kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Deneme / Kişisel Denemeler

İlk Gençlik Yılları


İlk Gençlik Yılları

Benim hikayem, 23 Kasım’da sabaha karşı başladı o zaman bile babam tarafından bana oldukça değer verilmiş olup doğumumda, annemin yanında yengemi yollayarak,
kendisi uyumuştur. Bende o zamanda ne kadar inatçı bir kız olduğumu kanıtlamak için doğmamış ancak annemin sağlık ocağına 2. gidişinde dünyaya gelmeye karar vermişim. Ailenin dördüncü ve son çocuğu da böylece dünyaya gelmiş.
Ben kalabalık bir ailede büyüdüm iki ablam ve bir ağabeyim var. Kalabalık bir aileye sahip olmayanlar bunun ne kadar eğlenceli bir şey olduğunu bilmezler böyle evlerde aksiyon hiç bitmez. Gün içinde kavga ettiğin kişiye, derecesine ve şiddetine göre sevgi dağılımı yapılır ve bu hiçbir zaman sabit değildir. Sabit olansa ne olursa olsun kardeş olduğunu bilmek ve bunun güzelliğidir.
.Ailenin en küçük bireyi olmak bakkal ve ayak işlerinin sorumluluğunu yüklenmek zorunda kalsanız da güzeldir. Ağabeyinizin sizi sonsuza dek koruyacağını bilmek, ablanızınsa sizi süpürgeyle kovaladığı zaman sokağa çıkamayacağını bilmek ve kaçış yolunu tecrübelerinize dayanarak sokak kapısı olarak seçmek, evde saklanan her şeyi kolayca bulmak(ki bu bütün gün evi karıştırıp altını üstüne getirdiğim için olsa gerek) güzeldir.
Birde hep ablanızın ve ağabeyinizin küçülmüş kıyafetlerini giymek zorunda kalırsınız. Bana alınan ilk yeni kıyafet (tabii ki kendi seçimimdi) açık mavi fitilli pantolondu ve annemin tüm karşı koymalarına rağmen almıştım. Sonra ne mi oldu tabi o pantolon bana ancak iki hafta dayandı. Üzerinden inmediğim ağaçları, tozu toprağı hesaba katamadım ve pantolon yıkanmaktan iğrenç bir renk aldı. Tabi annem üzerine düşen görevi yerine getirip “ben sana demedim mi” ile başlayan cümleler kurmayı ihmal etmedi.
Garip bir çocuktum her anlamda. Yazları okuldan bir sürü hikaye kitabı alır, masanın üzerine dizer okur ve hayal kurardım. Gidemediğim ve beklide hiçbir zaman gidemeyeceğim ülkeleri düşünür oralarda olmayı hayal ederdim. Çok büyük paralar verilip bana alınan kalın ciltli atlası önüme koyar saatlerce incelerdim renkli renkli bayraklar, ülkelere ait fotoğraflar. Gözlerimi kapatıp parmağımla bir ülke seçer oranın hakkında bilgi toplardım. Belki bir gün giderim lazım olur değil mi?
Çocukluğu köyde geçmiş bir çocuğun, oyundan ve hayal gücünden başka neyi vardır ki zaten.
Amcamların evinin damına, incir ağacına tırmanarak çıkar orda hem incir yer hem de sınırda bulunan dağlara bakıp düşünürdüm…
Acaba o dağların ardında neler var,orada ki insanlar nasıl yaşıyor,bizim gibi mi daha mı farklı.Bir gün gidebilir miyim.Belki….
Bu ,benim gibi köyde yetişen fakir bir kız için güzel bir hayaldi.Hala bugün bu yaşımda Yunanlı denince önce merak ettiğim bir toplum aklıma geliyor, sonra savaş….
Kış aylarında en büyük zevkimiz yazlık ayakkabıları giyip karda kaymaktı
Kış, çocuklar için eğlence, büyükler içinse odun kömür parası demekti. Meryem akşam üstleri gelir bana seslenirdi “Arkadaşııım kaymaya gidelim mi?”Bu sözü duyduğum gibi, altları en çok kayan yazlıkları giyer doğru sokağa çıkardım. Ayakta kayma, çuvalla kayma ,elele tutuşarak kayma en sevdiğimiz kayma sitilleriydi.Belimize kadar gelen karın içinde yürümeye çalışmakta ayrı bir zevkti.Kavga çıkınca muhakkak bibimiz karın üzerine itilir ve kartopular üzerine yığılırdı.Bu bir gelenekti ve kimse buna kızmazdı.Annelerimiz dışında…
Eve ayaklarım sırılsıklam ve donmuş bir şekilde dönünce zavallı annecim çok kızar hem söylenir hem de ısınmam için beni sobanın başına oturttururdu. Ben sürekli hastalanan zayıf bir çocuktum çünkü.
Sonbahar geldiğinde içimi garip bir hüzün ve tuhaf bir özlem duygusu kaplar .Bu belki okul sıralarına belki çocukluğa ait bir özlemdir.İnsanın galiba en güzel yılları çocukluk yılları tabi yaşayabilmişsen.Ben şanslıydım evet ailem zengin değildi ve imkanlarımız kısıtlıydı. Bazen bana sadece bir kalem alsınlar diye ağladığım zamanlar bile oldu.Ama evet şanslıydım, çocukluğumu yaşayabildim ,doyasıya oynadım, ağaçlarda gezdim, hayaller kurdum.Hatta evden bile kaçtım….
Her şey Çağların fikriydi aslında çocukluğumda sürekli kavga edip barıştığım oyun arkadaşımın ve bugün hala çok sevdiğim canım kuzenimin.,
“Her gün annemle babamın bana kızmalarından bıktım” dedi.”Her gün azar ,her gün dayak” “Dağa kaçacağım orda balık avlarım, kuş avlarım karnımı doyururum siz de benimle gelsenize”
Ben düşündüm ;evet her gün ben de azar işitiyor yeri geldiğinde dayağı da yiyordum ama evden kaçmak....ailemi bir daha görememek offf bu çok kötüydü..Ama öte yandan bu fikir çok heyecanlı bir maceranın başlangıcı da olabilirdi, tıpkı filmlerdeki gibi…
Çiğdem’e baktım o ben ne dersem onu yapmaya hazır bir şekilde bekliyordu. “Hadi” dedim “evden birkaç parça eşya alalım ve gidelim.”Bu fikre köyün dışında belimize kadar gelen ve içinde yüzdüğümüz daha doğrusu yüzmeye çalıştığımız kirli bir su birikintisinin kenarında karar vermiştik.
Çiğdem ben ve Çağlar evden kimseye görünmeden aldığımız ,birkaç parça eşyayla yola koyulduk. Tarlalardan ,sık ağaçların arasından ,dere kenarlarından geçtik Ne zaman bir hışırtı duysak korkuyorduk..Ama yine de sanki yeni hayatlarımıza alışmaya başlamıştık.Sürekli anne ve balalarımızın aslında bize ne kadar kötü davrandıklarını ve bizleri hiç sevmediklerini anlatıyorduk.Hatta olayı o kadar abattık ki kendi söylediklerimize kendimiz bile inanmıyorduk.Bu sanki hangimiz daha az seviliyor yarışmasıydı ve kazanmak için atıp tutuyorduk. Karnımız acıkmaya başlamıştı yemek için bir tarlaya girdik ve domates koparıp yedik. Şans mı şansızlık mı bilmiyorum ama o sırada tarladan evlerine dönen komşumuz ve dedikoduculuğuyla ün salmış Behiye abla bizi gördü. “Çağlar ne geziniysiniz buralarda analanız nerde” diye sordu. Bizde yalan çook . Annelerimizin tarlada olduğunu ve onların yanına gittiğimizi söyledik. Tabi inandılar. Akşam oluyordu. Yorulmuştuk.Bir tarlanın kenarına dinlenmek için oturduk birazdan karanlık bastıracaktı ve hiç birimizin içinde bir korku yoktu.Gece nerde yatacaktık ne yiyecektik hiç düşünmüyorduk bunları…
Sonra bir ses duyduk, bir traktör sesi. Babalarımız üçü de traktörlerine binmiş bize doğru geliyorlardı. Biz, tarlanın kenarında, açıklıkta, öylece dona kalmış bir vaziyette oturuyorduk. Kimseden ses çıkmıyor, sadece onlara doğru bakıyorduk. Önce Çağların Babası geldi bağırmaya başladı. Bu bağırışların arasına karıştırılmış, bir kaç tane küfürle dayakta vardı tabi. Aynı şey Çiğdemin de başına geldi. Babam en arkadaydı, beni henüz görmemişti ve ben diğerlerinin başına gelenleri gördükten sonra arkamdaki gündöndü tarlasına atladım ve hızla koşmaya başladım. Gündöndülerin uzun sapları görünmemi engelliyordu. Sonra aniden durdum. Ne yapıyordum böyle, tek başıma kalmıştım işte. Geri dönmeye ne kadar korksam da bu dağ kenarında tek başına kalmaktan daha kötü olamazdı herhalde. Hemen geri dönmeliydim ve öylede yaptım geldiğim hızla geri dönüp koştum ve açıklığa çıktım babam beni yanına çağırdı ve gerisini tahmin edersiniz.Hepimiz ayrı ayrı traktörlere binmiş, evlerimize gitmiştik ve bu macerada böylece son bulmuştu ..Eve geri döndüğüm de ablamın bana söyledikleri hala aklımda …. Televizyondaki aptal Brezilya dizilerinden birini izliyor ve orda oynayan kızı bana örnek gösteriyor “bak diyordu bu kızın başına bir sürü şey geldi hiç evden kaçıyor mu?” Pencereden akşam güneşinin son kızıllıkları yüzüme vuruyor ve ben diyecek hiçbir şey bulamıyordum.
Sonradan öğrendim ki bizimkiler her yerde bizi aramışlar ve bizi tarlada gören Behiye ablanın annesi nerde olduğumuzu onlara söylemiş Şimdi düşünüyorum da ya bizi gördükleri yerden uzaklaşmış olsaydık bizi bulamasalardı.Gece, dağda ne yapardık ….
Hayatımız hep aynı aslında sabah uyanıyoruz ve kalabalığa karışıyoruz . Herkesin acelesi var okula yetişmek isteyen işe yetişmek isteyen vs vs …
Bir karmaşanın içinde yaşıyoruz sanki. Para kazanmak,çocuğun okul taksitlerini,kirayı ödemek ve daha iyi şartlarda yaşamak için çalışıyoruz. Kaçımız severek yaptığı bir işte çalışıyor,.Severek yaptığı ortaya güzel şeyler çıkardığına inandığı bir işte.Ancak yüz kişiden yirmisi belki ve geri kalan çoğunluğu ,etrafıma baktığımda görebiliyorum.
Köy yolları her zaman sakin olurdu tek tük traktörden başka pek araç göremezdiniz. Buna rağmen ilkokula başladığımda sabahları beni ablam götürürdü .Ya sabah sabah okul mu olurmuş?Ben daha çocuğum uyumam lazım.Uykunun en tatlı yeri neresi bilirsiniz muhakkak ben çocuk olduğum halde bilirdim sabah uykularının tadını.Bu yüzden okula hep geç kalırdım ve çoğunlukla okula gittiğimde ders başlamış olurdu.Tabi okuldaki takma adımı tahmin edersiniz “uykucu şirin” ahh nefret ederdim bana bunu söylemelerinden ,okula geç kalmaktan da nefret ederdim.Öğretmenimi çok sevmeme rağmen uyuşuk bir ses tonuyla beni taklit etmesi beni delirtirdi.Geç kaldığım her sabah bunu tekrarlardı. “Güünaaydııın arkadaaaaşlaar” ve bende her seferinde daha sert bir şekilde söylemeye çalışırdım. Ama o buna inatla devam ederdi.Aslında okulu severdim ve başarılı bir öğrencide sayılırdım.
En kötü yanı ise senden büyük çocukların olması ve onlar tarafından ezilmek. Aslında benim de bazılarına yaptığım bir şeydi bu ama ben kendi yaşıtlarıma yapıyordum en azından
.Bilal, ara sıra benim tarafımdan itilip kakılan çocuk.Annesi beni şikayete gelirdi “huuu mara komşu sizin kız gene bizim oğlanı dümüş valla elime geçirirsem çok fena yapıcam aberin olsun” “sona deme Fatme neden düümüş bizim kızanı deye”
Öğleden sonraki dersimiz resimdi ve benim resim defterim yoktu.Yok demeye utanıyordum herkesin vardı.Babam almamıştı.
Öğle arası henüz içerde kimse yokken sınıfa girdim.Etrafı iyice gözetliyor bir tıkırtı falan var mı diye sesleri dinliyordum. Sonra usulca sıraların yanına gittim.Korkudan ve heyecandan dizlerim titriyor biri beni görecek diye ödüm kopuyordu. Çiğdemin çantasını elime aldım. Usulca içini açtım ve resim defterinden bir yaprak kopardım. Hemen kendi sıramın altına koyarak dışarı çıktım. Hırsızlık yapmıştım ve çok korkuyordum.Gariptir ama o an tek düşündüğüm öldüğüm zaman hesap gününde herkesin bunu öğrenecek olmasıydı.Bana soracaklardı “çaldın mı?”bende utançtan kimsenin yüzüne bile bakamayacaktım. Evet çalmıştım


İlk Gençlik Yılları
Yazı Sahibi
Ayşe Hatun Güner
Ayşe Hatun Güner tarafından 14.10.2008 tarihinde eklendi 56 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
GÜZEL BENCE DEVAMINI BEKLİYORUM


16.10.2008 tarihinde yorumlandı.


Aralık
1
Hayatı Resmetmek
Tunahan BozkırKişisel Denemeler • 13 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
1
Zamana İndekslenmek Hakkında
Emre SahinKişisel Denemeler • 5 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
1
İnsan İsek
Mehmet KahramanKişisel Denemeler • 9 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
30
En Çok Kendini Sevmeli İnsan
Gülşen YılmazKişisel Denemeler • 35 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Kasım
30
Zaman
Tolga OrbayKişisel Denemeler • 23 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
19
Keşkeli Hayat
Ayşe Hatun GünerKlasik Şiirler • 26 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ekim
20
İlk Gençlik Yılları (2)
Ayşe Hatun GünerKişisel Denemeler • 71 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
14
İlk Gençlik Yılları
Ayşe Hatun GünerKişisel Denemeler • 57 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ekim
20
İlk Gençlik Yılları (2)
Ayşe Hatun GünerKişisel Denemeler • 71 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
14
İlk Gençlik Yılları
Ayşe Hatun GünerKişisel Denemeler • 57 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
19
Keşkeli Hayat
Ayşe Hatun GünerKlasik Şiirler • 26 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler İlk Gençlik Yılları, İlk Gençlik Yılları denemesi, İlk Gençlik Yılları deneme, İlk Gençlik Yılları nedir?, İlk Gençlik Yılları hakkında bilgi, İlk Gençlik Yılları denemeleri, Ayşe Hatun Güner denemeleri, İlk nedir, İlk denemesi, İlk denemeleri, Gençlik nedir, Gençlik denemesi, Gençlik denemeleri, Yılları nedir, Yılları denemesi, Yılları denemeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi




ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Sudoku Software | Personal Loans | Loans | 2005 NFL Draft | Honda Car Forum | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul