kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Makale / Eleştiri Makaleleri

İmtihanlara Maruz Kalmak İnsanlığımızın Gereğidir


İmtihanlara Maruz Kalmak İnsanlığımızın Gereğidir




İnsanların birbirleriyle imtihan olması gayet tabiidir. Cenab-ı Hak, Kur`an-ı Kerim`de; "..Biz onların bir kısmını diğerleriyle imtihan ettik.." (En`am Sûresi, 6/53) buyurmaktadır.

İlk insan Hz. Adem, cennette Hz. Havva ile, şeytanla ve kendi mahiyetinde saklı bulunan bir kısım duygularla imtihan olmuş.. ve yeryüzüne indikten sonra da bu imtihanlar devam etmişti. Hz. Adem`in soyundan gelen insanlar da kendilerine rehber olarak gönderilen peygamberlerle imtihan olmuş, ihtilafa düşmüş, bunların bir kısmı da putlara tapmada ısrar edip onların arkasından gitmemişti. Bunların örneklerini, bugüne kadar insanlık tarihiyle alakalı yazılmış eserlerde görmek mümkündür.

İşte bu imtihanlar silsilesi içinde önemli bir imtihan da, insanların birbiriyle olan imtihanlarıdır. Bu kabil imtihanlarda bazen kaybeder ve olumsuz sonuçlarla karşılaşabiliriz. Bu kayıplar bazen mizaç ya da meşreplerden, bazen de Bediüzzaman Hazretleri`nin, "Umur-u hayriyenin çok muzır manileri olur.." dediği gibi, şeytanlardan kaynaklanabilir. Müslümanları, şeytanların musallat olduğu kişiler olarak tavsif etmekten hicap ederim; ancak gerçek olan şu ki, hepimiz insanız ve birer nefis taşımaktayız. Nitekim Allah Resûlü (sas), bir hadis-i şeriflerinde; "Herkesin nefsi vardır. Benim de nefsim var.." buyurur. Bundan sonra artık isterse insanlar, bizim nefsimiz veya mahiyetimizde şeytanın oklarına hedef olabilecek lümme-i şeytaniye diye bir mekanizma yok desinler!. Bunlar hiçbir şey ifade etmez. Kaldı ki, hadisin devamında Allah Resûlü, "uzun zaman onunla mücadele edip onu hizaya getirdiğini ve neticede kendisine teslim olduğunu" bildirir.

Herkes nefis taşımaktadır

Dünyada kim bilir daha nice insanların nefis ve şeytanı kendilerine teslim olmuştur. Ama bu, katiyen bir anda olmamıştır. Tasavvufî bir üslupla ifade edecek olursak bu kademe kademe, nefs-i emmâreden nefs-i levvâmeye, ondan nefs-i râdiyeye (Allah`tan hoşnut olma mertebesi), ondan nefs-i mardiye`ye (Allah`ın hoşnutluğuna erme) ulaşmışlar.. ve daha sonra da mutmainne, sâfiye, yani enbiya-i izam ve asfiyanın nefislerine yakın müstesna nefisler mertebesine yükselmişler ve neticede öyle bir noktaya gelmişler ki, artık ondan öte nefisleri kendilerine her zaman iyilikle emreder olmuştur... Buradan hareketle, herkesin, daha baştan bir nefse sahip olduğunu kabullenmesi gerekir. Bu onun ömrünün sonuna kadar, imtihan olacağını kabullenmesi de demektir. Böyle bir kabul bize şunu ifade eder: İnsanların birbirine düşmesi, birbiriyle uğraşması için bu kadar çok sebep ve faktör olduğuna göre, evvela bu işi beşeriyetin icabı olarak kabul etmekte yarar var. Bizler beşeriz; nasıl bizim doğup büyümemiz, büyüyüp yaşlanmamız, yaşlanıp çürük bir enkaz gibi çökmemiz; sonra da kendi enkazımız altında kalarak unutulup gitmemiz bizim için fıtrî ve tabii bir yol; öyle de, birbirimizle çekişmeye, hır-gür etmeye müsait bir fıtratta yaratılmış olmamız da, bizim tabiat ve fıtratımızın gereğidir.

Ne var ki bizim için her zaman, bu tür duyguları hayra çevirmek de mümkündür.. ve bize düşen de işte bunu yapmaktır. Biraz daha açalım; mesela bir insan, kendi mahiyetine yerleştirilen şehvet hissi sayesinde veli olabilir. Evet o insan eğer, üzerindeki şehevânî istek ve arzuları karşısında namus ve iffetini kemal-i hassasiyetle koruyabiliyorsa, aynı durumda olmayan başka birinin bin rek`at namazla ulaşamayacağı seviyelere ulaşır. Çünkü bu kimse, o kadar şehvetle donatılmış olmasına rağmen, nefsini frenleyip onu zabt u rabt altına alabiliyor. Evet, tehlikenin buudları nispetinde mükâfat söz konusudur. Hatta bazen böyle birinin terakkisi o kadar hızlı, o kadar amûdî (dikey) olur ki, başkaları velâyet yolunda katiyen ona yetişemezler. Bu hususa bir şey daha ilave etmek istiyorum. Mesela, bazı insanların hemcinslerine karşı fıtratlarında fazla bir temayül vardır. Eğer o insan bir hayat boyu o temayülünü gemleyip meşru dairede kalabilse, o öyle bir yükselir ki, hiçbir kimsenin buna yetişmesi mümkün olamaz. Görüldüğü gibi şehvet, başlangıçta öldürücü bir ağ iken, irademizin hakkını verme sayesinde insanı yükselten nurdan bir helezon haline gelebilmektedir.

Gazab duygusu da, denge üzere temsil edilmesi halinde insanı yükselten, onu hakikatlerle buluşturan ışıktan bir merdivene dönüşebilir. Böyle bir his, ihkak-ı hak edip hakkı bulma şeklinde ortaya çıktığı takdirde, adalet şeklinde tecelli eder. Hz. Ömer, Müslüman olmadan evvel, insanlar arasında sert mizaçlı tanındığı için, Hz. Ebu Bekir tarafından devlet başkanlığına tavsiye edildiğinde Sahâbe, "Allah`ın huzuruna gittiğin zaman sana, bu insanı başımıza getirdiğin sorulursa, ne diyeceksin?" şeklinde itiraz eder; Hz. Ebu Bekir, Ömer`deki o duygunun ihkak-ı hak ve adalet şeklinde tecelli edeceğini bildiği için, emin bir edayla, "Ben, benden sonra insanların en hayırlısını insanların başına getirdiğimi söylerim." demiştir.

Evet, ilk halife isabet buyurmuşlardı; Hz. Ömer hiç de bazılarının görüp değerlendirdiği gibi değildi; ondaki sertlik, adalet haline gelmiş ve hilafeti boyunca kılı kırk yararcasına bir istikamet içinde yaşamıştı. Bazen zahirde mizaç sert görünebilir; ama her zaman Ömerî bir hal alması mümkündür.

Velayete ulaşma yolları araştırılmalıdır

O halde, aynı müessesede çalışan insanlar, kendi aralarında "hır-gür"e vesile olabilecek bu türlü madenlerle donatılmış bulunduklarını düşünerek demeliler ki, bunları mahiyetimize Allah koydu, dolayısıyla onlar yer yer tesirlerini icra edecekler. Ne var ki eğer dişimizi sıkar da, katlanabilirsek, amûdi (dikey) veli olma yolları da açık demektir. Yine bu gayeye uygun olarak, yeme içme konusunda da dengeli olmalı, duyguların öldürücü ağına düşülmemeli ve dünyevî nimetlerden istifadeyi şükre bağlamalı ve Allah`ın inayetiyle, keremiyle amûdi olarak velâyete ulaşma yolları araştırılmalıdır. Yani insanlar bunlarla, Cenab-ı Hakk`ın kendilerine, velâyete giden bir yol açtığını düşünmeli, konumlarını ona göre değerlendirmeye bakmalıdırlar. Keza, arkadaşlarından gelecek şeylere karşı da peşinen sabırla mukabele etmeye kararlı olmalı ve "gelse sizin celâlinizden cefa, yahut cemâlinizden vefa, değil mi ki mü`min kardeşlerimizsiniz, her ikisi de cana safa. Sizden gelecek cevir de hoş cefa da hoş" demelidirler.
Kürsüden(P)


İmtihanlara Maruz Kalmak İnsanlığımızın Gereğidir
Yazı Sahibi
Bircan Divane
Bircan Divane tarafından 27.7.2007 tarihinde eklendi 149 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
elbette iyi ve kötü,samimi ve yüzeysel bağlar zorluk ve sıkıntı mihenginde belirir,aydınlatıcı yazınız için teşekkür...


7/27/2007 tarihinde yorumlandı.


Kasım
29
Eleştiri mi Yargı mı?
Deniz GüneşEleştiri Makaleleri • 43 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
29
Böyüksün Baba
Rasim CanbolatEleştiri Makaleleri • 24 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
27
Bizimle Başa Çıkamazsınız
Rasim CanbolatEleştiri Makaleleri • 53 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Kasım
27
Dokuz Gün Tatil
Mustafa KuvancıEleştiri Makaleleri • 47 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
23
Öğretmen Sevgiden İbarettir
Erol SunatEleştiri Makaleleri • 195 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Şubat
25
Lakin Çaresizlik Yaşanıyor!
Bircan DivaneBaşkaldırı Şiirleri • 110 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ocak
8
Kur`an`da "kadın"
Bircan DivaneHayata Dair Makaleler • 1160 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ocak
8
Hilâfet Nizamı Kendine Has Özel Bir Nizamdır
Bircan DivaneToplumsal Makaleler • 341 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ocak
8
Kültür Müslümanlığı ve Tahkîkî İman
Bircan DivaneFelsefi Makaleler • 237 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Temmuz
30
Seni Bir Kere Daha Derince Duyduk
Bircan DivaneHayata Dair Denemeler • 215 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ocak
8
Kur`an`da "kadın"
Bircan DivaneHayata Dair Makaleler • 1160 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Temmuz
27
Seyyah Gözüyle Kayseri
Bircan DivaneGezi Hikayeleri • 994 kez okundu. • 10 kez yorumlandı.
Ocak
8
Hilâfet Nizamı Kendine Has Özel Bir Nizamdır
Bircan DivaneToplumsal Makaleler • 341 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Temmuz
27
İnsanlık Her An Kur`an`a Muhtaçtır
Bircan DivaneEleştiri Makaleleri • 281 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Temmuz
27
Cennet Yamaçlarında Dolaşmak
Bircan DivaneFelsefi Makaleler • 280 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler İmtihanlara Maruz Kalmak İnsanlığımızın Gereğidir, İmtihanlara Maruz Kalmak İnsanlığımızın Gereğidir makalesi, İmtihanlara Maruz Kalmak İnsanlığımızın Gereğidir makale, İmtihanlara Maruz Kalmak İnsanlığımızın Gereğidir nedir?, İmtihanlara Maruz Kalmak İnsanlığımızın Gereğidir hakkında bilgi, İmtihanlara Maruz Kalmak İnsanlığımızın Gereğidir makaleleri, Bircan Divane makaleleri, İmtihanlara nedir, İmtihanlara makalesi, İmtihanlara makaleleri, Maruz nedir, Maruz makalesi, Maruz makaleleri, Kalmak nedir, Kalmak makalesi, Kalmak makaleleri, İnsanlığımızın nedir, İnsanlığımızın makalesi, İnsanlığımızın makaleleri, Gereğidir nedir, Gereğidir makalesi, Gereğidir makaleleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Mobile Phone | Internet Advertising | Facebook Proxy | Per Insurance | Bad Credit Loan | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul