İnsandır
16 / 6 / 2007 Cumartesi tarihinde Özgür Tayboğa tarafından eklendi, 256 kez okundu...
“Eksik kalan bir şeyler var geride Yarım bırakılan sevdalar mesela Yâda hiç yaşamadığım hayat Ama bir şeylerde fazla galiba Acılar gi...” Okuyucu Puanı ;
İnsandırEksik kalan bir şeyler var geride Yarım bırakılan sevdalar mesela Yâda hiç yaşamadığım hayat Ama bir şeylerde fazla galiba Acılar gibi yalnızlık mesela İNSANDIR Otobüsün kalkmasına daha bir saat kadar vardı ve üstelik hava da çok soğuktu dışarıda son bir kez daha gezmek istiyordu ama gide bileceği hiçbir yer yoktu. Yaşamında ilk defa uğurlanmadan gidiyordu. Gerçi hayatında pek fazla yolculuk yapmamıştı. Yaptığı ilk yolculukta ailesiyle gittiği Ankara da bir akraba ziyaretiydi ve o ziyarette hayatının dönüm noktası olmuştu. Ankara’daki akrabalarının yanına gittiği zaman eski eşini ilk orada görmüştü. Daha sonrada akrabalarının aracılığı ile görüşüp kısa zamanda da evlenmişti. Deryanın bu evlilikten iki oğlu olmuştu. Evliliği başlı başına bir hatadan ibaretti. Evlenmeye kendisi karar vermemişti ve evlendiğinde de ona sorulmamıştı ama kendisine sorulsaydı bile o yine kabul ederdi. Çünkü başka seçeneği yoktu. Yaşadığı köyde ne bir sevgilisi olmuştu nede ona değer veren biri. Ama evlenmeye kendi karar verseydi en azından şimdi içine bulunduğu durumu başkalarına mal etmezdi bu faturayı yalnız kendisine çıkarırdı. Oysaki ailesi ona yalnızca ‘kızım seni verdik yakın zaman da düğünün var haberin olsun’ demişti. Evlendiği ilk aydan itibaren kocasının şiddetine maruz kalmıştı. Ama her şeye rağmen durumu ailesinden gizledi hep mutlu ve huzurlu bir eda havasındaydı. Çünkü ayrılmak baba evine tekrar geride dönmek bulunduğu durumdan daha ızdıraptı onun için. Sonunda ayrılacağını bilseydi elbette çocuklarını dünyaya getirmeden ayrılırdı fakat o hep ileride düzelir düşüncesi ile katlanmaya çalışmıştı. İlk evladını dünyaya getirirken bir şeylerin düzeleceğini düşünüyordu fakat hiçbir şey değişmemişti. Aynı düşünceyi ikinci çocuğunda da hayal etmişti ama yine düş kırıklığına uğrayıp aşağılanmıştı… Deryayı dövmek adeta günlük bir iş haline gelmişti. Perdelerin rengi değişik ya da su fazla soğuk kocası için bunlar dayağa yeterli gerekçelerdi. Tabiî ki derya bunlara da katlanacak kadar güçlüydü. Beklide katlanmaktan başka çaresi de yoktu. Çünkü gitmek istese de artık gidemezdi canından çok sevdiği iki evladı vardı onlar annelerine büyüdükleri zaman sahip çıkacaklardı… Evet, mert ve efecan büyücek ve annelerine sahip çıkacaklardı! Deryanın en büyük isteği hep çocuklarının bir gün gelip babalarından hesap sorma gününün geleceğiydi. Otobüse doğru yürürken son bir kez daha yaşadığı yere baktı. Burada doğmuş ve burada yaşamıştı. Hüzünlü bir bakışla etrafı taradıktan sonra otobüse bindi. Otobüs İzmir’e doğru yola çıktığında derya gideceği yerin nasıl bir yer olduğunu düşünmeye başladı. Hiçbir adres bilmediği koca şehirde ne yapacağım diye iç geçirdi. Ama bu kararı daha aylar öncesinden vermişti. Kocası deryaya iftira atıp evden kovaladıktan sonra baba evinde de kalamamıştı. Aklına kocasının dayakla kendisini sokağa atması her gelişinde yüreğini hançer gibi biliyordu. Ve sorun baba evinde de devam etmişti çünkü kızı bundan sonra baba evinde kambur olarak kalacağı için her defasında aşağılanıp dayak yiyordu. Oysa hayatta tek amacı baba evinde kalıp ömrünün sonuna kadar evlenmeden yaşamaktı. Derya bu baskılardan ve aşırı şiddetten bir gün bunalıma girmiş ve intihara kalkmıştı. Bileklerini kesmeden önce bir kutu ilaç da içmişti ama ecel onun canını alamamıştı. Hastanede gözlerini açtığında babası onu azarlayarak bir tokat şaplatmıştı. Ama ölüme çok yaklaşmıştı. Doktorlar yaşamasının neredeyse imkânsız olduğunu söylüyorlardı derya bütün tedaviye direndi ve iki hafta sonra komadan çıktı. Hastane sürecinden sonra ailesi onu akıl hastanesine yatırdı. Derya burada kaldığı sürece hep çocuklarını düşündü Evlatlarına öylesine düşkündü ki annesine bir kereye mahsus hastaneye getirmesi için yalvardı. Tabi annesin her zamanki tepkisiyle karşılaştı ‘bırak şu piçleri artık sen bir an önce buradan kurtul da evlenmenin yollarını bul yoksa oruspu olacaksın’ derya artık annesinin bu hakaretlerine alışmıştı. Fakat evlatlarının yokluğuna bir türlü alışamıyordu. Akıl hastanesinde bir ay kaldıktan sonra eve götürmek için ailesi geldiğinde doktorlar deryanın üzerine fazla gitmemeleri için uyarmıştı. Derya evi geri döndüğünde sanki uzun bir yolculuktan döner gibiydi evini çok özlemişti kardeşlerini ağabeylerini her şeye rağmen babasını dahi çok özlemişti. Ama evdekilerin deryaya bakış açısı değişmişti. Sanki karşılarındaki kızı değil de yerine evde bakıma muhtaç bir özürlü gibi görüyorlardı. Derya bu baskılara iki ay dayana bildi. Bir gün ansızın evden eşyalarını topladı ve hiç tanımadığı bir şehre gitmek üzere yola koyuldu. Otobüsten indiğinde saat akşamın onu olmuştu. Otobüs garajında oturup bir süre gelip giden yolculara bakındı. Soğukkanlıydı. Beklide soğukkanlı olması kaybedecek bir şeyi olmadığını bilmesiydi. En büyük varlıkları evlatlarıydı ama evlatlarını da ondan koparıp almışlardı. Şimdi ne için yaşayacaktı yaşamında bir amacı olmalıydı. Çalışmalıydı hayatta kala bilmek için. Önce kalacak bir yer bulmalıydı ama üzerinde yalnızca bir günlük otele verecek para vardı üstelik ona uygun oteli nasıl bulacaktı. Garajdan çıkıp şehrin merkezine geldiğinde saat gece yarısına gelmişti. Otelci deryayı süzdükten sonra odasını göstermek için yukarı çıktı derya adamın neden ‘bir şeye ihtiyacın olursa aşağı gel’ ne anlama geldiğini düşünürken otelci kolunu deryanın omzuna attı. Derya tedirgin bir barut gibi bir çığlık attı adam deryanın bu çığlığından ürkerek kolunu omzundan çekti deryanın benzi atmıştı. Adam ‘korkma bacım kötü bir niyetim yoktu’ dedikten sonra aşağı gitti. Derya odaya girdiğinde içerideki rutubet kokusuyla karşılaştı çarşafların rengi kirden sararmış battaniyeninse toz içinde olduğu gördü. Daha iyi bir yer bulması imkânsızdı üstelik bu geceden sonra burada da kalamayacaktı. Yatağa uzandığı zaman otelcinin tepkisini düşündü bir yandan da adam bacım dedi kötü bir niyeti yoktur diye bir iç geçirdi… Kapının açılması ile derya yataktan fırladı biri ağzını kapatırken bir diğeri ise üzerideki elbiselerini çıkarmak için uğraşıyordu. Derya daha fazla direnemedi yol yorgunluğu ve bedeninin hasta olması yüzünden kendini üzerine vahşice atlayan adamlara teslim etti… Derya fuhuş’a başladığı zaman adını nesrin olarak değiştirdiler. Ailesi kızının kötü yolda olduğunu iki yıl sonra bir gazete tesadüfen öğrendiler. Deryanın babası bu utançla yaşanmaz artık diyerek oğlunu sürekli dürtüklese de oğlu ablasını katletmeye bir türlü razı olmuyordu. Artık ailesi yaşadığı mahallede gün yüzüne çıkamaz oldular deryanın onlara ceza verdiklerini düşünüyordu… Ürerindeki mini etek ve boyanmış saçlarıyla deryanın kardeşi ablasına dehşetle baktı. İçindeki kin bir kat daha artmıştı belinden silahı çıkarırken ablası ile bir an göz göze geldi derya kardeşinin elindeki silahı fark etmemiş gibi kardeşini görme heyecanı ile ve özlemiyle kardeşine sevgi dolu gözlerle baktı deryanın adeta gözlerinin içi parıldıyordu. Kardeşinin yanına sevinç gözyaşıyla ilerlerken kardeşi silahını bir el ateşledi ve deryayı başından vurdu ablasının bedeni yere düşerken kardeşi etrafındaki kargaşadan ürkerek kaçmaya başladı. Derya yerde çırpınırken yanındaki arkadaşına son olarak şu cümleyi diye bildi. Kardeşim buradan kaçabildi mi…? Yazan: özgür tayboğa
Tavsiye Et :
Eylül
6
Eylül
6
Eylül
6
Eylül
6
Eylül
6
Temmuz
13
Denizler Ortasında Kalan Yalnızlık
• Özgür Tayboğa • Klasik Şiirler • 79 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Haziran
3
Haziran
3
Haziran
3
Haziran
3
Şubat
10
Ağustos
15
Haziran
16
Ağustos
15
Mart
10 |
![]() |
|
||||||||||