kayit
Google Özel Arama
22 Kasım İzmir Buluşması! Katılmak için Tıklayınız...
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Fantazi Hikayeleri

İnsan Pil 2 / Patua Nehri (yenisi)


İnsan Pil 2 / Patua Nehri (yenisi)

Sevgili Hikayelernet okurları,
Aslında İnsan Pil Hikayesini yazarken devamını getirmeyi düşünmemiştim. Belki bu yüzden de devamı olarak ilk yazdığım "ofisten çıkış - İnsan Pil 2" hikayesi pek uyumlu, hatta "inandırıcı" olamadı. Açıkçası biraz aceleye gelmiş, beni de hiç tatmin etmemişti. değerli bazı yorumların da yeni bir versiyon yazmamda katkısı olmuştur.

Devamını okumak isteyenler için yeni bir devam opsiyonu sunuyorum. Bu sefer kahramanımız ofisten çıkmıyor da "kaçıyor" . Umarım zevk alarak okursunuz.


Ofisten Çıkış 2. Versiyon - Patua Nehri

(ofiste pencerede gördüğü korkunç manzaradan devam)

Dizlerinin üstüne çöktü, kalbi güm güm atıyordu. Bu görüntü...Görüp görebileceği en korkunç görüntü olmalıydı. İnsanlık doğaya bu kadar mı zalim olabilirdi? Gökyüzünün mavisini bile çalıp yok etmişlerdi. Monitörü alıp cama fırlatmak istedi, ve hınçla kalktı yerinden. Monitörü yerinden çekti ama kabloları takılıydı. Çekip kurtarmak istedi, bir defa, bir defa daha, ama olmadı...Gücü ancak bu kadarına yetmişti, ve monitör kucağında, yere oturdu. Artık hiçbir şeye gücü, isteği kalmamıştı. Hiç kimseye güveni de kalmamıştı. Bel ağrısı da bıçak gibi sırtına saplanmıştı. Bir çaresizlik hissi tüm benliğini sardı.

Sonra düşündü. Belki de şu gördüğü manzara gerçek değildi. Tüm bunlar gerçek olamazdı! Olmamalıydı. Belki de pencerede gördüğü, şirketin dünyaya bakış açısından ibaretti! Kendisi nasıl da bu oyuna gelmişti, hayatı boyunca bir yarış atı gibi amaçsızca koşup durmuştu. Ta ki, kendisi ve diğerleri sadece ve sadece birer PİL olana dek. Birer İNSAN PİL. Düşüncelerinin, duygularının, sağlığının hiç bir önemi yoktu onlar için. Amaç bir kör dövüş, aptalca bir yarış. Sonuç gri bir gökyüzü, ve tabiatın ölümü.

Yerinden kalktı ve büyük odaya geri döndü. İş arkadaşlarının suratlarına baktı. Gözleri kapalıydı..Kimisi üzgün, kimisi ciddiydi. Birisi sayıklıyor, bir şeyler diyordu, çok isteklice bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. İçinden geçenleri mi söylüyordu, yoksa o anda hayal ettiği biriyle mi konuşuyordu, bilemiyordu. Sonra sustu arkadaşı, kelimeler boğazında düğümlenmiş, yüzü bir bebek gibi buruşmuştu. Şimdi neredeyse ağlayacaktı. Onu uyandırmak istedi. Uykudan uyandırmak riskliydi biliyordu. Ama yapacaktı. Kendisi uyanıksa başkaları da olabilirdi. Boynuna asılı olan ağırlığı tuttu ve arkadaşının boynunu düzeltti. Şimdi yüz yüze duruyorlardı. Suratına hafifçe bir kaç kez vurdu. Arkadaşı gözlerini açar gibi oldu ki...ALARMLAR çalmaya başladı. Tüm ışıklar sönmüştü, Sadece çok tiz bir alarm sesiydi duyulan. Ofisin ana demir kapısının gıcırtılı bir şekilde açıldığını duydu. Hemen koridora fırladı. Tuvalet sol taraftaydı. Karanlıktan istifade edip tuvalete yönlendi. Hiç birşey göremiyordu ama yolu iyi biliyordu. Birileri el feneriyle büyük odaya girmişti. Duvarlardaki yansımalardan bunu fark etmişti. Sessizce tuvaletin kapısını açtı. Girerken sendeledi, ve mermer fayanslara doğru düşecek gibi oldu, eli bu sırada seramik sabun kabına çarptı, ve kap uçarak yere düştü. Soğuk bir parçalanma sesi duvarlardan sert bir şekilde yankılandı. Büsbütün paniklemişti, hemen dışarı çıkmalıydı! Alt kata inen merdivenlere açılan kapıyı buldu, açtı ve merdivenlerden aşağı son hızla indi. Son iki basamakta tökezledi ve düştü. Tozlu, topraklı zemine düşmüş, dizlerini yere sürtmüştü. Dizlerinden aşağıya sıcak bir ıslaklığın indiğini hissetmişti, ama kaybedecek vakti yoktu. Yerden hemen kalktı ve ana kapıya yöneldi.

Ana kapıyı açtı. Kamyon gitmişti ve ortalıkta kimsecikler yoktu. Hemen arabasına koştu. Binanın öbür tarafına, ofisten görülmeyen yana park etmişti. Zaten unutkanlıktan anahtarları de kontak üstünde bırakmıştı.. Hızla park yerinden ayrıldı. Onu görmüş olmalıydılar ama şu anda umurunda bile değildi. Otoyola doğru ilerledi. Sık sık dikiz aynasına bakıyordu, takip eden var mıydı, yok muydu. Bu saatte pek trafik yoktu. Beş dakikaya kalmaz anayola çıkardı. Cep telefonu aklına geldi, ve hemen cebinden çıkarıp kapattı.

Otoyola gelmişti ve biraz olsun rahatlamıştı, ama dikiz aynaya da sık sık bakmayı ihmal etmiyordu.

Evine 20 mil mesafedeydi. ama eve gidemezdi. Takip ediliyor olabilirdi. Bu yüzden otoyolda şehre doğru devam edecekti. Şehire gitmek için evine sapmadan 10 mil daha devam etmesi gerekiyordu.

Aklı çok karışmıştı. Ne yapması gerektiğini de bilmiyordu. Arkadaşının gözleri aklına geldi. Sonra duvardaki gölgeler. Dizine baktı, pantolonu biraz yırtılmış, ve vişne rengi leke olmuştu. Şehri, evinin bulunduğu semtten bir nehir ayırırdı. Çok geniş bir nehirdi bu, ve salına salına Okyanusa kadar giderdi. Hafta sonları bisikletle nehrin kenarına indiği olurdu. Burası yeşildi ve sakindi. Şu an sakinleşmeye ihtiyacı vardı. Evet, oraya gider, ve oturup düşünebilir, plan yapabilirdi.

Nehre yaklaşınca otoyoldan çıktı. Park yeri bomboştu. Arabasını park etti, ve aşağıya doğru indi. Havada serin esen güzel bir rüzgar vardı. Saat öğleye yakın olmalıydı. Öylece oturdu. Ne yapacağını bilemiyordu. Bu şehri hemen terketmeliydi, ama ya arkadaşı? Evi? Eşyaları, kitapları, dostları...Ailesini bırakıp buraya çalışmaya gelmişti, hep dönmeyi isterdi, her gün bırakmayı düşünürdü, ama hiçbir zaman kendinde yeterli azim ve kararlılığı bulamazdı. İşi zordu ama kariyeri için dayanıyordu, ama bugün gördükleri... milyon dolar verseler kalmazdı artık!

Nehrin kenarındaki patika yoldan, yavaş yürüyen, uzun boylu, zayıf, zenci adam yaklaşıyordu. Yalnız olmadığını anlayınca biraz rahatsız olmuştu. Hem bu adam ona bakıp, ona doğru geliyordu. Görmemezlikten gelmek istedi ama

"Selam dostum, bugün nasılsın bakalım?" dedi zenci ona.

"iyiyim sağol" deyip kestirip atmak istedi, ama adamın gideceği yok gibiydi. Üstü başı çok eskiydi. Kot pantolonunda yırtıklar vardı, rengi atmış bir vişne gömlek giyiyordu. Saçları rastaydı, sakalları uzundu. Ve ter kokuyordu. Bu koku çok rahatsız edici değildi, ama alışıla gelmiş bir durum olmadığı kesindi.

"Benim adım Terrence. Dinle dostum, bana verebileceğin bozuk paran var mı?" dedi.

Dudaklarını büktü. Bu sorunun geleceğini biliyor gibiydi. Cebine elini attı ve iki tane bir dolar çıkardı cebinden. Birini adama verdi.

"Sağol dostum. Ya o elindeki? Dinle dostum, onu da verirsen sana çok koymaz, değil mi?"

Durakladı.."haklısın, al". Adamın bundan sonra hemen gideceğini umuyordu, ama tam tersine adam yanına oturdu. Cebinden buruşmuş bir sigara çıkardı ve yaktı.

"Seni burada ilk defa görüyorum, adın ne?"

Adını adama söyledi.

"Değişik bir isim, ne anlama geliyor?"

"Bizim orada bir nehir var bu isimde"

"Ne güzelmiş. Şu önümüzden akan Patua Nehri gibi yani"

"Evet Patua Nehri gibi. Sen... sokakta mı yaşıyorsun?"

"Hayır dostum, benim de bir evim var. Hem de güzel bir evim var. Kimseye söylemiyceğine söz verirsen nasıl gidildiğini anlatırım"

"söz" dedi içinden gülerek.

"şu çalıları görüyor musun?" nehrin kenarında sık bazı çalılıkları işaret ediyordu

"evet"

"işte o çalılıkların arkasında gizli, benim ufak bir kayığım var. Benim evim karşıdaki yelken kulübünün hemen ötesindedir. Arkadaşlarımla büyüük bir evde yaşarız"

"Hadi ya! Kayıkla gidip gelmek güzel olsa gerek"

"güzeldir, istediğin zaman ziyaret de edebilirsin" dedi. Sigarasından uzun bir fırt çekti. Sigaradan çıkan duman, cilveyle süzüldü havada. "Hem bizim evde sizin yedikleriniz gibi yağlı yiyecekler yenmez. Sebze yemekleri yeriz biz. Ben iyi bir aşçıyımdır. Bir gün gelirsen sana iyi bir sebze yemeği yaparım" dedi. Bunları anlatırken sebzeleri nasıl doğradığını büyük bir ciddiyetle gösteriyordu.

"Belki bir gün gelirim....Terrence."

"Evet dostum, beni orada herkes tanır. İsmimi hatırlaman yeterli."

Hiç gitmeyeceğini düşündü ama onaylarcasına başını salladı.

Birden bu arkadaşlıktan cesaretlenmiş bir şekilde "Terrence" dedi. "Bazen yaşamım öyle anlamsız geliyor ki. Tüm yaşadıklarım, tüm uğraştıklarım, sanki bir hiç için. Ne yapsam yeterli olmayacak, ne yapsam kimseye yaranamayacağım. Benden bekleneni hiç bir zaman veremeyeceğim gibi geliyor." diyiverdi. Biraz da utanmıştı bunları söylediğine.

Terrence hiç şaşırmamıştı

"evet dostum, bu tür duygular bazen olur hayatta. Toplum, anne, baba, her şeyin buna katkısı olur, ama bütün bunları asıl yaratan şey hırstır" dedi.

Bu kadar çabuk cevap vermesine mi daha çok şaşırmalıydı, yoksa bu kadar yerinde bir cevap duymasına mı. Aslında biraz koruma mekanizması devreye girmişti. Çünkü onun için hırs hayatının itici gücüydü. Hırs olmadan nasıl yaşayabilirdi ki? Bunları Terrence`a söylemek gülünç olurdu, çünkü karşısındaki adam gerçekten de tüm hırslardan arınmış bir ruhun maddeleşmiş haliydi. Onun da canı sigaradan bir fırt çekmek istedi ama bunu da söylemedi. Terrence içtiği sigarayı yere koydu "istersen çek bir fırt dedi"

"yok istemem"

Ve Terrence, boynundan bir kolye çıkardı. "Bak Mr. Patua Nehri. Bu gördüğün kolye üstünde Lakota inancına ait bir desen taşır"

Kolyenin örümcek ağına benzer güzel bir motifi vardı, etrafı çemberdi.

"Bu kolyeyi yatağının ucuna asarsan, kötü hayalleri ortadaki delikten geçirdiği, ve sadece iyi hayallerin ağına takıldığı söylenir"

Kolyeyi tuttu, ve inceledi, değişik bir ipten yapılmıştı, bitkilerden de olabilirdi. Ortasında bir delik vardı gerçekten. "Bunu bana mı veriyorsun?" dedi.

"Evet dostum, al senin olsun. Benim artık gitmem gerek. Unutma İstediğin zaman" dedi, ve yine elleriyle sebzeleri nasıl kestiğini gösterdi.

"Tamam dedi" ve bu sefer gerçekten başıyla onaylayarak güldü. Fırsat bulursa kesin gidecekti.

Terrence yavaşça uzaklaştı, ve ter kokusu da onunla beraber gitti. Sanki bu dünyadan değildi Terrence, öylesine yavaş, ve öylesine salına salına yürüyordu ki! Patika yolda yavaşça uzaklaştı.

Kendisi de artık kalkacaktı. İyice sakinleşmişti Nereye gideceğini bilemiyordu. Ama herhalde en iyisi eve gitmekti.



İnsan Pil 2 / Patua Nehri (yenisi)
Yazı Sahibi
Sıtkı Er
Sıtkı Er tarafından 15.3.2008 tarihinde eklendi 182 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Necla Alptekin yazıyı tebrik etti...
tebrik Yasemin Aslan yazıyı tebrik etti...

Kasım
21
Gece Kuşu 3
Tolga OrbayFantazi Hikayeleri • 64 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
20
Son Savaş 2
Abdullah ŞengülFantazi Hikayeleri • 36 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
20
Gece Kuşu 2
Tolga OrbayFantazi Hikayeleri • 69 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
20
Gece Kuşu 1
Tolga OrbayFantazi Hikayeleri • 56 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
20
Beyaz Kurt
Tolga OrbayFantazi Hikayeleri • 23 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Temmuz
9
Pişirici 2
Sıtkı ErFantazi Hikayeleri • 415 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
18
Çay Bahçemi Geri İsterim
Sıtkı ErKişisel Denemeler • 91 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
17
İkini Dünya Savaşı Sona Erdi
Sıtkı ErBaşkaldırı Denemeleri • 204 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
5
Tepe 2 / Tamamlanmamış Bölümler
Sıtkı ErFantazi Hikayeleri • 519 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
29
Haritadan Kaybolmuş Bir Kasaba
Sıtkı ErBaşkaldırı Denemeleri • 210 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
13
Kısa Bir Yerli Efsanesi
Sıtkı ErHayata Dair Denemeler • 878 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Nisan
30
Poşet
Sıtkı ErFantazi Hikayeleri • 763 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Şubat
26
İki Gemi
Sıtkı ErFantazi Hikayeleri • 633 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
9
Egeli Şaşkın İmam
Sıtkı ErFantazi Hikayeleri • 585 kez okundu. • -1 kez yorumlandı.
Mart
21
Son Ödeme
Sıtkı ErFantazi Hikayeleri • 578 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler İnsan Pil 2 / Patua Nehri (yenisi), İnsan Pil 2 / Patua Nehri (yenisi) hikayesi, İnsan Pil 2 / Patua Nehri (yenisi) hikaye, İnsan Pil 2 / Patua Nehri (yenisi) nedir?, İnsan Pil 2 / Patua Nehri (yenisi) hakkında bilgi, İnsan Pil 2 / Patua Nehri (yenisi) hikayeleri, Sıtkı Er hikayeleri, İnsan nedir, İnsan hikayesi, İnsan hikayeleri, Pil nedir, Pil hikayesi, Pil hikayeleri, Patua nedir, Patua hikayesi, Patua hikayeleri, Nehri nedir, Nehri hikayesi, Nehri hikayeleri, (yenisi) nedir, (yenisi) hikayesi, (yenisi) hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi




ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Aldananlardan Olmayın !

Erol Sunat
Laf Demini Almadan Olmaz…

Sezer Nişancı
Teknolojide Zırvalamak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Personal Loans | Loans | Loans | Mortgages | Bad Credit Credit Cards | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul