İnsan Hakları Mandalina Kabuklarıİnsan Hakları Mandalina Kabuklarıİnsan Hakları Haftasının okullarda kutlandığı ilk yıldı. Öğrencilerimiz konuyla ilgili çalışmalarını giriş töreninde (andımızın okunduğu tören) arkadaşlarına aktaracaklardı. Andımız okundu. Bir öğrenci mikrofonu alıp; — Arkadaşlar! dedi. Şimdi insan haklarıyla ilgili konuşma ve şiir sunacağız. Bizi sessizce dinlerseniz memnun oluruz. Mikrofonu başka bir öğrenci eline aldı: — Arkadaşlar! İnsan haklarındaki maddelerden biri aynen şöyledir, dedi ve yazısını okumaya devam etti. Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler. Müdür yardımcımız Fehmi Bey sinirlenmişti. Titreyen elleri çocuğun elindeki mikrofonu hışımla kapmıştı. Söz sırası Fehmi Bey’indi: İnsan hakları diyorsunuz. Ama sırada nasıl durulacağını bilmiyorsunuz! dedi. Sonra devam etti. Nasıl bütün insanlar eşit doğuyormuş? Bir defa bu insan fıtratına da aykırı değil mi? Kimi erkek, kimi kız doğmuyor mu? Hatta kimi siyah, kimi beyaz olmuyor mu? Sonra fabrikatörün evinde doğanla bir işçinin evinde doğan nasıl bir oluyormuş? O fabrikatör o zamana kadar boşa para kazanmış olmaz mı? Konuşma; dinle! Bak dinlemeyi de bilmiyorsun! Sonra bana kalkıp insan haklarından bahsediyorsun. Hala konuşuyor! Rahat! Hazrol! Evet… Büyüyünce bir de asker olacaksınız… Kıpırdama oğlum! Ya kaç kere söyleyeceğim susun diye… Sonra benim yurdumu işgal etmiş olanlar nasıl benim kardeşim oluyormuş? Ben okuyum; öğretmen olayım. Öteki sınıftan kaçsın. Sonra benim maaşıma ortak olsun. Ertesi günü… Çocukların elinde mikrofon… Bir çocuk elindeki kâğıttan okuyor: —… Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır. Müdür yardımcımız yine sinirlenmişti. Yine mikrofonu hışımla eline aldı —Yaşamak hakkıymış. Sen gel beni öldür sonra yaşamak hakkıymış, de. İdam edeceksin idam. Hürriyet hürriyet diyoruz. İyi de… Hürriyet ver ki gelsin senin maaşına ortak olsun. Oğlum! Burayı dinle! Baş çavuşun beygiri mi konuşuyor? İnsan hakları diyorsun; karşındakini dinlemiyorsun. Bak hala konuşuyor. Evet… Neydi? Ha… Maaşıma ortak olacaktı. Benim de arabam olsun, der. Kardeşim. Sen de git çalış senin de olsun. Oh ne güzel... Sen git orda burada sürt. Sonra hürriyetten bahset. Tam tersi cezaları artıracaksın. Bakalım bir daha hırsızlık oluyor mu? Kap kaçlar neden çoğaldı? Ceza az! Ceza... Her neyse... Şimdi bahçe nöbetçileri bahçeyi temizlesin. Bak bir tane çöp görürsem; yakarım. Önce temizlik… İnsan haklarını göreyim bakalım. Nasıl temizleyeceksiniz bahçeyi. Yediğini bahçeye at; sonra insan hakları de, dur. Hadi sırayı bozmadan diğerleri içeri girsin. Ertesi günü insan haklarına devam edildi. Konuşmaya gelen öğrenciler bir iki şiir söyledi. Bir çocuk mikrofonu eline aldı: — Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayriinsanî, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi tutulamaz. Her şahsın kendine anayasa veya kanun ile tanınan ana haklara aykırı muamelelere karşı, fiilli netice verecek şekilde milli mahkemelere müracaat hakkı vardır. Hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz, alıkonulanamaz veya sürülemez. Fehmi Bey’in kızgınlığı günden güne artıyordu. Yine mikrofonu kaptı: —Adam öldürene işkence yapmazsan; ben öldürdüm der mi? Dayak cennetten çıkmamış mı? Sen git elin çantasını al; kaç. Sonra dayak atma. Olacak şey mi? Oğlum konuşmayı bırak. Güya hazır oldasın. Bak gelirsem; tokatı patlatırım. Neydi? Dayak… Dayaksız olur mu? Hadi sırayı bozmadan içeriye girin. İyi dersler. Okulumuz mahallenin kuzey tarafında bir tepe üzerindeydi. Üç tarafı duvarla çevriliydi. Dördüncü duvarımız yanımızdaki mandalina bahçesinin ağaçları tarafından doğal olarak oluşmuştu. Bahçe sahibi mandalinaları çocuklara sebil etmişti. Her gün çocuklar istedikleri kadar yiyebiliyordu. O yüzden bahçemizde mandalina kabukları eksik olmazdı. İnsan haklarıyla ilgili konuşma ve şiirlerin okunduğu bu son kutlama gününde “Dil, din, ırk fark etmez. Herkes yasalar önünde eşittir.” gibi cümleler Fehmi Bey’i çileden çıkartmıştı. Mikrofonu eline aldı ve şu çok anlamlı cümleyi söyledi. — İnsan Hakları insan Hakları diyoruz. Peki, şu yerdeki mandalina kabukları ne?
Telif Hakkı Uyarısı İnsan Hakları Mandalina Kabukları isimli yazı, Mehmet Ali Elçin tarafından 5/7/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
22
Kasım
22
Kasım
22
Kasım
22
Hayat Kaldırım Taşları Gibiymiş
• Zeliha Okan • Yaşamdan Hikayeler • 58 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
21
Bu Bir Oyundu Aysel (2son)
• Ecem Çevikdil • Yaşamdan Hikayeler • 79 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Temmuz
19
Haziran
29
Haziran
26
Haziran
20
Haziran
14
Aralık
6
Mart
20
İntihar Etmek İsteyen Arkadaşa Yazılan Mektup
• Mehmet Ali Elçin • Mektup Hikayeleri • 4497 kez okundu. • 26 kez yorumlandı.
Mayıs
17
Temmuz
5
İnsan Hakları Mandalina Kabukları
• Mehmet Ali Elçin • Yaşamdan Hikayeler • 1861 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Mart
22 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||