İnsan Pil (son + 1)
mühendisin son günün gecesinde gördüğü rüyayı yazmazsak bu hikaye tam olmaz
o gece Terrence ile tanıştığı gün ile araya bir gün girmişti. gördüğü rüya, önceden tekrar tekrar gördüğü rüyalara benziyordu. yine yoldaydı. önceki rüyalarda kimi zaman arabayla, kimi zaman yayandı. kimi zaman menfaat simsarlarınca oyalanır, kimi zamanlarsa yalancı aşklara kapılırdı.
ancak son rüyasının önceki rüyalardan bir farkı vardı.
bu rüyada ata biniyordu. ama fark ata biniyor olması değildi. rüya şöyle gelişti:
çimenlik çayırlarda at koşturuyordu. bir defasında at altından kaçtı ve yere düştü, ancak düşmüş olduğunu hissetmedi. sadece şu anda yerde olduğunu ve atın oyun oynarcasına ondan kaçtığını, etrafında koştuğunu gördü. at ona yaklaşıyor ve yine kaçıyordu. güzel ve hızlı bir attı.
ata şöyle seslendi:
"gel benimle. benimle gelirsen eğer, öncesine göre daha özgür olacaksın."
at onu dinledi.
yolda giderlerken artık "at" ile "o" arasında bir fark kalmamıştı. ikisi birdi.
büyük, telaşlı bir kalabalık gördüler. ortalarında, tank vücutlu, büyük kıskaçları olan bir makine vardı. korkutucu bir aletti. bir tepeye yönelmişleri. o da tepeye gidiyordu, onlardan önce ulaşmak için kenarlarından hızlıca koştu. merdivenlerden yukarıya vardı.
orada olandan habersiz insanlar buldu. bu insanlar hem habersizdiler, hem de oyun oynamayı unutmuştular.
onlara gelenden haber vermedi, onun yerine, onlara oyun oynamayı tekrar öğretti. insanlar küçük gruplar halinde kol kola girdiler ve oynamaya başladılar. herbirinin oynadıkları hava farklı farklı olabilirdi.
o kendi sırasında şunu farketti. başını çektiği grupta bulunan hemen yanındaki genç, ondan daha iyiydi. gururla burukluk hisslerini beraber yaşadı. o grubu bıraktı. bütün diğer oynayan grupları gördü, gelenlere karşı kolkola girmişler, oyun oynamaktalardı.
yoluna devam etti.
rüyası böyle sonuçlanmıştı.