İlksözümtek Kelime Üç Vuruş
Ademoğlunun yeryüzüne indirildiği ilk günden, belki daha eski zamanlardan beri var olan bir oyun var dünyada. Adını tam olarak koyamadığımız ama oynamaktan da vazgeçmediğimiz bir oyun... zerreden küreye,arzdan arşa tüm varlığın varoluş nedeninibulabildiği bir oyun var dünyada. İnsanlığın en eski oyunu;adına aşk demişler.
Genel bir konu belki aşk.Her zaman her yerde hesabı zaman mekan fark etmiyor.İfadenin olduğu her yerde saçıyor tohumlarını.Fakat bu günlerde daha önceden göremediğimiz,görsekte anlamlandıramadığımız bir aşka şahitlik ediyoruz. cemreler fısıldadı bu aşkı bize.İlkbaharla birlikte geldi sesleri.Dünyanın belkide en eski aşkı;her bahar bulurlar birbirlerini.Vuslatına eren toprarağın maşuğuna kavuşan suyun aşkına tanıklık ediyoruz.
Garip geliyor belki toprak,su, aşk. Aslında bakmakla görmek,görebilmek arasındaki fark da burada çıkıyor karşımıza.birbirine muhtaç iki varlık varlık aleminde buı oyunu oynuyor.Yüzyıllardır...
Yeni bir ilkbahar çaldı kapımızı.Açınca başlar aşkımız.Kalp meclisimizde ki sakiler döner durur içimizde. İçeriz aşk şarabından.Sonra Adem Havvasını bulur,toprak suyunu,Mecnunsa Leyla,Leyla derken bulur MEVLASINI.(kafiye de yaparım sanat da)
Tek düzelikten kurtulmanın,EN lerde yaşamanın belkide tek yoludur aşk.kalp atışlarının anlamsızlığına mecazi,manevi anlamlar katar.maddesel dünya bize dar geldiğinde ilkbaharlaramıza açılan kapı dünyanın en eski oyunu o üç vuruşluk tek kelimede gizlidir.