İnşaattaki Hayalet (2)İnşaattaki Hayalet (2)Ramazan dışarı çıkar, Enver’in yanına varır :“Bildiğin bir şey varsa anlat,”dedi Enver. “Yok,”dedi ilyas ve ekledi;”ne olsun ki? “ “ İyi hadi işinin başına dön sen.Ben patronla ilgilenirim. “ “ Ailesine haber versek? “ “ Az önce aradım. Ailesi bir şey sorarsa aniden fenalaştı de geç. Sonra üstünde kalır benden söylemesi.Tamam mı? “ “ Tamam,” dedi İlyas düşünmeden. Şebnem’in dediği geldi birden aklına. Az sonra inşaattaydılar İlyas ile Şebnem. Henüz sabah olmamıştı. Pazar olduğundan işçiler gelmez diye düşündü İlyas. “ Bugün kimse gelmez. Tatil. Yat, dinlen istersen biraz. “ “ İyi olur. Gözümden uyku akıyor. “ İlyas’ın gösterdiği divana uzandı Şebnem. İlyas gözucuyla şöyle bir baktı Şebnem’in vücuduna. Kusursuz denecek kadar her erkeği baştan çıkaracak bir vucuda sahipti Şebnem. Acaba kaç erkekle beraber oldu şimdiye kadar diye düşündü ve uykusuzluk başına öyle vurmuştu ki oracıktaki koltuğa kıvrılıverip öylece uyuyuverdi. Ertesi Sabah Şebnem kalktığında çayın fokurdadığını gördü. İlyas : “Hadi kahvaltıya. Lavabo şu tarafta işini göreceksen.” Şebnem usulca kalkıp İlyas ‘ ın gösterdiği tarafa gider. İlyas ile Şebnem kahvaltı yapmışlar,üstüne de birer keyif sigarası yakmışlardı.Şimdi de dün gece olanlara bir anlam vermeye çalışıyorlardı. “Aklıma bir fikir geldi İlyas. ” “ Söyle. Neymiş ? “ “Benim ruh çağıran bir arkadaşım var. Onun yardımı olur bize.” Akşam ilyas’ ın kulubede masanın etrafında Şebnem, kırk yaşlarında ruh çağırıcı bir kadın ve İlyas bulunmaktaydılar. Çomar da kapı eşiğine serilip uzanmış dilini çıkartarak solumaktaydı. “Şimdi ellerinizi masanın üstüne koyuverin ve kenetlenelim. “dedi duh çağıran kadın. Denileni yaptılar. Kadın eline bir kağıt kalem aldı : “Şimdi ruhu çağırırken sessiz olun lütfen. Ruh benim bedenime girecek, sorduklarımı bu kağıda yazacağım. “Kapıyı da tıklıyacak mı ruh?” “Alay etme ! ”dedi Şebnem. Akşam başımıza gelenleri görmesen…” “Evet sessiz olun.” Kadın anlamsız birşeyler mırıldanmaya başladı gözlerini kapayarak . Çomar huysuzlanarak havlamaya başlar. Gittikçe havlamalar sıklaşır. “Köpek huysuzlaştı . Sanırım bize bir şey anlatmaya çalışıyor. “dedi İlyas. “Evet. “dedi Şebnem. “Bak yukarı doğru havlıyor.” “ Evet. Yukardaki pencereye tünemiş kargaya havlıyor hemde. İyi de nasıl girdi oraya . Görmemiz gerekmezmiydi ki ?” “Ölen meftanın ruhu. Dokunmayın sakın. “ dedi medyum kadın. “Ölenin ruhu mu ? “dedi Şebnem. “Hani senin bedenine girmeyecek miydi ?” “Susun ! Çok gürültü çıkarıyosunuz ikiniz de. Bu şekilde ruhu bedenime nasıl sokacağım? “ “ Senin ruhu bedenine sokacağın filan yok. Aldığın parayı Şebnem’ e geri ver uyanık karı. “ “ Ne diyorsun be sen ! Ondan para filan almadım. Arkadaşım o benim. “ “Yok ya! Sen onu benim külahıma anlat. Parayı veriyor musun ? vermiyor musun? “İlyas çekmeceden silahı çıkarır. Şebnem atılır, engel olur : “Dur İlyas ! Delirdin mi? “ “Söyle! “ dedi Şebnem’e bu şarlatan karıya kaç para verdin? “ “Ya ! Önemi yok. Boşver. “ “Sen söyle lan ! Kaç para aldığını .Bak! Ramazan’ ın ruhu asıl bana geldi dinlemem anama avradıma basarım tetiği acımam. İnşaata birşeyler çaldı derim bende.” “Tamam be ! Delinin zoruna bak. “cebinden çıkardığı bir demet parayı masanın üzerine koyar. “Vay be! Beş yüz papel. Ulan bu parayla biz bir ay çalışıyoruz anasını satim.” “Ne haliniz varsa görün. Sizin de hayalatiniz de “der medyum kadın kapıyı çarparak gider. “Gördün mü “der Şebnem. Ne yapacağız şimdi?” “Al. Önce bu parayı cebine sok. Sonra da bana dua edeceksin.” “Caaak ! “diye öttü karga. Sonra kanat çırpıp kapıdan uçtu. Çomar İlyas’a doğru havlar ve kapıdan dışarı çıkar. “İşte gece başlıyor. Hadi şunları takip edelim. Bu bu işi çözmessem bana da dedektif İlyas demesinler. “Dedektif İlyas mı?” “ Evet. Emekli polisim ben.” “İlginç . Bana söylememiştin. Polisleri severim .” “ Vaktim olmadı söylemeye. Konuşmayı bırakalım da şunları takip edelim. “ “ Doğru haklısın.” dedi Şebnem. Kara karga yapılmakta olan trafo binasının üzerine tünedi ve öttü. Çomar da onun olduğu tarafa gidip havlamaya başladı. “Anlaşılan o ki Ramazan burada yatıyor .”dedi İlyas. “Vay namussuz katil ! Zavallıyı öldürüp buraya gömmüş olmalı.”dedi Şebnem. “Aynen” dedi İlyas “ Bu işi benim kadar çözebiliyorsun aferin sana.” “İyi de buraya beton atılmış . Onu nasıl çıkartacağız oradan ?”dedi Şebnem. “ Patronun izni olmadan asla. “ “Patronun durumu malum. “dedi Şebnem. “ En azından onu kimin öldürdüğünü bulabilsek? “dedi İlyas. “Evet ya ! Birşeyler yapmalı . ” Birden karga tünediği yerden uçup yanlarına kadar geldi gagasıyla toprağı eşelemeye başladı. Daha doğrusu toprağa şekil çizmeye başladı. İlyas elindeki feneri, karganın şekil verdiği toprağa tuttu. Tuttuğu fenerin ışığı toprakta bir isim yazılı olduğunu gösteriyordu. İlyas eğilip baktı ismi heceleyerek okumaya çalıştı : “E..N ..V..R..” “ Ne demek şimdi bu ?”dedi Şebnem. “ Sanırım buldum .Enver kalfa demek istiyor. Onu öldüren Enver kalfa. Ama neden? “ Karga tekrar toprağa birşeyler yazdı. İyas okudu : “R..S..İ..M B..K..” “Resime bak demek istiyor sanırım.” dedi Şebnem. “ Bravo. Başka ne olabilir değil mi? “ Cebinden çıkardığı resme tekrar baktı İlyas. El ele tutuşmuş mutlu çift. “Sanırım cinayet sebebini buldum. Kadın…Bir kadın yüzünden…”dedi İlyas. “Peki ama Ramazan’ın nişanlısı köyde değil mi ?” “ Onu da yarın çözerim ben. Hadi sen evine git geç olmadan.” “Hiçbir yere gidemezsiniz ikiniz de !” Dönüp baktılar sesin geldiği tarafa ikisi de. Karşılarında Enver’i buldular elindeki tabancayı onlara doğru tutmuş olarak. “Bir polis emeklisini işe almakla hata ettim. Sana hastanade söylemiştim bu işin peşini bırak diye.” Ama bırakmıyacağını anladım ve az önce tüm konuşmalarınızı duydum. Ama bu işi nasıl çözdün ona aklım yatmıyor bir türlü. “ Zavallı birini öldürdün Enver . Adalete bunun hesabını vereceksin.” “Yok ya! Kim söylüyor bunu sen mi ? “ “Evet.”dedi İlyas. “Ben”diye yineledi. “Sen ve arkadaşın birazdan onun yanına gideceğine göre.”dedi Enver. “Bari neden öldürdüğünü itiraf et bize” “Onu da tahmin etmişsindir elindeki resimle” dedi Enver. “Nişanlısında gözün vardı değil mi?”dedi İlyas. “ Remziye onu seçti nedense. O çulsuzu. Onu inşaata ben getirttim zaten…”İlyas sözünü tamamladı Enver’in : “ Aynı köydendiniz. O da planın bir parçasıydı .Getirtmek fikri yani.” “ E e! ne yaparsın. Göz göre göre ona kaptıracak kadar da enayi değiliz hani. Burada kalfalık yapıyorum yıllardır. Saygınlığım da var. Yakında müteahhit belgesi de alacağım. Remziye de zamanla unutur onu.” “ Zorla güzellik olmaz . Zaliha onu seçmişti.”dedi Şebnem. “Oluyor işte hanfendi.” “ Cinayeti senin işlediğine dair bir kanıt yok ki. Ne diye bizi öldüreceksin ?” “ Resimi anladım da. O telefonu nasıl buldunuz peki? “dedi Enver. “O da meslek sırrı diyelim.”dedi İlyas. “ O halde sizin ortadan kalkmanız şart oldu. Ver o telefonu bana !”dedi Enver. “Gel de kendin al .” dedi İlyas. “İyi madem”deyip ilk adımı armıştı ki İlyas Çomar’a ıslık çalarak : “Yakala oğlum !” Çomar bir hamlede Enver’in tabanca tutan elini ısırır, tabanca yere düşer. İlyas yerdeki tabancayı kapar, Enver’e doğrultur. “E! Bu iş buraya kadar Enver efendi. Bana anlattıklarını şimdi aynısını polise de anlatacaksın. “ Ertesi gün inşaatın önü ana baba günüydü. Polis ekipleri ve telsiz anonsları durmadan cızırdıyor “tamam merkez anlaşıldı” denerek açılıp kapanmaktaydı. Kalabalık orta yerde Enver’in eli kelepçeli kazılmakta olan trafo binasına ha bire birşeyleri tarif etmekteydi. Az ötede ise İlyas ile Şebnem merakla kazı sonucunu bekliyorlardı. Kepçe kazıyı bitirmiş ortaya Ramazan’ın çuvala sarılı cesedi çıkmıştı. Tüm işçiler olayın şokundaydılar. İçlerinden birini komser teşhis için çağırdı. Geldi “evet” anlamında çürümüş cesede baktı kafa salladı.Sonra Enver’in yanına gelip suratına okkalı tükürdü.Sırasıyla diğer işçiler aynı hareketi yapmaya kalkıştılarsa da komser engel oldu onları. Az öteden Remziye kalabalığı sıyırıp Ramazan’ın cesedine sarıldı hıçkırarak. İlyas ile Şebnem onu şefkatle omuzundan tutarak kaldırdılar. Komser yanlarına gelip ilyas ile Şbnem’e : “Karakola kadar gelmeniz gerekiyor ifadeleriniz için. Ayrıca bu işi çözdüğünüz için size minnettarız. Emekli bir emniyet mensubu olmanız bizi sevindirdi ilyas bey. Gereken ödül neyse onu alacaksınız bizken.” “Bakın buna hayır deme şansım hiç yok neredeyse.” Hep beraber oradan uzaklaşırlar. Metin İMER /İzmir 11 Haziran 2008
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
22
Kasım
22
Seni Ölesiye Hiç Bitmeyesiye Seviyorum5
• Gökçe Erözderim • Yaşamdan Hikayeler • 15 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
22
Kasım
22
Kasım
22
Haziran
19
Mayıs
23
Mart
22
Şubat
29
Şubat
25
Cinnetime Azbuz Kaldı Doktorum Nerede?
• Metin İmer • Komik Hikayeler • 448 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Şubat
29
Şubat
22
Aralık
19
Mart
22
Şubat
25
Cinnetime Azbuz Kaldı Doktorum Nerede?
• Metin İmer • Komik Hikayeler • 448 kez okundu. • 1 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||