kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Fantazi Hikayeleri

İrak’da Son Tango

21 / 6 / 2008  Cumartesi tarihinde Kenan Ege tarafından eklendi, 150 kez okundu...

“Çuval geçirme olayı geçip gitmiş, Corç Busht yönetimi tarafından gönderilen “Âbinizin Kusuruna Bakmayın, âbiler döver de sever de” heyeti gülücüklerle karşılanmış, heyet başkanı tarafından ayna tarak şampuan veya güdümsüz füze gibi herhangi bir ihtiyacımızın olup olmadığı sorulmuştur. Bu durum bizim iktidar ve muhalefet siyasilerini “Âbimizin K...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Kenan Ege

Kenan Ege







İrak’da Son Tango


Çuval geçirme olayı geçip gitmiş, Corç Busht yönetimi tarafından gönderilen “Âbinizin Kusuruna Bakmayın, âbiler döver de sever de” heyeti gülücüklerle karşılanmış, heyet başkanı tarafından ayna tarak şampuan veya güdümsüz füze gibi herhangi bir ihtiyacımızın olup olmadığı sorulmuştur. Bu durum bizim iktidar ve muhalefet siyasilerini “Âbimizin Kusuruna Bakmayalımcılar”, “âbiye hayır fakat füzeye evetciler” ile “böyle âbi olmaz olsuncular” şeklinde üçe bölmüştür. Bu küçük gurupların dışında memleketin farklı yerlerinde milyonlardan oluşan başka başka guruplar da oluşmuştur. Bu başka başka guruplar böğürlerinin ortasında bir ağırlık bir acı hissetmekte nefes almakta zorlanmakta ve her ne yediler ise hazmedememektedirler.

Uzuun yıllardır halkının sesine kulak vererek onların arzusu doğrultusunda büyük bir özveriyle çalışarak olmayan koministleri bile bulup ortaya çıkartan Mit sonunda dayanamamış ve duruma el koyarak halkının sesine bir bir kez daha kulak vermiştir. İşte o gün yine gelmiştir. Bu işi çözecek derin devlete bir kez daha ihtiyaç hâsıl olmuştur. Fakat nerededir böyle durumlarda başımızı dik tutacak bu derin devlet? Bir kez daha ve yeniden aranmış, taranmış fakat çook uzun yıllardır amerikası, avrupası, rusyası önüne gelenden şamarı yiyip kös kös oturduğumuz acı bir şaşkınlık içerisinde farkedilmiştir. Her iktidarın gelirken yanlarında getirip, giderken paketleyip götürdükleri buna benzer bir şeylerinin olduğu ama olması gereken anlamda böyle bir şeyin hiç bir zaman var olmadığı, her şeyimizin tabak gibi ortada ve açıkta olduğu anlaşılmıştır. Dehşet içinde irkilen alt orta üst bütün yetkililer altüst olmuşlar, “yaa nasıl olur? Önümüz arkamız sağımız solumuz ebe sobe be kardeşim. Olması lâzım! Vardır mutlaka! Belki de biz bulamadık” şeklinde paniklemişler, feverân etmişlerdir. Daha sonra oto sanayilerindeki çıraklardan, kalfalardan, ustalardan, yedek parçacılardan, şehiriçlerindeki kâvecilerden, kulüpcüler-lokâlcilerden, garsonlardan, ikinci el oto galericilerden, orta son ve lise bir öğrencilerinden yardım istenmiş, aylar süren tahkikatler sonucunda memlekette “Hırtlar Vâdisi” diye bir yer olduğu öğrenilmiştir.

Mâliyeden ödenek çıkartılıp araştırmanın derinleştirilmesiyle birlikte vâdideki bütün adamların cipleri tâkip altına alınmış, bir aylık tâkip sonucunda Polat Ağlemdar ve Mehmâti Elibol isimli kişilerin bulunduğu aracın en fazla yol yapan araç olduğu görülerek bu kişilerin isimleri altüst olan yetkililere ulaştırılmıştır. Üst düzey bir haberalma yetkilisi “bu kahraman çocuklarla ben görüşücem” diyerek duruma daha da el koymuş fakat yardımcıları ileri atılarak “aman efendim! Hiç olur mu böyle açıktan? Sızar mızar birileri kızar” demişlerdir. Üst düzey yetkili o zaman “tamam! Açıktan olmasın. Ama yine de ben kendim görüşücem. N’apayım seviyorum böyle tipleri. Babam da severdi” demiş ve sevdiği bu kişilerin cep numaralarının derhal tespit edilmesini emretmiştir. Gelgelelim tespit edilen bin sayfalık listede yüzelliyedibinbeşyüz adet Polat Ağlemdar olduğu ve her birinin üçer dörder telefonu olduğu anlaşılmış, yapılan ilk binbeşyüz görüşmede, görüşülen bütün kahramanların isimlerini mahkeme kararlarıyla sonradan değiştiren tipler oldukları ve bu yöntemle gerçeğini arayıp bulup konuşmanın biraz zor olacağı sonucuna varılmıştır. Her gün televizyon haberleri yoluyla Irak’dan düzenli olarak alınan istihbarata göre çuvalcı işgalciler kışlalarında bira içip eğlenmekte, takıp takıştırıp Irak caddelerinde hava atmakta ve bu durum altüst olmuş yetkililer ile milyonluk gurupları çok üzmektedir. Dolayısıyla işleri hızlandırmakta çok büyük fayda olduğu görülmüş ve telefon numarasının tespit edilip esrarengiz biçimde aranarak görüşülmesi yönteminden vazgeçilmiştir. Kim kızarsa kızsın denerek klâsik yöntemin uygulanmasına karar verilmiş ve kurtarıcı kişi paçasından tutulup getirilmiştir.

Üst düzey yetkili getirilen kişiye sevdiğini hiç belli etmemiş ve aralarında şu konuşmalar geçmiştir:

ÜDY: Ne iş yapıyosun sen bakıyim?

PA: Takım elbisemiz var giyiyoruz, büromuz var oturuyoruz, cipimiz var geziyoruz âbi.

ÜDY: Başka..?

PA: Başka bişey yok âbi. Yapacak bi iş buluyoruz her bölümde.

ÜDY: Ne bölümü? Şifreli konuşma benle bak!

PA: Yok âbi şifre filân! Bütün memleket biliyo ne yaptığımızı.

ÜDY: Tamam tamam anlaşıldı... Kısa kesiyorum. Irak’a gideceksin.

PA: Giderim âbi. İnşaat işi filân mı var.

ÜDY: Ne inşaat işi be kardeşim! Çuval geçirildi kafamıza duymadın mı?

PA: Duymadım!

EDY: Okumadın mı?

PA: İstedim ama orta ikiden sonra göndermediler âbi.

ÜDY: Anlaşıldı anlaşıldı. Şimdi çıkıyosun. Sekreter sana bi koli verecek. İçinde çuvallar var. Irak’a gideceksin. Bu çuvalları sana söylenecek kişilerin kafalarına geçirip dönüp geleceksin. Bu kadar basit! Arkadaşlar şimdi gelip ayrıntıları verecekler sana. Benzin aldığında fiş almayı unutma! Hadi selametle.

-PA: Araba dizel âbi. Fişe ihtiyaç yok!

-------------O------------

Polat Ağlemdar ve arkadaşları bir saat içinde memleket aşkıyla donatılıp uğurlanmışlardır. Ertesi sabah erkenden ciplerine atlayıp yola koyulmuşlar, İnegölde köfte molası vermişler, Afyonda kaymak ve litrelik pet şişede su almışlar, araya sora sınır kapısına ulaşmışlar ve asfalt yoldan Irak topraklarına girmişlerdir. Epey bir zaman yemek yiyecek yer görememişler, sonra kamyoncuların yemeğine ortak olup karınlarını doyurmuşlar, uykuları gelince sağa çekip cipin içinde uyumuşlar, bunu yaparken takım elbiselerini buruşturmamaya çok dikkat etmişlerdir. Yolda kendilerini durdurup ileri geri konuşan ıraklıları pata küte dövmüşler, gide gide beş yıldızlı bir otele ulaşmışlar, otelde adamın birini bombalı sandalyeye oturtmuşlar, peşlerine bir takım askerler takılmış, hepsini vurmuşlar, iki adet hemır ciplerini, bir adet zırhlı araçlarını, üç dört tane askeri kamyonlarını havaya uçurmuşlardır. Mehmâti Elibol çatışmada yaralanmış, takım elbisesi biraz buruşmuş ve omuz hizasından delinmiştir. Fakat görevini yapmış olmanın verdiği mutlulukla bunu hiç kafasına takmamıştır. Hep birlikte mutlu mesut memlekete dönmüşler, ertesi gün üst düzey yetkili tarafından bu kez nâzik bir dille davet edilmişlerdir. Heyecan içinde ne yaptıklarını anlatmışlar, görüşmenin ardından Iraktaki işgalci ordunun iki adet hemır cip, bir adet zırhlı araç, üç dört tane askeri kamyondan ibâret olmadığını ve onbeş yirmi kişiden biraz daha fazla askerlerinin olduğunu öğrenmişlerdir. Alâkasız adamlarla gereksiz yere uğraşmış oldukları kendilerine söylenmiş, yine de kendilerine teşekkür edilerek sırtları sıvazlanmış ve Hırtlar Vadisine bir daha çağrılmamak üzere geri gönderilmişlerdir. Yetkililerin aklına başkaca bir çözüm gelmemiş ve bu faslın kapatılmasına, itibarı kurtarması gereken asıl yetkililerin hamlelerini görmek ve istihbarat toplamak üzere ana haber saatlerinin beklenmesine karar verlmiştir.
-----------------o-------------------

Bütün bunlar olup bitmiştir. Bu arada Corç Busht yönetimi ikinci bir görüşme heyeti gönderir. Heyetlerarası uzun görüşmeler yapılır ve bundan böyle karşılıklı yanlış anlaşılmaların önüne geçilmesi için Iraktaki üst düzey Amerikalı komutanlara danışmanlık yapmak ve askeri koordinasyonu sağlamak üzere bir Türk subayının Iraka gönderilmesine karar verilir ve yüzbaşı Volkan, ikili işbirliği çerçevesince, özgürlükleri için savaşan Amerikan ordusuna danışmanlık yapmak üzere Irak`a gönderilir. Genelkurmay tarafından, koalisyon güçlerinin komutanı Amerikalı General`e Ankara`dan fakslanan atama yazısında, gelen subayın sivil görevle orada bulunacağı, Ortadoğu halkları uzmanı olduğu, ana dili gibi ingilizce, almanca, italyanca, arapça, farsça konuştuğu belirtilir ve şu dip not eklenir. "Kendisi son derece bahis meraklısıdır ve daima kazanır. Temasa geçmesi muhtemel subay, astsubay, erbaş ve er`lerin, hatta Irak`da bulunan tüm koalisyon güçlerinin bahse girmemeleri konusunda üst seviyede uyarılması rica olunur"

Atama yazısını imzalayan General, gençlik yıllarında Amerika`daki görev eğitimi sırasında tanışıp dost olduğu yakın arkadaşı Amerikalı Generali ayrıca telefonla arayarak görüşür ve gözünü üzerinden ayırmamasını tavsiye eder. Amerikalı General yazılı uyarıyı olduğu gibi sözlü uyarıyı da hiç önemsemez. Gülerek nazikçe teşekkür eder ve görüşmek dileğiyle telefonu kapatır.

Görev yerine ulaşan Yüzbaşı Volkan, danışmanlık yapacağı birimlerdeki subay ve astsubaylarla tanıştırılır. Karargahın giriş katında, banyo ve tuvaleti dış koridorda bulunan küçük bir odaya yerleştirilir. Ertesi günden başlayarak az sayıdaki subay guruplarına, ortadoğu ve özellikle Irak halklarının davranış kültürü konusunda bilgilendirme toplantıları düzenler. Bu çalışmalardan kısa sürede olumlu sonuçlar alınması üzerine, sayıları giderek artan subay ve astsubay guruplarına seminerler verir. Seminerleri, tüm subay, astsubay, erbaş ve erlerin katıldığı kalabalık konferanslar takip eder. Koalisyon güçlerini bilgilendirmek üzere diğer şehirlere götürülür. Verdiği bilgilerle yüzlerce masum Iraklıyı yanlışlıkla öldürülmekten, çoluk çocuğunun gözü önünde yerlerde süründürülmekten kurtarır. Bu süre içinde, keskin zekası, bilgisi, disiplini, centilmenliği, alçakgönüllülüğü ve mükemmel konuştuğu yabancı dilleri ile karargahın gözbebeği olur. Küçük ve bakımsız odasından dolayı kendisinden özür dilenerek üst katlarda ve üst düzey komutanlar için düzenlenmiş konforlu süitlerden birine yerleştirilir. Günler günleri, ay bir sonrakini takip eder.

Bir sabah makamında Ankara`daki dostu ile günlük görüşmesini yeni bitirmiş, kahvesini yudumlayarak geniş penceresinden dışarıyı seyretmekte olan Amerikalı General, Yüzbaşı Volkan ve bir gurup subayın bahçede dikilerek sohbet ettiklerini görür. Birbirlerine el kol hareketleri ve yüksek sesle şaklabanlık yapan bir numara traşlı kendi yüzbaşı ve binbaşılarını, Yüzbaşı Volkan`ın karşısında köprüaltı çocuklarına benzeten General, bir an için bu duruma dehşetle şaşırdığını farkeder. Emir subayını çağırarak bu ortadoğulu danışman subayın iki aylık faaliyet dosyasını ister ve sayfa sayfa inceledikten sonra, Yüzbaşı Volkan`a yakınlık göstermeye karar verir. General ile yakınlaşmasının ilk haftasındaki bir sohbet esnasında süit dairesinden pek memnun olmadığından bahseden Yüzbaşı Volkan, yıldırım emri ile Saddam Hüseyin`in ara sıra kullanmış olduğu küçük çaplı saraylardan birine yerleştirilir. üç aylık görev süresinin kalan günlerinde General`e kişisel danışmanlık yapar. Uyku haricindeki zamanını General ile geçirir. Bu sürede onun da takdir, hayranlık ve güvenini kazanır. General, her gün arayan Ankara`daki dostuna, Yüzbaşı Volkan`ın son derece başarılı bir subay olduğunu, kendisi ve ailesini Türkiye`ye tatile davet ettiğini, alçakgönüllü ve hiç de iddiacı bir yapısı olmadığını ballandırarak anlatır. Zaten öyle bir yanı olsa da geniş bir bahis kültürüne sahip Amerikalılar ile asla baş edemeyeceğini söyleyerek sitem etmeyi de ihmal etmez.

Görevinin son gününde üst düzey iki subay ve General ile Türkiye`ye helikopterle transferinin ayrıntılarını görüşmekte olan Yüzbaşı Volkan, General`in, koltuğuna daha bir yayılmak için poposunu sağa sola oynattığını görünce büyük özürler dileyerek, poposunda irice bir sivilce yada ortadoğuya özgü bir şark çıbanı çıkmış olabileceğini söyler. Üst düzey 2 subayın kulakları kızarır. General, gülerek "daha neler" türünden bir şeyler söyler ve konuşulmakta olan konuya geri döner. Daha cümlesini bitiremeden, Yüzbaşı Volkan`ın, "doktora görünmesi" yönündeki tavsiyesi ile sözü kesilir ve şaşkınlık içerisinde toplantıyı bitirdiğini söyler. Davranış tavrı o güne dek yaptığı izlenimlere pek uymamaktadır. Bu hafif öfke durumu ve şaşkınlık anında, Yüzbaşı Volkan ile 2, 3 saniyelik göz temasında iken kafasında bir şimşek çakar. Kafasındaki kurnaz tilkiler ulumaya başlar. Bu söz kesen ısrarcı tutum, yoksa bir bahis sinyali midir? Ankara`daki dostunun uyarıları ışık hızıyla aklından geçer. Eğer öyle ise, zaman, hepsine dersini verme zamanıdır. Ayağa kalkarak Yüzbaşı Volkan ile yalnız görüşeceğini söyler ve kem küm etmelerine aldırmadan üst düzey 2 subayını kapı dışarı eder. Kapı nöbetçilerine ve sekreterine, içeriye hiç kimseyi almamalarını, telefon bağlamamalarını emreder.

Geri dönüp masasının köşesine ilişen General, koltuğunda masumca oturmakta olan Yüzbaşı Volkan`a doğru muzipçe bir gülümseme ile eğilerek, "poposunda sivilce yada şark çıbanı olmadığından emin olduğunu" söyler. Yüzbaşı Volkan`ın "Siz öyle diyorsanız öyledir efendim" diyerek çark etmesi üzerine cesaret alan General "Ama bu durumda tam olarak emin olamayız değil mi" derken imalı bir şekilde poposunu kaşır. Göz göze bir Sessizlik olur. Masasının köşesinden hoplayarak kalkan General, elleri ceplerinde, ağzında purosu, rahat tavrı, yüzünde haince gülümsemesi ve tüm ukalalığı ile kendi çevresinde bir döndükten sonra Yüzbaşı Volkan`ın ayak ucuna dikilir. Sesini yükseltip çatallaştırarak "Varmısın bahse" der. Yüzbaşı Volkan dudağı hafif büzülmüş isteksiz bir tavırla omuzlarını kaldırıp ellerini iki yana açarken "Bu ısrar üzerine bahsi kabul ettiğini" söyler. General cebinden çıkardığı 50 dolarlık banknotu avucunun içi ile sesli bir şekilde masaya yapıştırır. Yüzbaşı Volkan da gögüs cebinden çıkardığı cüzdanından bir 50 dolarlık çeker ve diğerinin üzerine koyar. General sırtı dönük vaziyette pantalonunu indirir. Yüzbaşı Volkan bir kaç adım geriye çekilerek bolca hamburger öğütmüş popoyu seyrederken gizlice cebinden çıkardığı fotoğraf çeken cep telefonu ile bu anı bir kaç kez ölümsüzleştirir. "Haklıymışsınız efendim bir şey göremiyorum, siz kazandınız" der. Tam o anda telefonlardan kırmızı olanı masayı titreterek çalmaya başlar. Boş bulunan General, donunu ve pantalonunu çekmeyi unutarak masanın diğer ucundaki telefona doğru hamle yapar. Telefondaki ses her gün rapor almak için arayan Ankara`daki General dostuna aittir. Ankara`daki dost hal hatırdan sonra Yüzbaşı Volkan`ı sorar. Amerikalı General biraz önce onu bahisde nasıl madara ettiğini tam anlatmaya başlamışken, Ankara`daki dostun "bu sabah önemli bir istihbarat aldım" cümlesi ile lafı ağzında kalır. Meraklanan Amerikalı General istihbaratın ne olduğunu sorar ve Yüzbaşı Volkan`ın Irak`a gelmeden önce Ankara`daki bir çok subay ve astsubay ile "saddamın sarayında kalacağına dair" bir maaşına bahse girmiş olduğunu öğrenir. Omuzu üstünden başını geriye doğru çevirerek vay köftehor tavrı ile Yüzbaşı Volkan`ı süzen Amerikalı General, "Bir istihbarat daha var" sözleri ile daha da meraklanarak önüne döner. Pencereli boxer donunu ve pantalonunu çekmediğini halen hatırlamaz. Pencereden dışarıyı seyrederek dinlemeye koyulur. Ankara`daki dost, ikinci istihbaratı nasıl söyleyeceğini bilemediğini ağzında gevelerken, Amerikalı General sesini yükselterek "Söyle yahu, kaç yıllık dostluğumuz var şurada" der. "Günah benden gitti" diyen Ankara`daki dost anlatmaya başlar. "Bizimki buradakilerin neredeyse yarısı ile, Irak`daki en üst düzey Amerikalı subayın, onun önünde pantalonunu indireceğine dair ikinci bir bahse girmiş. Hem de 3 aylık maaşına." Cümle bittiğinde zaman durur. Öylece kalan, kafasında çanlar çalan, tilkilerinin kuyrukları bir anda birbirine dolaşan Amerikalı General, abondone olmuş halde ve istem dışı bir hareketle telefonu kapatır. Tam o anda koridordan gelen bir bağırış çağırışın ardından kapı ardına kadar açılır ve az önce kovulan iki subay, arkalarındaki diğer meraklılar ile kapı eşiğinde belirirler. Odadaki manzarayı gören subaylar, gözleri faltaşı gibi açılmış halde ve aynı anda "Tüh! Gitti bizim bir aylık maaşlar" diyerek hayıflanırlar. Poposu kapıya dönük, pencereden dışarıyı seyretmekte olan ve hiç bir şey duymayan General`den kibarca izin isteyen Yüzbaşı Volkan, yüzünde yaramaz bir çocuk gülümsemesi ile dışarıya süzülür. Ardında, donup kalmış Amerikalılardan oluşan bir enstantane bırakarak, toparlanmak üzere sarayına doğru yola koyulur.

Ertesi sabah bazı cep telefonlarına gönderilen kımızı beyaz çizgili, mavi beyaz yıldızlı, fora edilmiş bir don ve popo resmi Ankara koridorlarında dolaşmaya ve büyük üzüntüler yaratmaya başlar. Aynı anlarda Irak`da bir Amerikalı General, kahveye, puroya isteksiz bir halde makamında oturmakta ve kara kara düşünmektedir. Kendinden gayrısını hor gören aceleci, fırsatçı ve sömürgeci batı zihniyeti, sabırlı, akılcı ve daha köklü doğu felsefesi karşısında yenik düşmüş, Amerikalı bir general, kasılmaktan kaskatı kesildiği adamlarına fena halde madara olmuştur. Durum kısa sürede, dünyanın dört bir yanını örümcek ağı gibi sarmış olan Amerikan birliklerinde geyik malzemesi olur ve olayın kahramanı, 50 dolara Türk subayına poposunu gösterip bahisi kazandığı halde, adamlarına maaşlarını kaybettiren İlk general olarak Amerikan ordusunun gayrıresmî tarihindeki yerini alır. Yüzbaşı Volkan hiç kimselere çaktırmadan bu göreve gönüllü olmuş, stratejisini belirlemiş, uygulamış ve itibarımızı tek damla kan dökmeden kurtarırken görev yolluğunu da kendi emeği ile doğrultmuştur.

BİTTİ.



Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
Kenan Ege
Kenan Ege / 27.07.2008
Yorumunuzu ne zaman onayladığımı hatırlayamadım. Fakat tam 6 satır yorum yapmışsınız. Teşekkür ederim.

Mazlum Gap
Mazlum Gap / 28.06.2008
ya abi kusura kalmayaın ama siz çok hayalperestsiniz. polat alemdarın babası bile ırakta rahat bakınamaz.sen kalkmış bilmem kahramanlığından bahsediyorsun.sana saygım var ama bu ırakta polat alemdarın kafasına şu siyah patlıcan poşetlerini gçirirler vallahi.demek istediğim amerika değil.yani bunu ıraktaki aware çocuklar bile yapar vallahi.lütfen filmleri ile gerçek hayatı birbirinden ayırt edin.saygılarımla.


Ekim
6
Oyun
Deniz ErFantazi Hikayeleri • 39 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ekim
3
" K! U! R! T!" (2)
Çiğdem Bekar AbilovFantazi Hikayeleri • 91 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Eylül
30
Bir Yastık Esnemesi 8 Karabasan
Umut UyanFantazi Hikayeleri • 101 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
27
Anka Kuşu
Umut UyanFantazi Hikayeleri • 114 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
27
İki
Deniz ErFantazi Hikayeleri • 137 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Temmuz
17
Küçük Bir Çocuk İnternette Kayboldu!
Kenan EgeKomik Hikayeler • 627 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Temmuz
17
Sigarayla Sevişenler Derneği`nden Duyuru
Kenan EgeKişisel Hikayeler • 827 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
15
Korkak!
Kenan EgeYaşamdan Hikayeler • 130 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Temmuz
14
Darbe Günlüğü
Kenan EgeYaşamdan Hikayeler • 87 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
11
Dikkat(!) Medya Çalışması Var!
Kenan EgeKişisel Denemeler • 61 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
17
Sigarayla Sevişenler Derneği`nden Duyuru
Kenan EgeKişisel Hikayeler • 827 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
17
Küçük Bir Çocuk İnternette Kayboldu!
Kenan EgeKomik Hikayeler • 627 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Haziran
27
Anlamlı Şiir
Kenan EgeAşk Şiirleri • 555 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
18
Bir İki Üç Tıp!
Kenan Egeİronik Hikayeler • 357 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Haziran
17
Kuzenin Önemli Günü
Kenan EgeYaşamdan Hikayeler • 226 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler İrak’da Son Tango, İrak’da Son Tango hikayesi, İrak’da Son Tango hikaye, İrak’da Son Tango nedir?, İrak’da Son Tango hakkında bilgi, İrak’da Son Tango hikayeleri, Kenan Ege hikayeleri, İrak’da nedir, İrak’da hikayesi, İrak’da hikayeleri, Son nedir, Son hikayesi, Son hikayeleri, Tango nedir, Tango hikayesi, Tango hikayeleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Armut Dersen Çıkmam!

Erol Sunat
Bu Paraya Bu Kadar Çalışılır!

Sezer Nişancı
Elmalarla Armutlar Karıştı

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Ringtones | Mortgage Calculator | Credit Counseling | Loans | Mortgage | Gazlıgöl | Saat