Ýnsan Boku’nun Sosyal TarihiÝnsan Boku’nun Sosyal TarihiNe zamandýr arpacýk kumrusu gibi düþünüp duruyorum: neden insanlarýn kimisinin ayaklarý diðerini bayýltacak cinstendir? Bir düþünen varlýk olarak bu sorunu çözebilirim, insanlýða faydam olur umuduyla insan aklýnýn yongasý olduðuna inandýðým genel tuvalet adabýnýn koruyuculuðuna sýðýndým. Ýnsan, aklýna gelen fikirleri mutlaka benim gibi, kaybolmamasý için tuvalette stabilize etmelidir. Bu insanlýðýn geliþtirdiði biricik düþünce havuzundan baþka bir þey deðildir. Girdim genel tuvaletlerden birine, iyi ki geliþmiþ bir ülkede yaþýyorum diye de düþünmeden edemedim. Ovada, daðda bayýrda olsak… Yok, aslan gitsin, çakal arkasýný dönsün vay efendim acaba arkadan biri ýsýrýr mý korkusuyla aðaç tepesinden aþaðýya býrakma çabalarý… Aman, aman iyi ki medeniyiz. Bir hýþýmla girdim ki tuvalete… Ne fazilet yuvasý kaldý aklýmda insanlýk adýna ne geliþmiþlik… Aman Allahým ne göreyim? Bizim ayak kokusundan daha önemli sorunlarýmýz varmýþ. Be insanoðlu bunca sorunlarýn varken neden hiç olmamýþ gibi yaþamaya devam edersin? Ýnsanlarýn sorunlarýna duyarsýz kalmamak için (neme lazým arkamýzdan dedikodu yaparlar) hemen oracýkta çöktüðüm yerde insanlarýn tuvalet tarihi içindeki sosyalleþme sorunlarýna daldým. Bu bana insanlýðýn biçtiði görevdi. Benim gibilerle tarih yükseliyordu. Önce gördüðüm manzara karþýsýnda duyduðum duygu selini bir talimatname býrakarak çözmeye çalýþtým. Bu bizim kültürümüze de uygun bir bilinçlendirme sayýlýrdý nitekim! Tuvalet kapýsýnýn arkasýna asýverdim. Ne de olsa bunca sorunlarý çöze çöze ben de kaþarlanmýþ sayýlýrdým bu coðrafya insanlarýna karþý; laptop gezdirmiyorum yanýmda, kâðýt-kalem çaðýnda yaþayan insanýmýn bilinç seviyesine uygun yaþýyorum. Talimatname aynen þöyledir: OKU… Canýmdan çok deðer verdiðim halkým. Hamamda yýkanmayý sen geliþtirdin, Avrupa’da namým yürüdü. Nasýl oluyor da sudan uzak yaþayabiliyorsun? Ýnsan bir tas su dökmez mi þu deliðe? Ve nasýl oluyor da deliði tutturamýyorsun? Senin avcý atalarýn bu duruma ne kadar üzülür biliyor musun? Sen ki Orta Asya’dan üç tarafý sularla kaplý bu topraða binlerce yýldýr hükmediyorsun. Bokuna mý sahip çýkamayacaksýn? Hadi göreyim seni; bu sefer baþaracaksýn! Bu senin atalarýndan aldýðýn mirastýr. Þimdi tebliði iyi oku ve þerefini kurtar: 1- Ýyi insanýn içinde kötü bir þey kalmaz aslan parçasý. Çýkardýðýn her parça bu vatan topraðýnda gübre olacaktýr. Korkma. Yediklerin de helal olsun. Afiyet-þeker-bal-kaymak olsun. Bunlarý okurken donuna kadar çýkarmayý unutmayasýn. Donsuz dolanmak erkeðin þanýndandýr ama televizyon programlarýnda malzeme olmak kim ister? Mehteran takýmý gibi de çýkarma üstünü. Bu ritim askerlikle ilgilidir. Kararlý vaziyetini kaybetme. 2- Tuvaletler öncelikle malum iþler içindir. Malum iþi yaptýktan sonra veya rahatlama hissi geldikçe baþka konulara kafa yor. “Türk’ün aklý tuvalette gelir” lafýnýn anlamý budur. Atalarýnýn mücadelesini kabýz olduðunda daha çok düþün. Atalar çok faydalý iþlerle bizi bu günlere yetiþtiren yüce þahsiyetlerdir. Fazla da düþünme. Ölenle ölünmez. Yapacaðýn daha bir sürü iþ seni bekliyor. Bu vatan senden çok þey bekliyor. Ha gayret aslan parçasý! 3- Deliði tutturamasan da belli etmemek için yanýndaki musluðu aç ve maþrapayý doldur. Suyla boku itelemeye çalýþ… Türlü tuvalet cinsi var elbette… Sifonu da çekebilirsin. Belki de otomatiktir sifon. Neyse… Önemli olan suyu kullanmak ve atalarýna yaraþýr tuvalet adabýný gelenekleþtirmektir. 4- Bokun çýktýðý organý temizle. Yanýnda kâðýt mendil taþý. Bilirim ki bu tuvaletçiler tuvalet kâðýdý masrafýndan kaçmak için bu kâðýda hiç rastlamamýþ olabilirsin. Belki de ömründe gördüðün tüm kâðýt parçasý gazetedir. Olsun. Atalarýmýzýn yazýyla da ilgisi geliþmediði için kâðýt kültürümüz de geliþmemiþtir. Üzülme. Fakat sen yine de ata dedem kullanmýyor zannetme kâðýt. Kimi ata dedelerimiz de taharet bezi kullanýrdý. Bunu kullanmaný önermiyorum. Bu kadar atalara baðýmlý olmamak lazým… 5- Tuvaletten çýkma vakti geldiyse, önce kenarda köþede sana ait iz kaldý mý bir bak. Sonra, ellerini iyice, varsa sývý sabunla, yoksa mutlaka sabunla yýka. 6- Gazan mübarek olsun. Yolun açýk olsun! NOT: Iþýklar lüzumsuzsa söndür. Bizim insanýmýza tuvalet kültürü unutturulmuþtur. Nitekim bunda yabancýlarýn parmaðý olduðu kanaatindeyim. Neyse… Bizim ülkenin insanlarý sorunludur. Tuvalet odalarý bizim için derdimizi anlatýp sosyalleþebileceðimiz ve hatta ayaküstü terapi yaptýðýmýz bir mekân olmuþtur. Tam talimatnameyle delik tutturma ve su dökme sorununu çözdüm derken, ne göreyim? Herif okunsun diye koca koca yazmýþ: “Bunu yazan tosun okuyana koysun Tosun bunu yazan molla kendini kolla Benim adým devrim, molla kendini kolla” Tam üç farklý kültürün yazýsýný gördüðümde haliyle irkildim. Saðdan sola kadar herkes tuvalette kapýþýyordu. Kapýþma neden erkeklik organýyla yapýlýr olmuþtu acaba. Bir de þu bakýþ açýsýný deneyelim: tuvalet kapýsýnýn arkasý, sokacak delik arayan insan azmanlarýnýn edebiyat polemiðine sahneydi. Acaba tüm bu yazýlarda çatýþmacý kültürün karakteristiðini mi görüyordum, yoksa rahatlamanýn verdiði dýþavurum yazýlarýmýydý tüm bunlar? Diðer duvardaysa adeta bir baþkaldýrý vardý: “Beni ara 05.. ……….” Sanki aranýnca mutlu mu olacak? Mutsuz insanýn rehabilitasyon merkezidir tuvalet. Meyhane, kerhane, stadyum, silah ateþlemek ve hýzlý araba kullanmak… Geçen günlerin birinde yazar sayýsý kadar okuyucu olduðundan bahsediliyordu ülkede. Bu potansiyeli böyle bir edebiyat ortamýnda hissedebileceðim aklýma gelmezdi. Bu da oldu. Halkým beni þaþýrtmaya devam ediyor. Bence, aslýnda, ne aranýyorsa bu fizyolojik rahatlamanýn genetik açýnýmýnda aramalý… Yoksa Türk toplumunun yazý dilinden kopukluðunda deðil. Nitekim gözlemlerime göre, Türk insaný yazýyor, düþünüyor ve hatta yaþadýðý coðrafyanýn hakiki havasýný teneffüs ediyor. Neyse ki bu fikirlerimi kanýtlayacak kitaplarla yaþýyorum beynimle gezinirken, yardýmcý oluyorlar: “Bu ilk tuvaletler doðu uygarlýðýnda, Asya ve Mezopotamya’da karþýmýza çýkmýþlar, daha sonra da Anadolu ve Akdeniz Uygarlýðýna yayýlmýþlardýr. Tuvalet mimarisi, Roma dönemiyle kamuya açýk mekânlar olarak latrina adýyla ortaya çýkmýþtýr.” “Latrinalar filozoflarýn, kent yöneticilerinin ve üst sýnýfýn stoalarla beraber, sýkça kent içinde toplu olarak kullandýklarý ve hararetli tartýþmalarýn yaný sýra uzlaþmalarýn yapýldýðý bu yapýlar temelde dört duvarlý kapalý mekânlardý.” “Bazen de Thales, Salon gibi ünlü filozoflarýn isimleri de tuvaletlerin duvarlarýna yazýldýðý görülmektedir.” “… amaç fiziksel dinginliðin akýlsal dinginliðin temeli olduðunun vurgulanmak istenmesiydi.” Gelelim Türkiye insanýn probleminin temellendirilmesine. Ýnsanýmýz bu coðrafyada akýllanamadý. Ana tezim þu: ne zaman ki bokun bireysel özne olarak atýklara gönderimi baþladý, bireysele alýþkýn olmayan coðrafya insanýmýzýn aklý bocalamaya baþladý. Ýþte sosyal bir sorun olan bok ana sorunumuzun temel sebebi budur. Ýnsanýmýzýn bokunu sosyalleþtirmemiz gerekiyor. Þimdi konuyu biraz daha derinlikli düþünelim: Ýlk atalarýmýz, yani genetik ve antropolojik atalarýmýz, sosyal muhtevayý(boku) hayvanlardan deðil, bilakis insanlardan ve insanlara bakarak bol muhabbetle, fikir teatisiyle, komün gücüyle edinmiþtir. Bu sosyalliðin içinde –ki biliyoruz, kiþinin adý dahi yoktur, kiþi adý totem adýdýr- bokun da sosyalleþtiði nasýl unutuluyor anlamýyorum? Anneler babalar tuvalet alýþkanlýðýyla bu sosyalizasyonu insanda canlandýrýrlar ama medeniyet dediðimiz bireysellik komün gücünü erittiði için kiþideki yansýmasý olarak yeni edebiyat ve yeni polemik yuvasý doðurmuþtur. Denklik yasasý teorisini hemen hatýrlayalým: “Doða Ξ komün + kiþi(Beyin)+üretim” Þimdi, bu formülün ana halkasý, denkliði saðlayanýn “temel zemberek” olduðunu biliyoruz. Üreyim devrimi cinsel ve sosyal yasaklarla sürüyü toplumculuða doðru(komün) geliþtirir, deðiþtirir; bebeðin eðitimi ve annenin gebeliði uzadýkça, cinsellik problemleri mevsimsel kýzýþma ritminden çýkar; bu milyon yýllar sürer; kendini üreyebileceði canlýlarla birlikte tutan erkek de kadýn ve çocuk dolayýsýyla insanlaþýr ve insanlaþtýrýlýr. Adeta yeniden kadýn eliyle yaratýlýr. Unutmayalým baskýnlýk kadýnda deðil, üreyim devriminde, denkliðin kuruluþundadýr. Þimdi dönelim konumuza: çocuk nasýl eðitilir? Tuvalet kültüründen, yeme-içmesine ve konuþmasýna kadar “sosyalleþtirilerek”. Gazý olduðunda “boku çýkmadýðýnda, sorunu çözümlenerek”, iþemesinde ailecek sevinilerek çocuk sosyalleþtirilir. Neden bu görüþ açýsý tarihe de uygulanmasýn? Sosyalleþme, komün baðýnda sadece “üreme” üzerine deðil, taharetten, yeme-içmeye ve çocuk bakýmýna kadar her þeyi kapsar. Bu konu neden tuvalet tarihinde yok sayýlýr? Tuvaletin mimari tarihi kent toplumuyla baþlar. Fakat bokun kokusu tarihi insanýn türleþmesiyle, insanlaþmýþ türle veya insanýmsýyla baþlar. Sýçabildiðin bölge komünün varlýk alnýdýr. Ýþediðin yer insaný akrepten korur mesela… Þu halde bok tarihi tuvalet tarihiyle baþlamaz ve insanlýk tarihinden ayrýlamaz. Bokun kýlýfýdýr sadece tuvalet tarihi. Ýnsan boku tarihi üç bucuk milyon yýl önceden baþlar. Bu etnologlar, arkeologlar, antropologlar kendileri her gün bunu yaparlar ama seks pozisyonlarý tarihinde olduðu gibi konuyu görmezden gelirler veya geçiþtirirler. “Bir Çift Yürek”te Morgan, Aborjin Boku’nun kokmadýðýna þahitlik eder. Neden acaba? Neden ilkel, doðaya uyum saðlamýþ insanýn boku kokmaz? Kentli boku iðrençtir ve kentleþtikçe kötü kokmamak fikriyle koku sanayi de kent kokusunu bastýrmak amaçlý olarak geliþmiþtir. Asýl olan þu: kentler doðadan teknoloji vasýtasýyla koptukça, yeme-içme kültürü deðiþip sanayileþip sentetikleþtikçe insan da kokmaya baþladý; haliyle dýþkýlarý da. Buna ter ve ayak kokusunu da ekleyelim. Ya da ne zaman ki denklik yasasýnýn doðal dengesi bozulmaya baþladýysa (M.Ö 35 bininci yýllar diyelim), ki bu bozuluþ üretimin nüfusu beslemek için geliþimi, deðiþimiyle yakýndan ilgilidir, iþte o zamandan bu yana, günümüze uymayan mutasyonlar bizde koku ve hastalýk olarak gerçekliðini ve yasasýný bilince çýkarmamýz gerektiðini hatýrlatmaktadýrlar. Kimi ülkelerde bokun sosyalliði daha da uzun sürmüþtür: 17. yüzyýl Fransa’sýnda insanlarýn kafasýna boca edilen, gümbürtülü olarak varlýðýný koruyan bok sosyalleþmesinin izlerini görebilmekteyiz. Sonuç olarak: bu coðrafya insaný hâlâ bokunu taþa silip tuvalet deliðine atabilmektedir. Bu onun sosyalliðidir, sosyallik algýsýdýr. Eskiden Türkler de han, hamam, kervansaray yapýyordu ama þimdi? Bunlardan geriye sadece mimarisi, estetiði kaldý. Tuvaletlerdeki manzara, Türk tarihindeki bireyselliðe baþkaldýrýdýr, tarihin cilvesidir. Su var, sabun var, tuvalet tarihi, mimarisi var… Olmuyorsa olmuyordur. Ýnsan eylemliliði tarihîdir, unutulmamalý. Tezi biraz daha oraya buraya sokarsak denilebilir ki: þayet biz Türkler han-hamam yapmasaydýk, suya sabuna dokunmasaydýk belki de bir Fransa olacaktýk; hatta Amerika gibi olacaktýk. Oysa çocuklarýmýza bokuyla sosyalleþmeyi severek öðretiyoruz; bilinçaltýmýzda bu sosyalleþme tutkusu yanýp tutuþuyor belli… Tuvaletlerde sosyallik, krizleriyle gün gibi ortada; her birimiz filozof, edebiyatçý yurttaþ olmaya adayýz; bu mümkün… Ben de þuraya yazayým bari: “HADÝ YIKIN DUVARLARI” Oh be!
Telif Hakký Uyarýsý Ýnsan Boku’nun Sosyal Tarihi isimli yazý, Gürkan Adam tarafýndan 10/9/2007 tarihinde sitemize eklenmiþtir. Aksi ispat edilmediði sürece, 5846 Sayýlý Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereði eserin tamamýnýn telif haklarý yazara aittir. Herhangi bir þekilde "alýntý olduðu ve hangi yazara ait olduðu" belirtilmeden ve yazarýn sitemizdeki sayfasýna link vermeden kullanmak hýrsýzlýkla eþdeðer suçtur. Ýlgili Kanun gereði Eser sahibi þikayetçi olduðu taktirde cezai müeyyidesi 3 yýldan 6 yýla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL aðýr para cezasýdýr. Yine Ýnternet yasasý gereði de her hangi bir sitede yazýlarýn kullanýlmasý halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcýlýklarýnýn incelemelerine açmak durumundadýr. Geliþen teknoloji sayesinde yapýlan incelemeler; IP tespiti ve yazýnýn gönderildiði bilgisayarýn bulunmasýna imkan vermektedir. Þikayet halinde, sitemizin avukatlarý da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazýya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasým
19
Kasým
16
Ayakta Kalýrsam Gazi Kalmazsam Niyazi
• Gürhan Gürses • Ýronik Hikayeler • 52 kez okundu. • 2 kez yorumlandý.
Kasým
14
Kasým
12
Kasým
8
Ekim
29
Türk’ün Felsefeyle Ýmtihaný (kýsa Film Senaryosu)
• Gürkan Adam • Ýronik Hikayeler • 136 kez okundu. • 2 kez yorumlandý.
Ekim
21
Toplam Kalite Yönetimi ve Genel Eleþtirisi
• Gürkan Adam • Eleþtiri Makaleleri • 141 kez okundu. • 2 kez yorumlandý.
Ekim
4
Bir Ýstifa Dilekçesi Örneði
• Gürkan Adam • Eleþtiri Makaleleri • 1879 kez okundu. • 0 kez yorumlandý.
Ekim
4
Organik Aða (kýsa Film Senaryosu)
• Gürkan Adam • Ýronik Hikayeler • 225 kez okundu. • 3 kez yorumlandý.
Temmuz
31
Kansýz Oldu! Birinci Cumhuriyeti Gömdük Netekim!
• Gürkan Adam • Siyasi Makaleler • 319 kez okundu. • 3 kez yorumlandý.
Ekim
10
Yaþlý Adam ve Deniz(kýsa Film Senaryosu)
• Gürkan Adam • Yaþamdan Hikayeler • 2484 kez okundu. • 4 kez yorumlandý.
Ekim
4
Bir Ýstifa Dilekçesi Örneði
• Gürkan Adam • Eleþtiri Makaleleri • 1879 kez okundu. • 0 kez yorumlandý.
Kasým
23
Sýralara Kazýnmýþ Hayatlar(kýsa Film Senaryosu)
• Gürkan Adam • Dostluk Hikayeleri • 1857 kez okundu. • 0 kez yorumlandý.
Kasým
10
Momentten Önce(kýsa Film Senaryosu)
• Gürkan Adam • Baþkaldýrý Hikayeleri • 1847 kez okundu. • 1 kez yorumlandý.
Ekim
14
Duyuyor Musun?(kýsa Film Senaryosu)
• Gürkan Adam • Dostluk Hikayeleri • 1792 kez okundu. • 3 kez yorumlandý. |
![]() |
Site Menüsü
Köþe Yazýlarý
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||