yaratılan evren yüce Allah’ın bin bir güzelliğinin; bin bir mücevheratının bir yansıması, bir aksi, bir inikası, bir parçası değil miydi? “Hamdım, yandım, piştim.” diyen Mevlana’nın semazeniydi gösterilerde.Bir Mevlevi dervişi gibi hu demiyor muydu mutlak güzele.Taptuk Emre’nin tarlasında onca yıl çalışan Yunus oluyordu ansızın.Hallacı Mansur oluyordu göz açıp kapayıncaya kadar.Sonra Nesimi ki derisi yüzülüyordu ruhundan, sonra Cüneyt i Bağdadi, sonra İbn i Arabi oluyordu.
İçe doğru seyir kazanan bu yolculukta ehliyetli bir mürşidin yoluna intisap etmek ve onun rehberliğinde sağ salim menzile erişmek değil miydi şimdiki hedefi? Nereden nereye sürüklenmişlerdi aşıklar.Aşk denizinin boylarını kat be kat aşan azametinde sığındıkları ilahi gücün af ve mağfiretinde iki dünyanın en leziz yemeklerini yiyorlar,Kevser Suyu’nu içiyorlar, Tuba Ağacı’nın altında meleklerin insanı mest eden dualarının melodisinde boğazlarına dek hazza banıyorlardı ruhlarını.
Şah damarından daha yakın olana ulaşmışlardı, Ney’e can veren nefese nail olmuşlardı, pervanenin ateşi olmuşlardı. Daha ne olacaklardı? Bundan sonrası yokluktu.Gayb alemi idi ahiri. Aklı ve izanı aşan hallerdi. Korku azametten peydah oluyordu yüreklerine, küçük akıl terazisi kaldıramıyordu bunca alemin sırrını. İzah edecek beyin burada bir nokta idi. Alemin özü olan insan ve ruhu sadece yaratılanların içinde bir nokta nazarında idi.
Elif dört kitabın manasına hafi idi, dört noktadan mürekkep idi, dört kitaba işaret idi. Noktalar çoğaldıkça anlamlar ortaya çıkıyor ve Tur Dağı’na yansıyan ve dağı yerle bir eden gül cemalin azameti, gönüllerini sular sebiller gibi dolduruyor; Fuzuli’nin kasidesi eşliğinde gönülleri hep mutlaka göre akıyordu. Başka hiçbir şeye yer bırakmıyordu.Boğazlarına kadar nura gark olduktan sonra yavaş yavaş o alemden maddi aleme doğru kanat çırpmaya başlamışlardı.Ruhları hafiflemiş, bir serçe misali olmuşlardı..
İnsan olmanın erdemini cismaniyetten sıyrılarak anlamışlar ve daha güzel daha esnek bir haleti ruhiyeye vasıl olmuşlardı. Çile dergahına kırk gün kırk gece, bir zeytin bir parça ekmek ile girip aynı şekilde çıkmış bir ehli tasavvufa benzemişlerdi.Zaman denilen mefhum yok idi, yalan idi .Yokluğun hırkasını çekmişlerdi ruhlarına ki bedenlerinde de bunu alameti olarak sade bir hırkadan gayri bir şey var değildi. Hiçlikten gelip hiçliğe giden ademin evlatları neden yalan olanın peşinde koşarlar, yok olanın ardından göz yaşı saçarlar. Bir hırka, bir lokma anlayışın ulviyeti onları her türlü musibetten alıkoymuş ruhları ve gönülleri engin bir varlık sevgisi ile formatlanmış halde geri kalan ömürlerini dua ile niyaz ile şevk ve zevk ile tamam etmişler.Terk-i terke gönül vermiş, görünen alemin sahte tatlarını ve cezbedici hallerini bir kalemde itmiş bu iki güzide insan; terki konuşma, terki yemek, terki uyku eyleyerek terki terk etmişler ve iç huzura kavuşmuşlardır. Asıl aradıklarının kendi ruhları olduğunu, belli bir makama hayret ve şaşma kademesine, kemal çizgisine erdikten sonra fark etmişler ve daha zinde daha sessiz bir yaşama doğru yön çizmişlerdir. Çünkü bulanlar aramıştı.Vasıl olanlar vuslat çekmişlerdi.
Mecazi dünyaya ricat ettikten sonra gül vermişler herkese, gülüvermişler her daim. Bir insan onlar için alemin özüymüş. Bir insanı kaybetmenin ahireti kaybetmek olduğunu kavramışlar.Ve ebediyete değin; İnsanı sev! diye, Maddeden kaç! diye haykırmışlar.
“Ehli gönül olandan hiç kötülük gelmez ademe, ne kötülük gelirse, ehli maddeden gelir başına ademin.” diye gazelvari bir cümle ile hatmi kelam eyleyelim a dostlar.
Sakın ola kalp kırmayasınız bundan sonra.
Hesaba eklerler orada.
Ateşiniz hazır mı ora için.
Ya da gülünüzü derelim mi artık?





Telif Hakkı Uyarısı İlahi Aşk isimli yazı, Gürhan Gürses tarafından 17.04.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...

Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Fatma Çetin Kabadayı yazıyı tebrik etti...
tebrik Ersin Başeğmez yazıyı tebrik etti...
tebrik Kenan Şengezer yazıyı tebrik etti...
tebrik İpek Gongu yazıyı tebrik etti...
Ersin Başeğmez
Ersin Başeğmez / 19.04.2008
okurken kendimi bir atlı kovalıyor gibi hissettim. sonra dönüp baktığımda 1920lerin yazarlarını gördüm, dil biraz daha yakınlaşsaydı diye iç geçirdim. saygılarımla


Ağustos
21
Güneş Doğar mı Umuda?(ıı)
Mehmet Emin SelçukDüş Hikayeleri • 18 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Ağustos
18
Öldüren Ev
Ethem HırlakDüş Hikayeleri • 41 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
17
Güneş Doğar mı Umuda?(ı)
Mehmet Emin SelçukDüş Hikayeleri • 75 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Ağustos
17
Gidiyor Benden Bir Şey
Soner CanbakalDüş Hikayeleri • 43 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
17
Hayal Dünyası
Kübra CengizDüş Hikayeleri • 56 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
20
Güvercin Gerdanlığı Bağin
Gürhan GürsesTutku Denemeleri • 24 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
16
Ağustos
12
“umutlarım ve Hayallerim” Diyen Kadına
Gürhan GürsesÖyküsel Şiirler • 56 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Temmuz
28
Küçük Şeyler1
Gürhan GürsesHayata Dair Denemeler • 58 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
3
Horoz Seni Vururum
Gürhan GürsesHayvanlara Ait Hikayeler • 932 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Nisan
16
Ye De Yanında Yat
Gürhan GürsesHayvanlara Ait Hikayeler • 698 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
1
Kirvem
Gürhan GürsesDostluk Hikayeleri • 481 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Nisan
12
Bir Kamyon Dolusu Yazı(2)
Gürhan GürsesMizah Denemeleri • 403 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
14
Sevgili Tosun
Gürhan GürsesMizah Denemeleri • 350 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler İlahi Aşk, İlahi Aşk hikayesi, İlahi Aşk hikaye, İlahi Aşk nedir?, İlahi Aşk hakkında bilgi, İlahi Aşk hikayeleri, Gürhan Gürses hikayeleri, İlahi nedir, İlahi hikayesi, İlahi hikayeleri, Aşk nedir, Aşk hikayesi, Aşk hikayeleri,










Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Mortgage Loans | Car Credit | Personal Loans | Pay Day Loans | Mortgages | Video | Arkadaş | Saat