İsimsiz
Küçükken oynadığımız saklambaçlara benzemiyor, hayattan saklanmak...
küçükken saklanırdım, beni gören sobelerdi -oyundan çıkardım...
oysa şimdi; hayat beni sobeleyince- hayattan çıkamıyorum, ne acı, ne yazık...
nereye saklansam da bulunuveriyorum... aklım almıyor...
saklamıyor beni ağaç gövdeleri, kapı arkalarına sığmıyor koca bedenim ...
ben sıkıldım, oynamak istemiyorum hayat senle diyorum ,dinlemiyor beni, üzülüyorum...
oysa herkes dinlerdi sözümü. babam beni çok severdi yada öyle görünürdü de her dediğimi yapardı...
annem; oda öyle bir dediğim iki olmazdı evde...
ben bana söz geçirdiğim zamanlar hep dinledim benim sözümü, oysa hayat hiç öyle değil, anlamıyor beni, yada anlamak istemiyor...
anne, hayat hep böyle mi diyorum, ben oynamak istemiyorum diyorum? annemin beni karşısına alıp da konuşmaya ömrü yetmiyor. annem ölüyor gözlerimde, annemde konuştuğum ağaçlara benziyor, beni dinliyor ve susuyor... baba dememe kalmadan- şimdiye dek babamla hiç konuşmadığım geliyor aklıma... bir cesaret ya şimdi konuşsam ya diyorum... babam ah babam,,, konuşamıyorum... dilim titriyor.. ağzımdaki kelimelerim yutkuntularımla toplu intiharlara koşuyor... balıklarımla konuşmak gelmiyor içimden- birileri söylemişti de balıkların hafızasının 5 sn olduğunu- içim yanmıştı.. ne halt yemeye söylediyse bunu bana... utanıverdim kendimden... neler anlatmıştım onlara...
velhasıl karşımda herkes susuyor....
hayatsa suskunluğunun acısını damla damla yapıştırıyor yüzüme...
ben elimde parlak jelatinli şekerleri avuçlayan çocuk olmadım, dizlerim düştüğüm salıncaklar yüzünden kanamadı... avuçlarım da kanıyordu... nedenini bilmiyorum..
annem hep gözler ağlamaz kanar derdi... benim gözlerim de kanardı... acıkırdım gözümde bir kan damlası... annem avucuma ekmek parçası koyardı... annem görmüyor muydu avucumdaki kanları .. ellerimi yıkamazdım- yıkasam da geçmiyordu zaten...
yediğim ekmek, kan kokusunda...
hayat, ben oynamak istemiyorum seninle... ben sevmiyorum oyun oynamayı ...
sen bana ağlamaktan bahset , kanamaktan...
ben alışmışım hep kanamaya,,,
yüreğim ağır sancılarda, garip hastane kokularını çekerken içine, ben ameliyat masasında kalmayı biliyorum hayat,, sen bana acil kan aranıyor anonslarından bahset ... hayat sen damarlarıma akan son kullanma tarihi geçmiş bir ünite kandan bahset…
ben ayrılıkları bilirim , her sessizliğin ölümün veliahdı olduğunu bilirim...
hayat sen bana bunlardan bahset,,, yüreğim ağlar, gözlerim kanar benim …
hayat bırak pembeyi,,, beyazı sevmem ben, sen bana siyahtan bahset… o zorunlu yaşam sancılarında hep siyahtım ben… kirlenirdim, beyaz tenimde- terim siyah olurdu… çift kişilik yataklardan, tek uyandığım zaman, tenimin günahıydı tüm olanlar … günahlarımı siyaha bürür- öyle düşerdim sokaklara … annem ölürdü gözlerimde … her yer kararırdı… annem ölürken bile siyahtı…
hayat, bana ağlamaktan bahset… ben daha doğarken ağlamışım… hayat neden herkesi güldürdün ben doğarken… öleceğim zaman neden ağlayacaklar ben gülmek isterken… hiçbir dediğimi yapmadın hayat… neden?
Gizli kürtajlarda aldırdım umutlarımı… şiddetli kanamalarda boğdum hayallerimi…
Tüm beyazlarımı , tenimin sarısını- siyahla kapattım ben… bir tek kanlarım kırmızı….
Sen bana bunlardan bahset hayat…
Ben oynamak istemiyorum seninle,,,
Sobelemekten beni, vazgeç…
Sen bana hayatsızlık tan bahset hayat ….
Ben anlamam senin anlatmak istediklerini….
…