İnsan İyi Niyetli Olarak mı Doğar?İnsan İyi Niyetli Olarak mı Doğar?her anne ve baba kızının ya da oğlunun iyi niyetli ve başarılı bir insan olmasını ister. uzmanlar ise hala bu tip olumlu özelliklerin soya çekim mi olduğu, yoksa, aileden alınan eğitim ile mi kazanıldığını tartışıyorlar."mehmet, kızkardeşi melek in doğumunu müjdelemekten büyük sevinç duyar!" pek çok anne ve baba bu tip gazete ilanlarıyla yakınlarına ikinci çocuklarının doğumundan duydukları mutluluğu iletirler. küçük oğlan sevimli bir kızkardeşe kavuşmuştur. ve küçük kızkardeş de mutlaka ağabeyi gibi neşeli, zahmetsiz bir çocuk olarak büyüyecektir. çünkü her iki çocuk da aynı ortamda ve aynı şartlar altında dünyaya gelmişlerdir. ilk günden beri sevilip istenmişler, uyumlu bir ailenin en büyük mutluluğu olmuşlardır. ama durum birdenbire tersine döner. çünkü yeni bebek ilk günden itibaren huysuz bir bebek olduğunu belirtmiştir. mehmet bebekken her gece mışıl mışıl uyuduğu halde, melek her gece avaz avaz ağlayarak annesi ile babasını yataktan dışarı uğratmaktadır. vücut sağlığı açısından ise tıpkı ağabeyi gibi tam anlamıyla normaldir. ne yazık ki kişilik olarak ilk andan itibaren ağabeyinden çok farklı olduğu anlaşılmaktadır. annesi ile babası küçük melek i ilk kez çiçeklerle kaplı bir kıra götürdüklerinde çocuk ağabeyinin tam tersi olarak avaz avaz ağlamış ve hemen annesinin kucağına çıkmak istemişti. bu tip durumlar sık sık olmaya başladı. erkek çocuk, yaşamında karşılaştığı her tür yeniliği büyük bir iyi niyet ve merakla karşılarken, küçük kız her türlü yenilik karşısında korkuyor ve saklanmaya çalışıyordu. anne ve babası onun bu tutumu karşısında şaşkına dönmüşlerdi. melek in davranışları doğuştan mıydı? ömrü boyunca güvensiz, korkak, belki de başarısız bir insan olarak mı kalacaktı? ya da tam tersi olabilir mi? doğuştan iyi niyetli olan mehmet başarıyı elinden kaçırabilir mi? masallarda bile şanslı ve şanssız çocuk tipleri vardır. hatta doğum şartları dahi çocukların geleceğinde önemli rol oynayabilir. sağlıklı bir kendine güvenme insanı neşeli ve başarılı yapar: yıllardan beri tıp adamlarının ve psikologların özellikle üzerinde durdukları bir konu var: .ne tip etkiler doğum öncesinde çocuğa tesir eder. .zor ya da kolay doğum çocuğun sonraki yaşantısını etkiler mi? .dış çevre çocuğu ne dereceye kadar zorlar? bugüne değin hiç kimse bu sorulara kesin birer yanıt bulamamıştır. ana ile babanın problemi çocukları içien en iyisini yapabilmek amacıyla onun çevresini nasıl düzenlemek sorunda olduklarıdır. bu arada şu tanımlamanın da son derece önemli ve yol gösterici olduğunu unutmamak gerekmektedir: çocuklarımız, onlardan beklediğimiz şekilde olmaktadır. beklentilerimizi ister umut, ister korku olarak açığa vuralım, ister sözcüklere dökelim, ister dökmeyelim hiç farketmez. mehmet ile melek in öyküsünü yeniden ele alalım: mehmet canlı ve dışa dönük bir çocuktur. yabancı insanlara ve dış etkilere karşı içine kapılı değildir. bu özellikleri ailesi tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanmaktadır. anne ve baba, çocuklarına, onu bu yüzden daha çok sevdiklerini hissettirmektedirler ve onu sürekli övmektedirler. bu da onu teşvik etmektedir. çocuk her bakımdan kendini rahat ve anlaşılmış hisseder. melek de ise durum bambaşkadır. çocuk kendi hareket ve davranışlarının ailesi tarafından hoş karşılanmadığının farkındadır. ürkek ve temkinli davranışı, onun itilmesine neden olmaktadır. halbuki anne ve babası onun için şöyle düşünselerdi daha iyi olurdu: "bu çocuk ne kadar da duyarlı. hiç kimseyi etkilemeyen şeyler onu kolaylıkla etkileyebiliyor. melek in his dünyası son derece zengin ve bu özelliği gelecekteki yaşantısını mutlaka olumlu yönde etkileyecektir." bu durumda güç bir çocuk olan melek in bile başarılı bir insan olarak yetişme şansı olabilirdi. anne ve babalar her çocuğun doğdukları andan itibaren kendilerine has bazı özellikler taşıdıklarını unutmamalıdırlar. yeni doğmuş hiç bir bebek bir diğerine benzemez. ışığa, sese ya da temasa karşı gösterdikleri duyarlılık, uyku tempoları, meme emme enerjileri, kol ve bacaklarını hareket ettiriş hızları her bebekte başka başkadır. ama şu da bir gerçek ki hiç bir bebek doğuştan iyi niyetli ve hiçbir bebek doğuştan kötü niyetlidir. sürekli olarak hakkında "bu çocuğun adam olacağı yok" sözlerini duyan bir çocuk kendine olan güvenini iyice yitirir ve öyle bir an gelir ki her şeye bilinçli olarak boşvermeye başlar. çocuk kendi varlığının ve kendi yeteneklerinin bilincine vardığı iki ile altı yaş arasında dış etkenlerden özellikle çabuk ve çok etkilenir. bu bakımdan, bu dönemdeki dış etki büyük önem taşır. çocuklar, kendi hayatlarını kendi kendilerine şekillendirmeyi adım adım öğrenirler. kendilerine ne kadar çok güvenirlerse o kadar neşeli ve başarılı olurlar, üzerlerine düşeni o kadar mükemmel başarırlar. her anne ve baba zamanında bu deneylerden geçmiştir. ilk kez iki tekerlekli bisiklete binmeye çalışan beş yaşındaki bir çocuğu ele alalım. baba sabırsızca "ben senin yaşındayken daha çabuk öğrenmiştim.", diye bağırdığı anda çocuk pat diye bisikletten düşer. halbuki baba "çok iyi oluyor, biraz sonra kendi kendine binmeyi başarırsın" diyerek çocuğu teşvik ettiği anda, küçüğün kendine olan güveni yerine gelir ve elindeki işi gerçekten başarır. bu konuda çok önemli bir bakış açısı daha vardır: çocuğun kişiliğinin gelişmesinde kardeşleri birbirleriyle mukayese etmek çok etkilidir. başarı ve şansın kardeşler arasındaki sıralamayla bir ilgisi yoktur. amerika lı bir psikiyatrist kendi deneylerine dayanarak şöyle bir gözlem yapmıştır: tek çocuklar, özellikle erkek olanları çoğunlukla kendilerinden emindirler. ailedeki durumları hiçbir şekilde tehdit altında değildir. halbuki durum ilk doğanlarda daha değişiktir. ilk çocuklar, ikinci çocuk dünyaya gelir gelmez kendilerini ihmal edilmiş hissetmeye başlarlar. bu bakımdan çoğunlukla anne yerine babaya yönelirler. ilk çocuğun başarıları ve özellikleri daima öbürü için iyi örnek olmalıdır. ikinci çocuklar ise çoğunlukla diplomatça davranırlar, olayları ele alış yetenekleri gelişmiştir. en küçük çocuklar ise sevimli, oyun düşkünü ve hayatı hafife alan tiplerdir. daima kendileriyle ilgilenilmesini isterler. çünkü onlar, büyüseler dahi, ailenin bebeğidir ve herkes onların yardımına koşmak için hazırdır. güç bir doğum başarısızlıklara neden olabilir: doğum gelecekteki yaşantıyı ne dereceye kadar etkiler? gerçekte doğumun şartları bir bakıma çocuğun kaderine tesir eder. bir psikoloğun öne sürdüğüne göre erken ya da sezaryenle doğan çocuklar normal doğumla dünyaya gözlerini açanlara göre daha az rizikoya atılıyorlarmış. bu bakımdan çok güç bir doğum da, ilerde çocuğa, hiçbir konuda hal çaresi bulamama duygusunu verebilir. güç doğumlar, çocukları ilerde başarısız bir hayata doğru yönlendirebileceklerinden bu tip çocuklar diğerlerine nazaran daha fazla ilgiye, dikkate ve övgüye gereksinme duyabilirler. her anne ve babanın yapmaması gereken çok önemli bir şey vardır: daha iyi bile olsa hiçbir çocuğu kendi çocuğunuza örnek olarak göstermeyin. çocuk, hiçbir şey umurunda değilmiş gibi dursa bile içinden, derin bir şekilde yaralanabilir ve kendine olan güvenini tümüyle yitirir. içten içe kendisinin, ailesinin istediği gibi bir çocuk olmadığını hisseder ve onların istediği gibi biri olmak için çaba göstermeyi anlamsız bulur. nasıl olsa başkaları gibi yapamam, onlar benden iyi diye düşünür. bu tip düşünceler çocuğu yavaş ama ne yazık ki emin adımlarla kötümser bir yapıya götürür.
Telif Hakkı Uyarısı İnsan İyi Niyetli Olarak mı Doğar? isimli yazı, Zeynep Akıllı tarafından 31.05.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
21
Vicdanda Çözülecek Sorun Vicdan Varsa Çözülür
• İbrahim Faik Bayav • Toplumsal Makaleler • 23 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
17
Kasım
16
Aldananlardan Olmayın !
• Ertuğrul Erdoğan • Toplumsal Makaleler • 179 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Kasım
14
Baz İstasyonlarına " H A Y İ R "
• Hatice Engin • Toplumsal Makaleler • 51 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
10
Kasım
18
Kasım
17
Kasım
17
Kasım
16
Kasım
16
Aralık
25
Şubat
11
Haziran
1
Sakızcı Makbule Teyzem ve İsmail Amcam
• Zeynep Akıllı • Yaşamdan Hikayeler • 7482 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
12
Temmuz
1
Köpek Ne Yer? Köpeğe Nasıl Bakmalı?
• Zeynep Akıllı • Eğitim Makaleleri • 4261 kez okundu. • 0 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||